Zombie 108 (2012)

2012 yılı mahsulü Zombie 108, Joe Chein tarafından yönetilmiş olan Tayvan yapımı bir film. Z-108 olarak da biliniyor.

Öteki Sinema için yazan: Murat Kızılca

Açılış jeneriği sırasında, yaptığı genetik çalışmalar sayesinde Nobel ödülüne aday gösterilen bir profesörün başarılı deneyleri, gazete başlıkları aracılığıyla verilir. Daha ileri tarihli başlıklar, deneylerin bir şekilde ters gittiğinden ve Tayvan’ın başkenti Taipei’de yayılmaya başlayan salgından bahseder. Açılış jeneriği nihayete erdiğinde, arabasının içinde baygın yatan genç bir kadın kendine gelir. Yanında oturan kocası baygın (ya da ölü?) durumdadır. Arkadaki boş bebek koltuğunu gören kadın, küçük kızı Chloe’yi aramaya başlar. Ağır ağır genel plana geçildiğinde, bütün caddenin savaş alanına döndüğü görülür. Yanan dükkânlar, kaza yapmış araçlar ve etrafta kimsenin olmaması bir şeylerin ters gittiğinin habercisi gibidir.

Zombie 108, kolayca görüldüğü gibi, aynı taklit etmeye çalıştığı zombi filmleri gibi başlıyor. 28 Days Later… (2002), Resident Evil (2002) ya da The Walking Dead’de olduğu gibi, ana karakter kendine geliyor ve neler olduğunu anlamaya çalışıyor. İzleyici de onunla beraber boş sokaklarda, evlerde, hastanelerde ya da burada olduğu gibi bir süpermarkette gezinmeye başlıyor ve bom! Zombiler aniden ortaya çıkıyor.

Filmdeki zombiler, aynı Romero’nunkiler gibi ağır aksak yürüyorlar, ancak o kadar da hantal değiller. Gerektiğinde seri hareket edebiliyorlar. Sonuçta mezarlarından kalkan ölüler değiller, etrafa yayılan bir virüsten etkilenmişler. Hem koşamayıp, hem de seri hareket eden zombiler, iki arada bir derede kaldıklarından olsa gerek, öyle garip hareket ediyorlar ki, bazı sahnelerde kahkaha atmamak elde değil.

Zombie 108’in hikâyesini, kızını arayan genç kadının başından geçenler üzerinden anlatacağını sanıyorsanız, yanılıyorsunuz. İlk karşılaştığı zombileri atlatan genç kadın, yoldan geçen bir arabaya biniyor ve dikiz aynasından garip görünüşlü şoför ile göz göze geliyor. Tam da bu sahnede ‘108 saat önce’ yazısı ekranda beliriyor ve bir gece kulübünde eğlenen çılgın bir kalabalık ekranı kaplıyor. Kafeslerin içinde dans eden yarı çıplak kadınlar, sahnede bir ‘heavy metal’ grubu ve eğlencenin dibine vuran gençler. Tayvan’ın öbür yüzü?

Bu tip geriye dönüşler ile genelde olayların öncesi anlatılır. Birkaç sürpriz gelişme ile şaşırtarak verilen olaylar zinciri, geriye dönüş anı ile birleşir ve bir finale doğru devam eder. Burada bunların hiçbiri olmuyor. Neler mi oluyor? Salgına müdahale etmeye çalışan özel tim ile olayı kendi üstüne alınan küçük bir çete, önce kendi aralarında, sonra birleşerek zombilere karşı savaşıyorlar. (Evet, La horde’ye (2009) çok benziyor.) Evine hapsettiği kadınlara tecavüz eden, tek ayağı sakat, yüzü deforme olmuş bir adam, zombilerden kaçan genç bir çifti evine alıyor ve adamı uyutup yanındaki kadına saldırmak için planlar yapıyor. Bir borç meselesi yüzünden çete tarafından bir odaya hapsedilen biri siyahi, biri beyaz, iki batılı adam, önce hapsedildikleri odadan kaçmaya, sonra da zombilerden kurtulmaya çalışıyorlar. Bir zombi tarafından ısırılan bir adam, üzerinden bir hayli vakit geçmesine rağmen zombiye dönüşmüyor ama boynunda asılı tılsımı bir süreliğine çıkarttığında, bir kolu devasa boyutlarda, korkunç bir görüntüye sahip dev bir zombiye dönüşüyor ve zombiler dahil, önüne kim çıkarsa saldırmaya başlıyor. Görüldüğü üzere film, birbirinden bağımsız birçok alt hikâyeye sahip. Birbirleriyle organik bağ kurmakta zorlanan bu alt hikâyelerin her biri, aslında başlı başına bir filmin ana hikâyesi olabilecek kapasitede ama nedense iyi kötü bütün fikirleri burada tüketmeyi tercih etmişler. Dolayısıyla ortaya çok dağınık, takip etmesi sıkıntılı bir iş çıkmış. Hele bir de teknik eksiklikler de üzerine eklenince bazı sahneleri izlemek çok zorlaşıyor.

Aslında son kısımda gözüken devasa zombi, fikir olarak çok iyi. Dev kolun maketi ve adamın makyajı görsel açıdan pek tatmin etmiyor ama sırf bu alt hikâye üzerinden hareketle daha iyi bir şeyler ortaya çıkabilirmiş. Ya da evine hapsettiği kadınlara tecavüz eden sapık adamın hikâyesi de hiç fena değil. Ama dediğim gibi bir bütünün parçaları olmakta zorlanan bölümler iyice değersizleşiyor ve bazı iyi fikirler de güme gidiyor.

Filmden geriye kalan en güzel şey ise küçük Chloe! Açık ara bütün oyunculardan çok daha iyi bir performans sergilediğini söyleyebilirim.

Zombie 108, öyle herkese tavsiye edebileceğim bir film değil. Sadece azılı zombi severlere önerebilirim, o da Tayvan’dan nasıl bir zombi filmi çıkmış görsünler diye.

Yazar hakkında: Murat Kızılca

1971 İstanbul doğumlu. Aylık online sinema dergisi CineDergi ve aylık kültür sanat dergisi kargamecmua için sinema yazıları kaleme alıyor. 2008 yılından beri katkı sağladığı Öteki Sinema’da bir yandan da editörlük görevini sürdürüyor.

Bir yorum var

  1. Sırf Zombi filmlerine olan hastalığım yüzünden izlediğim filmdir. Bitirince “keşke afişlerinde yansıtıldığı kadar iyi olsaymış” dedirtti. Bu siteye teşekkür etmek lazım bu konuda. ‘Fido’ hariç izlediğim her zombi filmiyle ilgili yazı buldum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: