Yenilmezler Yapım Notları

GELMİŞ GEÇMİŞ EN İYİ SÜPER KAHRAMANLAR EKİBİ BİR ARAYA GELİYOR!

S.H.I.E.L.D. olarak bilinen uluslararası barış koruma örgütünün yöneticisi Nick Fury’nin, global güvenliği tehdit eden beklenmedik bir düşmanı altetmek amacıyla Yenilmezler ekibini toplamak için başlattığı, cesaret isteyen ve dünyanın dört bir yanına yayılan adam toplama girişimine, simgeleşmiş Marvel Süper Kahramanları Demir Adam, Hulk, Thor, Kaptan Amerika, Şahin Göz (Hawkeye) ve Kara Dul (Black Widow) cevap veriyor.

Rüya takım bir araya geliyor ancak güçlü ve tehlikeli Loki, Kozmik Küp’e ve onun sınırsız gücüne erişim sağlayınca; Nick Fury ve sırdaşı Ajan Coulson, süper kahramanları birbirlerine karşı değil, birlikte çalışmaya ikna etmenin bir yolunu bulmak zorunda kalıyor.

Başrollerini Robert Downey Jr., Chris Evans, Mark Ruffalo, Chris Hemsworth, Scarlett Johansson, Jeremy Renner, Tom Hiddleston, Stellan Skarsgård ve Nick Fury olarak Samuel L. Jackson’ın paylaştığı, yönetmenliğini Joss Whedon’ın yaptığı “Yenilmezler”, ilk kez 1963 yılında yayımlanan ve o dönemden bu yana Marvel’in en popüler Marvel çizgi roman serisi olan “The Avengers”dan uyarlandı.

Dünyanın en güçlü süper kahramanlarını birlikte ilk kez beyaz perdeye taşıyan filmdeki yetenekli isimlerle dolu oyuncu kadrosuna katılan diğer isimlerise Clark Gregg ve Cobie Smulders.

Yönetmen Joss Whedon’ın yaratıcı prodüksiyon ekibinde Oscar’a aday gösterilen görüntü yönetmeni Seamus McGarvey (“Atonement/Kefaret”), yapım tasarımcısı James Chinlund (“25th Hour/25. Saat”), Oscar ödüllü kostüm tasarımcısı Alexandra Byrne (“Elizabeth: The Golden Age/Elizabeth: Altın Çağ”), Oscar ödüllü görsel efekt süpervizörü Janek Sirrs (“Iron Man 2/Demir Adam 2”, “The Matrix”), dört kez Oscar’a aday gösterilen özel efekt süpervizörü Dan Sudick (“Iron Man/Demir Adam”, “War of the Worlds/Dünyalar Savaşı”) ve kurgucular Jeffrey Ford (“Crazy Heart/Çılgın Kalp”) ile Lisa Lassek (“The Cabin in the Woods”) yer alıyor.

“Yenilmezler”in yapımcılığını Marvel Studios’un Başkanı Kevin Feige, uygulayıcı yapımcılığını ise Alan Fine, Jon Favreau, Stan Lee, Louis D’Esposito, Patricia Whitcher, Victoria Alonso ve Jeremy Latcham üstleniyor. Filmin hikâyesi Zak Penn ve Joss Whedon’a, senaryosu ise Joss Whedon’a ait.

YENİLMEZLER BİRARAYA GELİYOR!

2008 yılında “Iron Man” serisinin ilk filminin yakaladığı başarı, Marvel’in yeni bir seriyi başlatma ve en sevilen karakterlerini Marvel Evreni’nin kutsal kâsesi “The Avengers”ın bir filmiyle bir araya getirme konusunda ne kadar arzulu olacağının ilk sinyali niteliğindeydi.

“Yenilmezler” fikri ilk olarak, “Iron Man”in yapımı sırasında ortaya çıktı. O dönemde yapımcı Kevin Feige,S.H.I.E.L.D.’ın hem “Iron Man”in hem de “Incredible Hulk”un bir parçası olabileceğini düşünüyordu.

“Marvel Evreni’nde yer alan ve diğer stüdyolar tarafından alınmamış olan Demir Adam, Hulk, Kaptan Amerika, Thor, Şahin Göz (Hawkeye) ve Kara Dul (Black Widow)’un içinde bulunduğu karakterler listesine baktık” diyor Feige. “Ve ‘tüm bu karakterlerin en popüler çizgiroman serilerinden biri olan The Avengers’ı oluşturan karakterler olması ilginç değil mi?’ diye düşündüm”.

“Nick Fury’nin küçük bir rolle görünme fikri ortaya çıkmaya başladığında Sam Jackson’u aradım. O, bunun harika bir fikir olduğunu düşündü” diye devam ediyor Feige. “Onun bu konudaki coşkusu bizi son jenerik sahnesini çekmeye ve Tony Stark’ın o sahnede söylediği şu söze yönlendirdi: ‘Sen daha büyük bir evrenin parçasısın, sadece onu henüz tanımıyorsun’. Bu aynı zamanda Marvel’in kendi izleyicisine söylediği bir cümleydi.”

Yapımcı sözlerine şöyle devam ediyor: “İzleyiciler Nick Fury’yi ve kısacık göründüğü sahneyi çok sevdi. Aynısını iki ay sonra ‘Incredible Hulk’ta da yaptık ve aldığımız reaksiyondan “Yenilmezler”in başarılı olacağını bir kez daha anladık. Planımız tek bir süper kahramana ait filmler yapmaktı çünkü tüm karakterleri “Yenilmezler”de biraraya getirmeden önce, ilk olarak kendi serilerinin içinde tanıtmamız gerçekten çok önemliydi. Ayrıca ‘Thor’ ve ‘Kaptan Amerika’daki film yapımcılarını görevlendirdik. Onlar bir kum havuzunu paylaşarak oynama fikrine açık insanlardı.”

Stan Lee ve Jack Kirby tarafından yaratılan “The Avengers” ilk kez Eylül 1963’te yayımlandı. “The Avengers” ekibi aslen Demir Adam, Thor, Hulk, Ant-Man ve Wasp’ı içeriyordu. Çok uzun bir süre büyük bir buz kütlesinin içinde sıkışıp kalan Kaptan Amerika, tekrar hayatadöndükten sonra dördüncü sayıda ekibe katıldı. 50 yılı aşkın bir süre boyunca yaratılmasına yardım ettiği Marvel Evreni’ndeki karakterlerin popülaritesinin giderek büyüdüğünü görmek, Stan Lee açısından mirasının gelişimine tanık olmak gibiydi. “Marvel karakterlerinin bu kadar başarılı olmasının nedenlerinden biri bana göre şuydu, karakterleri yaratırken onlara ilginç kişilikler ve kişisel sorunlar vermek istedik, bu şekilde insanlar sanki süper güçleri yokmuş gibi hala onlara ilgi göstermeye devam edecekti” diye açıklıyor Stan Lee. “Başka bir deyişle biz, kadın ve erkek kahramanlarımızı üç boyutlu, ilginç insanlar yapmaya çalıştık”.

Lee sözlerine şöyle devam ediyor “Bazen insanlar, sadece süper güce odaklanıp kostümün içindeki gerçek kişiyiihmal ederek hata yapıyor. İşte böyle durumlarda bu özel hikâyeler bunun olmamasını sağlıyor. “The Avengers”daki her karakterin hasarlı yanları var ve dünyayı kurtarma faaliyetlerine ek olarak dinamik, ilginç, kişisel bir hikâyeleri var”.

Lee ve Jack Kirby’nin renkli hikâyeleri onlarca yıldır Marvel okurlarını heyecanlandırırken, film yapımcıları için zorluklardan biri, “Yenilmezler”in yapım öncesi ve yapım aşaması sırasında hem “Thor”un hem de “İlk Yenilmez: Kaptan Amerika”nın kurgusunu yapmak ve gösterime sokmaktı.

“İlerlediğimiz yönde çok güvenli davranmak zorundaydık ama dört karakterden ikisi daha izleyiciyle tanışmamıştı. Bu durum birazcık ortada bir kanıt olmamasına rağmen yine de bir şeye inanmaya benziyordu” diyor Kevin Feige. “Yapbozun büyük parçası, ‘Thor’ ve ‘Kaptan Amerika’yı, son derece özgün başlangıçları ve bitişleri olan, ‘Yenilmezler’ filmi için hikâyeye güzel bir geçiş sağlayan, kendi kendine yeten hikâyelerde tanıtmaktı.”

Film yapımcılarının “Thor” ve“İlk Yenilmez: Kaptan Amerika” ile ilgili planları mükemmel bir şekilde ilerledi. Filmler yazın gişede büyük bir başarı yakaladı ve “Yenilmezler”in beyaz perdeye çıkışının fitilini ateşledi.

“YENİLMEZLER”İ YÖNETMEK: JOSS WHEDON

“Bir yönetmen aradığımız haberinin yayılmasının ardından Joss Whedon geldi ve konuyla çok yakından ilgilendi” diyor Kevin Feige. “Joss’u 2001 yılından beri tanıyorum. Ona, filmin bağımsız olmak zorunda olduğunu ve ‘Yenilmezler’deki en önemli şeylerden birinin bu olduğunu söyledim. ‘Filmi öyle bir şekilde planlaman gerekiyor ki, diğer Marvel filmlerini görmeyen insanlar da bunu izleyebilsinler ve başından sonuna kadar hikâyeyi anlayabilsinler’ dedim.

Yapımcı şöyle devam ediyor “Joss Whedon sahip olduğu deha sayesinde bu devasa unsurları alıp dengeyi kurabiliyor. Böylece karakterler, görüntü ve görsel efektlerin karşısında asla kaybolmuyor. Biz, inanılmaz sahneler ve harika aksiyonlar içeren bir film yapmak istedik ama diğer taraftan filmin tonunun ve mizah anlayışının perdede göz alıcı görüntülerin gölgesinde kalmasını istemedik. Tony Stark ve Steve Rogers’ı birlikte izlemek, Tony’nin Thor’a verdiği tepkiyi ve Nick Fury’yi kendi çimenliğinde gördüğü ilk andagösterdiği reaksiyonu görmek her zaman çok heyecan verici olmuştur. Biz bu ilişki dinamiklerinin filmin tam kalbinde yer almasını istedik ve Joss’un filmde aksiyon konusu kadar karakter gelişimi konusunu da derinlemesine ele alabilecek birisi olduğunu hissettik”.

Joss Whedon (“Buffy the Vampire Slayer/Buffy Vampir Avcısı”, “Serenity”) ilgisini çeken şeyin ne olduğunu açıklıyor: “Marvel’inyaptığı şeyin bir hayranıyım. Vizyona soktukları filmler son derece öğretici, faydalı ve eğlenceli. Bana ilk geldiklerinde ‘Thor’ ve ‘Kaptan Amerika’nın bitmesine daha çok vardı ve sadece ‘Pekala, elimizde bu şekilde hareketli parçalar var ama onları biraraya getirmek nasıl mümkün olabilir?’ diye düşündüm”.

“Demir Adam, Hulk, Thor ve Kaptan Amerika bir arada olabilecek gibi değillerdi. Sonuçta ilgimi çeken ve bana ‘Bu yapılabilir ve bu yapılmalı’ dedirten şey bu oldu” diye devam ediyor Whedon. “Bu insanların birbirlerine aitlik hissi yok ve iyi geçinmezler. Bu dinamik belirginleştiği an, bu insanlarla ilgili gerçekten söyleyecek birşeylere sahip olduğumu farkettim”.

“Çok yetenekli yönetmenlerin yanısıra, en alt kademeden en üst kademeye kadar en iyi film teknisyenlerinin ilgisini çekmeyi başardık. Bu durum, izleyicilerin izlemekten zevk aldığı, ilgi çekici karakterler ve hikâyelerle dolu, olay yaratan filmlerin ortaya çıkmasıyla sonuçlandı” diyor yapımcı Kevin Feige. “Bunu Joss Whedon’ın yönetmenliği üstlenmesini sağlayarak ‘Yenilmezler’ ile bir kez daha başardık. O inanılmaz yetenekli, sadece filmi yönetmek açısından değil, aynı zamanda da ilgi uyandıran bir hikâyeve senaryo geliştirmek açısından”.

Demir Adam’da Tony Stark karakterini canlandıran oyuncu Robert Downey Jr. şöyle söylüyor: “Oyuncu seçimi dışında Marvel’in yaptığı en iyi şey, doğru yönetmenleri seçmek. Bu her zaman heyecan verici bir duyuru oluyor. ‘Yenilmezler’in senaryo yazımı çok daha kusursuz olmak zorunda çünkü çok daha karmaşık bir yapısı var. Orada sekiz karakteri biraraya getirmeye, hepsine mantıklı bir şekilde sahip olmaya, tüm yönlerini ortaya koymaya ve onları başarılı kılmaya çalışıyorsunuz”.

“Senaryoyu yazarken tüm oyuncu kadrosuyla vakit geçirme şansım oldu, karakterlerini baştan aşağı onlar için inşa ettiğimi biliyorlardı” diye açıklıyor Whedon. “Çalışmalarımızda ilerlerken onlara gidip şöyle söylüyordum ‘Bunlar benim fikirlerim ve bunu bu şekilde oynamanız gerektiğini düşünüyorum. Size ters gelen özel bir şey var mı? Karakterin başka bir şeye ihtiyacı olduğunu düşünüyor musunuz?’. Her oyuncunun ayrı ayrı fikirleri vardı, bu yüzden senaryo baştan sona bir işbirliği içinde ortaya çıktı ve bence bu durum hemen tonun belirlenmesineyardım etti. Benim ilkem her zaman şu olmuştur, ‘Ben ne istediğimi tam olarak biliyorum, eğer sen de bana ne istediğini söylersen ikisini birden yapabiliriz’”.

“Bir yönetmen olarak görsel tarzımın kaynağı çizgi romanlar. Görsel hikâye anlatımı anlayışımı şekillendiren unsurda çizim kareleri. Çocukluğumun büyük bölümünde film izlemekten ziyade, doymak bilmez bir şekilde okuyordum”.

Film yapımcıları açısından senaryoyu geliştirmek başlı başına zor bir durumdu çünkü 48 yılı aşkın bir süredir yayınlanan ve 500 Avengers’ı içeren Marvel Çizgi Roman evreninden çok, Marvel sinematik evrenine dayanmakgibi bir zorunlulukları vardı.

“’Yenilmezler’ için senaryoya adapte edilecek materyalleri belirlerken yaşanan zorluğun bir benzeri daha yoktu” diye açıklıyor uygulayıcı yapımcı Jeremy Latcham. “Önceki filmlerin hepsinde başlangıç noktası için çizgi romanlara bakabildik ama ‘Yenilmezler’de ‘Hadi önceki filmlerimizde kurduğumuz şeye bakalım’ dedik. Bu tamamen, ‘Kurduğumuz bu sinematik evrenin hakkını nasıl veririz? Saygınlığını korumaya devam ederek, filmlerin hayranlarına ve çizgi romanların hayranlarına istedikleri şeyi nasıl veririz?’ sorularıyla ilgili bir durumdu.

“Marvel’dekilerin senaryoda ve olayların gerçekleştiği yapıda ne istediklerine dair çok net bir fikirleri vardı” diyor Joss Whedon. “Bu benim açımdangerçekten harikaydı çünkü bu durum bana üzerinden yola çıkarak oluşturabileceğim bir şey verdi ve oluştururken ilgilendiğim tek şey ‘o noktaya nasıl ulaşırız?’ sorusu oldu.

Yönetmen şöyle devam ediyor: “Bana göre görüntünün iskelete uymasını istiyorsanız, onu kendiniz yaratmalısınız. Aksiyon yaratmayı seviyorum ve bu konuda son derece spesifik davranmayı seviyorum. Benim için süreç su sorularla başladı, ‘Bu insanlar kim ve nasıl bu şekilde fonksiyon bozuklukları oluyor? Birlikte olmak onlar için ne kadar zor ve böyle bir durum onları kendilerinden ne kadar korur?’”

Bu filmde S.H.I.E.L.D. yöneticisi Nick Fury, dünyanın büyük bir tehlikenin içinde olabileceğini keşfedince Yenilmezler ekibini toplamak zorunda kalıyor.

Kevin Feige, S.H.I.E.L.D.’ın filmde nasıl ortaya konduğunu açıklıyor: “Önceki Marvel filmlerinden bu noktaya kadar S.H.I.E.L.D. sadece gölge gibi bir organizasyondu. Zaman zaman bazı tavsiyeler vermek için ortaya çıkıyor ve tekrar ortadan kayboluyordu. Bu filmde dünyayı gerçekten S.H.I.E.L.D.’ın gözlerinden görüyorsunuz.Bir sürü kaynağı, bir sürü ekipmanı olan ve dünyanın güvenliğini korumak üzere görevlendirilmiş bu büyük organizasyonu izleyiciler de ilk kez görecekler”.

Yapımcı şöyle devam ediyor, “Filmin başında onlarla iletişim kuruyoruz ve onlar Tesseract olarak da bilinen, hakkında çok fazla şey bilmedikleri Kozmik Küp üzerinde bir deney yürütüyorlar. Onlar bunun üzerinde çalışırken çok kötü bir şekilde ters giden bir şeyler oluyor. Bu terslik, kötülüğün kaynaklarını dünyamıza getiriyor ve onlarıöyle bir şekilde yerle bir etmeye başlıyor ki,akıllara tek bir soru geliyor: S.H.I.E.L.D. kadar büyük bir organizasyon bununla başaçıkamıyorsa kim çıkabilir? İşte o noktada Nick Fury, telefonu kaldırıp, bir Yenilmezler ekibi kurmaya başlaması gerektiğini farkediyor”.

Nick Fury ve S.H.I.E.L.D.’ın hesaba katmadığı şey, şimdiye kadar hiç bir araya gelmemiş en büyük süper kahramanlardan bir grup oluşturmanın ve onların bir ekip olarak birlikte çalışmasının zorluğu.

“Filmin başında gerçekleşen olaylar o kadar geniş kapsamlı ki; Nick Fury, Dünya Güvenlik Konseyi ya da S.H.I.E.L.D. dışındaki diğer güçlerin söyleyebileceği şeylere karşın, ‘Yenilmezler’in biraraya gelmesinin zorunlu olduğunu farkediyor” diye açıklıyor uygulayıcı yapımcı Louis D’Esposito. “Bunun son derece sıradışı bir şey olduğunu biliyor ama dünyayı kurtarmak için bunu yapmak zorunda. Ne yazıkki Nick Fury için Süper Kahraman ekibini biraraya getirmek söylendiği kadar kolay değil. İnsanları biraraya getirmek için Ajan Coulson ya da Natasha Romanoff gibi isimlerden yararlanıyor ama asıl olay, hepsi birden aynı odanın içinde toplanınca patlak veriyor”.

Bu dinamik, her biri gerçeküstü olan ve dördükendi bireysel film serilerine sahip, sekiz karakter etrafında gelişen bir senaryoyu geliştirmek, film yapımcılarının karşılarına çıkan çok sayıdaki zorluktan sadece bir tanesiydi. Bir sürü karakterin olduğu ve dünyaların çatıştığı bir filmde hikâyeyi ve senaryoyu gerçeklik düzleminde tutmak, film yapım ekibi için büyük önem taşıyordu.

“Tüm Marvel filmlerine aşılamaya çalıştığımız şeylerden biri,eylemlerin sonuçlarının olması ve onların gerçek dünyada gerçekleşmesi” diyor D’Esposito. “İşte bu yüzden izleyicilerin filmin açılış sahnesinde, gelişen ve Nick Fury’yi etkileyen olayların içine girmiş gerçek dünya unsurlarının varlığını görmesi çok önemli. Çünkü bunu sağlayabilirseniz, fikrin geri kalanının karşılığını verebiliyorsunuz”.

“Tüm filmlerimizin tonu çok farklı ama hepsi de klasik Marvel unsurlarını taşıyor: Beklentileri karşılama, aksiyon, macera ve yükselen riskler” diyor yapımcı Kevin Feige. “Joss Whedon’ın senaryosunda gerçekten hoşuma giden şey, tüm bu renkli kişiliklerin birbirlerini etkilemesiydi. Görülmeye değer bazı anlar var ve bu anlar kadar etkileyici olan diğer bir unsur da senaryoda yer alan ve izleyicileri etkileyecek olan karşılıklı etkileşim anları. Bazen hepsi birden hemfikir olacak ama bazen de tamamen farklı şeyler düşünecekler ve kum havuzunda pek de dostane bir şekilde oynamayacaklar”.

“Senaryoyu yazmayı bitirdiğimde, gerçekten orijinal bir hikâye hissi verdi” diyor yönetmen Whedon. “Kendilerine ve bunun olmasını engellemeye çalışan tüm o güçlere rağmen,bu karakterlerin ‘Yenilmezler’i oluşturmak üzere nasıl biraraya geldiğini görmeniz gerek. Hikâyede bir sürü karakter olsa da, hepsinin kendi anları ve parlayıp ön plana çıktıkları sahneleri var”.

YENİLMEZLER EKİBİ

DEMİR ADAM(Tony Stark) ROBERT DOWNEY JR. canlandırıyor

Tony Stark (Robert Downey Jr.) garip bir deha, bir milyarder, bir playboy ve bir hayırsever olmanın yanı sıra, aynı zamanda Demir Adam olarak bilinen zırhlı bir süper kahraman. Tüm dünyadaki düşmanları yendikten hemen sonra Stark, gönülsüz bir şekilde Nick Fury’nin (Samuel L. Jackson) S.H.I.E.L.D. olarak bilinen çok gizli barış koruma ve istihbarat örgütüne danışman olarak hizmet vermeyi kabul etti. Ufukta global bir krizin belirmesi ve dünyanın kaderinin belirsizliğe yönelmesi nedeniyle Stark, dünyayı kurtarmak için artık Demir Adam zırhına yeniden güç vermek ve Yenilmezler’in gerçek bir üyesi olmak zorunda.

Robert Downey Jr., Demir Adam:“Tony Stark tüm olasılıklara açık ve sıradışı olayları kabullenmek konusunda bir sorunu yok. Yenilmezler ekibine katılmasının nedeni merak. Olan bitenlere yakından tanık olmak istiyor. Bir süre önce suyun ortasındaki bir ada olmadığının farkına vardı ve bu defa bunun bir grup işi olduğunu ve ‘Biz, benden iyidir’ düşüncesini anlamaya başlıyor”.

KAPTAN AMERİKA (Steve Rogers) CHRIS EVANS canlandırıyor

Çok gizli bir Süper Asker programı zayıf Steve Rogers’ı (Chris Evans) güçlü ve cesur Kaptan Amerika’ya dönüştürdükten sonra, 2. Dünya Savaşı sırasında gösterdiği inanılmaz kahramanlıklar onu yaşayan bir efsane haline getirdi. Steve, New York City’yi kurtardı ve savaşın akışını değiştirdi ama son görevi sırasında Kuzey Kutup Bölgesi’ne düştü. Günümüzde uyanan Steve, onlarca yılını buzla kaplı tundrada donmuş bir şekilde geçirdiğini öğrendi. Şimdi Steve Rogers kendisini, tanımakta zorlandığı modern bir dünyada yalnız bir şekilde buluyor. Uluslararası barış koruma örgütü S.H.I.E.L.D.’ın yöneticisi Nick Fury (Samuel L. Jackson), dünyayı tekrar kurtarmaya yardım etmesi için Rogers’a başvurunca, o da Kaptan Amerika olarak simgeleşmiş kalkanını eline alıp gücünü, liderliğini ve akıllıca tutumunu Yenilmezler’e getiriyor.

Chris Evans, Kaptan Amerika:“Steve Rogers’ın en önemli özellikleri, iyi mizacı, yüksek bir ahlaki anlayışa ve güçlü değerlere sahip olması. Bu ahlaki anlayış ve değerler, insanların birbirlerini farklı biçimde tehdit ettiği bir dönemde oluştu. Etkileşim seviyesi biraz daha derindi. Şu anda sahip olduğumuz teknolojiyle sanki her şey bir adım uzaklaşıyor gibi. İnandığı, desteklediği ve sevdiği birsürü şey değişti. Onlar kaybolmadı, sadece artık farklılar. O, modern bir dünyada ayağını basacağı sağlam bir yer bulmaya çalışıyor”.

THOR (Şimşek Tanrısı) CHRIS HEMSWORTH canlandırıyor

Uzak Asgard diyarının kibirli prensi Thor (Chris Hemsworth), vatanını tehlikeye atan sorumsuz davranışlarından sonra Dünya’ya sürgün edildi. Dünya’da sürgündeyken Thor, alçakgönüllülüğü öğrendi ve yeni arkadaşlarının, erkek kardeşi Loki’nin yönlendirdiği yıkıcı bir tehlikeden kurtulmalarına yardım etti. Bu süreçte Thor, babası Asgard Kralı Odin’e kendisini affettirdi. Thor, Asgard’a bir kahraman olarak dönüp iyi karşılandıktan sonra, kozmik seviyede bir felaketi engellemek için şimdi bir kez daha dünyaya gelmek zorunda. Muazzam bir güç taşıyan efsanevi çekici Mjolnir’e sahip olan güçlü savaşçı, çok geçmeden kendisini Nick Fury’nin gizli girişimi Yenilmezler’le beklenmedik bir ittifaka sürüklenmiş bir halde buluyor ve gücünü, asi kardeşi Loki’ye karşı davalarına katkıda bulunmak için kullanıyor.

Chris Hemsworth, Thor: “Yaşanan olayların içinde diğer süper kahramanlara oranla Thor’un daha fazla kişisel hesabı var çünkü Loki onun kardeşi. O, birçok insanın iyiliği için uğraşıyor ama kardeşine neler olduğuyla ilgili bazı derin soruları var. En büyük çelişkiyi de burada yaşıyor”.

HULK (Bruce Banner) MARK RUFFALO canlandırıyor

Yumuşak huylu bilim adamı Doktor Bruce Banner (Mark Ruffalo), ters giden bir gama radyasyon deneyinin ardından kendisini tuhaf bir durumun içinde bulur. Sinirlendirildiğinde ya da tahrik edildiğinde Hulk olarak bilinen kontrol edilemez yeşil derili bir canavara dönüşmektedir. Hulk’un verebileceği zararlardan korkan Doktor Banner, dünyanın ücra köşelerinde gizli bir yaşam sürmeyi seçerek, yeşil tehdide dönüşme yeteneğinden faydalanmak isteyenlerden kurtulmaya çalışırken, hastalığı tedavi etmeye ve zor durumdakilere yardım etmeye uğraşıyor. Büyüyen tehlikeye karşı Banner’ın bilimsel deneyimine ihtiyaç duyulunca, ikinci kişiliğinin inanılmaz gücünü çok iyi bilen S.H.I.E.L.D. yöneticisi Nick Fury onu ekibe dahil ediyor ve Hulk, Yenilmezler’in bir parçası oluyor.

Mark Ruffalo, Hulk: “Bu Hulk çok değişken. Ne yapacağı önceden kestirilemiyor; ayrım noktaları olan biri. Bir espri anlayışı var, bir iletişim kurma yeteneği var. Ama o sinirli biri ve tıpkı vahşi bir hayvan gibi son derece tehlikeli. Onun öfkesi sanki gerçek gibi, olaylara gösterdiği tepkiler çok insani görünüyor”.

HAWKEYE (Clint Barton) JEREMY RENNER canlandırıyor

S.H.I.E.L.D.’ın en seçkin ajanlarından biri olan Hawkeye kod adlı Clint Barton (Jeremy Renner), dünyadaki yaşayan en büyük nişancıdır. Silah olarak özel bir yaya sahip Hawkeye, farklı durumlar için özel olarak üretilmiş oklarını mükemmel bir isabet oranıyla fırlatır. Potansiyel bir global felaket ufukta belirince, inanılmaz savaş becerilerini Yenilmezler’le birlikte mücadele etmek için kullanıyor.

Jeremy Renner, Hawkeye: “Hawkeye oyunda tek başına, kimsesiz ve yalnız. Bir anlamda yalnızlığı seven bir karakter, bu açıdan bakıldığında o bir takım oyuncusu değil ama kendisine ihtiyaç duyulursa orada olacaktır”.

KARA DUL (BLACK WIDOW)(Natasha Romanoff) SCARLETT JOHANSSON canlandırıyor

S.H.I.E.L.D. ajanı Natasha Romanoff, diğer adıyla Black Widow (Scarlett Johansson) dünyanın en büyük casuslarından ve muhtemelen dünyanın en yetenekli suikastçılarından biri. İğneler ve misket bombaları gibi kapsamlı özel bir silah cephanesine sahip olmasının yanı sıra, farklı dövüş sanatları konusunda uzman bir isim olan Romanoff’un benzersiz yetenekleri onu, yönetici Fury’nin en önde gelen ajanlarından biri ve bir araya gelen Yenilmezler’in önemli bir parçası yapıyor.

Scarlett Johansson, Black Widow: “Black Widow sadece işini düşünüyor. Bir tür belirsiz alanda bulunuyor. Bir anlamda karanlık denilebilecek geçmişine rağmen iyi bir amaç uğruna savaşıyor. Kendini görevine adamış biri çünkü öyle olmak zorunda ve ahlaki yapısı gereği sorumluluk sahibi. O militarist biri, bu şekilde doğruyla yanlışı ayırt edebiliyor.”

LOKI TOM HIDDLESTON canlandırıyor

Asgard tahtını devirme teşebbüsünün kardeşi Thor (Chris Hemsworth) tarafından engellenmesinin ardından kötü Loki (Tom Hiddleston), intikam planını yapmak için bilinmeyen topraklara çekildi. O artık sadece kardeşine değil, üzerindekileri Thor’un koruduğu dünyaya da karşı. Loki şimdi dünyayı ele geçirmek için yaptığı hain bir planla geri dönüyor ve bu hayalinin gerçekleştiğini görmek için hiçbir şeyden çekinmeyecek. Kötüye kullandığı gücü, tüm gezegeni tehdit ederken, onu durdurmak için Yenilmezler’den fazlası gerekebilir.

Tom Hiddleston, Loki: “Loki’nin kötülüğü, hasarlı biri oluşundan ve evrendeki yerini arayışından kaynaklanıyor ama bu filmde daha tehditkâr ve daha güçlü. Çok daha serinkanlı. O aynı zamanda da bir tanrı olduğu için herhangi bir insandan daha güçlü.

NICK FURY (S.H.I.E.L.D. Yöneticisi) SAMUEL L. JACKSON canlandırıyor

Efsanevi yöneticisi Nick Fury (Samuel L. Jackson) önderliğindeki uluslararası barış koruma örgütü S.H.I.E.L.D., dünyanın en büyük tehlikelerine karşı insanlığın ilk savunma hattı. S.H.I.E.L.D.’ın global güvenliği tehdit eden bir kötüden haberdar olmasıyla Fury, gezegenin en güçlü varlıklarını bir araya topluyor ve Yenilmezler’i oluşturuyor.

Samuel L. Jackson, Nick Fury: “Nick Fury bir sürü şeyi takip ediyor ve bir ihtiyaç gördüğünde genellikle alışılmışın tersini yapıyor. Kendisine ısrarla bir şey yapmaması söylenen durumlarda harekete geçerek ve bunu her koşulda yaparak bir sürü insanın damarına basıyor”.

MARIA HILL (S.H.I.E.L.D. Ajanı) Cobie Smulders canlandırıyor

Maria Hill, S.H.I.E.L.D.’ın yöneticisi Nick Fury’den sonraki ikinci adam. Son derece sadık ve yetenekli bir ajan olan Hill, hızlı bir şekilde Fury’nin en güvendiği yardımcılarından biri haline geldi. Hill’in her şeyi kitabına uygun şekilde yapma ısrarı, bürokrasiye ya da formalitelere tahammülü olmayan Fury’le dönemsel çatışmalar yaşamasına neden oluyor. Yine de Fury, hedefe giden her yolun mubah olmadığını kendisine hatırlatması için Hill’e güveniyor. Hill’in yeteneği ve etkinliğinin yanısıra, ince bir şekilde bilenmiş ilkeleri onu Fury’nin takımının değerli bir parçası yapıyor.

Cobie Smulders, Maria Hill: “Maria Hill ve Nick Fury sık sık sert tartışmalara giriyor. Bana göre Maria, Nick’ten birazcık daha güçlü sezgilere sahip. Ama film ilerledikçe Maria, onun ilgili biri olduğunu, durumu önemsediğini, ülkemizi korumak ve kötü adamlarla savaşmak için doğru adımları attığını farkediyor”.

PHIL COULSON (S.H.I.E.L.D. Ajanı) Clark Gregg canlandırıyor

Ajan Phil Coulson, Yönetici Nick Fury’nin direktiflerini uygulayan ve çoğunlukla siperlerde bulunan bir ajan olmasına rağmen, her zaman takım elbise giyip kravat takan deneyimli S.H.I.E.L.D. ajanı. Fury’nin zaman zaman yürüttüğü gizli görevlerde zor işlerin adamı rolünü üstlenen Ajan Coulson, dünyanın en güçlü süper kahramanlarını idare etmekten fazlasını yapabilecek yeteneğe sahip olduğunu kanıtladı. Üstelik o süper güçleri ya da süper yetenekleri olmayan bir insan. S.H.I.E.L.D.’ın görev adamı Coulson, güvenilir, sadık ve çok sıkı bir Kaptan Amerika hayranı. Dünyaya karşı gelişen bir tehditle baş etmek için bir Süper Kahramanlar ekibinin oluşturulması gerekince Coulson, sanki işindeki sıradan bir günü yaşıyormuşçasına Nick Fury’nin Yenilmezler ekibini toplama görevini üstleniyor.

Clark Gregg, Phil Coulson: “Ekibe baktığınızda rock yıldızlarından, devasa kasları olan divalardan ve süper güçlerle donanmış benliklerden oluştuğunu görüyorsunuz.Böyle olduğu için de birisi, hepsinin aynı süper grupta çalmasını sağlayacak arka plan görevini yürütüyor. Ajan Coulson işte bunu yapıyor.”

YENİLMEZLER EKİBİ OYUNCU SEÇİMİ

Whedon senaryodaki son dokunuşları yaptıktan sonra, film yapımcıları “Yenilmezler”in ödüllü oyuncularla dolu kadrosu üzerinde odaklanmaya başladı.

“Bu şekilde ayarlanmış bir filmi yapmanın en güzel yanlarından biri, oyuncu kadrosu oluşturma sürecine yüzde 80’i tamamlanmış bir şekilde başlıyor olmak” diyor Louis D’ Esposito. “Ana oyuncularımızın çoğu diğer Marvel serilerinden geliyor, bu yüzden dikkatimizi doldurmamız gereken küçük rollere verebildik”.

Harekete geçme zamanı geldiğinde her ekibin bir görev adamı vardır ve bu durum “Yenilmezler”de de farklı değil. Onlar da milyarder bir sanayici ve playboy olan Tony Stark’a, diğer adıyla Demir Adam’a başvuruyorlar. Başrolünde Robert Downey Jr.’ın (“Sherlock Holmes 1 & 2”, “Tropic Thunder/Tropik Fırtına”) oynadığı, Marvel Evreni’nin mihenk taşlarından ve en sevilenlerinden biri olan “Demir Adam” serisinin ilk iki filmi dünya genelinde toplamda 1,2 milyar dolar hasılat elde etti.

“Robert, Tony Stark olarak bir yetenek gösterisi yapıyor. Karakterine hayat vermek ve onu tanımlamak konusunda sahip olduğu güveni ve espri anlayışını mümkün olan en iyi yolla her iki Demir Adam filmine de aktarıyor” diyor yapımcı Kevin Feige. ”Robert’a tüm karakterlerle birlikte yer alacağı sahneler vermek istedik çünkü Tony’nin, Kaptan Amerika, Thor ve Hulk’la olan etkileşimini izlemenin çok eğlenceli olacağını biliyorduk. Robert perdeye çıktığında izleyiciler son derece büyük ve somut bir yolla onu kucaklıyor. O bizim için ve film için gerçekten bir dinamo.”

Robert Downey Jr. için “Yenilmezler”de yer alma fikri 2008 yılında, “Demir Adam”ın gösterime girdiği ilk gece belirmeye başladı. “Akşam yemeğinde bir masanın etrafında toplanmış, rakamların gelmesini beklediğimizi hatırlıyorum” diyor Downey. “Film bittikten sonra bazı fikirler ortaya çıkmıştı. “Yenilmezler”in sinyalini veren konuşmalar olmuştu. Hollywood’da zor işlerin çözüldüğü anlar beni hep hayrete düşürür”.

Aktör şöyle devam ediyor, “Tony başlangıçta bunun komik olduğunu düşünüyor ama Tony Stark olarak, ‘Yenilmezler’in dünyasında var olan ihtimallere karşı daha açık biri. Tonyzaten daha büyük bir evrenin parçası olmakla ilgili olarak bir süredir kendisini oyalayanNick Fury’den bunun ipuçlarını almıştı”.

Uygulayıcı yapımcı Jeremy Latcham ekliyor: “Günün sonunda o Tony Stark olarak durumun ciddiyetini anlıyor. En büyük fedakarlığı bile yapmaya hazır ama aynı zamanda durumun tuhaflığı onu etkiliyor. Sonuç olarak Tony Stark izleyicilere gerçekten daha yakın. Çünkü süper kahramanlar arasında normal bir kişiye en çok o benziyor. Söylenecek çok şey var, Tony Stark bir milyarder, bir playboy, bir hayırsever, çok fazla içki içen biri ama aynı zamanda güzel çözümler üreten çok komik ve eğlenceli biri”.

S.H.I.E.L.D.’ın (Stratejik Ulusal Müdahale İnfaz Lojistik Bölümü) yöneticisi ve Tony Stark’ı “Yenilmezler” ekibine katılmaya ikna etmeye çalışan kişi olan Nick Fury’yi Samuel L. Jackson (“Unbreakable/Ölümsüz”, “Pulp Fiction/Ucuz Roman”) canlandırıyor. Nick Fury, dünyanın güvenliğini izleme görevini yürütürken kimsenin almaya gönüllü olmadığı zor kararları almak zorunda.

“Sam’e ‘Yenilmezler’i yaptığımızda bunun onun parlayacağı an olacağının sözünü verdik” diyor Kevin Feige. “Sam senaryoyu okuduğunda çok memnun oldu ve filmde Nick Fury’nin çok sayıda müthiş sahnesi olduğunu gördü. O çok aktif. Helicarrier’in kumandasında ve gerçekanlamda aksiyona giriyor. Eğer filmin hangi karakterin bakış açısından anlatıldığını söylemek zorunda kalsaydım Nick Fury’nin derdim”.

Samuel L. Jackson için Nick Fury’nin “Yenilmezler”de önde ve merkezde yer alması, bu filmin yolunu açan diğer Marvel serilerindeki küçük rollerinden sonra güzel bir değişimdi. “Yenilmezler ekibinin organizatörü olan adam olmak harika” diyor Jackson. “Onun tehdidi anlamak gibi bir varoluş sebebi var ve tehdidin doğasını anlamak için ekibi kurmak zorunda. Çünkü birlikteyken ayrı ayrı olanlardan çok daha güçlüyüz. Yapılması gereken şeyi yapsınlar diye onları biraraya getirmek için hileli bir yolla Coulson’ı kullanmak, Nick’in karakterine aykırı değil. Bir anlamda oltaya gelmelerini ve ekibe katılmalarını sağlamak için gerçeği biraz çarpıtıyor ve sonunda hepsi ekibe katılıyor”.

Yönetmen Whedon, bir aktör olarak Samuel L. Jackson’ın beğendiği yanını açıklıyor: “Her zaman onun iki farklı yönü olduğunu düşünmüşümdür. Çünkü bir tür cesaret gösterisi olan ‘Pulp Fiction’da odadaki herkesten daha fazla cesaret gösterebilen, nutuk çeken adam olarak ün kazandı. Filmin çekimlerine başlamadan önce Sam’e kendi hazırladığım en büyük hatırlatma notunun ‘Birazcık Shaft, daha çok Glass (Jackson’ın Unbreakable’daki karakteri)’ olduğunu söyledim. Ben, bu büyük organizasyonda kimin sorumlu olduğuna dair hiçbir soru işareti bırakmayan sesiyle, bir odaya hükmedebilen bir adam görmek istedim. Ayrıca büyük bir ‘Unbreakable’ hayranıyım. Onun karaktere getirdiği hüzün ve derinliğe de bayılıyorum”.

Küçük bir kalp kırıklığı yaşayan Yenilmez’i, yani Kaptan Amerika’yı Chris Evans (“Captain America: The First Avenger/İlk Yenilmez: Kaptan Amerika”, “Sunshine/Günışığı”) canlandırıyor. 1945 yılından beri bir buz kütlesinin içinde donmuş halde olan Kaptan Amerika, hakkında hiçbirşey bilmediği ve tüm arkadaşlarının öldüğü bir dünyayı bulmak için donmuş durumundan uyanıyor.

“Kaptan Amerika hem yepyeni bir dünyaya uyanıyor hem de ölmüş olduğunu bildiği herkesi bulma duygusuyla başa çıkmak zorunda” diyor Chris Evans. “Savaş alanında kardeşim dediği herkes ölmüş ve etrafındaki dünya farklı bir yer. Yeni teknolojiler insanların arasına bariyerler koyduğu için bu çok daha hızlı bir tempoya sahip olan ve soğuk bir dünya. 40’larda insanların davranış şekli çok daha doğrudan ve çok daha dürüsttü ve bence insan etkileşimi saygılı ve düzgün davranışları destekliyor. Günümüzde uyanmak, Steve Rogers’ın artık alışmak zorunda olduğu çok farklı bir yaşam şeklini beraberinde getiriyor”.

Vizyona girdiği gün gişede birinci sıraya yerleşen ve dünya genelinde 368 milyon doların üzerinde hasılat elde eden “İlk Yenilmez: Kaptan Amerika”nın başarısıyla Evans, tüm zamanların en unutulmaz çizgi roman karakterlerinden birini oynadığı için aldığı aşırı övgülere alışmak zorunda kaldı.

“Kaptan Amerika olarak başrolde oynamak korkutucu ve aynı zamanda da heyecan vericiydi” diyor Evans. “Thor vizyona çok başarılı bir giriş yaptı ve başarılı oldu, bu nedenle Kaptan Amerika’nın daha iyi bir giriş yapmasını ve başarılı olmasınıumuyordum. Sürekli bunu düşünüyordum çünkü ‘The Avengers’ın zayıf halkası olmak istemiyorum. Neyseki film başarılı oldu ve beni kostümümün içinde gören çocukların yüzlerinde beliren aydınlanmayı görmek inanılmaz bir histi. Bu benim için tam anlamıyla yeni bir deneyimdi, bunun için çok mutluyum”.

“Chris Evans’ı ‘Kaptan Amerika’ya dahil etmek için çok mücadele ettik. Onu bu işi yapmaya ikna etmek zorundaydık” diyor yapımcı Kevin Feige. “Ona inandık,kendisinin ne kadar yetenekli olduğunu biliyorduk ama izleyicilerin Steve Rogers olarak onu bu kadar benimsediğini görmek çok tatmin ediciydi. İzleyiciler tüm karakterlerimizi benimsedi, bu yüzden hepsini ‘Yenilmezler’de biraraya getirmek istedik”.

Robert Downey Jr., Feige’in başrol oyuncusuyla ilgili fikirlerini paylaşıyor; “Chris Evans’a bayılıyorum ve bence o, verilen değerin çok daha fazlasını hak eden oyunculardan biri. Onu izliyorum ve kendi kendime ‘O, Amerikan bayraklı esnek bir kostüm giyen bir adam ve ben ona kalpten inanıyorum. Bunu nasıl yapıyor?’ diye düşünüyorum. Chris’in sevdiğim bir diğer yönü de Boston’lu sert çocuklardan olması ama aynı zamanda o, gerçekten bir görüşe sahip hassas bir sanatçı”.

“Bizim karakterlerimiz son derece bağlantılı çünkü Steve Rogers, Howard Stark’la çok yakındı ve onların ilişkilerinde açık ve somut bir şeyler vardı” diye devam ediyor Downey. “Eğer Steve Rogers ve Tony Stark’ın ilişkisi başarısız olursa, o zaman film de başarısız olur”.

Marvel Evreni’ndeki diğer bir yeni film serisi de “Thor”du. Vizyona girdiği gün 65,7 milyon dolar hasılat elde edip bir numaraya yerleşen ve dünya genelinde 446 milyon dolarlık bir hasılata ulaşan film, 2011 yazına damgasını vurdu. “Yenilmezler”de Chris Hemsworth (“Star Trek/Uzay Yolu”, “A Perfect Getaway/Mükemmel Bir Kaçış”) çekiç kullanan İskandinav tanrısı Thor olarak rolünü tekrar canlandırıyor.

Hemsworth, “Yenilmezler”de aile meselelerinin Thor’u neden dünyaya dönmeye zorladığını açıklıyor: “Thor kısaca dünyaya uygun bir dönüş yaptı. Çünkü Odin, evrenden karanlık güçlere teslim ol çağrısı yapıyor ve bunun yüksek bir bedeli var” diye açıklıyor Hemsworth. “Dünyada bir sürü kaosa sebep olan Loki’yi tekrar ele geçirmek için geri dönüyor. Aynı zamanda kafasında cevaplanmasını istediği bazı sorular var, mesela ‘Bu nasıl oldu, ben ve kardeşim nerede yanlış yaptık?’” gibi.

Aktör şöyle devam ediyor: “Thor’da karakterim alçakgönüllülükle ilgili birsürü şey öğrendi ve içinde insanlara karşı yeni bir saygı hissi belirdi. Çünkü onlar gücünü geri almak için nasıl olması gerektiğini keşfetmesine yardım ettiler. Ben aynı zamanda onun Jane’le olan ilişkisinden ötürü, artık insanlara karşı oldukça korumacı hisle yaklaştığına inanıyorum. Yenilmezler ekibine katılmak da onun için oldukça karmaşık bir durum çünkü onun kişisel bir hesabı var. Kaosu yaratan kişi onun kardeşi ve diğerlerinin sadece kardeşini durdurup güçlerini elinden almak yerine onu öldürmek istemesi ihtimalinden korkuyor”.

“Chris Hemsworth’ü bu role seçmemizin nedeni Thor’un tek boyutlu, Adonisvari bir karakter olmasını istemememizdi” diye açıklıyor yapımcı Kevin Feige. “Bir karakteri Marvel karakteri yapan şey,kendinizi onunla özdeşleştirebilmeniz, karakterin kusurları ve mücadelelerinde kendi kusurlarınızı ve mücadelelerinizi bulabiliyor olmanızdır. ‘Thor’da karakter alçakgönüllülük dersini almak zorunda ve Chris bunu çok sempatik bir şekilde ortaya koydu, üstelik karakter başka bir dünyadan geliyor olmasına rağmen”.

Nick Fury’nin, Yenilmezler’i ortak görev doğrultusunda aynı amaçta tutmasına yardım eden kişi Natasha, diğer adıyla Black Widow. “Demir Adam 2”deki rolünü tekrarlayan Scarlett Johansson (“We Bought a Zoo/Düşler Bahçesi”, “Vicky Cristina Barcelona/Barselona, Barselona”), karakterinin ikinci kişiliği olan Black Widow’un seksi kostümünü tekrar giydiği için çok mutlu oldu.

“Dürüst olmak gerekirse ‘Demir Adam 2’den sonra Black Widow’u gelecekte nelerin beklediğini bilmiyordum” diyor Johansson. “Hayranların nasıl bir tepki vereceğini bilmiyordum ama Marvel Evreni’nin bir parçası olmak ve böylesine dinamik ve güçlü bir karakteri oynamak heyecan verici. Bu karakteri ‘Demir Adam 2’de ilk kez gördüğünüzde onun hakkında çok fazla şey öğrenemediniz çünkü o bir anlamda kaygan bir balık gibi. Hala takındığı birsürü farklı yüzü var. Bu anlamda hala anlaşmazlık yaratan bir kişi. Bu filmde izleyiciler onun geçmişiyle ilgili, bulanık geçmişiyle ilgili daha fazla şey görecek. Bu benim için oldukça heyecan verici bir durum çünkü karakterin karanlık yanı her zaman daha çok ilgimi çekmiştir”.

“Scarlett, zorlu ve bilgili bir kadın imajı çiziyor ve bu, kadınların kadın karakterlerde görmeyi sevdikleri bir şey” diyor Samuel L. Jackson. “Scarlett çok güzel, bu yüzden erkekler onu beğeniyor ama o, karakterinin güçlü yapısını benimsiyor ve bunu çok kolaymış gibi yapıyor. Oysa bunu yapmak oldukça zordur. Erkekler her zaman şöyle düşünür ‘Bir kızın ne kadar güçlü olduğu beni ilgilendirmez çünkü beni yere seremez’ ama o, Black Widow’un yaptığı şeyleri başarmasına olanak tanıyan bir karakter büyüklüğüne sahip. Nick Fury içten bir şekilde Natasha’ya karşı işin önüne geçen, babanın kızına duyacağı türden bir sevgi besliyor ve bu yüzden onun üzerine diğer insanlara oranla çok daha az gidiyor”.

Yönetmen Whedon için testosteron ağırlıklı Yenilmezler ekibinin bir parçası olarak güçlü bir kadına sahip olmak çok önemliydi. “Black Widow eğlenceli bir karakter ve ben başından beri tamamı erkeklerden oluşan bir Yenilmezler ekibinin kabul edilemez bir şey olduğu konusunda çok nettim” diyor Whedon. “Çekim programının zamanlamasından dolayı Scarlett’i dahil edip edemeyeceğimiz konusunda belirsizlikler yaşadığımız anlar oldu ama kontratı imzaladığında çok mutlu oldum çünkü filme çok fazla şey kattı ve erkek emsalleriyle harika bir birliktelik sergiledi”.

Yönetmen şöyle devam ediyor: “Muhtemelen karakterine en az benzeyen isim Scarlett’tir çünkü o çok eğlenceli, tatlı ve çok sevimli biri. Rolünü canlandırırken kişiliğinin tam tersini oynamasını istedim çünkü Black Widow’un ‘Demir Adam 2’de olduğundan daha karanlık olmasını istedik. Bu filmde geçmişiyle ilgili bir ipucu buluyorsunuz ve bu pek de hoş değil. Scarlett’le çalışmanın en güzel yanlarından biri de şu, bir karakteri nasıl oynayacağını biliyor ve bu konuda yapması gereken şeylerle ilgili mükemmel bir iş çıkarıyor. Bu durum Black Widow’un gelişimine büyük katkı sağladı”.

Black Widow’un bu karanlık yanı, karakteri ilk gördüğümüz andan itibaren belli oluyor. Yapımcı Louis D’ Esposito bu durumu şöyle açıklıyor, “Filmde Black Widow’la ilk karşılaştığımız an gerçekten olağanüstü. Onu sorguya çeken haydutlar tarafından bir sandalyeye bağlanmış, saçı başı dağılmış ve siz de onun büyük ihtimalle bu durumdan kurtulamayacağını düşünüyorsunuz. Bir cep telefonu çalıyor ve Black Widow telefonu alıp ‘Birisini sorguya çekiyorum’ diyor. Tamamen olan bitenin tam tersini söylüyor, telefonu kapatıyor ve işine bakıyor. Bu gerçekten harika bir sahne, bence izleyiciler bu sahneye bayılacak”.

Black Widow haydutları etkisiz hale getirdikten sonra, hayatına sorun ve stres getiren herşeyden uzak durmak için sistemden ayrılan Bruce Banner’ı bulmak üzere harekete geçiyor. Serinin önceki filmlerinde bu rolü Eric Bana ve Ed Norton canlandırmıştı. Film yapımcıları kendi yolculuklarında bu karmaşık karakterin altından kalkabilecek yeni bir oyuncu bulma arayışına girdi. Yönetmen Whedon için araştırma Mark Ruffalo’yla (“Shutter Island/Zindan Adası”, “The Kids Are All Right/İki Kadın Bir Erkek”) başladı ve bitti.

“Mark hayalimdeki seçimdi ve kalbim ondan yanaydı” diyor Whedon. “Karakterin taptaze bir şekilde ele alınmasını istedim, bu yüzden erken davranıp Marvel’e gittim ve ‘Harika bir Bruce Banner olacak birini biliyorum’ dedim. Onlar da ‘Mark Ruffalo’dan başkasıysa bilemiyoruz’ dediler. Ben de ‘Ne?’ dedim. Donup kalmıştım, ‘Dalga geçiyor olmalısınız. Bunu söylemiş olamazsınız’ dedim ve cüzdanımda duran, en üstte onun adının yazılı olduğu listemi onlara gösterdim ve hepsi filmde yer aldı”.

Ruffalo açısındanrolü üstlenmesi için ihtiyaç duyduğu ilham kaynağı,arkadaşı ve iş arkadaşı Robert Downey Jr.’dı. “’Yenilmezler’ geçmişte yaptığım ya da genellikle yapmam için teklif aldığım filmler gibi değil” diyerek gülüyor Ruffalo. “Bu konuda biraz gergindim çünkü rolle ilgili olarak Joss’la ilk buluşmamızda ortada bir senaryo yoktu. Demir Adam’la ilgili bir sürü şey düşündüm. Robert Downey Jr.’ın çıkardığı işi düşündüm. O benim aktör olarak kahramanlarımdan biri. Robert’in çıkardığı işi gerçekten çok sevdim, bu türü yeniden keşfetti. Bu durum, yapacağım her ne ise onunla bu dünyaya uyum sağlayabilirmişim gibi hissetmemi sağladı. Joss’la hemen keyifli bir toplantı yaptım. Onun ve Robert’in arasında bu işe dahil oldum.

“Mark Ruffalo çok eğlencelibiri ve oyuncu kadrosuna ilk dahil olduğunda, ‘Bruce Banner kendi neslinin Hamlet’i gibi. Herkes bunu denemek zorunda, aktörlerin yapması gereken şey sadece yorum katmak’ dedi” diyor uygulayıcı yapımcı Jeremy Latcham. “Bence bu, çok eğlenceli bir bakış şekli çünkü o gerçekten zorlu bir karakter ve bunu deneyen bir sürü iyi oyuncu oldu. Mark gerçekten de Bruce Banner’a bir sürü insancıl yan getiriyor ve bence bunu ele alış şekli, karakterin insan yanını keşfetmeye yönelik. O iyi bir adam ama çok sorunlu”.

“Robert’ın dışında yapım öncesi aşamasında en çok zaman geçirdiğim kişi herhalde Mark’tır” diyor Joss Whedon. “Öfke hakkında konuştuk ve öfkeyi nasıl gösterirsek Hulk’u kükreyen bir yaratık olmaktan uzaklaştırabiliriz konusunu değerlendirdik. Bruce Banner öfke problemini tedavi edebileceği fikrinden vazgeçti, sadece bununla yaşamaya çalışıyor ve enerjisinin tamamını diğer insanlara yardım etmeye odaklıyor. İlgi odağı olmak istemiyor amatabii ki ekibe katılınca ilgi odağı oluyor”.

“Karakterle ilgili olarak Joss’la beni cezbeden bir şey vardı.Ortada onu hisseden sıradan bir adam vardı ve hayattan bezmiş bir yapıya sahipti” diyor Ruffalo. “Ayrıca durumuyla ilgili olarak bir espri anlayışına sahip olması gerektiği konusunda hemfikirdik. The Incredible Hulk’un son örneğinde Banner’ın Behemoth üzerinde küçük bir etkisi olabileceğinin sinyalleri vardı. Onun Banner gibi eğlenceli ve ilginç, Hulk gibi müthiş olmasını istedik”.

“Joss ve ben,Banner’ı Hindistan’daki bir cüzamlı kolonisinde bulursak harika olur diye düşündük. Orada sürdürülen hayatta, Hulk’a dönüşmesine neden olacak kadar öfkelenmesini neredeyse imkansız kılacak kadar çok acı var” diyor Ruffalo.

“Joss karakteri, izleyicilerin Bruce Banner’ı da Bill Bixby’yi anladıkları gibi anlayabilecekleri şekilde yazdı” diyor Kevin Feige. “‘Yenilmezler’de Bruce Banner iyi bir espri anlayışına sahip, sabit bir melankoli ve huysuzluk halinde değil. Filmde karakter kaynaklı gülünecek bir sürü unsur var ve Mark’ın bu rolde çıkardığı işi ilk gördüğümüzde, Bruce Banner’ı her zaman olmasını istediğimiz şekilde ortaya koyma fırsatını sonunda yakaladığımızı hissettik”.

“Oyuncuların hepsi inanılmaz pozitif bir tutumla bana geldi. Sadece projeyle ilgili olarak değil, aynı zamanda birbirleriyle ilgili olarak da. Yenilmezler arasında yarattığımız tüm çatışma oyunculuktan ileri geliyor çünkü bu adamlar gerçekte birbirlerini destekliyor ve birbirlerine yardım ediyorlar”.
Joss Whedon, Yönetmen

Film yapımcıları Yenilmezler ekibini oluşturacak üyeleri belirlerken,filmde yer alacak kötü ya da kötülere nasıl karar verildiğini yapımcı Kevin Feige değerlendiriyor. “‘Thor’da sadece Asgard ve buz devlerinin diyarı Jotunheim’daki Loki’yi gördük ama film Thor’un olduğu kadar Loki’nin de doğuş hikâyesiydi” diye açıklıyor Feige. “Bu filmin sonunda onun geçmişinden ve ailesinden tam anlamıyla kaçıp kurtulduğunu görüyoruz. Onun bir sonraki adımını görmek istedik. Loki, ‘Yenilmezler’de Dünya’yı ele geçirmeye kararlı. Kardeşi taht sahibi, gerçek babası taht sahibiydi, üvey babası taht sahibiydi. Şimdi o da kendi tahtını istiyor ve bunun zamanının geldiğini hissediyor”.

Yapımcı sözlerine şöyle devam ediyor: “‘The Avengers’çizgi romanının ilk sayısında sorunu yaratan ve diğerlerinin biraraya gelmesine neden olan kişi Loki’ydi. Dolayısıyla filmimizde anlattığımız hikâyeler sadece bu düzeni değil, aynı zamanda çizgi romanın ilk sayısında yer alan kökenleri de işliyor”.

Karakterinin büyük ölçüde genişleyeceğinin kendisine söylediği günü hatırlamak,“Thor”da Thor’un etrafına zarar veren kardeşini canlandıran Tom Hiddleston’ın (“War Horse/Savaş Atı”, “Midnight in Paris/Paris’te Gece Yarısı”) yüzünde bir gülümseme belirmesine neden oluyor. “‘Thor’un çekimlerinin sonuna yaklaşılırken Joss Whedon birçok kez Marvel Studios’a geldi çünkü ‘Yenilmezler’in senaryosunu yazıyordu ve beni çay içmeye davet etti” diyor Tom Hiddleston. “Santa Monica’da bir kafeye oturduk ve bana ‘Konu şu Tom, filmde birden fazla kötü olmasıyla ilgili bir sürü şey konuşuluyor ama ben hiçbirini istemiyorum. Ben kötü adam olarak Loki’yi istiyorum’ dedi. Çenemi yerden toplayıp kafede parende attım. Sonra Loki’nin nasıl biri olduğunu, onu harekete geçiren sebeplerin neler olduğunu, karakterin kalbindeki manevi hasarın yanısıra, zararlı bir düzenbaz ve bir kaos yaratıcısı olmaktan aldığı hazzı konuştuk”.

“Thor”un bitiminden “Yenilmezler”in başlamasına kadar olan süreçte karakterin gelişimiyle ilgili olarak Hiddleston şunları söylüyor, “‘Thor’un sonunda o, Asgard’a ve ailesine karşı duyduğu her türlü endişeyi, düşkünlüğü ve bağlılığı bir kenara bırakıyor ve ortadan kayboluyor. İnsanlar da ‘Öldü mü? Nereye gitti? Uzay ve zamanda bir boşluktan mı geçti?’ diye düşünüyor. Ama ‘Thor’daki bitiş yazılarının geçtiği sahnenin ardından gelen sahneyi izleyen herkes Nick Fury ve Selvig’in renk değiştiren gizemli mavi enerji küpü konusunda konuştuğunugörüyor. Bu küp mutlak ve sonsuz bir güç kaynağı ve onunla karşılaşan herkesi dize getirecek gücü sağlıyor. Loki, dünyayı kontrolü altına almak ve insan ırkını kendiegemenliği altında birleşmeye zorlamak için süper nükleer silah olarak bu küpü kullanacak”.

“Başlangıçta Yenilmezler’in çoğundan güçlü olmasına rağmen Loki’nin bir hilebaz olarak biliniyor olması beni endişelendirdi” diyor Joss Whedon. “Zamanımın çoğunu onun ne kadar güçlü ve tehlikeli olduğunu gösterecek bir karakter oluşturmak için harcadım. Ama neticede onu işlevsel kılan unsur Tom Hiddleston. O gerçekten de karaktere hayat veriyor, son dereceetkileyici ve güzel bir yaklaşımının olduğu ‘Thor’ filminden ziyade çizgi romanlardaki klasik Loki karakterini ortaya koyuyor”.

“Loki, ‘Thor’da onu en son gördüğümüz noktadan sonra ilerlemiş olsa da, içerleme, yaralanabilirlik ve büyük kardeş meseleleri hala içinde bir yerleri yakıyor” diyor uygulayıcı yapımcı Jeremy Latcham. “Tom gerçekten de karakterin içindeki bu dokuyu örüyor. Onun üzerinize gelerek ya da arkanızdan sinsice yaklaşarak sizi öldüreceği gibi bir hisse kapılıyorsunuz. Loki’yle bunun ne şekilde olacağını kestiremiyorsunuz”.

Loki’nin “Yenilmezler”e aktarılan bir yönü de üvey kardeşi Thor’la arasındaki gergin ve çekişmeli ilişki. “Thor, doğru amaçları olan asil bir savaşçı olarak ‘Yenilmezler’e başlangıç yapıyor” diyor Chris Hemsworth. “Daha sonra,kardeşiyle olan ilişkisinin mi yoksa birlikte savaşmayı kabul ettiği ekibin mi daha önemli olduğunu değerlendirmek zorunda kalarak sınanan biri oluyor. Bu çok zor bir karar çünkü tüm o kötü davranışlarının altında hala Loki’de iyi birşeyler olduğunu hissedebiliyor”.

“Loki kendini daha alt seviyede ve kardeşi tarafından dışlanmış hissediyor . Yani bence ikisi arasında elle tutulur ve güçlü bir ilişki var” diye açıklıyor Hiddleston. “Thor’un doğuştan gelen asil ruhu, Loki adına bir kurtuluş ışığı görüyor. Thor ve Loki arasındaki bu dinamik, duygusal yolculuklarını ileri iten ve bu hikâyeyi ilginç bir düzeyde tutan bir motor görevi görüyor.Asla Loki’ye tam anlamıyla güvenemez ve onu çok fazla zorlayamazsınız”.

Ama iki aktör arasındaki ilişki oldukça farklı. “‘Thor’da Tom’la çalışmaktan büyük keyif aldım çünkü ilişkimizi geliştirmek için çok zamanımız oldu. Geri gelip tekrar onunla çalışmak yabancılık çekmediğim bir durum. Diğerleri de inanılmaz oyuncular ama bu ilişkiyi yakalamak ve inşa etmek için çabalamak zorundasınız. Tom’la birbirimizin ritmini biliyoruz ve doğrudan işe girişebiliyoruz”.

Hem Thor’un hem de Loki’nin kostümlerinde, iki karakterinde “Thor”daki kostümlerini yaratan Akademi Ödüllü kostüm tasarımcısı Alexandra Byrne’in inceliğiyle daha iyi bir düzenlemeye gidildi. “Thor ve Loki’nin görüntüsü, ‘Thor’dan ‘Yenilmezler’e doğru görsel olarak gelişti” diyor Byrne. “Chris ve Tom’la daha önce yakın bir şekilde çalışmış olmanın avantajına sahiptim, bu yüzden performansları ve çalışmaları açısından onlardan öğrendiğim şeylerden faydalanabildim. ‘Thor’ için kostümler yaratırken, alınan ilk teknik kararların bir kostümün bitiş aşaması üzerinde büyük bir etkisi olabileceğini biliyordum. Kararlar her zaman yapım aşamasında en iyi sonucu almak için verilir ama bu kostümlerin karmaşık yapısı sık sık yeni teknikler ve malzeme kombinasyonları kullanarak sonuca ulaşmaya çalışmanız anlamına geliyor. Kendinizi zamanı geri almayı dilerken ve önceki seçiminizi ayarlamayı isterken bulabiliyorsunuz. Bu durum bir fermuarı yerleştireceğiniz yeri ya da bir zırh parçasındaki birleşme yerini belirlemek kadar basit birşeyden kaynaklanabiliyor. Bu süreç, deneyimlerinizden yararlanmanın ve bilinmeyeni denemenin heyecan verici bir karışımı”.

Kostüm tasarımcısı sözlerine şöyle devam ediyor: “‘Thor’un yeni kolsuz kostümlü görünümü Yenilmezler arasındaki geleneksel sahneler için daha az zırh taşıyan bir görünüme ulaşmak içindi. Bu görünüm ayrıca çizgi romanlara yönelik bir ipucu da taşıyor ve Chris Hemsworth’ün inanılmaz fiziğiyle çok iyi bir iş ortaya çıkarıyor. Kaslı kolları Thor’un simgeleşmiş bir özelliği. Diskler ve kırmızı pelerin de kostümün simgeleşmiş bir özelliği. İki filmde de Loki’nin görünümündeki kilit unsur paltosu. Ben bunun, onun kibrinin somutlaşması ve Tom
Hiddleston’ın harika fiziki gücünü ve hareket alanını kullanmak açısından mükemmel bir kostüm unsuru oluğunu hissettim. Bu fikir,havadaki soğuğun ilk ipuçlarını veren, yakaları havaya kalkık kışlık paltoları içinde gösterişli bir şekilde dolaşan Roma erkeklerinin şıklığından ve kibirinden ileri geliyor. İki hikâyede de Loki’nin yedi farklı tarzda paltosu vardı ve hepsi de dış görünümünü değiştirebilme yeteneğinin bir parçasıydı”.

Tesseract’ı korumak Nick Fury’nin S.H.I.E.L.D. organizasyonun işi ve o, bu görevi en iyi adamı Cliff Barton’a, diğer adıyla Hawkeye’a veriyor. İki kez Akademi Ödülü’ne aday gösterilen aktör Jeremy Renner (“The Hurt Locker/Ölümcül Tuzak”, “The Town/Hırsızlar Şehri”), Hawkeye’ı canlandırıyor.Renner, koruduğu gizemli Tesseract’ın canlanması ve felaket niteliğindeki gücünü kullanmaya başlamasıyla karakterinin kendisini nasılriskli bir konumdabulduğunu açıklıyor. “Barton, Tesseract’a bir şey yapmadığından emin olmak için Dr.Selvig’i izliyor” diyor Jeremy Renner. “O dikkatli biri ve görevlerini çok ciddiye alıyor ama Tesseract’la işler korkunç bir şekilde ters gitmeye başlıyor ve Barton bir anda Loki’yle karşı karşıya kalıyor. Bu pek de olmak istenecek bir yer değil”.

Renner açısından Marvel Evreni’ndeki insan olan ve gerçeklik taşıyan bir karakteri canlandırmak, ilgisini çeken, cezbedici bir unsur olmuş.

“Kevin Feige bana ‘The Ultimates’den Hawkeye görüntüleri gösterdi, hepsi harikaydı. Ama herşeyden öte asıl hoşuma giden şey, onun üstün yeteneklere sahip, bir parça yaramaz bir ajan olan bir insan olması fikriydi. Daha önce birkaç kez nişancı rolü oynamıştım. Bir keskin nişancı olmak, gerçekten çok ilginç bir anlayışı da beraberinde getirir, bu yüzden onun canlandırma açısından oldukça eğlenceli bir karakter olduğunu düşündüm”.

“Hawkeye bu filmde takdim edilen bir karakter ve diğerlerine oranla en yeni isim o” diyor yapımcı Kevin Feige. “Hawkeye, Marvel Evreni’ndeki en müthiş ve en simgeleşmiş silahlardan birini kullanıyor. En sonunda ona ‘Yenilmezler’de hayat verebildiğimiz için hepimiz çok mutlu olduk”.

Usta bir okçu olan Hawkeye, kendisine özgü ve gümüşten yapılma ölümcül uçlara sahip oklarıyla isabetli atışlar yapıyor. Yönetmen Whedon, Hawkeye’ın alışılmadık zırhını ve silahlarını şöyle yorumluyor: “Hawkeye’ın ekipte olmasını istedik çünkü o hayranların en sevdiği karakterlerden biri ve olaya ufak bir bilinmezlik unsuru katıyor” diyor Whedon. “Herkesin hakkında birşeyler bildiği, popüler bir kahraman olması gerekmeyen bir karaktere sahip olmak çok harika. Okçuluğuyla ilgili ilk aklınıza gelen şey ‘Sadece bir ok ve yay mı kullanıyor?’ oluyor. İnsanlar okçuluğu seviyor çünkü bu, son derece ilkel ve öldürücü ama aynı zamanda da izlemesi son derece zarif ve zevkli olabilen bir şey”.

Yönetmen devam ediyor: “Bir okun fırlatılması çok özel bir harekettir. Bu, Jeremy Renner’ın hareket ediş şeklini de biçimlendirdi. Jeremy çok atletik biri ve bir dublör gibi çalışabiliyor ama aynı zamanda da hareketlerinde bir balet gibi ve kusursuz. Bu durum Hawkeye için mükemmeldi. Bir tarafa bakarken diğer tarafa fırlatma fikrini çok sevdim çünkü o, hedefinin yolunu ve rüzgarı ayarlıyor. Aksiyon ustası Hawkeye, filmde etkileyici bir karakter olarak büyüleyici olduğu kadar bu konuda da büyüleyici”.

“Biz, S.H.I.E.L.D.’ın belli bir temele dayanan bir yer olmasından emin olmak istedik çünkü Marvel Evreni’nde o, ajanları, görevleri ve teknisyenleriyle gerçek bir organizasyon” diye ekliyor uygulayıcı yapımcı Jeremy Latcham. “Hawkeye onun mantıklı bir uzantısıymış gibi görünüyordu çünkü o, yaptığı işi son derece iyi yapan usta bir suikastçı ama aynı zamanda da bir yanıyla da kapalı bir kutu”.

Latcham şöyle devam ediyor: “Jeremy Renner’ı bu rolle oyuncu kadrosuna dahil etmeyi başardığımızda,sanki büyük ikramiyeyi kazanmışız gibi hissettim. O, üstüste iki yıl Oscar’a aday gösterilmiş çok yetenekli bir aktör. Büyük ve eğlenceli bir şeyler yapmak istiyor ve anında orada oluyordu,bu yüzden çok şanslıydık. Bu durum her gün böyle devam etti ve her sahnede sürekli çıtayı yükseltti”.

Hawkeye karakterinin çizgi romanlarda olup da beyaz perdede yorumlanmamış özelliklerinden biri kostümüydü. Yönetmen Joss Whedon, karakteri gerçeklik düzleminde tutmak için kendisinin ve oyuncusunun isteklerine uyacak bir görünümü nasıl sağladığını açıklıyor.

“Bir kerede söyleyeyim, Hawkeye’ın çizgi romanlarda taktığı mor maske iyi bir fikir değil” diyerek gülüyor Whedon. “Yenilmezler söz konusu olduğunda onların yüzlerini mümkün olduğunca çok görmek istiyorsunuz ve Jeremy Renner’ın yüzü son derece etkili. Bu yüzden ‘İşte size bir fikir, yüzünü kapatacak bir şey koymayalım’ dedim. Meseleyi ‘Ultimates’den Bryan Hitch’in kostüm vizyonu ve Mark Miller’ın ‘o bir süper kahraman değil, o bir S.H.I.E.L.D. ajanı’ diyen fikir vizyonuyla sonuçlandırdık. Ayrıca Hawkeye başını alıp ortamın en yüksek ve karanlık bölümüne gitmeyi seviyor ve pek de takım oyuncusu olduğu söylenemez”.

Kostüm tasarımcısı Alexandra Byrne “Yenilmezler” için Hawkeye’ın kostümüyle ilgili detaylı bilgi veriyor: “Hawkeye’ın silahlarının ve savaş stilinin karakterin kostüm tasarımında büyük etkisi oldu” diyor Byrne. “Jeremy son derece çevik biri ve ben temiz bir siluete ulaşmak istedim. Jeremy’nin yayı germek için aldığı duruş pozisyonunda boynu uzun ve düz bir şekilde ön plana çıkıyordu ama çömelme pozisyonunda boynu öne çıkıyordu, bu yüzden elastik kumaştan yapılmış kalkık bir yaka geliştirdik. Yani bu, Jeremy yayı gerdiğinde yaka geriye doğru esneyebilecek ve öne eğildiğinde çıkıntı yapmayacak demek oluyordu”.

Nick Fury S.H.I.E.L.D.’ın faaliyetlerinin devamını sağlarken, onun sahadaki gözü-kulağı, en yeni Marvel Evreni’nin bağlayıcı unsuru olan Ajan Coulson. Ajan Coulson, her zaman işini tantanaya ya da dramaya yer vermeden yapan bir adam.

“Başından beri Ajan Coulson’ın tüm filmlerimizde olacağını biliyorduk dersem yalan söylemiş olurum” diyor uygulayıcı yapımcı Louis D’Esposito. “‘Demir Adam’da karakterine karşı gösterdiği reaksiyondan sonra, role devam etmek isteyeceğimiz belliydi. Ajan Coulson insanların kendisiyle özdeşleştirebileceği sıradan biri çünkü çok sevimli ve S.H.I.E.L.D. ajanı olmanın her yönünü seviyor. Hiçbir süper gücü yok ama bazı dövüş yetenekleri ve iyi bir espri anlayışı var. Bu espri anlayışını Nick Fury ve Tony Stark’la konuşma şeklinde görebiliyorsunuz. Kesinlikle çok etkileyici, eğlenceli ama aynı zamanda da ciddi”.

Clark Gregg (“Mr. Popper’s Penguins/Babamın Penguenleri”, “(500) Days of Summer/Aşkın (500) Günü”) Ajan Coulson rolüne geri dönüyor ve karakteriyle geçirmekten keyif aldığı uzun geçmişi ve Marvel Evreni üzerinde yarattığı etkiyi anlatıyor.

“Coulson’ın sevdiğim yanı ‘Demir Adam’da bir görüşme için Tony Stark’ı rahatsız eden can sıkıcı bürokrat görüntüsünden sonra gösterdiği gelişim” diyor Gregg. “Marvel film evreni büyürken onun açık bir alanda saklanan çok daha zorlu bir güç haline geldiğini görmek çok heyecan verici. Ne zaman bir Marvel senaryosu okusam, onun karakterinin ve gözler önüne serilen görevlerinin taşıdığı yeni katmanları bulup çıkarmak beni çok heyecanlandırıyor. Ve bu, ekibi biraraya getirmek için yoğun bir çaba sarf ettiği “Yenilmezler”de net bir şekilde doruğa ulaşıyor”.

Aktör şöyle devam ediyor: “Yenilmezler girişiminin, DünyaGüvenlik Konseyi tarafından onaylanması gerekmiyor ve Konsey ona büyük bir şüpheyle bakıyor. Süper kahramanlar tehlikeli ve kontrol edilemez görülüyor. Geçmişte yaptıkları şeyler yüzünden Hulk ve Thor’un ‘Etrafta olmaları iyi olur’ denilecektürden kişiler oldukları konusunda Nick Fury de dahil kimsenin tam anlamıyla ikna olduğunu düşünmüyorum. Yenilmezler’e zemin hazırlayan süreçte S.H.I.E.L.D.’ın odaklandığı en önemli şey, Tesseract’ın gelişimiyle, ondan yararlanmanın ve büyük gücünü kullanmanın yolunu bulmak”.

Yönetmen Whedon, kendi yazdığı ve çektiği sahneler arasında en çok hoşuna gidenlerden biriniCoulson karakteri sayesinde elde etti. “Coulson, S.H.I.E.L.D.’ın Nick Fury’den farklı bir yüzü” diyor yönetmen Joss Whedon. “Nick Fury ipleri elinde tutarak arka planda otururken, Coulson ‘Yenilmezler’le birlikte ön saflarda bulunan adam. Steve Rogers’la olan ilişkisi benim favorilerimden biri. Filmde ince bir espri anlayışına sahip çok fazla karakter var, bu yüzden ben Coulson’da Kaptan Amerika ile yakalayabileceği başka bir dinamik bulmak istedim ve ‘Aman Tanrım, o tüm hayatı tek bir şeye odaklanmış biri!’ dedim. Onun, Kaptan Amerika’ya karşı büyük bir sevgi beslemesini istedim. Bu, en komik sahnelerin bazılarında kendini göstermekle kalmadı, aynı zamanda aralarındaki ilişkinin şeklini de belirledi. Böylece ellerindeki tüm kartlar sahnelerine yansımış oldu. Filmde en sevdiğim şey herhalde bu”.

Ajan Coulson’ın Yenilmezler ekibini toplamasına yardım eden isim, güzel olduğu kadar güçlü S.H.I.E.L.D. Ajanı Maria Hill. Hill, büyük Helicarrier’de Nick Fury’den sonraki ikinci adam.

“Ajan Maria Hill karakterinin arkasında yatan fikir, herkesbu kadar ahenk içinde olmasın diye Nick Fury’e çarpıp geri savrulan birisine ihtiyaç duymamdı” diye açıklıyor yönetmen Joss Whedon. “Ayrıca Coulson sahadayken Hellicarrier’e çıkacak birisine ihtiyacım vardı. En son ama yine diğerleri kadar önemli bir sebep daha vardı, o da bu filmde başka bir kadına daha ihtiyacımın olmasıydı. Nick Fury’le aralarındaki gerilim nedeniyleokuduğum çizgi romanlardan bu karakteri çok seviyordum. Maria’nın Nick’in işleri doğru yaptığını düşünmesi gerekmiyor ve bu durum karaktere çok güzel bir yön katıyor. Bu aynı zamanda çizgi romandan aldıklarımızı tam anlamıyla uygulayabildiğimiz ve film dünyasına yeni bir soluk getirebildiğimiz bir şey”.

Role oyuncu seçme aşamasında Whedon ve onun film yapım ekibi, rol için uygun ismi bulduklarından emin olmak için aktrislere Samuel Jackson’la birlikte okuma yaptırdı.Film yapımcıları, uzun soluklu televizyon dizisi “How I Met Your Mother”ın yıldızı Cobie Smulders’ı seçti.

“Gerçekten çok güçlü birkaç performans izledik ve sonra odaya Cobie girdi. Bu çok ilginçti çünkü herkesin kimin bu işi alabileceğine yönelik bir tahmini vardı” diyor yönetmen Whedon. “Hepsi Samuel Jackson’la birlikte sahte bir sahneyi okudu, sonra hemen yan odaya geçip onları izledik”.

“Ses sınavında herkes harikaydı ama düğümü çözen şey, Cobie’nin silahı ona doğrulttuğu an oldu, Cobie’nin onu vurabileceğini düşündüm” diyerek devam ediyor Whedon. “Sahneyi anında yazmış olmama rağmen gerçekten onu yere serebileceğini düşündüm. Cobie’nin güçlü bir otoritesi ve aşırıya kaçmayan ancak çok net bir fiziksel güveni var”.

Nick Fury’nin ikinci adamı olan Ajan Hill rolünü almak, Smulders’ın sinema kariyerinde yakaladığı en büyük başarılardan biriydi. Aktris bu deneyimini aktarıyor. “Rolü aldığımı öğrendiğimde aklım başından gitti” diyor Smulders. “Marvel Evreni’nin bir parçası olmak ve böylesine harika bir karakteri canlandırmak hala inanamadığım bir şey ve bu fırsatı yakaladığım için çok mutluyum”.

Karakterini motive eden ve yönlendiren unsurları Smulders şu sözlerle açıklıyor: “Filmin başındaki Yenilmezler ekibini toplama işi, Nick Fury ve Maria Hill’in iyi geçinememesinin en önemli sebeplerinden biri. Maria onların büyük bir tehdit olduğunu düşünüyor, özellikle Hulk’un. Onlar son derece değişken karakterler. Bence Hill kurallara biraz fazla bağlı biri ve yalnızlığı seven, kendi işlerini kendileri görmek isteyen bireylerden oluşan bu ekibi biraraya getirmekten ziyade, işleri askeri tarzda çözmeyi tercih ediyor. Ama yaşananların ardından onlara ihtiyacımız olduğunu görüyor”.

Uygulayıcı yapımcı Louis D’ Esposito soruyor: “Bir süper kahraman değilken, hiçbir süper gücünüz yokken ve Demir Adam, Kaptan Amerika, Thor, Hulk, Black Widow ve patronunuz Nick Fury’le burun buruna hareket edecekken sete gelmenin ne kadar göz korkutucu ve yıldırıcı olduğunu düşünebiliyor musunuz? Cobie’yle ilgili en inanılmaz şey, filmde dört bir yanı diğer karakterlerle çevriliyken yine de perdede göze çarpıyor olması. Ajan Hill vazgeçilmez bir karakter ve ‘Yenilmezler’de S.H.I.E.L.D. ekibinin önemli bir parçası oldu”.

“Thor”da Jane Foster’ın akıl hocasını oynadıktan sonra rolüne devam eden Stellan Skarsgård, insanlığın yararı ve pusuya yatmış olan kötü güçlerin eline geçmesini engellemek için Tesseract’ın gizemli güçlerini araştırmak ve onlardan yararlanmak üzere Nick Fury tarafından görevlendirilen dahi Dr. Erik Selvig olarak geri dönüyor.

“‘Thor’un ardından Selvig’in geleceğinin nasıl olacağı hakkında hiçbir fikrim yoktu ama bildiğim tek bir şey vardı, o da bir Marvel filmi için anlaşma imzaladığınızda sonrası için borçlu olduğunuz” diyerek gülüyor Skarsgård. “Film başladığında Selvig,S.H.I.E.L.D. için çalışıyor. O sırada Nick Fury çok endişeli çünkü Tesseract üzerinde yapan deneylerde birşeyler ters gidiyor. Farketmeden başka bir evrene bir kapı açıyor ve Loki ortaya çıkıyor. İşte eğlence asıl o zaman başlıyor”.

“‘Thor’dan sonra tekrar Stellan’la çalışmak çok eğlenceliydi” diyor uygulayıcı yapımcı Patricia Whitcher. O, işini çok sakin bir şekilde yapan ve her zaman etrafındaki herkesin daha iyi olmasını sağlayan çok yetenekli bir aktör. Yardımcı rollerde Stellan Skarsgård kadar yetenekli oyuncularla çalıştığınızda filmin seviyesini gerçekten yükseltiyorsunuz”.

Bir Yenilmezler filmi, Marvel hayranlarının favorisi Gwyneth Paltrow tarafından canlandırılan, Tony Stark’ın sağ kolu ve Stark Industries’in başkanı Pepper Potts olmadan tamam sayılmaz. Akademi Ödüllü aktris, onu son görüşümüzden bu yana Pepper Potts karakterine neler olduğunu anlatıyor.

“‘Iron Man 2”nin sonunda Pepper ve Tony gerçek anlamda öpüşmüştü. Bu harika bir şeydi çünkü bu noktaya gelmeleri iki film sürmüştü” diyor Paltrow. “‘Yenilmezler’de bir yere doğru gidiyorlar ama bu yolculuğu henüz tamamlamadıklarını söyleyebiliriz”.

Robert Downey Jr. açısından Pepper Potts’un “Yenilmezler”in hikâyesine dahil olması onun karakterinin gelişimi için çok önemli bir unsurdu. “Hikâye üzerinde birkaç tekrar yaptığımız aşamada emin olduğum tek şey, Tony Stark’ın desteğe ihtiyacı olduğuydu” diyor Downey. “Joss ve Kevin’e ‘Gerçekten Pepper’ı bir şekilde buna dahil etmeye ihtiyacımız var’ dedim. Tony ve Pepper’ı bir süre önce görmüştük, çok yakınlaşmışlardı. Bu yüzden ‘Yenilmezler’ ekibine katılma kararı üzerinde bir şekilde onun etkisinin olması bana mantıklı geldi”.

Oyuncu kadrosunu oluşturma sürecinin tamamlanmasının ardından, yapımcı Kevin Feige çok yetenekli oyunculardan kurulu kadrosunu ve onların karakterlerini gerçeklik düzleminde tutma isteğinden bahsediyor.

“Marvel Evreni’nin en müthiş yanı gerçek bir dünyada hayat buluyor olması. Bu, hayali bir Metropol değil” diye açıklıyor Kevin Feige. “Bu denklemin en önemli kısmı, izleyicilerin hikâyenin insan unsuruyla bağlantı kurabilmesi için doğru duygu dengesini verebilen bir ekibe sahip olmak. Daha önce bu tarz filmlerde oynamış olsun ya da olmasın, iş için doğru oyuncuyu bulma konusunda bu farklı seçimleri yapmış olmanın karşılığını aldık. En tepeden başlayıp bu filmde yer alan oyuncularla ilgili düşündüğümde hala heyecandan başım dönüyor. Çünkü hepsi de performans açısında ihtiyacımız olan şeyleri anlayan harika oyuncular ve hepsi rollerini yükselten benzersiz anlayışlarını rollerine taşıdı”.

TOPLANMA NOKTALARI BELİRLENİYOR

“Yenilmezler”in yetenekli isimlerden oluşan oyuncuları rollerine hazırlanırken, film yapım ekibi film için çekim yerlerini belirlemekle meşguldü. “Yenilmezler”in hikâyesi New York City’de gelişirken, bu büyük prodüksiyonu tamamıyla şehirde konumlandırmanın ne kadar zor bir şey olduğu ortaya çıktı.

Uygulayıcı yapımcı Louis D’ Esposito şöyle açıklıyor: “Filmin çekim yerinin New York City olması bizim için çok önemliydi. ‘Demir Adam’da Tony Stark’ı Malibu’daki inanılmaz eviyle birlikte West Coast’a yerleştirdik, ayrıca onun New York City’de Stark Tower’ı olmasını istedik. Dolayısıyla ‘Yenilmezler’ setinin New York olması önemliydi ama bu kez de ortaya şu soru çıktı: ‘Büyük bir saldırıyı ve savaşı sokaklarda nasıl sahnelersin ve New York City’yi nasıl havaya uçurursun?’. Bu durum ortaya, New York’un dublörlüğünü yapacak başka şehirlerde çekim yapabileceğimizi ve görsel efektlerle tüm parçaları bir araya getirebileceğimizi düşünmemize neden olan, konumlandırmayla ilgili büyük zorluklar çıkardı”.

Çekimler, çekim programının sonunda bir hafta boyunca New York City’deki dış mekanlarda yapılacaktı. Film yapımcıları çekimlerinCleveland, Ohio-Wilmington, Ohio-Sandusky, Ohio-Worthington, Pennsylvania ve son olarak da New York City’ye taşınmadan önceki üç ay boyunca Albuquerque-New Mexico’da yapılmasına karar verdi.

“‘Thor’un çekimlerini yaparken New Mexico’da harika bir deneyim yaşadık, Albuquerque Studios dünya çapında bir tesis. Yepyeni ve yapmamız gereken büyük yapılara yer sağlayabilmenin yanısıra, yapıma her şeyi birarada sağlayabilen, kendi kendine yetebilen bir tesisti” diye açıklıyor uygulayıcı yapımcı Patricia Whitcher. “Böyle bir prodüksiyonda çok fazla hareketli parça olmasından ötürü bu, çekim programının son kısmını tamamlamak üzere yola devam etmeden önce, üç ay boyunca bir mekanda çekim yapabilme açısından gerçekten herkesin yararına oldu”.

“Yenilmezler” prodüksiyonu 92 günlük çekim programına, 24 Nisan 2011’de Albuquerque’nin merkezinde Nick Fury’nin yeni bir görev için eski bir boks salonunda Steve Rogers’la biraraya geldiği bir sahneyle başladı. 70 yıl boyunca bilinci kapalı bir şekilde kalmış olmanın getirdiği şiddetli gerçeklerle yüzleşmişti ancak görev, geçmişine dair bir unsuru içeriyordu. Rogers, Tesseract’ın yıkıcı gücüne çok aşinaydı.

“Bence eğer görevin içeriği farklı olsaydı bu dünyaya geri dönme konusunda çok tereddüt ederdi” diye açıklıyor Chris Evans. “Tesseract’la,Steve Rogers’dan daha fazla temas sağlayan biri yok. Bu yüzden hala yeni hayatına alışmaya çalışıyor ve kendini onunla mücadele içinde hissediyor olmasına rağmen, her şeyini bu göreve verip yardım edecek. Bu tam Steve Rogers’lık bir durum. Çözmesi gereken bazı şeyler var ama ülkesinin ona ihtiyacı olduğunu biliyor ve her şeyi yapmaya hazır”.

“Film başladığında Steve Rogers’ı yalnızlığının ve soyutlanmışlığının ortasında görüyoruz” diyor yönetmen Joss Whedon. “Küçük bir travma sonrası stres rahatsızlığı yaşıyor çünkü sadece yaklaşık bir aydır buzun dışında ve kendisini çok yalnız hissediyor. Sahneyi eski bir spor salonunda çekmeyi, orasının kendini rahat hissedebileceği bir yer olduğunu düşündük. Çünkü bu yer yıllar içinde pek fazla değişmemişti. Bu çekim yeri 1940’ları hatırlatıyor ve ışıklandırma şeklimiz ‘The Godfather’ hissi veriyor. Bu, Nick Fury’nin Steve Rogers’a görevini verdiği ve ona Tesseract’ın hala aktif olduğunu gösterdiği bu sahne için gerçekten istediğim bir şeydi”.

HELLICARRIER: S.H.I.E.L.D.’IN KUMANDA MERKEZİ

İlk iş gününün tamamlanmasının ardından “Yenilmezler”in oyuncu kadrosu ve ekibi, 14 gün boyunca prodüksiyona ev sahipliği yapacak olan Albuquerque stüdyolarına taşındı. Joss Whedon ve onun yapım ekibi için yapılması gereken ilk iş, filmin en büyük ve en simgeleşmiş seti olan S.H.I.E.L.D.’ın merkezinde, yani Helicarrier’da geçen sahneleri çekmekti.

“Bu, temel olarak gökyüzündeki bir uçak gemisi” diyor yönetmen Whedon. “Yıllar içinde çizgi romanlarda Helicarrier’ın görünümü gelişti ama her zaman için bu gezici kale fikrine dayanıyordu. Senaryo yazımı konusundaki anlaşmanın bir parçasına göre bunun dahil edilmesi gerekiyordu ve ben de buna karşı çıkmadım. Bu işi nasıl halledebileceğimizi çözmek için bir sürü tartışma yaptık. Yapım tasarımcımız James Chinlund’un ortaya çıkardığı aerodinamik tasarım son derece gösterişli ve harika olmanın yanısıra, fantezi ve gerçeklik arasında duruyordu”.

Yönetmen şöyle devam ediyor; “Helicarrier modern ve görsel olarak çarpıcı olmalıydı çünkü o, S.H.I.E.L.D.’ı bilgisayar sistemleriyle bir mağarada bulunan bir grup adamdan başka birşeye yükseltiyor. Filmin oldukça hatırı sayılır bir bölümü Helicarrier’da geçiyor ve tüm Yenilmezler’in birarada bulunmasının mantıklı geldiği tek yer orası”.

“Orası çalışmak için çok güzel bir setti ve Joss, ışık tasarımının dahil olduğu yerleşimin yanısıra, bu setin mimarisini de keşfetmek istedi” diyor görüntü yönetmeni Seamus McGarvey. “Aynı zamanda ona özgürlük ve hareket alanı sağlamaya, Helicarrier üzerinde etkileşim içinde olduklarında oyunculara da mümkün olduğunca yer sağlamaya çalıştık. Set, ağırlıklı olarak birçok kullanışlı kaynakla aydınlatıldı. Tüm teknisyen alanları konsollar üzerine yerleştirilen ışıklarla ve dış kenarlar boyunca uzanan bazı mimari unsurlarla vurgulandı.”

“Görüntü yönetmeni Seamus McGarvey’de beni cezbeden şey, yaptığı ‘Atonement’ adlı filmdi” diye açıklıyor Joss Whedon. “Film üzerinde çalışılmış bir yapımdı. Filmanılar ve yalanlarla ilgili olduğu için herkesin karakteri güzel ama biraz yapay olan bir yüz ışıltısına sahipti. Biz ‘Yenilmezler’de bunların hiçbirini istemedik ama ben, beni daha güzel ve seçkin olan bir şeye doğru itecek bir görüntü yönetmeni istedim. ‘İtmek’ derken Seamus’un harika fikirleri olduğundan bahsediyorum. Işıklandırmayla ilgili yaptığımız genel tartışmaların ardından hemen bunu gerçekleştiriyordu. O, işinde çok başarılıydı. Karakterlerin yaşam gücünü hissedebiliyor ve içlerinde taşıdıkları ışığı ortaya çıkarabiliyordu”.

Film yapım ekibi için hem havada hem de suyun altında fonksiyonel olan bir Helicarrier’a sahip olma fikri ağır basmıştı. Böylece içinden dünyanın güvenliğini izledikleri S.H.I.E.L.D. merkezi çok daha akla yatkın bir yapıya bürünüyordu. “Başlangıçta bizi zorlayan şeylerden biri film içinde Helicarrier’ın sürekli etrafta uçuyor olması fikriydi” diyor Kevin Feige. “Manhattan üzerinde süzülen, uçak gemisi büyüklüğünde bir cisim olsa bence dünya bundan haberdar olur. Bana göre Nick Fury önceki filmlerimizde bunun doğruluğunu kabul ederdi”.

Yapımcı şöyle devam ediyor: “S.H.I.E.L.D. fikriyle olsun, Manhattan’daki Loki ve Thor fikriyle olsun, akın eden kötü güçler fikriyle olsun izleyicilerin önüne koyduğumuz çok fazla şey var. Bu yüzden öylece ‘Bunca zaman boyunca herşeyi izleyerek gökyüzünde uçan bu büyük gemi vardı’ diyemezdik. Bu sebepten S.H.I.E.L.D.’ın bir kriz müdahale ekibi olmasına ve filmin önemli bir anında Helicarrier’ı sudan çıkıp yükselirken görmemiz gerektiğine karar verdik”.

Büyük Helicarrier setine hayat verme görevi doğrudan yapım tasarımcısı James Chinlund’un önüne geldi. Chinlund, ekibiyle birlikte simgeleşmiş S.H.I.E.L.D. merkezinin güncellenmesi ve beyaz perdeye ilk çıkışı için adapte edilmesi konusuna nasıl yaklaştıklarını açıklıyor.

“Zamanımızın büyük çoğunluğunu Marvel Evreni’nde yer alan çeşitli versiyonlarından Helicarrier’ın özünü çıkarmaya çalışmakla harcadık” diye açıklıyor Chinlund. “Nihai hedefimiz tamamen akılları baştan alan ve devasa boyutlarda olan ama aynı zamanda da günümüz ordusunda var olması akla yatkın, inandırıcı bir araç yaratmaktı. Hava sahasının 400 metrelik kısmı boyunca uzanan bir araç yaratmak ve izleyicilerin onu mantıklı bir askeri ekipman olarak kabul etmesini sağlamak zorlu bir mücadeleydi”.

“Helicarrier’ın köprüsü tüm Marvel Evreni’ndeki en simgeleşmiş yerlerden biri ve James Chinlund onu yaratma konusunda harika bir iş çıkardı” diyor Kevin Feige. “Bu şimdiye kadar yarattığımız en büyük setlerden biriydi. Çünkü yapmış olduğumuz herşeyden ayrı, farklı bir yerde duran bir şey olsun istedik. Esasen tüm S.H.I.E.L.D.’ın komuta merkezi olan devasa bir gemide bulunmanın ne kadar hareketli bir şey olduğunu izleyicilerin hissedebilmesini istedik. James gerçekten de ona benzersiz bir görünüm ve his verdi. Çıkardığı iş gerçekten orijinalmiş hissi uyandırdı”.

“O inanılmaz bir setti” diyor Samuel L. Jackson. “Gemiyi ve olan biten herşeyi idare ettiğim, kendi güç alanıma sahip olmak harika bir his. Gemi inanılmazdı, harikaydı. Sürekli etrafta koşuşturup, birşeyler yapan bir sürü insan var. Bu durum bende bir güç hissi uyandırıyor. Aynı zamanda tüm istihbarat toplama çalışmaları ve kapasitesiyle, böyle büyük bir geminin sahip olmasını bekleyeceğiniz türden bir yoğunluk ve faaliyet hissi uyandırıyor”.

Başka bir klasik Marvel aracı olan Quinjet de filmde yer alıyor. Quinjet aslında, Yenilmezler’in Helicarrier’e gidip gelmek ve savaşa girmek için kullandığı dikine kalkış yapabilen bir uçak. Quinjet’in tasarımı Helicarrier’la uyumlu. Helicarrier’ın çalışmasına olanak tanıyan teknolojinin aynısı Quinjet’e aktarılmış. Ama aynı zamanda Quinjet’in, kokpitin, arkadaki motorların ve silahların silueti onun, sanki gerçekte var olabilirmiş gibi hissedilmesini sağlıyor.

YENİLMEZLER TOPLANIYOR!

Çekim programının 11. gününde, bazılarının asla olmayacağını düşündüğü şey oldu ve Nick Fury’nin onları etrafına toplama nedenini öğrendikleri bir sahnede ilk kez tüm “Yenilmezler” oyuncuları bir araya geldi. Tüm oyuncuları bir arada görmek, Marvel süper kahramanlarından oluşan bu ekibin bir sette birleşebilmesi için yıllardır Marvel Evreni’ni şekillendiren film yapımcıları için unutulmaz bir andı.

“Herkesi ilk kez birarada görmek çok özel bir andı” diyor yapımcı Kevin Feige. “‘Yenilmezler’ Marvel Çizgi Romanları’nın temel taşı. Onu beyaz perdeye taşımak büyük başarı ve bu, tüm oyuncuların bir anda farkına vardıkları ve büyük heyecan duydukları bir şeydi. Sadece monitörden izlerken bile başım döndü”.

“Tüm oyuncuların aynı anda sette olacağı gün sayısı pek fazla değildi” diye ekliyor uygulayıcı yapımcı Patricia Whitcher. “Ama herkes hep birlikte Helicarrier’da bulundukları ilk günü hatırlıyor.Ortamdaki enerji heyecan vericiydi. İlk sahneden sonra setteki herkes durdu, birbirine baktı ve kendiliğinden alkışlamaya başladılar. ‘Vay canına, bu inanılmaz bir şey’ diye düşündüm. Böyle günlerde yaptığınız işten dolayı kendinizi son derece ayrıcalıklı hissediyorsunuz”.

Süper kostümleri içinde odada bulunan süper kahraman dostlarına bakan Mark Ruffalo, Banner’ın grubun içinde kendisini huzursuz hissetmesini doğal buldu. “Ben doğrudan bir hayır kurumu mağazasından satın alınmış kaba saba, keten bir kıyafet giyiyorum. Odadaki bu kusuruz insanlara baktığımda kendimi aptal gibi hissediyorum ve ‘Benim burada ne işim var?’ diye düşünüyorum” diyerek gülüyor Mark Ruffalo. “Harika kostümlerine ve zinde vücutlarına baktığımda garip bir kıskançlık hissettim. Bana rol için kas yapmam söylenmedi, bu yüzden ufak tefek kaldım. Benim de harika bir kostümüm olsun istedim, ekibin bir parçası olmak istedim. Kesinlikle Bruce Banner da aynı şekilde hissediyor”.

Kostümüne duyduğu güvensizliğin yanısıra Ruffalo’nun bir aktör olarak üstesinden gelmesi gereken bir başka mesele de, ilk gününde Bruce Banner ile Nick Fury arasında geçen birkaç bilimsel diyaloğu içeren bir sahne boyunca kendisini biraz ezilmiş hissetmesiydi.

“Gergindim çünkü girmem gereken bir sürü bilimsel diyalog vardı” diyor aktör. “Sahneyi iyi bildiğimi düşünüyordum ama ilk kez Sam Jackson’ın ve diğer oyuncuların yanında durmak, birkaç tekrar boyunca kendimi onlardan ayrı hissetmeme neden oldu. Tanrıya şükür ki Sam bu konuda çok güzel bir espri yaptı, bu benim sakinleşmemi ve sonrasında iyi hissetmemi sağladı”.

Büyüme çağında birçoğunu idol olarak gördüğü oyuncularla birlikte sahneler çekmek, Chris Evans için inanılmaz bir deneyimdi. “Bu karakterle daha öncekilere oranla birazcık dahakendimin dışına çıktım” diyor Evans. “Birlikte ilk sahnemizi çekerken bunun ne kadar inanılmaz bir deneyim olduğunu düşünüp duruyordum. Marvel filmlerinin hepsini izledim ve şu anda Marvel tarihinin bir parçası olmaktan dolayı çok büyük bir heyecan duyuyorum. Sete gidip, Robert Downey Jr., Samuel Jackson, Chris Hemsworth, Jeremy Renner, Tom Hiddleston ve Scarlett Johansson gibi isimlerden oluşan bir kadroya dahil olduğum için çok mutluyum. Bu, inanılmaz bir yolculuktu”.

Bu ilk sahneler, oyuncular arasındaki dinamiği ve filmin setindeki işbirlikçi atmosferi açık bir şekilde gözler önüne serdi. “Tüm oyucular karşılarında oynayan isimlerin yaptığı şeylerin son derece farkındaydı ve bu durum çok hoşuma gitti. Çünkü onlara birşeyler yaratmak ve farklı şeyler denemek için kendilerini rahat hissedecekleri bir yer sağlayabildiğim sürece, ardında çok değerli ve beklenmedik anlar saklayan kapılar açılıyor” diyor yönetmen.

Yenilmezler, en büyük süper kahramanların bir birleşimi. Hepsinin kendi egoları ve meseleleri var. Bunlardan biri de birlikte çalışmak. Bu onların alışık olmadığı bir şey. “Güçlü ve benzersiz oldukları kadar farklılar da. Biraraya getirildiklerinde hepsi kendi hesabına bir lider. Bu durum bir mücadele ve çatışma yaratıyor. Bu geminin dümenini kim idare edecek, kim kontrolü elinde tutacak ve ne zaman egolarımızı bir kenara bırakacağız? Hepimiz zamanımızı birbirimizin düşünceleri anlamaya ve yapboza nasıl uyum sağlayacağımızı çözmeye harcıyoruz” diyor Chris Hemsworth.

Demir Adam ve Thor, Loki’yle nasıl baş edecekleri konusunda içinden çıkılması zor bir anlaşmazlığa düşüyorlar. Yaşadıkları bu anlaşmazlık, bunu bir dağın tepesinde modası geçmiş bir yöntemle çözmeleriyle sonuçlanıyor, tabii bir uçan çekici ve ortaya çıkan repulsor ışınlarını saymazsak.

Chris Hemsworth şöyle açıklıyor: “Yenilmezler’in Loki’yi ele geçirmesinin ardından Thor, partiye biraz geç geliyor,bulundukları yeri dağıtıyor, Loki’yi yakalıyor ve gözden kayboluyor. Dağın tepesine gittikten sonra, Loki’yle samimi bir konuşma yapmaya çalışıyor ama bu konuşma pek iyi sonuçlanmıyor. Demir Adam ortaya çıkıyor ve birbirlerini anlamak için inanılmaz agresif bir yol kullanıyorlar. Thor; Demir Adam’ın ve Kaptan Amerika’nın kalkanının gücüne çok şaşırıyor ve sonuçta ortaya bir anlamda tüm tepeyi ve ormanı silip süpüren destansı bir savaş çıkıyor”.

Filmin ilk savaş sahnesini Demir Adam ve Thor olarak zırhlarını kuşanmış Robert Downey Jr. ve Chris Hemsworth’le çekmek,Chris Evans’ın hiçbir zaman unutmayacağı bir deneyimdi. “Demir Adam ve Thor’un kozlarını paylaştığı sahne için bu güzel, ağaçlı tepede geceleri çekim yapıyorduk. Bir süre sonra arabulucu olarak Kaptan Amerika geliyor ve onları ayırmaya çalışıyor” diyor Chris Evans. “Aslında Chris Hemsworth’ütam kostümlü, uzun kırmızı pelerinli haliyle ilk kez o zaman sette gördüm. Sonra eksiksiz Demir Adam zırhıyla Robert Downey Jr. sete geldi. O kostümlerin içinde ikisinin de karakteriyle ne kadar iyi bütünleşmiş olduğunu düşündüğümü hatırlıyorum. Bu benim için harika bir andı, ikisiyle yanyana orada bulunmak harikaydı. Çünkü birden Kaptan Amerika kostümüm yeni bir anlam kazanmış gibi hissettim. Kendimi çok daha büyük bir şeyin parçası gibi hissettim”.

Chris Hemsworth için Robert Downey Jr.’la çalışmak aynı ölçüde heyecan vericiydi. “Robert harika bir aktör ve o kesinlikle ‘Yenilmezler’in babası” diyor Chris Hemsworth. “Bu işe ‘Demir Adam’la başladı, ona birkaç kez nasıl bir yol izlediğini ya da bu konuda ne düşündüğünü sordum. Her zaman yardımsever davrandı ve tavsiye verme konusunda açık oldu, bunun çok yardımı dokundu”.

YENİLMEZLERLE AKROBASİ EĞİTİMİ

“Yenilmezler”in senaryosunda birkaç tane büyük kavga sahnesi vardı. Akrobasi koordinatörü R.A. Rondell, Albuquerque’de bir tesis oluşturdu. Rondell’in akrobasi ekibi birlikte esnemek, el ve silah talimleri yapmak ve filmdeki dövüşlerin koreografisini yapmak için her gün bu tesise geliyordu. Tesis ayrıca oyunculara dövüş koreografı Jonathan Eusebio’yla çalışma yapma ve rolleri için gereken çeşitli dövüş tekniklerini öğrenme imkanı sağlıyordu. Lakabı “Akrobatik Dojo” olan Eusebio ve ekibi, içlerinde Wushu, Kung Fu, ortaçağ dövüş teknikleri ve Kali’nin de bulunduğu farklı dövüş stilleri konusunda oyunculara eğitim verdi. Eğitim süreci karşılığını verdi ve oyuncuların tüm dövüş sahnelerinde özgüvenleri yüksek bir şekilde performans sergilediklerini görmek, film yapımcılarını çok heyecanlandırdı.

Scarlett Johansson için “Demir Adam 2”de edindiği paha biçilmez deneyim, “Yenilmezler”için yaptığı hazırlık çalışmalarında kendisini gösterdi. “Akrobatik hareketler ve dövüşler bu filmdeki çalışmalarımın büyük bir bölümünü oluşturuyor ve izleyicilerin ‘Demir Adam 2’den hatırlayacakları bir dövüş stiline sahip olmak inanılmazdı” diyor Johansson. “Bu stili Jonathan Eusebio yarattı ve koreografisini yaptı. Hareketleri ve dublörüm Heidi Moneymaker’ı izlemek, onları öğrenmeme çok yardımcı oldu. İkisinin de benim için yaptığı şey çok önemliydi. Çünkü bubir karakter yaratımı ama bir o kadar da benim işe kattığım dinamikle ilgili bir çalışma”.

“Black Widow’un son derece akıcı ve akrobatik olmasını istedik” diyor koreograf Jonathan Eusebio. “Bir Çin dövüş stili olan Wushu, onun vücut mekaniğiyle çok uyumlu bir iş çıkarıyor. Bu çok zarif bir dövüş stili ama aynı zamanda fazlasıyla güç ve esneklik gerektiriyor. Black Widow’u çok daha güçlü fırlatışlar yaparken ve farklı silahlar kullanırken göreceksiniz. Oyun değişti, dolayısıyla onun üstün yetenekleri de. Tamamen yeni şeyler öğrenmek zorunda kaldı, onun için verdiğimiz bazı silahlarla başa çıkmak çok zordu. Eğitim süreci oldukça ağırdı ve sırasının geldiği anlarda harika performanslar ortaya çıkardı”.

Johansson, yeni dövüş tekniklerini öğrenmenin ne kadar zor olduğuyla ilgili olarak koreografıyla aynı görüşü paylaşıyor. “Biz Wushu’yu çok benimsedik, bu teknikte silah miktarı kesinlikle daha fazlaydı. Bu durum biraz karmaşıktı çünkü elden ele yapılan hareketleri oldukça iyi kavramıştım ama sonra bana ‘Evet, al bakalım. Hareketleri yaparken bu kocaman sopayı da tutmak zorundasın’ dedi. Ben de ‘Bir dakika, ben o hareketleri yaptım ama şimdi 9 kiloluk dev bir sopayla mı dövüşüyorum?’ diye düşündüm. Dürüst olmam gerekirse akıllarında ne olduğunu ilk anladığım an ‘Bunu asla öğrenemeyeceğim’ diye düşündüm. Bu işi düzgün bir şekilde yapana kadar bir sürü hata yapıyorsunuz ama bu hatalar bazen can da yakabiliyor!”.

“Scarlett hazırlık aşamasında olduğu kadar prodüksiyon sırasında da inanılmaz yoğun bir eğitim aldı” diyor akrobasi koordinatörü R.A. Rondell. “Düzenli olarak spor salonuna geldi, tüm yeni hareketleri ve dövüş tekniklerini öğrenmek için Heidi ve Jonathan’la gerçekten çok sıkı çalıştı. ‘Demir Adam 2’de öğrendiklerinden dolayı iyi bir temeli vardı, bu yüzden hemen kolları sıvayıp ona çok daha karmaşık hareketleri ve tekrarları, içine silahları da dahil ederek öğretebildik”.

“Scarlett harika vücut şeklini korumak için bu filmde çok çalıştı ve sabahın 5’inde makyajda olabilmek için sabaha karşı 4’te spor salonuna gitmek zorunda olmak hiç kolay değil” diyor Whitcher. “Diğer günlerde spor salonundan doğruca akrobasi eğitimi almaya gidiyordu ve sonra da tüm gün çalışmaya gidiyordu. Bu durum insanların düşündüğü kadar güzel değil. İzleyiciler orada dövüşen kişinin gerçekten Scarlett olduğunu anlasın diye bu tür hareketleri inandırıcı bir şekilde yapmak çok zor bir iş”.

Akrobasi eğitimi alan diğer bir isim de Tom Hiddleston’dı. Hiddleston, destansı savaş sahneleri ve diğer Yenilmezler’le gerçekleştirdiği aksiyon sahneleri için diğer oyuncuların dahil olduğu çoğu dövüş sahnesini öğrenmek zorunda kaldı. Hiddleston için bu, zamanını tamamen pratik yaparak geçirmek demekti. Bu sayede sete çıkma ve Kaptan Amerika ya da Thor’a meydan okuma zamanı geldiğinde yaptıkları, adeta onun doğasında var olan bir şey gibi oldu.

“Tüm vücudum yara bere içinde ama bunun adı ‘Yenilmezler’. İçi aksiyonla dolu olmasaydı işlerimizde başarısız olurduk” diyor Tom Hiddleston. “R.A. Rondell ve Jon Eusebio’nun başını çektiği, dünyanın en müthiş akrobasi ekibine sahiptik, bu yüzden Albuquerque’ye gider gitmez yaptığım ilk şey, spor salonuna gitmek oldu. Hareketleri çalışmaya başladım ve ilerledikçe karaktere yeniden bağlandım çünkü hareket ediş şeklinizin kim olduğunuz konusunda insanlara bilgi verdiğine inanıyorum”.

Aktör şöyle devam ediyor: “Aksiyon çekmeyi seviyorum çünkü o sırada hiçbir şey düşünmüyorum. Bu tıpkı hareketleri kaptıktan sonra dans etmeye benziyor. Sonrasında yapmanız gereken tek şey yumruk savurma ya da karşılama duygusunu eklemek. Bu neredeyse Zenvari bir deneyim haline geliyor. Loki ve Kaptan Amerika arasında geçen bir dövüş sahnesinin çekileceği güne geldiğinizde, hazırlık ve eğitimin faydasının olduğunu ve bunun kolay gerçekleştirilebilir bir şey haline geldiğini görüyorsunuz”.

Hiddleston için diğer bir zorluk da filmdeki kostümüydü. Kostümü inanılmaz görünüyordu ama aksiyon sahnelerindeciddi şekilde ağırlık yapıyordu. “Loki’yi ‘Thor’daki halinden ileri taşımak, fiziksel olarak daha güçlü ve tehlikeli olmasını sağlayarak yeni bir tehlike hissi yaratmak için akrobasi eğitimine ağırlık verdim” diyor Hiddleston. “Dövüş sanatı olarak adlandırılabilecek her şeyin eğitimini aldım: Wushu, boks, sopa, tahta ve bıçakla yapılan dövüşler ve yumruk yumruğa dövüş. Ayrıca vücut ve kas hafızasını şartlandırmak için yapılan bir sürü tekrar çalışması vardı. Bu şekilde deri ve metalden oluşan 18 kilogramlık bir kostümün içinde bir binadan atlamayı, havada uçmayı, Chris Hemsworth’ün kafasını kıl payı ıskalamayı ve sırt üstü yere çarpıp, kendinizi kaldırmayı öğreniyorsunuz ve aynı hareketi bir gün boyunca 12 kez tekrarlıyorsunuz”.

Thor ve Loki, Stark Tower’ın balkonunda giriştikleri şiddetli bir kardeş kardeşe mücadelede birbirlerine meydan okuyorlar. “Ağabey kardeşe karşı anlayışına sahip olması için mücadeleyi planlamaya çalıştık” diyor dövüş koreografı Jonathan Eusebio. “Loki mücadeleye öldürücü bir tarzdayaklaşma niyetindeyken Thor, ona zarar vermeden Loki’yi eve götürmek istiyor. Mücadele devam ederken duygular kızışıyor ve risk büyüyor. Thor gerçekten çok sinirleniyor ve mücadele sonunda son derece şiddetli bir hal alıyor”.

Tom Hiddleston kardeşlerin savaşını anlatıyor: “Her birimizin özel bir silahı ve yeteneği var. Bu kavgada Loki’nin asası, Thor’un çekicine karşı. Thor çekicini bir boks eldiveni gibi kullanıyor, Loki ise asasını daha çok Wushu stilinde kullanıyor. Ama kısa bir süre sonra Thor çekicini, Loki de asasını düşürüyor ve iki kardeş sadece dağınık ve kötü bir şekilde dövüşüyor”.

Chris Hemsworth, bu sahne için koreografiyi nasıl öğrendiğini anlatıyor. “Bu filmdeki savaş sahneleriyle ilgili olan şey, hızın aksine şiddeti yoğunlaştırmak zorunda olmanız. Bu yüzden biz bunu süper ağır çekimde duygu olmadan darbe darbe ele aldık. Sonrasında hareketlerin akılda yer etmeye başlamasıyla gerektiği gibi hızı artırabiliyorsunuz”.

Hem Hiddleston hem de Hemsworth akrobatik hareketlerinin çoğunu kendileri yapmaktan keyif aldı. “Bir sinemasever olarak perdede uçan bir oyuncu gördüğümde çok etkileniyorum ve akrobatik hareketleri yapan oyuncunun gerçek oyuncu olduğunu biliyorum” diyor Hiddleston. “Bir dublörün etrafını kesmelerinden ve sadece oyuncunun kafasının arkasını görmekten nefret ediyorum. Kafamın arkasının görünmesini istemiyorum, bu yüzden işe girmeye ve bu işi akrobasi ekibiyle harmanlamaya hazırım”.

“Yapabildiğim zamanlarda kendi akrobatik hareketlerimi yapmaktan keyif alıyorum çünkü bu durumun filmin son haline çok şey kattığını biliyorum” diyor Chris Hemsworth. “Kalbiniz deli gibi atıyor ve adrenalin patlaması yaşıyorsunuz. Gerçek şu ki süper atletik olabilirsiniz ama bir duvara kafa üstü çarpmanızı engelleyecek bir atletik yetenek yok. Bu sadece canınızı yakan şeylerden biri ama ayağa kalkıp silkeleniyor ve tekrar deniyorsunuz. Bu çok eğlenceli, günün nasıl geçtiğini kesinlikle anlamıyorsunuz”.

Oyuncularının akrobatik hareketleri mümkün olduğunca yapmaya istekli olduğunu gören yönetmen Whedon için bu durum, filmin bitmiş halinde performanslara bir sürü fazladan katman ekliyor.

“Aksiyon sahnelerinde oyuncularımın yüzlerini ne kadar çok gösterebilirsem o kadar çok seyirci kahramanlarımızı benimser ve destekler” diyor Joss Whedon. “Karşınızdakinin sizin oyuncunuz olmadığının belli olduğu bir çekimi gördükleri anda izleyiciler sahneden kopuyor. Ben çok şanslıydım çünkü inanılmaz bir dublör akrobasi ekibimiz vardı, oyuncularımızın çoğu film için hazırlık aşamasında çok çalıştı ve çekimleri yaparken spor salonuna zaman ayırmaya devam ettiler. Bence birleştirilen bu sahneleri gördüklerinde çok mutlu olacaklar

YIRTIK PIRTIK KOSTÜMLÜ YEŞİL: HULK

“Yenilmezler”i yaparken film yapımcıları için en büyük bilinmezlerden biri, Bruce Banner karakterini Hulk’a dönüşürken nasıl ele alacaklarıydı. Daha önce Eric Bana ve Ed Norton’la hayat bulduklarında Bruce Banner ve Hulk, ikinci halinin oyuncuyla hiçbir fiziksel bağlantısı olmayan, tamamen bilgisayar destekli bir karakteri olan iki ayrı varlıktı.

Joss Whedon, bu karmaşık karakterin gelişimini nasıl ele aldığını açıklıyor: “Biz daha önce hiç yapılmamış bir Hulk yaratmak istedik” diyor yönetmen. “Çizgi romanlarda Bruce Banner ve Hulk birbirine benzemiyordu. Televizyon dizisinde ikisini farklı oyuncular canlandırdı ve her zaman filmlerde bir aktör ve bilgisayar desteğiyle yaratılan bir yaratık oluyordu ama hareket yakalama teknolojisinin bugün geldiği noktayla Mark Ruffalo’nun karakterin her iki tarafını da oynamasını istedik”.

Yönetmen şöyle devam ediyor: “İşin çok başında Hulk’un yüzünü Mark Ruffalo’nun yüzüne göre yapılandırmaya karar verdik. Sadece karakteri canlandırırken kullanacağı hareketler açısından değil, aynı zamanda gerçek fiziksel özellikleri açısından da bu yolu izledik. Kemik yapısını, göz hatlarını ve ağzını da buna dahil ettik. Bruce Banner Hulk’a dönüştüğünde, ‘Aman Tanrım, bu Bruce Banner! Bu sadece onun büyük, yeşil ve çok kızgın hali!” dedirtmek için karakterler arasındaki aralıkta bir köprü kurmak istedik”.

Mark Ruffalo, Hulk’un önceki canlandırmalarından farklı bir yönünü ortaya koyuyor. “Karakterin diğer birçok versiyonunda Hulk çok keskin bir şekilde büyüyordu ama ‘Yenilmezler’de yaklaşık 2,5 metre uzunluğunda olacak” diyor aktör. “Sinirlendikçe güçleniyor ama çok fazla uzamıyor”.

“Hulk’un yüzünün ve mimiklerininözelliklerini, Mark Ruffalo’nun yüzünden almasını istedik. Bunun için de onu öncekilere oranla aktörle daha çok birleştirmeyi düşündük” diyor Kevin Feige. “Daha önce böyle bir şey yapmamıştık ama izleyicilerin Bruce Banner ve Hulk’u aynı bünyede hissetmesini sağlama konusunda bunun çok büyük bir yardımı oldu. Hulk’a dönüşürken, çok sempatik bir Bruce Banner’dan aldığımız temiz kalpliliğin tamamı ona gidiyor. Daha önce karakterden hiç almadığınız kadar çok ifade, karakter ve duygu alıyorsunuz”.

“Bir oyuncunun, her zaman bilgisayar desteğiyle yaratılan bir karaktere sahip olmuş bir şeyi oynamasına olanak tanıyan tamamen yeni bir teknoloji alanı olduğunu öğrendiğimde, bunu kendi ellerimle denememin harika bir şey olabileceğini düşündüm” diyor Ruffalo. “Bu Hulk için oyunun kuralını değiştiren bir şeydi çünkü bilgisayar desteğiyle yaratılan bir karakterde gerçek öfkeyi yakalamak zordur. Öfke, derin ve ilkel bir şeydir. Bunun bir sürü inceliği ve varyasyonu vardır, bu yüzden daha karanlık ve daha hümanist bir Hulk ortaya koyma fikri çok heyecan verici ve zorlayıcıydı”.

Film yapımcıları, Industrial Light & Magic’i (ILM) gündeme getirdi. Hulk’un öfke ve hiddetiyle Bruce Banner’ı birleştirecek yeni bir karakter versiyonu yaratma konusunda görsel efekt süpervizörü Janek Sirrs’le çalıştılar. Yönetmen Whedon için Mark Ruffalo’nun performansının her katmanını Hulk’a işlemek, karakterin görünümünü ve hissini yaratma açısından büyük önem taşıyordu.

“Mark’tan yola çıkarak inşa ettiğimiz milyonlarca şey var. İşin sonunda bilgisayar desteğiyle yaratılmış olan Hulk’un insan gibi bir his vermesi gerekiyordu ama aynı zamanda da her şeyi bir insanın yapacağından daha dramatik bir şekilde ifade etmek zorundaydı” diyor Whedon. “ILM, Mark’ın performansından yola çıkarak yapılandırma yaparken, çıkardıkları işlere baktığım ve ‘Bunu daha ileri taşımalıyız. Ağzı biraz daha geniş açılmalı, kafasının daha hızlı kütürdemesi gerek’ dediğim zamanlar oldu. Onların tam anlamıyla Hulk olarak yorumlama yapması için tüm bunların büyütülmesi gerekiyordu ama diğer taraftan gerçeklik temelinden yola çıkmak zorundaydılar”.

Karakterin her iki tarafını oynamak, hareket yakalama yaratımını da içeren teknik süreç boyunca Ruffalo’nun ILM’de oldukça uzun vakit geçirmesi anlamına geliyordu. Ruffalo tiyatro altyapısının karakterin teknik yanına ne kadar yardımı dokunduğunu açıklıyor.

“Hulk’un bu versiyonunu yaratmak birçok farklı adımdan oluşuyordu” diyor Ruffalo. “Bunun oyunculuğun en eski formu olan tiyatroyla ne kadar ilişkilendirilebilir olduğunu görmek benim açımdan çok ilginçti. Bir tiyatro oyuncusu olarak siyah bir kutunun üstünde yürüyorsunuz ve yardım alabileceğiniz hiçbir şey yok, bu yüzden sadece hayal gücünüze güvenmek ve aslında orada olmayan şeyleri çıkarıp ortaya koymak zorundasınız”.

Oyuncu şöyle devam ediyor: “Tiyatro benim bir aktör olarak eğitim gördüğüm yer. Beni etrafta binlerce kameranın ve ışığın olduğu ve sadece kafamı hareket ettirebildiğim bu küçücük yere koyduklarında, hayal gücümü kullanarak kendimi Thor’la ya da başka birşeyle mücadele ettiğim bir durumun içine sokabildim”.

Hulk olarak beyaz perdede nasıl görüneceğini ilk kez gördüğü an, Ruffalo’nun keyif aldığı diğer bir adımdı.

“Bir ambar büyüklüğünde, etrafta bir sürü kameranın olduğu bir yere girdik ve ILM bana bir hareket yakalama kıyafeti giydirdi” diyor Ruffalo. “ 1 metreye 2 metre ebatlarında bir monitör vardı. Onun önüne geliyorsunuz ve Hulk’un size baktığını görüyorsunuz”.

“Monitörde yaptığınız hareketlerin aynısını Hulk’un yaptığını görüyorsunuz, dolayısıyla karşınızdaki görüntü size karakterin nasıl durduğunu ve nasıl davrandığını söylüyor” diye açıklıyor Ruffalo. “Ayrıca belli şekillerde hareket eden bir beden görüyorsunuz, böylece önünüzde bulunan fiziksel varlığa dayanan karakteri yaratıyorsunuz. Bu durum oldukça heyecan verici ve zorlayıcıydı”.

Bu benzersiz deneyimi aktör şu sözlerle açıklıyor: “Orada birkaç gün geçirdim. Üç saat boyunca ILM animatörlerinden biriyle dövüşü simule edecektim, sanki Hulk, Thor’a karşıymış gibi dövüşler gerçekleştirdik. Hareketlerimin tüm verilerini aldılar, onu bir bilgisayara yüklediler ve bu, Hulk’un temelini oluşturdu. Bu, son derece karmaşık, sistemli ve gerçekten birçok yönden gelişmekte olan bir teknoloji”.

“ILM’nin bu teknolojiyle yapabildiği şeyler gerçekten inanılmaz” diyor uygulayıcı yapımcı Jeremy Latcham. “Bu karakter için gerçek anlamda bir kapı açtı ve karakteri, filmimizde süper kahramanlarımızla olmasını istediğimiz şekilde, daha sinerjik yapmamıza olanak tanıdı”.

“O bir yaratık ama aynı zamanda da insanmış hissi veriyor. Bu durum beni çok heyecanlandırıyor” diyor Mark Ruffalo. “Deneyimlerime göre bu tarz filmlerde kendinizi iki film izliyormuş gibi hissediyorsunuz; Bilgisayar desteğiyle yaratılan filmve insan unsuru. Ama artık bu teknoloji sayesinde oyuncular olarak özgürüz ve izleyiciler film boyunca karakterden kopmadan onu takip edebiliyor”.

YENİLMEZLER TEKRAR TOPLANIYOR

28 Temmuz 2011’de “Yenilmezler”, Albuquerque’deki prodüksiyon programlarını tamamlayıp beş haftalık çekim programlarına başlamak için Wilmington-Ohio’ya gittiler. Oyuncular ve ekip, ilk çekim yerlerine ulaşmak için fazla uzağa gitmek zorunda kalmadı çünkü şirketin özel uçağı Clinton County Airpark’taki sete indi. 3000 metrelik bir havaalanı pisti ve 90.000 metrekarelik modern nakliyat tesisiyle devasa bir kompleks olan çekim yeri, Helicarrier setinin dış kısmının dublörlüğünü yapacaktı.

Jeremy Latcham’a göre tesisin devasa alanı ve teknolojik görünümü, prodüksiyona Albuquerque’deki mekanda yakalamış olduklarıyla eşleşmesi gereken görsel dokuları çekme olanağı sağladı.

“Çok büyük ve geniş askeri araçları yerleştirebileceğimiz ama yine de bir Helicarrier’ın içindeymiş hissi verebilecek bir çekim yerine ihtiyacımız vardı” diye açıklıyor Latcham. “Ayrıca çekim yerinin son teknolojiye uygun bir yer hissi vermesi ve Helicarrier için oluşturmuş olduğumuz yapım tasarımına kolaylıkla entegre edilmesi gerekiyordu”.

“Airpark tesisinin alanı inanılmazdı, bu yüzden sadece var olan yapıları yerleştirdik ve gerçek dokulardan, borulardan, ızgaralardan, parmaklıklardan, podyumlardan ve tüm çekim yeri boyunca uzanan çıkıntılardan yararlandık” diye ekliyor yapım tasarımcısı James Chinlund.

“Setin görüntüsü beni gerçekten çok heyecanlandırdı” diyor yönetmen Whedon. “James kullanışlı çekim yerine ihtiyacımız olan şeyleri entegre etme konusunda harika bir iş çıkardı. Kusursuzdu, neyin gerçek neyin sonradan yapılmış olduğunu anlayamıyordunuz. Burası ayrıca oyunculara içinde oynayabilecekleri gerçek bir ortam sağladı. Bunu yapabildiğinizde çok daha içten gelen performanslar elde edersiniz”.

Prodüksiyonun birinci ekibi Wilmington-Ohio’daki sahneleri çekerken, ikinci ekibi Worthington-Pennsylvania’daki dünyaca ünlü Moonlight® marka mantarlara ev sahipliği yapan Creekside Mantar Çiftlikleri’nde bir kovalama sahnesini çekiyordu. Bu tesis dünyanın en büyük tek bir alandan oluşan mantar çiftliği ve yüzeyin altında 4000 metrekarelik bir alana yayılan 240 kilometrelik kullanılmayan kireç taşı tünellerini bünyesinde barındıran Amerika’daki tek yeraltı mantar çiftliği. Bu çiftlik, büyüklüğü ve tüm mantarların tamamıylakaranlıkta, yer altında yetiştirilmesi ve toplanması konusundaki eşsizliğiyle Guinness Rekorlar Kitabı’na girdi.

“Yenilmezler”, film yapımcılarına yerin 90 metre altındatoplam 240 kilometre uzunluğa sahip tünellerin tamamına erişim imkanı sağlayan tesiste çekim yapan ilk prodüksiyon. Yapım ekibinin tünelleri hazırlama sürecinde yaşadığı zorluklardan biri, onları ışıklandırmak ve Loki, Ajan Coulson ve Ajan Maria Hill’in de içinde bulunduğu kovalama sahneleri için ortamın tamamına enerji sağlamaktı.

“Aşağısı inanılmazdı” diyor Tom Hiddleston (Loki). “Tünellerde yaklaşık 15 arazi aracıyla saatte 80 kilometre hızla bir kovalama sahnesi çekiyorduk. Aracın arkasına pek sıkı olmayan bir şekilde bağlandım. Bu gerçek deneyimin yerini hiçbirşey tutmaz. Heyecan verici, tehlikeli ve dramatik bir deneyim. Sahnenin enerjisini ve dinamizmini hissedebiliyorsunuz. Bence bu sahne inanılmaz olacak. Şahsen ben, birinci ekipteki herkese oranın şimdiye kadar çekim yaptığım en müthiş çekim yerlerinden biri olduğunu söyledim”.

Tünel sahnesinde Loki’yi takip eden kişi, S.H.I.E.L.D. yerleşkesinden kaçmadan önce onu yakalamaya çalışan Ajan Maria Hill. Cobie Smulders, bu benzersiz mekanda yapılan çekimlerde aksiyonun içine girebilmiş olmanın heyecanını yaşayan oyuncu arkadaşının duygularını paylaşıyor. “Kapısı olmayan bu devasa aracı kullanmak zorunda kalmak biraz korkutucuydu ama birkaç tekrardan sonra araçtan dışarı sarkıp silahımı ateşliyordum” diyor Smulders. “Bu çok eğlenceliydi. Bana ‘Başardık, başardık’ diyorlardı ama o kadar eğleniyordum ki ‘Birkaç tekrar daha alamaz mıyız?’ diye sorup duruyordum”.

AKROBASİVE PATLAMALAR: CLEVELAND SALLANIYOR!

Yapımda çekim programının son düzlüğüne gelindiğinde “Yenilmezler” oyuncuları ve ekibi, filmdeki en büyük aksiyon sahnelerini çekmek için Cleveland-Ohio’daki çalışmalara başladı. Sahnede bilinmeyen kötü güçler New York City’ye saldırıyor, 42. Cadde’de bir dizi büyük patlama gerçekleşiyor. Prodüksiyon, böylesine büyük bir sahnenin altından kalkabilmek amacıyla hazırlık aşaması ve sahnenin çekimi için dört hafta boyunca Cleveland şehir merkezindeki 9. Doğu Caddesi’ni kapattı. Şehir merkezindeki bir ana arteri kapatmak kolay bir iş değil ama film yapımcıları, çekim hazırlıkları aşamasında aylar boyunca şehir ve eyalet yetkilileriyle yakın bir çalışma yürüttü.

“Cleveland şehriyle ilgili planımızı sunarken, caddenin bilgisayarla oluşturulmuş, büyük ölçüde tahrip olmuş bir resmini getirdik ve ‘Başarmamız gereken şey işte bu’ dedik” diyor D’Esposito. “Bu ilk başta oldukça göz korkutucuydu ve odadabüyük bir sessizlik oldu, genel tepki bu yöndeydi,sadece ‘Vay canına’ diyebildiler. Daha sonra konuyu adım adım ele aldık, sokakları ve dükkan önlerini nasıl koruyacağımızı gösterdik. Bize çok yardımcı oldular ve ilk günden itibaren yapmamız gereken şeyleri yapmamıza izin verdiler”.

“Valiliğe, belediyeye ve film görevlisi Ivan Schwartz’a ne kadar teşekkür etsek az çünkü onların desteği ve çabaları olmadan şehir merkezindeki birkaç blokta böylesine büyük bir ayarlama yapmaya kalkışamazdık” diye ekliyor Patricia Whitcher. “Şehir inanılmaz yardımseverdi, bize ihtiyacımız olan her şeyisağladı. Orada çekim yapmak çok güzeldi”.

Sahnenin hazırlık aşamasında prodüksiyonun yapması gereken ilk şey, 9. Doğu Caddesi’ndeki bloklarda, New York City’deki 42. Cadde’nin keşmekeşini yaratmaktı. Caddedeki birçok işletme boş olduğu için yapım tasarımcısı James Chinlund’un elinde çok kısa bir sürede,var olan binalara inşa edilmiş düzinelerce yeni dükkan önü oldu.

“Cleveland şehrinin yetkilileriyle çalışmak harikaydı, çok yardımcı oldular” diyorChinlund. “Şehir merkezinde çekim yapmak bize büyük bir avantaj sağladı çünkü bize başlangıç için gereken tüm dokuyu verdi. 9. Doğu Caddesi görsel olarak harika bir görünüme sahip ve yapısı New York’taki 42. Cadde’yle büyük benzerlik gösteriyor”.

James Chinlund ve ekibi, bu New York City caddesini yaratmakta o kadar iyi bir iş çıkardı ki, ortaya çıkan şeyi tüm şehir aylarca konuştu. Binlerce meraklı insan boş binaların canlı New York City caddesine dönüşmesini, caddenin metro durakları ve popüler dükkan önleriyle tamamlanışını izledi. Prodüksiyon ve set tasarımı o kadar ikna ediciydi ki, yerel halkın bloğa açılan yeni dükkanlardan duydukları heyecanı ifade ettikleri duyuldu.

Chinlund ayrıca, patlamalı aksiyon sahnesinin çekiminde ihtiyaç duydukları her şeyi güvenli bir şekilde uygulayabilmeleri için yapım tasarımının, filmdeki diğer tüm departmanlarla uyumlu olduğundan emin olmak zorundaydı.

“Şehirle ilgili bir sürü planlama vardı ve kendi departmanlarımız bu sahnenin hazırlığına dahil oldular” diyor James Chinlund. “Aylar önce bunun bir modelini yaptık. Bu model tehlikeli akrobatik hareketlerin nerede olacağını ve dublörlerin nerede koşacaklarını gösteriyordu. Model çok basit görünse de, beklenen durumlar ve bunlara nasıl hazırlanılacağıyla ilgili olarak herkesin bilgi sahibi olmasını sağlıyordu”.

“Görsel efektleri bir çekim yeriyle harmanlarken, ikisi arasında kusursuz bir bağlantı olmak zorunda” diye açıklıyor yapımcı Kevin Feige. “Kullanabileceğimiz gerçek yapıları, gerçek arabaları ve gerçek unsurları almak, sonrasında da onları görsel efektlerle büyütmek istedik. Biz yönlendirecek bir görsel efekt ekibi istemiyoruz, bizim felsefemiz bu. İdeal olan yüzde 100 gerçek olması ve tavizlerin bundan sonra gelmesi. James Chinlund caddeyi tasarlama konusunda harika bir iş çıkardı çünkü görsel efektlerle büyüteceğimiz çok az şey kaldı”.

Cleveland’ın New York City’yle aynı türden bir mimariye sahip olmasından çok mutlu olan Yönetmen Whedon sahneyi tanımlıyor. “Olay, New York halkının ilk kez bilinmeyen kötü güçlerle karşı karşıya kaldığı donuk bir anla başlıyor. Bu yüzden hepsi arabalarını durdurmuş ve neler olduğunu anlamaya çalışıyor” diyor yönetmen. “Sonra birden geldikleri yerde büyük bir bombardıman oluyor ve cadde havaya uçmaya başlıyor. Arabalar ters dönüyor ve havaya uçuyor, insanlar canlarını kurtarmak için kaçmaya çalışıyor ve ardından Yenilmezler’le kötü güçler arasında bir savaş başlıyor”.

Özel efekt süpervizörü Dan Sudick ve ekibi, bombardıman sahnesi için dublörler güvenli bir şekilde hareket edebilsinler diye kusursuz piroteknikler ve iyi zamanlanmış tehlikeli araba akrobasileri ayarladı. Sudick ve ekibi büyük piroteknik olayları başarmak adına, bir hava saldırısını simule etmek için cadde boyunca yayılan 28 patlama ayarladı. Ayrıca sahnede caddenin ortasındailerleyen 21 araba da vardı. Bunların arasında cannon, flipper ve pyro tipi araçların yanısıra büyük tırlar vardı. Sahne için toplamda 50 araba kullanıldı.

Tüm piroteknikleri ve patlamaları güvenli bir şekilde oldukça sıkışık bir alanda koordine etmek, Sudick’in günlük işinin bir parçası. Sudick sahne için nasıl hazırlık yaptığını anlatıyor: “Bizim için ilk adım, sahnenin ortama uymasını nasıl sağlayacağımızı çözmekti. Sonrasında cadde kapamalarıyla, kamu kuruluşlarıyla ilgilenmemiz ve caddenin altında neler olduğunu öğrenmemiz gerekti. Bu şekilde arabaları yola bağladığımızda yüksek gerilimli elektrik hatlarına ya da gaz hatlarına denk gelmiyoruz” diye açıklıyor Sudick. “Bu durum ayrıca caddedeki binalara erişim sağlamamıza ve ekipmanlarımızı oralara koyup, kilitlememize yardım etti. Ayrıca patlamalar sırasında onları korumak için tüm pencereleri Lexan’la kaplamak zorunda kaldık”.

Sudick ve ekibi için bir diğer zorluk da, bir sürü departmanı içeren bilgi koordine etme ve filtreleme işiydi. “Böyle bir sahneyi çekerken, dublörler, kamera, inşa, sanat, yerler, set tasarımı gibi unsurlar kullanılıyor, bu yüzden tüm departmanlar arasında açık ve organize bir iletişim hattı olmak zorunda” diyor Sudick. “Mesela, çok sayıda aksiyonu görmek adına iyi kamera pozisyonlarını anlamak için akrobasi ve kamera departmanıyla prova yapıyoruz. Sonrasında da aksiyon alanlarına akrobatik hareketleri nasıl entegre edebileceğimizi görmek için akrobasi departmanıyla toplantı yapıyoruz. Sonra da birşeyin tonunu hafifletip hafifletmeyeceğimizi ya da büyütüp büyütemeyeceğimizi anlıyoruz”.

“Konu özel efektler olduğunda Marvel’den Dan Sudick altın ayarında diyebilirim” diyor Jeremy Latcham. “‘Demir Adam’dan bu yana bizimle birlikte. Böyle bir sahneyi çekerken başarmak istediğimiz iki şey var, ilki görsel efektlerin kusursuz bir şekilde entegre edildiği bir görüntü ortaya çıkması, diğeri de güvenli bir şekilde tamamlanması. Dan’lebu iki durumun da en iyisini alıyorsunuz. O her zaman gereken görüntüyü sağlıyor ve biz de bu işle ilgilenileceğini ve herkesin güvende olacağını bilerek geceleri rahat uyuyabiliyoruz”.

15 Ağustos Pazartesi günü, yapılan tüm yoğun çalışma ve hazırlık karşılığını verdi. Dan Sudick ve ekibi hiçbir aksaklık çıkmadan bu etkileyici sahnenin üstesinden geldi. Üstelik bu olay Cleveland şehir merkezindeki 9. Doğu Caddesi’nde çekilmesine rağmen, “Kurtar bizi Thor!” başlığıyla The New York Post’un kapağında yer aldı.

“Evet, bugün tüm dünyayı havaya uçurduk” diyerek gülüyor yönetmen Joss Whedon. “Çektiğimiz şey kadar büyük bir şey yazıldığını hatırlamıyorum. Kimsenin hayatta kaldığını sanmıyorum, buna ‘Yenilmezler’de dahil, bu yüzden bu daha sonra sorun olabilir”.

Yönetmen şöyle devam ediyor: “Bu çok heyecan verici bir gündü. Yaklaşık 15 kamerayla çekim yaptık. Sayısız arabayı devirdik ve havaya uçurduk. Bu tam anlamıyla bir yıkım partisiydi. Bu yapmaya alışık olduğum bir şey değil ama bunun içinden biraz insancıllık çıkarmayı da başardık. Yani bu iş sadece bir gösteri değildi, olağanüstü bir şeydi”.

Bu olağanüstülüğü yakalama işi, tamamen Akademi Ödülü’ne aday gösterilen görüntü yönetmeni Seamus McGarvey’nin yetenekli ellerine teslim edildi. McGarvey, bombardıman için yaptıkları kamera ayarlarını açıklıyor. “Farklı pozisyonlarda ayarlanmış dört Aerial Alexa’mız vardı. Ayrıca Arri 435’lerle slow motion çekim yaptık” diyor McGarvey. “Bunlara ek olarak beş Canon EOS 5D Mark II’miz ve Canon EOS 7D’miz vardı. Geleneksel bir kamerayı yerleştiremediğimiz alanlara yerleştirmek açısından onlar pahabiçilmezdi”.

McGarvey şöyle devam ediyor: “Canon kameraları son derece riskli konumlara yerleştirmemize rağmen hiçbirini kaybetmedik. Kamerayı korumak için harika yuvalar yapmıştık, bu durum havada taklalar atarak bize doğru yaklaşan taksilerin yakın plan çekimlerini yapmamıza olanak sağladı. Ayrıca Canon’lardan birinin yanına bir dublör verdim ve o kamerayla birlikte koştu. Bu şekilde tehlike hissini gerçek anlamda alıyor ve kendinizi genellikle aksiyonun dışından görülen bir akrobatik durumun tam içinde hissediyorsunuz”.

Ertesi gün prodüksiyon, bombardımanın sonrasını çekti ve yönetmen Joss Whedon, Ohio merkezli 391. Askeri İnzibat Taburu’nun 25 üyesinden yardım aldı. Askerler, gerçeklik katmanı eklemek ve savaş sahnelerini vermek için olaya dahil edildi. OCPA-LA’nın (Amerikan Ordusu, Kamu İşleri Başkanlığı İdaresi) başkan yardımcısı Yarbay John Clearwater bu sahneler için “Mükemmel gerçeklik” diyor. “Bu, Amerikan Ordusu İkmal Kuvvetleri’ne ve 391. Askeri İnzibat Taburu’na bir övgü. 50 kalibrelik makineli tüfekleriyle ve Mark-19’larıyla Cleveland sokaklarını salladılar. Onların ateş gücünü ve ekip çalışmasına yatkınlığını gören film ekibinin aklı başından gitti”.

Sahnenin tamamlanmasının ardından taburla birlikte resim çektiren yönetmen Whedon da çok etkilenmiş ve minnettar kalmıştı. “Onları filmin içine dahil edebildiğim için gerçekten çok mutlu oldum” diyor Whedon. “Bu işin küçük bir bölümü ama gerçek bir şeye sahip olmak bir sahneye çok fazla şey katıyor. Bir silahı nasıl taşıyacaklarını ve ateşleyeceklerini, saldırı altındaki bir caddeyi nasıl devralabileceklerini biliyorlar ve harika bir iş çıkardılar”.

“Yenilmezler”in çekim programının tamamı boyunca, oyuncu kadrosunda güvenebileceğiniz bir ortak payda vardı. Loki’nin kötü düzenbazlığına karşı her karakterin ayrı bir önemi vardı. Tom Hiddleston şöyle açıklıyor: “Loki; Tony Stark, Nick Fury, Kaptan Amerika, Thor, Hulk, Black Widow ve Hawkeye’la burun buruna geliyor. Bu oyuncularla çalışmak gerçekten inanılmazdı. Onlar hem harika birer oyuncu hem de birer ikon. Bu, içinde olmayı umabileceğiniz süper kahramanlardan kurulu en iyi rock grubu”.

Hiddleston’ın Yenilmezler’deki oyuncu arkadaşları da filmde yaşadıkları deneyimden onunla aynı ölçüde heyecan duydu. “Bu türden bir fantezi dünyasında biraraya gelmiş böyle bir oyuncu grubunu ne zaman görürsünüz?” diye soruyor Scarlett Johansson. “Benim için hepsiyle çalışma şansı yakalamak çok değerliydi. ‘Yenilmezler’, insanların orijinal ‘Demir Adam’da sevdiği şeyleri bünyesinde barındırıyor ama bir bilimkurgu aşılamasıyla birlikte. Joss’ın bilim kurguyla ilgili sevdiği herşey, bu dünya dışı gerçekliğe sızabilmekten ama hala samimi ve içten olabilmekten geçiyor”.

“Bu filmde zaman zaman durumun ciddiyeti karşısında sarsılıyordum ve kendimi ‘Bu ne kadar iyi bir anlaşma’ diye düşünürken buluyordum. Şu anda 46 yaşındayım ve gerçekleşirken olayların değerini bildiğimiz bir gelişim evresinde olmalıyım diye düşünüyorum. Prodüksiyon boyunca bunu hissettim ve bu sık sık yaşadığım bir şey değil.Herkesle çalışmak ve birlikte vakit geçirmek çok eğlenceliydi” diyor Robert Downey Jr.

NEWYORK: YENİLMEZLER AYRILIYOR

Prodüksiyon, Cleveland-Ohio’daki işlerini tamamladıktan sonra çekimin son günleri için doğuya, New York City’ye doğru yola çıktı. “Yenilmezler” New York’ta geçtiği için tüm oyuncu kadrosu Central Park’taki bir sahne için son kez biraraya geldi.

“Filmler genellikle düzenli bir şekilde çekilmez ama New York’ta bitirmek, filmin son sahnesini prodüksiyonun son gününde, tüm kadroyla birlikte Central Park’ta çekim yapmamıza olanak tanıdı” diyor Kevin Feige. “Günün yarısını sahnenin mükemmel olmasını sağlamak için, diğer yarısını ise filmin prömiyerinde tekrar biraraya gelmeden önce vedalaşmak için harcadık”.

Central Park’ta çekim yapmak zaten hiç kolay değil, peki tüm “Yenilmezler” kadrosunu İşçi Bayramı’na denk gelen hafta sonunda Bethesda Çeşmesi’nde toplamak nasıl bir şey olacaktı? Binlerce meraklı gözün, en katılaşmış New York’lunun bile ilgisini çeken birşeyi görmeye çalışmasıyla, oyuncular, ekip ve film yapımcıları bu sorunun cevabına bizzat tanıklık ederek öğrenmiş oldular. Asgard etkisi taşıyan kostümleri içindeki Thor ve Loki’de dahil olmak üzere tüm Yenilmezler kadrosu kostümlüydü. Oyuncular bir ayı aşkın bir süre sonra ilk kez hep birlikte sette olacaklardı ama bu aynı zamanda son kez biraraya gelişleriydi.

Yönetmen Whedon için işin zor kısmı oyuncularının konsantrasyonlarını korumaktı. “Bu bir sirkin mezuniyet gününü kutlayan okul arkadaşlarıyla karşılaması gibiydi” diyerek gülüyor Whedon. “Her yerde paparazziler ve hayranlar vardı, oyuncular birbirlerini görmüş olmaktan çok mutluydu, birlikte sohbet ediyorlardı. Ben de kameraları mümkün olduğunca kayıtta tuttum çünkü kestiğimiz zaman tekrar başlamamızın zaman alacağını biliyordum”.

“Şu an geldiğimiz noktadaen güzel şey, neredeyse her karakterin kendi serisinin ve hayranlarının olması” diyor Kevin Feige. “Chris Hemsworth’ü görüp ‘Thor!’ diye bağıran, Chris Evans’ı görünce ‘Kaptan!’ diye bağıran çocuklar var. Ve elbette Robert Downey’ninki dünya çapında bir şey. Artık insanlar Jeremy Renner’ı Hawkeye olarak tanımaya başladı. Mark Ruffalo, yeni Bruce Banner olarak benimseniyor. O günkü durumun, herkesin konsantrasyonunu korumaya çalışan Joss’ı zorladığını biliyorum ama hepsinin birden Central Park’ta olması ve önlerinden geçildiğinde insanların çıldırmasını izlemek inanılmaz bir şeydi”.

5 Eylül 2011’de New York City’de prodüksiyon tamamlandı. Film yapımcıları, “Yenilmezler”in oyuncuları ve ekibiyle çıktıkları yaratıcı yolculukla ilgili düşüncelerini anlatıyor.

“Biz filmlerimizde duyguyla kaplanmış harika bir hikâye anlatmaya çalışıyoruz” diyor Louis D’
Esposito. “İzleyiciler tezahürat yapıyorlar, gülüyorlar ya da ağlıyorlar, bunun sebebi hikâyedeki karakterlere bağlanmaları. Bir sinema salonunda bu sesleri duyduğumuzda kendimizi harika hissediyoruz ve işimizi iyi yaptığımızı anlıyoruz. ‘Yenilmezler’de, izleyicilerin hikâyenin yere basan insan yönüne ve filmdeki ince esprilere karşılık vereceğini hissediyorum”.

“Ben New York’luyum bu yüzden geri dönmek ve şehir genelinde çekim yapmak harikaydı” diyor Joss Whedon. “Uzunca bir süre boyunca aynısını yapmaya çalıştığımız bir yerde sonlandırmak çok doğru bir şey yaptığımızı hissettiriyor. Bu inanılmaz bir deneyimdi ve oyuncu kadromdaki herkese bayılıyorum”.

“92. günde birinci günden daha az yoruldum. Bu, ‘Yenilmezler’ oyuncularının ve ekibinin yoğun çalışmasına bir övgü. İzleyiciler de bizim çekerken aldığımız kadar keyif alırsa, işte o zaman iyi durumda olacağımızı düşünüyorum” diyor Whedon.

“Marvel’de geçirdiğim 10 yıl boyunca hep yapmak istediğim şey, bu kahramanların hepsine ihtiyaç duyulan çok büyük ve felaket niteliğinde bir olayın olduğu, kahramanların yaptıkları işleri bırakıp bir araya geldikleri ve görevlerini tamamlamak adına tek vücut olarak savaşmaları gerektiği için uzunca bir süre iyi geçinmek zorunda kaldıkları bir filmi hayranlara sunmaktı” diyor yapımcı Kevin Feige. “‘Yenilmezler’i beyaz perdede biraraya getirmek hayallerimin bile ötesinde ve benim için kesinlikle kariyerimin en parlak noktalarından biri”.

“Yenilmezler” 4 Mayıs 2012’de vizyona giriyor ve dağıtımı Walt Disney Studios
Motion Pictures tarafından yapılıyor.

OYUNCULAR HAKKINDA

ROBERT DOWNEY JR. (Tony Stark/Demir Adam), iki kez Akademi Ödülü’ne aday gösterildi. Oscar’a en son Ben Stiller’ın başarılı komedi filmi “Tropic Thunder/Tropik Fırtına”daki çalışmasıyla En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu dalında aday gösterildi. Amerikalı siyahi bir karakteri canlandıran Avustralyalı bir aktör olan Kirk Lazarus karakterini canlandırdığı performansıyla ayrıca Altın Küre, BAFTA ve Sinema Oyuncuları Derneği ödüllerine aday gösterildi. Downey, Richard Attenborough’nun iyi övgüler alan 1992 yapımı biyografik filmi “Chaplin”deki Charlie Chaplin rolüyle En İyi Erkek Oyuncu dalında ilk kez Oscar’a aday gösterilme onurunu yaşadı. Ayrıca bu filmdeki performansıyla BAFTA ve Londra Film Eleştirmenleri Birliği ödüllerini kazandı ve Altın Küre’ye aday gösterildi.

Downey 2010 yılında, Guy Ritchie’nin yönetmenliğini üstlendiği 2009 yapımı başarılı film “Sherlock Holmes”daki başrol performansıyla bir kez daha Altın Küre’ye aday gösterildi. Oyuncu, Aralık 2011’de vizyona giren yeni Sherlock Holmes macerası “A Game of Shadows”la efsanevi dedektif rolüne geri döndü.

Downey 2008 yazında yönetmenliğini Jon Favreau’nun üstlendiği gişe rekortmeni “Demir Adam” filminde gösterdiği başrol performansıyla eleştirmenlerden ve seyircilerden çok iyi övgüler aldı. Marvel Çizgi Romanları kahramanını beyaz perdeye taşıyan “Demir Adam”, dünya genelinde 585 milyon doların üzerinde bir hasılat elde ederek yılın en başarılı filmlerinden biri oldu.

Downey, Mayıs 2010’da vizyona giren filmin başarılı devam filminde aynı rolü tekrar üstlendi ve film dünya genelinde elde ettiği 642 milyon dolarlık hasılatla ilk filmi gölgede bıraktı.

Downey’nin rol aldığı diğer filmler arasında Zach Galifianakis’le birlikte rol aldığı “Due Date/Git Başımdan”, Jamie Foxx’la birlikte rol aldığı “The Soloist”, “Charlie Bartlett/Charlie İş Başında”, Jake Gyllenhaal ve Mark Ruffalo ile birlikte rol aldığı David Fincher filmi “Zodiac”, Keanu Reeves, Winona Ryder ve Woody Harrelson’la birlikte rol aldığı Richard Linklater filmi “A Scanner Darkly/Karanlığı Taramak”, Nicole Kidman’la birlikte rol aldığı ve saygın fotoğrafçı Diane Arbus’un hayatından ilham alan film “Fur” ve “Kiss Kiss, Bang Bang” bulunuyor. Oyuncu ayrıca George Clooney’nin gerçek yaşam draması “Good Night, and Good Luck/İyi Geceler, İyi Şanslar”ın oyuncu kadrosunda yer alan biri olarak en iyi kadro dalında bir Sinema Oyuncuları Derneği Ödülleri adaylığını ve 2006 Sundance Film Festivali’nde “A Guide to Recognizing Your Saints/Hayatındaki Azizleri Keşfetme Kılavuzu” ile oyuncu kadrosuyla Jüri Özel Ödülü’nü paylaştı.

Downey’nin yer aldığı uzun film listesinde ayrıca şu filmler bulunuyor: “Gothika”, “The Singing Detective”, Curtis Hanson’ın yönettiği “Wonder Boys/Harika Çocuklar”, “U.S. Marshals/Kaçakların Peşinde”, Mike Figgis’in yönettiği “One Night Stand/Bir Gecelik Aşk”, Jodie Foster’ın yönettiği “Home for the Holidays/Yılbaşı Tatili”, “Richard III”, Oliver Stone’un yönettiği “Natural Born Killers/Katil Doğanlar”, Robert Altman’ın yönettiği “The Gingerbread Man/Kaybetme Zamanı”, En İyi Oyuncu Kadrosu dalında Altın Küre ödülünü paylaştığı “Short Cuts/Sosyeteden İnsan Manzaraları”, “Heart and Souls/Kalp ve Ruh”, “Soapdish/Sabun Köpüğü”, “Air America”, “Chances Are”, “True Believer”, “Less Than Zero”, “Weird Science”, “Firstborn” ve Robert Downey Sr.’ın yönetmenliği altında ilk sinema deneyimini olan “Pound”.

Downey, televizyondaki ilk primetime deneyimini 2001 yılında “Ally McBeal” dizinin kadrosuna katılarak yaşadı. Bu dizideki rolüyle Dizi, Mini Dizi ya da Televizyon İçin Yapılmış Film kategorisinde En iyi Yardımcı Erkek Oyuncu dalında Altın Küre ve Komedi Dizisi kategorisinde En Dikkat Çekici Erkek Oyuncu dalında Sinema Oyuncuları Derneği Ödülü’nü kazandı.

Downey, Kasım 2004’de Sony Classics aracılığıyla ilk albümü “The Futurist”i çıkardı. Albüm, oyuncunun şarkısöyleme yeteneğini gözler önüne seren sekiz orijinal şarkı içeriyor.

Downey geçtiğimiz dönemlerde karısı Susan’la birlikte Warner Bros. temelli bir prodüksiyon şirketi olan Team Downey’i kurdu.

CHRIS EVANS (Steve Rogers/Kaptan Amerika) kısa bir süre önce Joe Johnston’ın sabırsızlıkla beklenen aksiyon macera filmi “İlk Yenilmez: Kaptan Amerika”da, Amerika’nın amaçlarını koruma umuduyla çok gizli bir araştırma projesi için gönüllü olduktan sonra Kaptan Amerika’ya dönüşen ünlü Marvel Çizgi Romanları karakteri Steve Rogers olarak başrol oynadı. Film vizyona girdiği 22 Temmuz 2011 tarihinden bu yana dünya genelinde 362 milyon dolar hasılat elde etti.

Evans ayrıca kısa bir süre önce Adam ve Mark Kassen’in bağımsız filmi “Puncture”da rol aldı. Evans filmde, bir güvenli enjektör mucidiyle, tekel konumundaki bir tıbbi tedarik şirketi arasındaki yasal savaşa karışan bir uyuşturucu bağımlısını canlandırdı. 23 Eylül 2011’de vizyona giren film gerçek bir hikâyeden uyarlandı.

Evans kısa bir süre önce Anthony Bruno’nun mafya kiralık katili Richard Kuklinski’yi konu alan kitabından uyarlanan, Ariel Vroman’ın drama filmi “The Iceman”in çekimlerini tamamladı. Kuklinski’yi, diğer adıyla Iceman’i Michael Shannon’ın canlandırdığı filmde Evans onun akıl hocası Robert Pronge rolünü üstlendi.

Massachusetts’de büyüyen Evans, oyunculuk kariyerine Lee Strasberg Institute’da eğitim görmek için New York’a taşınmadan önce tiyatroda başladı. Evans 2007 yılında yaz döneminin başarılı aksiyon filmi “Fantastic Four: Rise of the Silver Surfer/Fantastik Dörtlü: Gümüş Kayakçı’nın Yükselişi”nde Johnny Storm ya da diğer adıyla Human Torch rolünü üstlendi. Oyuncu bu filmde orijinal “Fantastik Dörtlü” filminde birlikte rol aldığı oyuncu arkadaşları Jessica Alba, Michael Chiklis ve Ioan Gruffudd’la tekrar biraraya geldi.

Evans’ın yer aldığı diğer filmler arasında, Anna Faris’le birlikte rol aldığı Mark Mylod komedisi “What’s Your Number?/Senden Önce”, Michael Cera’yla birlikte rol aldığı “Scott Pilgrim vs. the World/Scott Pilgrim Dünyaya Karşı”, Jeffrey Dean Morgan ve Zoe Saldana’yla birlikte rol aldığı Sylvain White filmi “The Losers/Kaçaklar”, Dakota Fanning’la birlikte rol aldığı “Push/Darbe”, Keanu Reeves ve Forest Whitaker’la birlikte rol aldığı “Street Kings/Sokağın Kralları”, Danny Boyle’un övgüler alan filmi “Sunshine/Gün Işığı”, “The Loss of a Teardrop Diamond/Kayıp Elmas”, “Cellular/Ölüm Hattı”, “The Perfect Score”, “Fierce People/Acımasızlar” ve romantik drama “London” bulunuyor. Evans ilk sinema deneyimini 2001 yılında başarılı komedi filmi “Not Another Teen Movie/Gençlik Halleri” ile yaşadı.

Oyuncu/yönetmen/yapımcı/yazar MARK RUFFALO (Bruce Banner/Hulk), Laura Linney’le birlikte rol aldığı ve Kenneth Lonergan’ın yönettiği Akademi Ödülü’ne aday gösterilen “You Can Count on Me” filmindeki performansıyla Bağımsız Ruh Ödülü’ne aday gösterildi, Los Angeles Film Eleştirmenleri Birliği tarafından Yeni Jenerasyon Ödülü’ne layık görüldü ve 2000 Montreal Dünya Film Festivali’nde En İyi Erkek Oyuncu ödülüyle onurlandırıldı.

Oyuncu geçtiğimiz dönemlerde Leonardo DiCaprio’la birlikte Martin Scorsese’nin “Shutter Island/Zindan Adası” filminde, Steve Carell ve Tina Fey’le birlikte “Date Night/Çılgın Bir Gece”de, Julianne Moore’la birlikte “The Kids Are All Right/İki Kadın Bir Erkek”de, Anna Paquin’le birlikte “Margaret”de ve Catherine Keener’la birlikte “Where the Wild Things Are/Arkadaşım Canavar”da rol aldı.

Ruffalo şu sıralarda Isla Fisher, Morgan Freeman ve Woody Harrelson’la birlikte “Now You See Me” filmini çekiyor. Daha sonraki sinema çalışması ise Scarlett Johansson’la birlikte rol alacağı “Can a Song Save Your Life?” olacak.

Ruffalo ilk yönetmenlik denemesini, dünya prömiyeri 2010 Sundance Film Festivali’nde yapılan ve aynı festivalde Jüri Özel Ödülü’nü kazanan “Sympathy for Delicious”la gerçekleştirdi. Bu bağımsız filmin başrollerini Orlando Bloom, Laura Linney, Juliette Lewis ve Ruffalo paylaştı.

Ruffalo’nun oyuncu olarak yer aldığı diğer filmler ise şöyle: Brian Goodman’ın yönettiği “What Doesn’t Kill You/Suç Ağı”, David Fincher’ın yönettiği “Zodiac”, Michel Gondry’nin yönettiği Akademi Ödüllü “Eternal Sunshine of the Spotless Mind/Sil Baştan”, Rian Johnson’ın yönettiği “The Brothers Bloom/Bloom Kardeşler”, Julianne Moore’la birlikte rol aldığı Fernando Meirelles’in yönettiği “Blindness/Körlük”, Michael Mann’ın yönettiği “Collateral”, Terry George’un yönettiği “Reservation Road/Kesişen Yollar”, Isabel Coixet’nin “My Life Without Me/Bensiz Hayatım”, Jane Campion’un yönettiği “In the Cut/Tutku Esirleri”, Gary Winick’in yönettiği “13 Going on 30/Keşke 30 Olsam”, Mark Waters’ın yönettiği “Just Like Heaven/Cennet Gibi”, Steven Zaillian’ın yönettiği “All the King’s Men/Başkanın Adamları”, Austin Chick’in yönettiği “xx/yy” filmi, John Woo’nun yönettiği “Windtalkers/Rüzgarla Konuşanlar”, Rod Lurie’nin yönettiği “The Last Castle/Son Kale” ve Ang Lee’nin yönettiği “Ride With the Devil/Şeytanla Yolculuk”.

Ruffalo, ilk olarak Slamdance Film Festivali’nde gösterilen, Michael Hacker’ın bağımsız filmi “The Destiny of Marty Fine”ın ortak senaryo yazımını yaptı, içlerinde Timothy McNeil’in Margaret (Los Angeles’daki Hudson Backstage Theatre’da) yapımının da olduğu birkaç oyunu yönetti ve Laura Dern, Peter Krause, Naomi Watts’la birlikte rol de aldığı John Curran’ın bağımsız yapımı “We Don’t Live Here Anymore/Aşk Artık Burada Oturmuyor”da uygulayıcı yapımcılığı üstlendi.

Ruffalo ilk Broadway denemesini Bartlett Sher’in Clifford Odets’in yeniden canlandırması olan “Awake and Sing!”le yaptı ve Tony Ödülü’ne aday gösterildi. Ocak 2010’da L.A. Theatre Works için oyunun beş performansında rolü tekrar oynadı ve her performans, ulusal yayında radyo tiyatrosu olarak yayınlanmak üzere kaydedildi.

Avustralyalı aktör CHRIS HEMSWORTH (Thor), Marvel çizgi roman kitabı “Thor”un Kenneth Branagh’a ait merakla beklenen film versiyonunda Thor rolünü canlandırdı ve Hollywood’un en çok aranan oyuncularından biri oldu. Hemsworth, Thor rolünü tekrar oynadığı “Yenilmezler”in ardından Kristen Stewart ve Charlize Theron’la birlikte Universal’in “Snow White and the Huntsman/Pamuk Prenses ve Avcı” filminde rol aldı.

Hemsworth, İngiliz Formula 1 pilotu James Hunt karakterini canlandırdığı Ron Howard’ın drama filmi “Rush”da başrol oynuyor. Oyuncu geçtimiz dönemlerde Joss Whedon’ın senaryosunu yazdığı “Cabin in the Woods”da rol aldı ve kısa bir süre önce Dan Bradley tarafından yeniden çekilen “Red Dawn” filminde, orijinalinde Patrick Swayze’ın oynadığı rolü üstlendi.

Hemsworth, Amerika’daki ilk film denemesini JJ Abrams’ın “Star Trek” filmiyle gerçekleştirdi, Chris Pine ve Zoe Saldana’yla birlikte rol aldığı filmde George Kirk karakterini canlandırdı. Oyuncu ayrıca Timothy Olyphant’la birlikte Media/Rogue Pictures’ın “A Perfect Getaway/Mükemmel Bir Kaçış” filminde rol aldı.

Hemsworth, Avustralya’da doğup büyüdü.

Dört Altın Küre adaylığı ve bir BAFTA ödülü bulunan SCARLETT JOHANSSON (Natalie/Black Widow), Hollywood’un en yetenekli genç oyuncularından biri olduğunu kanıtladı. Geçtiğimiz dönemlerde Liev Schreiber’la birlikte rol aldığı Arthur Miller oyunu “A View from a Bridge”deki ilk Broadway denemesiyle çok iyi övgüler aldı ve bir Tony Ödülü kazandı. Kısa bir süre önce Cameron Crowe filmi “We Bought a Zoo/Düşler Bahçesi”nde rol aldı ve gişede büyük başarı yakalayan “Demir Adam 2”de Black Widow rolünü üstlendi. Cameron Crowe filmi “We Bought a Zoo/Düşler Bahçesi” Aralık 2011’de vizyona girdi ve oyuncu bu filmde Matt Damon ile birlikte rol aldı. Johansson kısa bir süre önce başrol oynadığı, yönetmenliğini Jonathan Glazer’ın (“Sexy Beast/Seksi Hayvan”) üstlendiği bağımsız film “Under the Skin”in çekimlerini tamamladı.

Bill Murray ile birlikte rol aldığı, Sofia Coppola’nın övgüler alan ikinci filmi “Lost in Translation/Bir Konuşabilse” ile büyük övgü toplayan Johansson, Venedik Film Festivali’nde En İyi Kadın Oyuncu ödülünü kazandı. Geçtiğimiz dönemlerde gişede büyük başarı yakalayan “He’s Just Not That Into You/Erkekler Ne Söyler Kadınlar Ne Anlar”da rol aldı. Daha önce de Woody Allen filmi “Vicky Cristina Barcelona/Barselona, Barselona”da başrol oynadı ve “The Other Boleyn Girl/Boleyn Kızı” filminde Mary Boleyn’i canlandırdı.

Johansson, 2009 yılıda Pete Yorn’la düetler yaptığı ikinci stüdyo albümü “Break Up”ı çıkardı. Albüm multi platin ödülü kazandı. Oyuncu daha önce de Tom Waits coverlarının toplaması olan, bir tane de orijinal şarkı içeren “Anywhere I Lay My Head” albümünü çıkarmıştı.

Johansson, 12 yaşındayken ata bindiği sırada geçirdiği kazadan ötürü travma yaşayan genç kız Grace Maclean’i canlandırdığı, Robert Redford’un “The Horse Whisperer/Atlara Fısıldayan Adam” filmiyle dünya çapında üne kavuştu. Daha sonra Terry Zwigoff’un “Ghost World/Hayalet Dünya” filminde rol aldı ve bu rolüyle Toronto Film Eleştirmenleri Birliği tarafından En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu ödülüne layık görüldü. Johansson ayrıca, Billy Bob Thornton ve Frances McDormand’la birlikte Coen Kardeşler’in dram filmi “The Man Who Wasn’t There/Orada Olmayan Adam”da oynadı.

Oyuncunun yer aldığı filmlerden bazıları ise şöyle: Büyük övgü toplayan Weitz kardeşler filmi “In Good Company/Babamın Kabusu”, John Travolta’yla birlikte rol aldığı ve kendisine iki yıl içinde üçüncü Altın Küre adaylığını getiren “A Love Song for Bobby Long/Bobby Long’a Bir Aşk Şarkısı” ve kendisine üç yıl içinde dördüncü kez Altın Küre adaylığı getiren Woody Allen filmi “Match Point/Maç Sayısı”, “The Spirit”,Colin Firth’le birlikte rol aldığı “Girl with a Pearl Earring/İnci Küpeli Kız”, Ewan McGregor’la birlikte rol aldığı “The Island/Ada”, Brian De Palma’nın yönettiği “The Black Dahlia/Cehennem Çiçeği”, Christopher Nolan’ın yönettiği “The Prestige/Prestij” ve “The Nanny Diaries/Dadım Aşık”.

Oyuncunun yer aldığı diğer projeler arasında ise, Rob Reiner komedisi “North”, Sean Connery ve Laurence Fishburne ile birlikte rol aldığı gerilim filmi “Just Cause/Gizli Gerçek” ve 10 yaşında rol aldığı, çok iyi eleştiriler alan ve kendisine Bağımsız Ruh Ödülleri’nde En İyi Kadın Başrol dalında adaylık getiren “Manny & Lo” bulunuyor.

İki kez Akademi Ödülü’ne aday gösterilen JEREMY RENNER (Barton/Hawkeye) kısa bir süre önce dünya genelinde gişede büyük başarı kazanan “Mission: Impossible-Ghost Protocol/Görevimiz Tehlike: Hayalet Protokolü”nde Tom Cruise’la birlikte rol aldı. 2008 yılında Kathryn Bigelow’ın yönettiği ve En İyi Film Oscarı’nı kazanan “The Hurt Locker/Ölümcül Tuzak”da başrol oynadı. Film altı dalda Akademi Ödülü kazandı ve En İyi Erkek Oyuncu dalında aday gösterilen Renner da ilk kez Oscar’a aday gösterilmiş oldu. Filmde kendine güvenen Çavuş James karakterini canlandıran Renner, performansıyla Hollywood Film Festivali’nde En İyi Çıkış Yapan Aktör Ödülü’nü, Savannah Film Festivali’nde Spotlight Ödülü’nü kazandı ve 2008 Bağımsız Ruh Ödülleri’nde İn İyi Erkek Oyuncu dalında aday gösterildi. Oyuncu ayrıca Gotham Ödülleri’nde En İyi Çıkış Yapan Aktör Ödülü’ne ve En İyi Toplu Performans Ödülü’ne aday gösterildi.

Oyuncu ertesi yıl Ben Affleck’in yönetmenliğini üstlendiği Warner Bros. yapımı “The Town/Hırsızlar Şehri”ndeki rolüyle En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu dalında aday gösterilerek ikinci Akademi Ödülü adaylığını elde etmiş oldu. Film, Chuck Hogan romanı “Prince of Thieves”in sinema uyarlaması.

Renner 2007 yılında üç farklı filmde birden rol aldı. Bu filmler; Andrew Dominik’in yönettiği Warner Bros. yapımı “The Assassination of Jesse James by the Coward Robert Ford/Korkak Robert Ford’un Jesse James Suikasti”, “28 Days Later/28 Gün Sonra”nın başarılı devam filmi “28 Weeks Later/28 Hafta Sonra” ve Minnie Driver’la birlikte rol aldığı “Take/Kesişen Hayatlar”. Oyuncu 2006 yılında iyi eleştiriler alan, Bağımsız Ruh Ödülleri’nde John Cassavetes Ödülü’ne aday gösterilen bağımsız film “12 and Holding/Yaş On İki”de de rol aldı.

Oyuncunun yer aldığı diğer filmlerden bazıları ise şöyle: Gabrielle Union’la birlikte rol aldığı övgüler alan bağımsız film “Neo Ned”, Akademi Ödüllü Charlize Theron’la birlikte rol aldığı Warner Bros. filmi “North Country/Tek Başına”, “A Little Trip to Heaven/Cennete Kısa Bir Yolculuk”, J.T. Leroy’un övgüler alan romanından uyarlanan ve Asia Argento’nun yönettiği “The Heart is Deceitful Above All Things/Aldatan Yürek”, Catherine Hardwicke’in yönetmenliğini üstlendiği Columbia Pictures filmi “Lords of Dogtown/Dogtown’ın Lordları” ve Kyle Bergersen’in yazıp yönettiği Aura Entertainment’ın bağımsız filmi “Love Comes to the Executioner”.

Renner, Ağustos 2012’de Tony Gilroy’un yönettiği Universal Pictures yapımı “The Bourne Legacy” filmiyle, gelecek yıl ise “Hansel and Gretel: Witch Hunters” filmiyle izleyicileriyle buluşacak.

2011 baharında Renner ve ortağı yazar/yönetmen Don Handfield, izleyiciler için karakter ağırlıklı yaratım, geliştirme ve üretim yapacak bir prodüksiyon şirketi olan The Combine’ı kurdu.

TOM HIDDLESTON (Loki), kötü karakter Loki rolünü ilk kez büyük bir çıkış yaptığı, Kenneth Branagh’ın yönettiği Marvel’in başarılı filmi “Thor”da canlandırdı. Hiddleston geçtiğimiz dönemlerde Woody Allen’ın Akademi Ödüllü “Midnight in Paris/Paris’te Gece Yarısı” filminde F. Scott Fitzgerald karakterini canlandırdı ve Terence Davies’in “The Deep Blue Sea” filminde Rachel Weisz’le birlikte rol aldı. Hiddleston, Aralık 2011’de Steven Spielberg’in yönettiği, Akademi Ödülü’ne aday gösterilen “War Horse/Savaş Atı” filminde Yüzbaşı Nicholls’ü oynadı. Ayrıca Joanna Hogg’un başarılı bağımsız filmi “Archipelago”da başrol oynadı. Hiddleston sinemadaki ilk oyunculuk deneyimini Hogg’un ilk yönetmenlik denemesi olan “Unrelated” ile kazandı.

Hiddleston geçtiğimiz günlerde üç Shakespeare oyununun televizyon uyarlamalarının çekimlerini tamamladı. Bunlar, Prens Hal’ı oynadığı Richard Eyre’in “Henry IV Parts I & II”, projesi ve ana karakteri canlandırdığı Thea Sharrock’ın “Henry V.” yapımı. İki projenin de yapımcılığını Sam Mendes, BBC & NBC Universal ortak yapımcılığıyla üstlendi. Projeler 2012 yazında Kültür Olimpiyatları’nın bir parçası olarak İngiltere’de yayınlanacak.

Hiddleston 2012 yılında “Archipelago” & “The Deep Blue Sea” ile, En İyi Yükselen Yıldız Ödülü için BAFTA’ya ve En İyi Aktör dalında Evening Standard Film Ödülü’ne aday gösterildi. Ve 2012 Richard Attenborough Geleneksel Film Ödülleri’nde İngiltere’nin Yükselen Yıldızı Ödülü’nü kazandı.

2008’de Hiddleston, ilk “Wallander” dizisini çekmek için Kenneth Branagh ile güçlerini birleştirdi. İsveçli yazar Henning Mankell’in dedektif romanlarından uyarlanan televizyon dizisi, BAFTA ve Broadcasting Press Guild Ödüllerini kazandı; Emmy, Altın Küreve Satellite Ödülleri’ne de aday gösterildi. Aynı yıl Tom Donmar Warehouse/West End prodüksiyonu, Çehov eseri “Ivanov”da Branagh’ın yanı sıra Gina McKee ve Andrea Riseborough ile birlikte rol aldı. Oyuncu ayrıca büyük övgüler alan, BAFTA ve Emmy Ödüllü “Return to Cranford” dizisinin ikincisinde Judi Dench ve Jonathan Pryce’le birlikte rol aldı.

Hiddleston, tiyatroda Declan Donnellan’ın “Cymbeline” yapımıyla ve Donmar Warehouse’da (Ewan McGregor ve Chiwetel Ejiofor’ın yanısıra) gösterilen Michael Grandage’ın “Othello” yapımıyla 2008 Laurence Olivier Ödülleri’nde En İyi Yeni Oyuncu kategorisinde iki kez aday gösterildi ve “Cymbeline”deki performansıyla bu kategorideki ödülün sahibi oldu.

İngiltere-Londra doğumlu olan Hiddleston, Oxford’da büyüdü. Bir aktör olarak RADA’da eğitim gördü.

İsveç doğumlu olan STELLAN SKARSGÅRD (Dr. Erik Selvig),ülkenin en başarılı tiyatro ve sinema oyuncularından biri olarak kabul ediliyor. Kariyerine Stockholm’deki Royal Dramatic Theatre’da başlayan oyuncu, orada 16 yıl boyunca Alf Sjoberg ve Ingmar Bergman gibi önemli yönetmenlerle çalıştı. Çıkışını 1982 yapımı İsveç filmi “The Simpleminded Murderer” ile yaptı. Bu filmdeki rolüyle Berlin Film Festivali’nde En İyi Erkek Oyuncu ödülüne layık görüldü.

İsveç’te rol aldığı 30’dan fazla filme ek olarak, Skarsgård’ın yer aldığı diğer filmler arasında, “The Unbearable Lightness of Being/Var Olmanın Dayanılmaz Hafifliği”, “The Hunt for Red October/Kızıl Ekim”, En İyi Yabancı Film dalında Oscar’aaday gösterilen “The Ox”, 1996 Cannes Film Festivali’nde Grand Prix’yi kazanan “Breaking the Waves/Dalgaları Aşmak” ve Norveç filmi “Insomnia” gibi filmler bulunuyor.

Skarsgård; Berlin Film Festivali’nde, İsveç sinema endüstrisinde, Rouen Film Festivali’nde, Chicago Film Festivali’nde, St. Sebastian Film Festivali’nde ve Telluride Film Festivali’nde ödüller kazandı. 1998 yılında Dünya Sinemasındaki En Başarılı Avrupalı ödülüne layık görüldü.

Oyuncu kısa bir süre önce David Fincher’ın “The Girl with the Dragon Tattoo/Ejderha Dövmeli Kız”, “Rouge Bresil” ve Lars von Trier’in “Melancholia/Melankoli” filmini tamamladı.

Skarsgård ayrıca “Angels and Demons/Melekler ve Şeytanlar”, “Mamma Mia!”, “Pirates of the Caribbean/Karayip Korsanları” serisinin ikinci ve üçüncü filmlerinde ve “Good Will Hunting/Can Dostum”da rol aldı.

SAMUEL L. JACKSON (Nick Fury), Hollywood’un en çalışkan saygın oyuncularından biri olarak kabul ediliyor. Quentin Tarantino’nun“Pulp Fiction/Ucuz Roman” filminde canlandırdığı filozofvari tetikçi Jules rolüyle Amerikan sinemasına inanılmaz bir damga vurdu. Fimde gösterdiği performansla çok büyük övgüler almanın yanısıra, En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu dalında Akademi Ödülü ve Altın Küre’ye aday gösterildi, ayrıcaİngiliz Film ve Televizyon Sanatları Akademisi tarafından En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu dalında ödüle layık görüldü.
Çok ödüllü performansları arasında yer alan Spike Lee’nin “Jungle Fever/Orman Ateşi” filminde canlandırdığı uyuşturucu bağımlısı rolüyle sinema tarihinde çığır açtı ve Cannes Film Festivali’nde jüri tarafından verilen ilk ve tek En İyi Yardımcı Oyuncu Performansı ödülünü aldı.

Jackson, “Demir Adam”, “Demir Adam 2”, “Thor”, ve “Kaptan Amerika”da canlandırdığı Nick Fury karakteriyle Marvel Evreni’nin ayrılmaz bir parçası. Jackson’un geçtiğimiz dönemlerde yer aldığı filmlerden bazıları şöyle: Will Farrell ve Mark Wahlberg’le birlikte rol aldığı “The Other Guys/Yedek Polisler”, Peter Woodward’ın yönettiği “Unthinkable/Akılalmaz”, Frank Miller’ın yönettiği “The Spirit”, Zog karakterini seslendirdiği “Astro Boy” ve anlatıcılığını üstlendiği “Inglourious Basterds/Soysuzlar Çetesi”. Jackson ayrıca Doug Liman’ın bilim kurgu-gerilim filmi “Jumper”, Renny Harlin’in yönettiği farklı dram “Cleaner/Temizlikçi”, Rod Lurie’nin yönettiği “Resurrecting the Champ/Şampiyonun Dirilişi”, Stephen King romanından uyarlanan korku filmi “1408”, Craig Brewer filmi “Black Snake Moan/Kara Yılan İnliyor”, Irwin Winkler’ın yönettiği MGM savaş draması “Home of the Brave/Cesurların Vatanı”, “Lakeview Terrace/Gözcü” ve Bernie Mac’le birlikte oynadığı Dimension Studios komedisi “Soul Men” gibi filmlerde de yer aldı.

Oyuncu ayrıca “Snakes on a Plane/Katil Yılanlar”, “Coach Carter/Koç Carter”, “Star Wars/Yıldız Savaşları” üçlemesi, “In My Country/Benim Ülkemde”, “The Man/Adamım”, “The Incredibles/İnanılmaz Aile”, “S.W.A.T./Özel Tim”, “Formula 51/Formül 51”, “Changing Lanes/Çarpışma”, “Caveman’s Valentine”, “Red Violin/Kızıl Keman”, “Shaft”, “Unbreakable/Ölümsüz”, “187”, “Eve’s Bayou/Eve’nin Sırrı”, “Jackie Brown”, “The Negotiator/Arabulucu”, “A Time To Kill/Öldürme Zamanı”, “Die Hard with a Vengeance/Zor Ölüm 3”, “The Long Kiss Goodnight/İyi Geceler Öpücüğü” ve “Deep Blue Sea/Mavi Korku” gibi filmlerle de izleyicilerin karşısına çıktı.

Jackson kısa bir süre önce Broadway’deki ilk oyunculuk denemesini Angela Bassett’la birlikte rol aldığı, Kenny Leon’un yönettiği Katori Hall’un “The Mountaintop” oyunuyla yaptı. Oyun Ocak 2012’de sona erecek. Jackson şu sıralarda Christoph Waltz ve Jamie Foxx’la birlikte rol aldığı Quentin Tarantino’nun “Django Unchained” filminin çekimlerine devam ediyor. “Django Unchained” 1850’lerde Amerika’nın güney eyaletlerinde geçiyor ve karısını, acımasız bir Mississippi toprak sahibinin elinden kurtarmak için bir ödül avcısına dönüşen bir kölenin hikâyesini anlatıyor.

CLARK GREGG (Ajan Coulson) oyunculuk kariyerine New York’taki Atlantic Tiyatro Grubu’nun kurucu üyesi ve eski sanat yönetmeni olarak başladı. Grupla birlikte sayısız prodüksiyonda yer aldı. Bunlar arasında Lincoln Center’da sahnelenen “Boys’ Life”, “Mojo”, “The Night Heron”, “Sexual Perversity in Chicago” ve Ethan Coen’in yazdığı “Happy Hour” gibi yapımlar yer alıyor. New York’ta sahnelenen diğer oyunlarıysa şöyle; Broadway’de Aaron Sorkin yapımı “A Few Good Men”, “Unidentified Human Remains” ve A. R. Gurney yapımı “The Old Boy”.

Gregg, 90 ‘ların ortasında sinema ve televizyonda çalışmak için Los Angeles’a taşındı. “The West Wing”, “Sports Night”, “Will and Grace”, “Sex and the City” ve “The Shield” gibi dizilerde devam rolleri aldı. Hallmark için “My Sister’s Keeper”, “Tyson” ve “Live From Baghdad” gibi televizyon filmlerinde oynadı. Uzun soluklu CBS komedisi “The New Adventures of Old Christine”de de Julia Louis Dreyfus’la birlikte rol aldı.

Oyunucunun rol aldığı diğer filmler arasında ise “The To-Do List”, “Mr. Popper’s Penguins/Babamın Penguenleri”, “Thor”, “Iran Man 2/Demir Adam 2”, “500 Days of Summer/Aşkın (500) Günü”, “Choke/Tıkanma”, ”Iron Man/Demir Adam”, “In Good Company/Babamın Kabusu”, “Spartan”, “State and Main/Film Gibi Kasaba”, “Lovely and Amazing/Sevimli ve Şaşırtıcı”, “The Human Stain/İnsan Lekesi”, “We Were Soldiers/Bir Zamanlar Askerdik”, “One Hour Photo” ve “Magnolia/Manolya” bulunuyor. Oyuncu, Tod Williams’ın sinemadaki ilk yönetmenlik denemesi olan “The Adventures of Sebastian Cole” filminde Hank/Henrietta rolünü canlandırdı ve bu rolüyle Bağımsız Ruh Ödülü’ne aday gösterildi.

Gregg ilk senaryo denemesini Harrison Ford ve Michelle Pfeiffer’ın rol aldığı, yönetmenliğini Robert Zemeckis’in üstlendiği “What Lies Beneath/Gizli Gerçek” (DreamWorks) filmiyle gerçekleştirdi. İlk yönetmenlik denemesini ise, Chuck Palahniuk’ın romanından uyarlanan, başrollerini Sam Rockwell ve Anjelica Huston’ın paylaştığı, prömiyeri 2008 Sundance Film Festivali’nde yapılan ve En İyi Kadro dalında Jüri Özel Ödülü kazanan“Choke/Tıkanma”yla gerçekleştirdi. Film 2008’de Fox Searchlight tarafından vizyona sokuldu. Clark; Universal, Disney, Paramount, Warner Bros. ve Fox 2000 için birçok senaryoyu hem sıfırdan hem de tekrardan yazdı.

Gregg tüm bunların yanı sıra içlerinde Kevin Heelan’ın “Distant Fires” yapımının da yer aldığı birçok tiyatro oyununu yönetti. Oyun New York’ta Drama Desk ve New York Dışı Eleştirmenler Birliği ödüllerine aday gösterildi ve genişletilmiş bir gösterim Circle-in-the-Square şehir merkezine taşındı. Oyunun Samuel L. Jackson’ın rol aldığı Los Angeles yapımı, En İyi Yönetmen, En İyi Kadro ve En İyi Oyun dallarında üç L.A. Weekly ödülü kazandı ve En İyi Yönetmen dalı da dahil olmak üzere dört dalda Ovation Ödülleri’ne aday gösterildi. 1998 yılında Atlantic Theater uyarlaması olan David Mamet oyunu “Edmond”ı yönetti. Yine aynı yıl Los Angeles’ta seri halinde sahnelenen“The Big Empty”yi yarattı, yazdı ve yönetti.

Seçmelerine katıldığı ilk önemli rolünü kapan COBIE SMULDERS (Ajan Maria Hill) Hollywood‘un radarına yakalandı ve Hollywood’un en çok yönlü aktrislerinden biri olarak su yüzüne çıktı.

Smulders, televizyon izleyicilerinin kalbini “How I Met Your Mother”daki Robin Sherbatsky rolüyle kazandı. Şu anda altıncı sezonunda olan dizi, En İyi Komedi Dizisi dalında Emmy’ye aday gösterildi ve Favori Televizyon Komedisi dalında Halkın Seçimi Ödülü kazandı. Smulders ayrıca ABC yapımı gerilim-macera dizisi “Veritas”ta rol aldı.

Oyuncunun yer aldığı diğer projeler arasında, devam rolü üstlendiği, iyi övgüler alan “The L Word” dizisi ve konuk oyuncu olarak görev aldığı “Jeremiah” ve “Special Unit 2” bulunuyor.

Sinema ve televizyon çalışmalarına ara vermeden devam eden Smulders, başarılı bağımsız yapım “Super Troopers”ı da yaratan Broken Lizard comedi ekibi tarafından beyaz perdeye taşınan “The Slammin’ Salmon”da çalıştı. Film ilk kez 2009 Slamdance Film Festivali’nde gösterildi. Smulders kısa bir süre önce Jason Biggs’le birlikte “Grass Roots”da ve Chris Klein ile Brendan Fehr’le birlikte “The Long Weekend”de rol aldı.

Smulders bir yazını Nora Ephron ve Delia Ephron’ın başarılı Off-Broadway yapımı “Love, Loss, and What I Wore”la Westside Theatre’da performans sergileyerek geçirdi. Ilene Beckerman’ın 1995 yılında yayımladığı kitabından uyarlanan ve kıyafetler ile hatıralarla ilgili olan yapımın yönetmenliğini Karen Carpenter yaptı ve oyun beş kişilik bir oyuncu kadrosuyla dört haftalık döngüler halinde oynandı. Yapımın elde ettiği gelirin bir kısmı düşük gelirli kadınlara kıyafet ve iş desteği sağlayan bir hayır kurumu olan Dress for Success’e bağışlandı.

Oyuncunun yer aldığı diğer tiyatro çalışmaları arasında “Singing in the Rain”, “Grease” ve “Women and Wallace” bulunuyor.

Günümüzün en üretken ve en çok tanınan oyuncularından biri olan GWYNETH PALTROW (Pepper Potts), yönetmenliğini John Madden’ın yaptığı “Shakespeare in Love/Aşık Shakespeare” filmindeki performansıyla kazandığı Akademi Ödülü, Altın Küre Ödülü ve Sinema Oyuncuları Derneği Ödülü ile uluslararası alanda büyük övgüler aldı. Oyuncu daha sonra Madden’in “Proof/Kanıt” filmiyle Altın Küre’ye aday gösterildi.

Paltrow geçtiğimiz dönemlerde drama filmi “Country Strong”da Tim McGraw’la birlikte rol aldı. Ayrıca Robert Downey Jr.’la birlikte rol aldığı, Jon Favreau’nun gişede büyük başarı yakalayan filmi “Demir Adam 2”de Virginia “Pepper” Potts rolünü tekrar üstlendi ve Fox’un başarılı komedisi “Glee”deki devam rolüyle televizyon izleyicilerini memnun etti. Oyuncu dizideki performansıyla 2011 yılında EmmyÖdülü kazandı.

Paltrow’un yakın zaman önce yer aldığı filmler arasında, Joaquin Phoenix’le birlikte rol aldığı ve Bağımsız Ruh Ödülü’ne aday gösterildiği James Gray’in romantik dram filmi “Two Lovers”,
gişe rekortmeni “Iron Man/Demir Adam” ve Penelope Cruz ile Danny DeVito’yla birlikte rol aldığı, reklam müzikleri yazan eski bir pop starın karısını canlandırdığı, kardeşi Jake Paltrow’ın ilk yönetmenlik denemesi olan komedi dram“The Good Night/İyi Geceler” bulunuyor.

Oyuncunun yer aldığı diğer projeler ise şöyle:Ünlü şair Sylvia Plath’i canlandırdığı “Sylvia”, Ryan Murphy’nin yönettiği “Running With Scissors”, Douglas McGrath’ın yönettiği “Infamous” ve“Emma”, “Sky Captain and the World of Tomorrow/Sky Captain ve Yarının Dünyası”, Neil LaBute’un yönettiği “Possession”, Wes Anderson’ın yönettiği “The Royal Tenenbaums/Tenenbaum Ailesi”, Peter ve Bobby Farrelly’nin yönettiği “Shallow Hal/Alçak Adam”, “The Anniversary Party/Yıldönümü Kutlaması”, Bruce Paltrow’un yönettiği “Duets”, Ben Affleck’le birlikte rol aldığı “Bounce/Bir Şans Daha”, Matt Damon ve Jude Law’la birlikte rol aldığı Anthony Minghella’nın yönettiği “The Talented Mr. Ripley/Yetenekli Bay Ripley”, Andrew Davis’in yönettiği “A Perfect Murder/Kusursuz Cinayet”, “Sliding Doors/Rastlantının Böylesi”, “Great Expectations/Büyük Umutlar”, “The Pallbearer/Cenaze ve Aşk”, David Fincher’ın yönettiği “Se7en/Yedi”, “A View From The Top/Zirveye Tırmanış”, “Moonlight and Valentino”, “Jefferson in Paris/Jefferson Paris’te”, Alan Rudolph’un yönettiği “Mrs. Parker and the Vicious Circle”, “Malice”, Steven Spielberg’in yönettiği “Hook/Kanca” ve “Shout”. Paltrow’un ilk önemli rolünü oynama fırsatını, Meg Ryan ve Dennis Quaid’la birlikte rol aldığı ve inanılmaz bir performans gösterdiği Steve Kloves’un övgüler alan filmi “Flesh and Bone/Et ve Kemik”le yakaladı.

Paltrow ilk yönetmenlik denemesini arkadaşı Mary Wigmore’la birlikte yazıp yönettiği kısa film “Dealbreakers”la gerçekleştirdi.

Los Angeles doğumlu olan Paltrow, film endüstrisiyle yakından ilgili olan bir aileden geliyor. Babası Bruce Paltrow çok başarılı bir yapımcıydı, annesi iseödüllü aktris Blythe Danner.

FİLM YAPIMCILARI HAKKINDA

Emmy ve Oscar’a aday gösterilen JOSS WHEDON (Yönetmen/Yazar/Senarist) Hollywood’un en yaratıcı isimlerinden biri olarak birkaç başarılı filmin senaryosunu yazdı ve televizyonun en çok övülen dizilerinden biri olan “Buffy the Vampire Slayer”ı yarattı. 23 Haziran 1964’te New York’ta doğan Whedon, üçüncü kuşak televizyon yazarı. Büyükbabası ve babası “The Donna Reed Show”, “Leave It to Beaver” ve “The Golden Girls” gibi başarılı sitcom dizileri yazdı.

Whedon, Wesleyan Üniversitesi’nde sinema eğitimi gördükten sonra ilk olarak “Roseanne” dizisinde çalıştı. Daha sonra “Parenthood” dizisinde iki görev birden üstlenerek, dizinin ortak yapımcılığını yaptı ve birçok bölümünü yazdı.

Whedon, “Buffy”yi bir film senaryosu olarak yazdıktan sonra 1996 yılında onu televizyona sattı ve dizi televizonda kült bir fenomen haline geldi. Whedon 2000 yılında dizinin çığır açan “Hush” bölümüyle Drama Dizisi kategorisinde En İyi Senaryo Yazımı dalında Emmy’e aday gösterildi. 2002 yılında dizinin Broadway tarzındaki müzikal bölümü “Once More, With Feeling”i yazdı, müziklerini besteledi ve yönetti. Bölüm dünya genelinde ün kazandı ve Original Cast Recording müzik albümü dünya genelinde 400.000’in üzerinde sattı. New York Times Dergisi “Buffy” için “En zeki, değeri en az bilinen televizyon dizilerindenbiri” tanımlamasını yaptı. Dizi yayınlandığı dönemde Emmy, Saturn, SFX ödüllerinin yanısıra, yedinci ve final sezonuyla Hugo ödülü aldı.

Whedon, 1998 yılında 20th Century Fox Television ve kendi prdüksiyon şirketi Mutant Enemy aracılığıyla “Angel” dizisini geliştirdi ve yapımcılığını yaptı. “Buffy”nin yan ürünü olan dizi,kendi sadık izleyici kitlesini yarattı ve WB’de beş sezon boyunca yayınlandı. Whedon, 2002 yılında Fox network için çok iyi eleştriler alan bilimkurgu drama “Firefly”ı yaptı. Whedon, “Angel”, “Buffy the Vampire Slayer” ve “Firefly”ın yaratıcılığını ve uygulayıcı yapımcılığını yapmanın yanısıra, her dizinin birkaç bölümünü yazdı ve yönetti.

Disney’in gişede büyük başarı yakalayan filmi “Toy Story/Oyuncak Hikâyesi” filmi ile En iyi Senaryo dalında Akademi Ödülü’ne aday gösterildi. Whedon’ın yazar olarak çalıştığı diğer projeler arasında, “Titan A.E./Dünyadan Sonra”, “Buffy the Vampire Slayer/Buffy Vampir Avcısı”, “Speed/Hız Tuazğı” ve “Alien Resurrection/Yaratık: Diriliş” gibi filmler bulunuyor. Whedon 2005 sonbaharında “Firefly” dizisinden uyarlanan “Serenity” ile sinemadaki ilk yönetmenlik denemesini gerçekleştirdi.

Whedon’ın müzikal internet dizisi “Dr. Horrible’s Sing-Along Blog”, ilk kez 2008 yılında online olarak yayımlandı. Çok başarılı olan proje, En İyi Özel Klasman Kısa Formatlı Canlı Aksiyon Eğlence Programı dalında Emmy Ödülü kazandı. Whedon aynı zamanda yarattığı, yazdığı ve yönettiği Fox televizyon dizisi “Dollhouse”un ikinci sezonunu tamamladı. “Dollhouse”un ardından Fox’un övgüler alan dizisi “Glee”nin bir bölümünü yönetmek için arkadaşı “Dr. Horrible” Neil Patrick Harris’le biraraya geldi. Whedon kısa bir süre önce MGM’in korku-gerilim filmi “Cabin in the Woods”u yazdı ve yapımcılığını üstlendi.

Whedon televizyon projeleri ve filmler için yazarlık yapmanın yanısıra, Dark Horse çizgi romanları için “Fray”ı yarattı, Marvel için “Astonishing X-Men” ve Runaways”i yazmanın yanısıra, Dark Horse Comics için “Buffy the Vampire Slayer”ın sekiz sezonunu yazdı.

KEVIN FEIGE (Yapımcı) geçtiğimiz 10 yılda Marvel çizgi romanlarından uyarlanan, içlerinde “Spider-Man/Örümcek Adam” ve “X-Men” üçlemelerinin de olduğu birçok başarılı sinema filminde önemli bir role sahipti. Yapımcı ve Marvel Studios başkanı olan Feige, şirketin sinema filmlerinin yaratıcı kısmından ve ev sineması aktivitelerinden sorumlu.

Feige geçen yaz iki yeni Marvel serisinin yapımcılığını üstlendi. Bu filmler, Joe Johnston’ın yönettiği, Chris Evans’ın başrolünde oynadığı “Kaptan Amerika” ve Kenneth Branagh’ın yönettiği, Chris Hemsworth’ün başrolünde oynadığı “Thor”. İki film de vizyona birinci sıradan girdi ve dünya genelinde toplamda 800 milyon dolar hasılat elde etti.

Feige “Thor”dan önce, 7 Mayıs 2010’da gösterime giren “Demir Adam 2”nin yapımcılığını üstlendi. “Demir Adam”ın devam filmi olan, yönetmenliğini Jon Favreau’nun yaptığı ve Robert Downey Jr., Gwyneth Paltrow ile kadroya yeni dahil olan Mickey Rourke, Scarlett Johansson ve Don Cheadle’ın rol aldığı film, gösterime girdiği ilk hafta Amerika’da 128,1 milyon dolar hasılat elde ederek bir numaraya yerleşti. Film bugüne kadar da dünya genelinde 620 milyon dolar hasılat elde etti.

Feige 2008 yazında, yaz döneminde gişede büyük başarı yakalayan ve yeni Marvel Studios’un tam finansman sağladığı ilk fimler olan “Demir Adam” ve “The Incredible Hulk”’un yapımcılığını üstlendi. Robert Downey Jr.’ın süper kahraman zırhına büründüğü, John Favreau’nun yönetmenliğini yaptığı, Gwyneth Paltrow ve Jeff Bridges’in rol aldığı film, 2 Mayıs 2008’de gösterime girdi ve gişede büyük bir başarı elde etti. İki hafta üst üste bir numarada kalan film, gösterime girdiği hafta 100 milyon, dünya genelinde ise toplamda 571 milyon doların üzerinde hasılat elde etti.

13 Haziran 2008’de Marvel, “The Incredible Hulk”u vizyona soktu ve film o yaz vizyona girdiği gün bir numaraya yerleşen ikinci Marvel filmi oldu. Edward Norton, William Hurt, Tim Roth ve Liv Tyler’ın rol aldığı, yönetmen Louis Leterrier’ın ikonik yeşil deve muhteşem bir şekilde tekrar hayat verdiği film, dünya genelinde 250 milyon doların üzerinde hasılat elde etti.

Feige şu sıralarda Marvel Studios için, 3 Mayıs 2013’de vizyona girmesi planlanan “Demir Adam 3”ün ve 15 Kasım 2013’de vizyona girmesi planlanan “Thor 2”nin yapımcılığını üstleniyor.

Senaryo yazarı, yapımcı ve yönetmen olan ZAK PENN (Hikâye) Marvel Evreni’ndeki yedi filmde çalıştı ve “The Incredible Hulk”, “X-Men 2”, “X-Men: The Last Stand/X-Men: Son Direniş” ve “Elektra”nın yazarları arasında yer aldı. Yazarlık yaptığı diğer projeler arasında “Last Action Hero/Son Muhteşem Kahraman”, “Suspect Zero/Şüpheli Yok”, “Behind Enemy Lines/Düşman Hattı”, “Inspector Gadget/Müfettiş Gadget” ve “PCU” bulunuyor.

Penn, doğaçlama filmler “Incident at Loch Ness” ve aynı zamanda Werner Herzog’la birlikte rol aldığı “The Grand”ı yazdı, yönetti ve yapımcılığını üstlendi. Penn, David Strathairn’in rol aldığı televizyon dizisi “Alphas”ı yarattı. Dizi SyFy network’de ikinci sezonuna girdi.

ALAN FINE (Uygulayıcı Yapımcı), Marvel Worldwide Inc.’in başkanlığını yapıyor. Fine aynı zamanda Marvel’s Theatrical and Animation Creative Committees’nin de başkanlığını yürütüyor.

Daha önce Marvel Oyuncak ve Yayıncılık bölümleri başkanlığını yaptı ve genel müdürüğünü yapmanın yanısıra, Kay Bee Oyuncak Mağazaları’nın başkanlık görevini yürüttü.

Rhode Island’da büyüyen Fine, Rhode Island Üniversitesi psikoloji bölümünden mezun oldu.

POW! Entertainment kurucusu olan STAN LEE (Uygulayıcı yapımcı) başlangıçtan beri şirketin yönetim kurulu başkanlığı ve yaratıcı başkanlığı görevlerini yürüyor. Onun kahramanlarının itici bir güç olduğu Marvel’i çizgi roman endüstrisinde zirveye taşıyan adam olarak tanınan Stan Lee’nin ortak yaratımını yaptığı kahramanlar arasında Hulk, X-Men, Fantastik Dörtlü, Demir Adam, Daredevil, Silver Surfer ve Dr. Strange bulunuyor.

Şu an Marvel Media’nın fahri yönetim kurulu başkanı olan Lee, ilk kez 1972’de Marvel Comics yayımcısı oldu. Yayımcılık sektöründe Marvel’i zirveye taşıyan yaratıcı güçtü. 1977’de, Örümcek Adam karakterini gazetelerde günlük olarak yayınlanacak şekilde hayata geçirdi. Örümcek Adam’ı dünya genelinde 500’den fazla gazetede kendine yer bulan, en uzun soluklu çizgi macera dizisi yaptı.

Haziran 2001’den POW!’un Kasım 2001’deki resmi kuruluşuna kadar Stan Lee, POW!’u kurmak, ona entelektüel malzeme bulmak ve yeni şirket için çeşitli projeler geliştirmeye başlamak için çalıştı.

Birçok yeteneğe sahip olan yazar ve yönetmen JON FAVREAU (Uygulayıcı Yapımcı) farklı seçkin projelerle kendisine meydan okumaya devam ediyor. Favreau kısa bir süre önce başrollerini Daniel Craig, Harrison Ford ve Olivia Wilde’ın paylaştığı, 2006 tarihli çizgi romanından uyarlanan DreamWorks/Universal filmi “Cowboys & Aliens/Kovboylar ve Uzaylılar”ın yanısıra, Paramount Pictures ve Marvel Studios için başrollerini Robert Downey Jr. ve Gwyneth Paltrow’un paylaştığı gişe rekortmeni “Demir Adam” ve “Demir Adam 2” filmlerini yönetti.

Favreau ayrıca New Line Cinema için başrolünde Will Ferrell’ın oynadığı övgüler alan başarılı yaz filmi “Elf”i ve Sony Entertainment için başrolünde Tim Robbins’in oynadığı çocuk macera filmi “Zathura”yı yönetti. Favreau ilk yönetmenlik denemesini aynı zamanda kendisinin yazdığı Artisan Entertainment’ın “Made” projesiyle yaptı.

Favreau, başarılı komedi “Swingers”la yetenekli bir yazar olarak yerini sağlamlaştırdı. Favreau,beyaz perdedeki büyük başarılarına ek olarak Emmy’e aday gösterilen başarılı IFC programı “Dinner for Five”ın yaratımını, yapımcılığını ve anlatıcılığını yaptı.

Aynı zamanda bir oyuncu olan Favreau’nun yer aldığı bazı filmler ise şöyle: 29 Haziran 2012’de gösterime girecek olan “Welcome To People”, “Couples Retreat/Arızalı Çiftler”, “I Love You, Man/Adamım Benim”, “Four Christmases/Zoraki Tatil”, “The Break-Up/Ayrılık”, “Something’s Gotta Give/Aşkta Her Şey Mümkün”, “Wimbledon”, “Daredevil”, “Rocky Marciano”, “Love & Sex”, “The Replacements/Yedek Oyuncular”, “Very Bad Things/Hiç Hesapta Yokken”, “Deep Impact/Derin Darbe”, “P.C.U.” ve “Rudy”.

Televizyondaki oyunculuk çalışmaları arasında ise “Seinfeld”, bir tekrar rolünü üstlendiği “Friends” ve konuk olarak kendisini oynadığı HBO’nun övgüler alan dizisi “The Sopranos”bulunuyor. Favreau bu çalışmalarına ek olarak, “Zookeeper/Hayvan Bakıcısı”, “Star Wars: The Clone Wars/Star Wars: Klon Savaşları” ve “G-Force”da seslendirme yaptı.

Marvel Entertainment’ın eş başkanı olan LOUIS D’ESPOSITO (Uygulayıcı Yapımcı),gişe rekortmeni “Demir Adam”, “Demir Adam 2”, “Thor”, “Kaptan Amerika: The First Avenger”ın uygulayıcı yapımcılığını üstlendi. Louis şu sıralarda Kevin Feige’yle birlikte geleceğin Marvel adaylarını inşa etmenin yanısıra yapım öncesi aşamasında bulunan “Thor 2” ve “Demir Adam 3” için çalışıyor.

Stüdyonun eş başkanı ve tüm Marvel filmlerinin uygulayıcı yapımcısı olan D’Esposito, tüm filmlerin gelişiminden dağıtımına kadar olan sürecin takibini yapıyor.

D’Esposito 2006’da Marvel Studios’da çalışmaya başladı.Marvel’den önce uygulayıcı yapımcılığını üstlendiği filmler arasında, Will Smith’in başrolünü oynadığı 2006’nın başarılı filmi “The Pursuit of Happyness/Umudunu Kaybetme”, “Zathura: A Space Adventure/Zathura: Bir Uzay Macerası” ve başrollerini Samuel L. Jackson ile Colin Farrell’ın paylaştığı 2003 yılının başarılı filmi “S.W.A.T.”/ Özel Tim” yer alıyor.

PATRICIA WHITCHER (Uygulayıcı Yapımcı) kısa bir süre önce Chris Hemsworth, Natalie Portman, Tom Hiddleston, Stellan Skarsgård, Kat Dennings, Clark Gregg, Colm Feore, Ray Stevenson, Idris Elba, Jaimie Alexander, Rene Russo ve Odin olarak Anthony Hopkins’in rol aldığı, yönetmenliğini ise Kenneth Branagh’ın üstlendiği “Thor” filminin uygulayıcı yapımcılığını yaptı. Film listelerde ilk sıraya yerleşti ve dünya genelinde 445 milyon doların üzerinde hasılat elde etti.

Whitcher, Marvel Evreni’ne girmeden önce, Los Angeles’ın varoşlarında ve Walt Disney Concert Hall sahnesinde çekilen 2008 yapımı gerçek hayat draması “The
Soloist” filminin uygulayıcı yapıımcılığını üstlendi. Los Angeles Times köşe yazarı Steve Lopez’in yazılarından yola çıkılarak sinemaya uyarlanan filmde Robert Downey Jr. ve Jamie Foxx rol aldı.

Whitcher 2006 yılında, Jamie Foxx, Beyoncé Knowles, Eddie Murphy ve Jennifer Hudson’ın rol aldığı Broadway müzikali “Dreamgirls/Rüya Kızlar”ın sinema uyarlamasında uygulayıcı yapımcılık görevini üstlendi. Bill Condon’ın yönettiği “Dreamgirls/Rüya Kızlar” iki Oscar kazandı (Hudson ve ses kurgusu ile) ve sekiz dalda aday gösterildi.

2005 yılında uygulayıcı yapımcılığını üstlendiği, Rob Marshall’ın yönetmenliğini yaptığı “Memoirs of a Geisha/Bir Geyşanın Anıları” bir başka Oscar başarısı oldu ve 6 dalda aday gösterilip 3 dalda ödüle uzandı (sanat yönetimi, görüntü yönetimi ve kostüm).

Whitcher daha önce, Tom Hanks ve Catherine Zeta-Jones’un rol aldığı Steven Spielberg’ün dramatik komedisi, “Terminal” filminin uygulayıcı yapımcılığını üstlendi. Yapımcılığını üstlendiği diğer filmler ise şöyle: Dustin Hoffman ve Susan Sarandon’ın rol aldığı Brad Silberling’in yönettiği “Moonlight Mile/Ay Işığında”, Natalie Portman ve Ashley Judd’ın rol aldığı “Where the Heart Is”, Julia Roberts ile Cameron Diaz’ın rol aldığı P.J. Hogan’ın başarılı filmi “My Best Friend’s Wedding/En İyi Arkadaşım Evleniyor”, “How to Make an American Quilt/Amerikan Yorganı”, “High School High” ve “A Dangerous Woman/Tehlikeli Bir Kadın”.

Whitcher yapımcılığa başlamadan önce, “True Lies/Gerçek Yalanlar”, “The Meteor Man/Meteor Adam”, “The Lawnmower Man/Bahçıvan”, “Iron Maze” ve “Darkman/Karanlık Adam” filmlerinde yapım sorumlusu olarak görev aldı. Los Angeles’lı olan Whitcher, iki çocuk annesi ve Loyola Marymount Üniversitesi mezunu.

VICTORIA ALONSO (Uygulayıcı Yapımcı), yönetmen Jon Favreauyla birlikte “Demir Adam” ve “Demir Adam 2” filmlerinde ve Kenneth Branagh’ın “Thor”, Joe Johnston’ın “Captain Amerika: The First Avenger/İlk Yenilmez: Kaptan Amerika” fimlerinde ortak yapımcı olarak görev aldı. Şu sıralarda yazar/yönetmen Joss Whedon’ın “Yenilmezler” filminin uygulayıcı yapımcılığını yapıyor.

Alonso kariyerine görsel efekt endüstrisinin oluşumunda başladı ve bir ticari VFX yapımcısı olarak çalıştı. Daha sonra Ridley Scott (“Kingdom of Heaven/Cennet Krallığı”), Tim Burton (“Big Fish/Büyük Balık”) ve Andrew Adamson (“Shrek/Şrek”) gibi yönetmenlerle birlikte çalıştığı birçok filmin VFX üretimini yaptı.

Şu an Marvel Studios’un Görsel Efekt ve Post Prodüksiyon İkinci Başkanlığı görevini yürütüyor. Alonso’nun Marvel’le birlikte yürüttüğü önümüzdeki dönemlere ait projeleri arasında ise “Demir Adam 3” ve “Thor 2” bulunuyor.

Marvel Studios’da Yapım ve Geliştirme Kıdemli Başkan Yardımcısı olan JEREMY LATCHAM (Uygulayıcı Yapımcı), 2008 yılının gişe rekortmeni filmi “Demir Adam”da yapım sorumlusu olarak ve 2010 yılında ise başarılı film “Demir Adam 2”de ortak yapımcı olarak görev aldı. Latcham geçtiğimiz yıl boyunca yönetmen Joss Whedon ve Yapımcı Kevin Feige ile biraraya gelerek, 2012 yazında vizyona girecek olan merakla beklenen film “Yenilmezler”in uygulayıcı yapımcılığını üstlendi.

Northwestern Üniversitesi’nden mezun olan Latcham kariyerine ilk olarak Miramax ve Dimension Films’de çalışarak başladı, ayrıca Endeavor Agency’de de çalıştı. 2004 yılında Marvel Studios’a katıldı ve orada Yaratıcı Yetkili ve Başkan Yardımcılığı görevini üstlendi. Latcham 2011 yılında Variety dergisi tarafından “Hollywood’un Yeni Liderleri” arasında gösterildi.

SEAMUS MCGARVEY (Görüntü Yönetmeni), Drama kategorisinde En İyi Film dalında Altın Küre kazanan “Atonement/Kefaret” filminde görüntü yönetmeni olarak görev aldı ve bu filmdeki çalışmasıyla En İyi Görüntü Yönetimi dalında Oscar’a aday gösterildi.

McGarvey kısa bir süre önce Joe Wright için “Anna Karenina” ve “The Soloist” filmleri için kamera arkasına geçmenin yanısıra, bağımsız filmler “We Need To Talk About Kevin” ve “Nowhere Boy”da görev aldı. McGarvey’nin görev aldığı diğer filmlerden bazıları ise şöyle: İrlanda Film ve Televizyon (IFTA) Ödülü’ne aday gösterildiği Oliver Stone’un yönettiği “World Trade Center/Dünya Ticaret Merkezi”, Stephen Daldry’nin yönettiği “The Hours/Saatler”, Gary Winick’in yönettiği “Charlotte’s Web/Minik Örümcek Şarlot”, IFTA ödülü kazandığı Breck Eisner’in yönettiği “Sahara”, John Hamburg’un yönettiği “Along Came Polly/Polly Gelince”, Stephen Frears’ın yönettiği “High Fidelity/Sensiz Olmaz”, Mike Nichols’ın yönettiği “Wit/Zeka”, Michael Apted’ın yönettiği “Enigma”, Tim Roth’un yönettiği “The War Zone”, Alan Rickman’ın yönettiği “The Winter Guest/Bir Kış Masalı” ve Michael Winterbottom’ın yönettiği “Butterfly Kiss”.

Kuzey İrlanda, Armagh’da doğan McGarvey kariyerine Londra’daki film okuluna gitmeden önce yine görüntüleme yaparak başladı. 1988 yılında mezun olduktan sonra kısa filmler ve belgeseller çekti. Çektiği projelerin arasında yer alan “Skin” ile Royal Television Society Cinematography Ödülü’ne aday gösterildi. Coldplay, Paul McCartney, Dusty Springfield, The Rolling Stones, U2 ve Robbie Williams gibi sanatçılar için 100’den fazla müzik klibini görüntüledi ve yönetti.

2004 yılında görüntü yönetmenliği sanatına katkılarından ötürü Royal Photographic Society’nin prestijli Lumiere madalyasıyla ödüllendirildi.

New York City doğumlu olan JAMES CHINLUND (Yapım Tasarımcısı), 90’lardan bu yana filmler için tasarım yapıyor. Güzel Sanatlar alt yapısına sahip olan Chinlund, Los Angeles CalArts’da eğitim gördü, yeteneğini müzik klipleri ve bağımsız filmler için tasarım yaparak biledi.

Bu dönemde sık sık biraraya geldiği Darren Aronofsky (“Requiem for a Dream/Bir Rüyaya Ağıt”, “The Fountain/Kaynak”) ile güçlerini birleştirmenin yanısıra, Todd Solondz (“Storytelling”), Paul Schrader (“Autofocus”) ve Spike Lee’nin (“25th Hour/25. Saat”) bulunduğu birçok New York bağımsız sahnesinin ikonuyla çalıştı.

Chinlund geçtiğimiz yıllarda moda ve reklam dünyasında aktif bir şekilde yer aldı ve alanlarında önde gelen isimlerden bazılarıyla (Inez ve Vinoodh, Rupert Sanders, Spike Jonze, Fredrik Bond, Gus Van Sant, Lance Acord, Harmony Korine) birlikte çalıştı. 2010 yılında yönetmen Rupert Sanders’la yaptığı reklam işbirliği ile Sanat Yönetmenleri Birliği ve the AICP ödüllerini aldı.

DAN SUDICK (Özel Efekt Süpervizörü), “War of the Worlds/Dünyalar Savaşı”, “Master and
Commander: The Far Side of the World/Dünyanın Uzak Ucu”, “Demir Adam” ve “Demir Adam 2” filmlerindeki başarılı çalışmaları ile dört kez Akademi Ödülü’ne aday gösterildi.

Kısa bir süre önce çalıştığı filmler arasında, “Cowboys and Aliens/Kovboylar ve Uzaylılar”, “Thor”, “Demir Adam 2”, “G.I. Joe: The Rise of Cobra/G.I. Joe: Kobra’nın Yükselişi”, “Demir Adam”, “Indiana Jones and the Kingdom of the Crystal Skull/İndiana Jones ve Kristal Kafatası Krallığı”, “Evan Almighty/Aman Tanrım”, “The Haunted Mansion/Perili Köşk”, “Mission: Impossible 3/Görevimiz Tehlike 3”, “National Security/Bela İş Başında”, “Cellular/Ölüm Hattı” ve “Nutty Professor 2: The Klumps/Çatlak Profesör 2” bulunuyor.

Sudick’in yer aldığı diğer bazı filmler ise şöyle: “Serenity”, “Dragonfly/Sonsuz Aşk”, “The Negotiator/Arabulucu”, “Executive Decision/Kritik Karar”, “The Birdcage/Kuş Kafesi”, “Life”, “Home Alone 2: Lost in New York/Evde Tek Başına 2”, “The Fisher King/Balıkçı Kral”, “Switchback/Dönüşüm”, “Red Corner/Kızıl Köşe” ve “The Mosquito Coast/Sivrisinek Sahili”.

JANEK SIRRS (Görsel Efekt Süpervizörü) 1993 yılında Computer Film Company (CFC) olarak bilinen Londra merkezli bir VFX şirketi adına Los Angeles ofisi kurulmasına yardım etmek için batıya geldi. O zamandan sonra yönetmenliğini Frances Lawrence’ın yaptığı “I Am Legend/Ben Efsaneyim”, Yönetmenliğini Christopher Nolan’ın yaptığı “Batman Begins/Batman Başlıyor”, yönetmenliğini Coen kardeşler’in yaptığı “The Big Lebowski/Büyük Lebowski” ve yönetmenliğini Jon Favreau’nun yaptığı “Demir Adam 2” gibi filmlerde bağımsız olarak görsel efekt süpervizörlüğü yaptı.

Sirrs, 1999 yılında yönetmenliğini Wachowski Kardeşler’in yaptığı “The Matrix” filmindeki çalışmasıyla Akademi ve BAFTA ödülü kazandı ve “Demir Adam 2”deki çalışmasıyla ikinci kez Oscar’a aday gösterildi.

ALEXANDRA BYRNE (Kostüm Tasarımcısı), Akademi Ödülü ve BAFTA Ödülü’nü kazanmanın yanı sıra Tony Ödülü’ne aday gösterildi. Oscar’a ilk kez 1997 yılında kostümlerini tasarladığı Kenneth Branagh’ın “Hamlet” sinema uyarlamasıyla aday gösterildi. Byrne’ün ikinci Oscar adaylığı 1999’da Shekar Kapur’un “Elizabeth”iyle, üçüncüsü de 2005 yılına ait Marc Forester filmi “Finding Neverland/Düşler Ülkesi”yle geldi. 2008 yılında Kapur’un “Elizabeth: The Golden Age/Elizabeth: Altın Çağ” filmiyle Akademi Ödülü kazandı. Ayrıca “Hamlet”, “Elizabeth”, “Finding Neverland/Düşler Ülkesi” ve “Elizabeth: The Golden Age/Elizabeth: Altın Çağ” filmleriyle BAFTA’ya aday gösterildi.

Byrne’nin kostümlerini tasarladığı diğer filmleri arasında Marvel’in “Thor”, “Phantom of the Opera/Operadaki Hayalet”, Branagh’un “Sleuth” ve“The Garden of Eden” filmleri yer alıyor.

Byrne 70’lerin sonunda önce Bristol Üniversitesi’nde mimarlık eğitimi aldı, daha sonra da İngiliz Ulusal Operası’nda efsanevi Margaret Harris’ten de eğitim alarak tiyatro tasarımı okudu. Televizyon ve tiyatroda hem set hem de kostüm tasarımcı olarak sayısız çalışma yaptı. Royal Shakespeare Company için birçok çalışma yapmasının yanısıra, daha sonra New YorkLincoln Center’a taşınan Richard Nelson’ın “Some Americans Abroad”unda da çalıştı. Televizyondaki çalışmaları arasında En İyi Kostüm Tasarım dalında kendisine BAFTA ödülü getiren Roger Michell’ın “Persuasion” yapımı, yine kendisine BAFTA ve RTS adaylıkları getiren “The Buddha of Suburbia” var.

Byrne 1990 yılında “Some Americans Abroad” ile En İyi Sahne Tasarımı dalında Tony’ye aday gösterildi.

Byrne, aktör Simon Shepherd’la evli. Çift, dört çocuklarıyla birlikte İngiltere’de yaşıyor.

JEFFREY FORD, A.C.E. (Kurgucu),Novato-California’da doğdu ve Güney California Üniversitesi Sinema-Televizyon bölümünde eğitim gördü.

Film kariyerine 1994 yılında James Gray’in ilk filmi “Little Odessa”da kurgu asistanı olarak çalışarak başladı. Daha sonra içlerinde kurgucu Richard Marks ve yönetmen James L. Brooks için çalıştığı Akademi Ödülü’ne aday gösterilen “As Good as It Gets/Benden Bu Kadar”ın da olduğu çeşitli filmlerde görev aldı.

Ford’un kurgucu olarak görev aldığı ilk film, yönetmen James Gray için çalıştığı “The Yards/Çeteler Savaşı”ydı ve filmin prömiyeri 2000 yılında Cannes Uluslarası Film Festivali’ndeki yarışmada yapıldı. Kurgucu, Harry Shearer için “Teddy Bears’ Picnic”in, Mark Romanek için “One Hour Photo/Baskı”nın (Kurgusu için Satellite Ödülü’ne aday gösterildi), John Polson için “Hide and Seek/Saklambaç”ın, Thomas Bezucha için “The Family Stone/Aile Bağları”nın (çalışmasıyla A.C.E. Eddie’ye aday gösterildi) ve David Ayer için “Street Kings/Sokağın Kralları”nın kurgusunu yaptı. Ayrıca yönetmen Billy Ray için “Shattered Glass/Paramparça” ve “Breach/İhanet” filmlerinin kurgusunu yaptı.

Ford kısa bir süre önce “Captain America: The First Avenger/İlk Yenilmez: Kaptan Amerika”, “Monte Carlo”, “Crazy Heart/Çılgın Kalp”, Fox Searchlight’ın “Street Kings/Sokağın Kralları”, Universal Pictures’ın “Public Enemies/Halk Düşmanları”, Fox Searchlight’ın “Crazy Heart/Çılgın Kalp” ve Shane Dax Taylor’ın bağımsız yapımı “Bloodworth/Hayata Yeniden” projelerinin kurgularını yaptı.

Sık sık yazar-yönetmen Joss Whedon’la işbirliği yapan LISA LASSEK (Kurgucu), kısa bir süre önce yönetmenliğini Drew Goddard’un yaptığı korku-komedi filmi “The Cabin in the Woods”da, “Serenity”de ve “Firefly” ile“Buffy the Vampire Slayer” dizilerinde Whedon’la birlikte çalıştı.

Yer aldığı diğer projeler arasında ise, övgüler alan dizi “Community”, “Wonderfalls”,
Emmy ödüllü “Pushing Daisies” ve Emmy ödüllü internet fenomeni “Dr.
Horrible’s Sing-Along Blog” bulunuyor.

Oscar’a aday gösterilen, GRAMMY ödüllü ALAN SILVESTRI (Besteci), başarılı birçok film için müzikler yazdı. Bu filmler arasında “Back to the Future/Geleceğe Dönüş” üçlemesi, “Who Framed Roger Rabbit/Masum Sanık Roger Rabbit” ve En İyi Film Oscarı’nı kazanan “Forrest Gump” bulunuyor.

Bestecinin çalıştığı diğer filmlerin adları ise şöyle: “Captain America: The First Avenger/İlk Yenilmez: Kaptan Amerika”, “The A-Team/A Takımı”, “A Christmas Carol/Disney’in Yeni Yıl Şarkısı”, “G.I. Joe: The Rise of Cobra/G.I. Joe: Kobra’nın Yükselişi”, “Night at the Museum 2: Battle of the Smithsonian/Müzede Bir Gece 2”, “Beowulf/Ölümsüz Savaşçı”, “Night at the Museum/Müzede Bir Gece”, “The Polar Express/Kutup Ekspresi”, “Cast Away/Yeni Hayat”, “Lilo and Stitch/Lilo ve Stiç”.

Silvestri, En iyi Orijinal Şarkı dalında Akademi Ödülü’ne ve Altın Küre’ye aday gösterilen “The Polar Express/Kutup Ekspresi” için Glen Ballard’la birlikte “Believe” şarkısını yaptı. Şarkı 2005 yılında GRAMMY ödülü kazandı.

DAVE JORDAN (Müzik Süpervizörü) hem “Demir Adam”da hem de “Demir Adam 2”de müzik süpervizörü olarak görev yaptı. Geçtiğimiz dönemlerde de aynı kapasiteyle, “Big Mommas: Like Father Like Son/Vay Anam Vay: Babasının Oğlu”, “Gulliver’s Travels/Gulliver’in Gezileri”, “Lottery Ticket/Piyango Bileti”, “Vampires Suck/Biri Beni Isırdı”, “Marmarduke”, “When in Rome/Aşk Çeşmesi”, “Old Dogs/İki Babalık”, “The Incredible Hulk”, “Charlie Bartlett/Charlie İş Başında”, “Transformers”, “Reign Over Me/Hayatı Yakala”, “Meet the Spartans/İşte Spartalılar”, “Ghost Rider/Hayalet Sürücü”, “Date Movie/Buluşma Olayı”, “Man About Town/Şehrin Adamı”, “The Fantastic Four/Fantastik Dörtlü”, “Kicking & Screaming/Şut ve Gool”, “The Upside of Anger/Öfkeli Aşıklar”, “Elektra” ve “Harold & Kumar Go to White Castle” filmlerinde çalıştı.

Jordan’ın çalıştığı diğer filmler arasında, “Dude, Where’s My Car?/Çılgınlar ve Sevgililer”, “The Fast and the Furious/Hızlı ve Öfkeli”, “Daredevil”, “Cheaper by the Dozen/Sürüsüne Bereket” ve “The Punisher/İnfazcı” gibi yapımlar bulunuyor.

Yazar hakkında: Öteki Sinema

Öteki Sinema editörleri Prometheus'un David'i gibi... Siz uyurken bile, hoşunuza gidecek yazıları buluyor, itinayla hazırlıyor ve yayına sunuyor. Öteki Sinema çalışıyor!

Bir yorum var

  1. Bunların hepsini okuyacağımı düşünmüyorum ama deneyeceğim :)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: