<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	
	>
<channel>
	<title>
	Bir PR Faaliyeti Olarak Blogların Etinden, Sütünden Faydalanmak yazısına yapılan yorumlar	</title>
	<atom:link href="https://www.otekisinema.com/bir-pr-faaliyeti-olarak-bloglarin-etinden-sutunden-faydalanmak/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.otekisinema.com/bir-pr-faaliyeti-olarak-bloglarin-etinden-sutunden-faydalanmak/</link>
	<description>alt kültür sinema yayını</description>
	<lastBuildDate>Thu, 23 Aug 2018 10:18:40 +0000</lastBuildDate>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>
		Yazar: fatih danacı		</title>
		<link>https://www.otekisinema.com/bir-pr-faaliyeti-olarak-bloglarin-etinden-sutunden-faydalanmak/#comment-6968</link>

		<dc:creator><![CDATA[fatih danacı]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 30 Mar 2011 06:01:24 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.otekisinema.com/?p=19305#comment-6968</guid>

					<description><![CDATA[Beni en çok üzen durumlardan biri de şudur: Saygın bazı internet sitelerinde yayınlanan araştırma yazılarının başkaları tarafından kaynak olarak kullanılması ancak kaynakça bölümüne sitenin dahil edilmemesi. Tahmin ediyorum ki, bu durum yazan tarafından bir kompleks haline getirilmiş. Kaynakçada net adresleri kullanmanın yazısına negatif etki yaratacağını düşünüyor olsa gerek. İtiraf etmeliyim ki, nette yazılanlara doğrudan itimat etmem, ya da şüpheci davranırım. Ancak bazı siteler (ki onlara saygın demek yerindedir) yazı yayınlarken seçici davranıyor, yazarlarını özenle seçiyor. İşte bu kriterlerde yazı yayınlayan sitelerin haklarına, o yazıyı yazan yazarın emeğine ve telif haklarına bir saygısızlıktır. Yorumum, gözlemlerime ve birkaç tecrübeme dayalıdır. Kesinlikle genelleme yapmıyorum ve kimsenin kişiselleştirmesini de arzu etmiyorum.
Saygılarımla...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Beni en çok üzen durumlardan biri de şudur: Saygın bazı internet sitelerinde yayınlanan araştırma yazılarının başkaları tarafından kaynak olarak kullanılması ancak kaynakça bölümüne sitenin dahil edilmemesi. Tahmin ediyorum ki, bu durum yazan tarafından bir kompleks haline getirilmiş. Kaynakçada net adresleri kullanmanın yazısına negatif etki yaratacağını düşünüyor olsa gerek. İtiraf etmeliyim ki, nette yazılanlara doğrudan itimat etmem, ya da şüpheci davranırım. Ancak bazı siteler (ki onlara saygın demek yerindedir) yazı yayınlarken seçici davranıyor, yazarlarını özenle seçiyor. İşte bu kriterlerde yazı yayınlayan sitelerin haklarına, o yazıyı yazan yazarın emeğine ve telif haklarına bir saygısızlıktır. Yorumum, gözlemlerime ve birkaç tecrübeme dayalıdır. Kesinlikle genelleme yapmıyorum ve kimsenin kişiselleştirmesini de arzu etmiyorum.<br />
Saygılarımla&#8230;</p>
]]></content:encoded>
		
			</item>
		<item>
		<title>
		Yazar: ns		</title>
		<link>https://www.otekisinema.com/bir-pr-faaliyeti-olarak-bloglarin-etinden-sutunden-faydalanmak/#comment-6965</link>

		<dc:creator><![CDATA[ns]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 29 Mar 2011 18:45:44 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.otekisinema.com/?p=19305#comment-6965</guid>

					<description><![CDATA[İlham verici bir yazı olmuş. 

Ne yalan söyleyim ☺ ben bazı &quot;sinema blogcularını&quot; pek blogcu gibi görmediğimi ifade etmeliyim. Ahah benimle üç aşağı beş yukarı aynı safta olduğunuzu bilmek hoşuma gitti ☺ 


Yanılmıyorsam marksist bakış açısına göre internetin temel işlevi, diğer &quot;tanıtım!&quot; araçlarıyla aynı. İyi kötü matbuuatın da kitlesel hale dönüşmesi bu minval üzere oldu. Luther tanrının tanıtımını geniş kitlelere yapmak için matbaayı kullandı. Sonra taş baskı afişler -hatırladığım en geç afiş 16. yy. aitti sanırım-  Ki internette yapılan aramaların ve açılan sitelerin dağılımı itibarıyle de sanırım, bu marksist  sav basit bir doğrulamaya kavuşuyor. Bu yüzden basın ve sanat başta olmak üzere pek çok &quot;unsur&quot; dijital oldu. 

Nefret etmeme rağmen bu feysbuk&#039;da da &quot;kankanın sevdiği kola sende iç&quot; kabilinden bir reklam çalışmasına başlanacakmış  galiba. 

Bu açıdan internet &quot;gerçek!!!&quot; amacına hizmet etmeye yeni başlıyor diyebiliriz. Ki aslında diyalekt olarak da oraya varması muhtemel di de. Fakat bu web 2.0 denen hadisede işler değişmeye başladı. Görsel tüketim  yerini, sorgulamaya ve eleştiriye bıraktı. Yani sunulanları sorgulamak. Sanırım burada işler yazılı basından daha farklılaşmaya başlıyor işte. 
Çünkü matbuat ne olursa olsun &quot;kütle olarak manipülasyona&quot; açık bir mecra. Bu yüzden ne hususta olursa olsun salt eleştiri teorik olarak imkansız. Ama bireysel sayılabilecek bloglarda; samimi olarak, daha rafine(kalitatif değil &quot;pure&quot;) 
eleştiri/inceleme bulmak daha olası. 

Bu da yapıcı ve yapımcı çevreler ya da herne ise onlar için &quot;üret-tanıt/tanıttır-izlet-kazan- mekaniğinde bloggerlerin, tanımlanmayan obje olmasına yol açıyor. 

 Burada yapımcıların/dağıtımcıların, &quot;öz eleştiri&quot; -aslında bu çok zor bence- gibi, ayna gibi blogları bir unsur olarak kabul etmesi ile başlar. tabi arada o eski matbuat kafasının da &quot;mücadele&quot; gibi görmemesi gerek. Çünkü bu insanlar sinemayı sevdiği için mesai harcayan insanlar.


Bloggerlerin davet seçiminde de web 2.0&#039;ın  ruhu ile; &quot;Ne kadar özgün içerik o kadar köfte&quot; ☺


ahah alışkanlık yor&#039;lu yarlı söylemişim, siz onu &quot;bence&quot; diye okuyun ☻]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İlham verici bir yazı olmuş. </p>
<p>Ne yalan söyleyim ☺ ben bazı &#8220;sinema blogcularını&#8221; pek blogcu gibi görmediğimi ifade etmeliyim. Ahah benimle üç aşağı beş yukarı aynı safta olduğunuzu bilmek hoşuma gitti ☺ </p>
<p>Yanılmıyorsam marksist bakış açısına göre internetin temel işlevi, diğer &#8220;tanıtım!&#8221; araçlarıyla aynı. İyi kötü matbuuatın da kitlesel hale dönüşmesi bu minval üzere oldu. Luther tanrının tanıtımını geniş kitlelere yapmak için matbaayı kullandı. Sonra taş baskı afişler -hatırladığım en geç afiş 16. yy. aitti sanırım-  Ki internette yapılan aramaların ve açılan sitelerin dağılımı itibarıyle de sanırım, bu marksist  sav basit bir doğrulamaya kavuşuyor. Bu yüzden basın ve sanat başta olmak üzere pek çok &#8220;unsur&#8221; dijital oldu. </p>
<p>Nefret etmeme rağmen bu feysbuk&#8217;da da &#8220;kankanın sevdiği kola sende iç&#8221; kabilinden bir reklam çalışmasına başlanacakmış  galiba. </p>
<p>Bu açıdan internet &#8220;gerçek!!!&#8221; amacına hizmet etmeye yeni başlıyor diyebiliriz. Ki aslında diyalekt olarak da oraya varması muhtemel di de. Fakat bu web 2.0 denen hadisede işler değişmeye başladı. Görsel tüketim  yerini, sorgulamaya ve eleştiriye bıraktı. Yani sunulanları sorgulamak. Sanırım burada işler yazılı basından daha farklılaşmaya başlıyor işte.<br />
Çünkü matbuat ne olursa olsun &#8220;kütle olarak manipülasyona&#8221; açık bir mecra. Bu yüzden ne hususta olursa olsun salt eleştiri teorik olarak imkansız. Ama bireysel sayılabilecek bloglarda; samimi olarak, daha rafine(kalitatif değil &#8220;pure&#8221;)<br />
eleştiri/inceleme bulmak daha olası. </p>
<p>Bu da yapıcı ve yapımcı çevreler ya da herne ise onlar için &#8220;üret-tanıt/tanıttır-izlet-kazan- mekaniğinde bloggerlerin, tanımlanmayan obje olmasına yol açıyor. </p>
<p> Burada yapımcıların/dağıtımcıların, &#8220;öz eleştiri&#8221; -aslında bu çok zor bence- gibi, ayna gibi blogları bir unsur olarak kabul etmesi ile başlar. tabi arada o eski matbuat kafasının da &#8220;mücadele&#8221; gibi görmemesi gerek. Çünkü bu insanlar sinemayı sevdiği için mesai harcayan insanlar.</p>
<p>Bloggerlerin davet seçiminde de web 2.0&#8217;ın  ruhu ile; &#8220;Ne kadar özgün içerik o kadar köfte&#8221; ☺</p>
<p>ahah alışkanlık yor&#8217;lu yarlı söylemişim, siz onu &#8220;bence&#8221; diye okuyun ☻</p>
]]></content:encoded>
		
			</item>
		<item>
		<title>
		Yazar: uyumsuz		</title>
		<link>https://www.otekisinema.com/bir-pr-faaliyeti-olarak-bloglarin-etinden-sutunden-faydalanmak/#comment-6963</link>

		<dc:creator><![CDATA[uyumsuz]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 29 Mar 2011 10:59:07 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.otekisinema.com/?p=19305#comment-6963</guid>

					<description><![CDATA[Açıkçası sadece sinema değil, hemen hemen her konuda blog sayfaları medyadan daha güvenilir ve samimi geliyor bana.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Açıkçası sadece sinema değil, hemen hemen her konuda blog sayfaları medyadan daha güvenilir ve samimi geliyor bana.</p>
]]></content:encoded>
		
			</item>
		<item>
		<title>
		Yazar: Utku Uluer		</title>
		<link>https://www.otekisinema.com/bir-pr-faaliyeti-olarak-bloglarin-etinden-sutunden-faydalanmak/#comment-6962</link>

		<dc:creator><![CDATA[Utku Uluer]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 29 Mar 2011 09:20:16 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.otekisinema.com/?p=19305#comment-6962</guid>

					<description><![CDATA[Merhaba Murat
Yaklaşımın çok güzel ancak benim bazı çekincelerim var.

Çok fazla blog var sinema üzerine yazan çok insan var ki blog günlük yapısındadır bu yüzden ben hangi kriterlere göre festivalelre davet edileceğini düşündüm. 5 kişiyi çağırıp 50 kişiyi çağırmamak güzel durmayabilir.

Blog kişisel bir çaba ise zaten festival ile ilgilenen kişi o festivale gider...
Bence PRcılar davet etmese bile haberdar etmeliler.  Gala tamamda bu davet olayı bir organizatör gözüyle çok komplike oluyor. Bir işi profesyonel yapanların akredit alması için formların belli kategorilere göre ayrılması kademe kademe olması da mantıklı olabilir.

Yani PR festivali haber verir, festival akredite edilmesi için formu blogcuya yolayıp kontrol eder... Ek roportaj imkanları sunar vs vs 
Bu konuda yüksek sesle düşünüyorum bazı şeylerin Türkiyede nasıl işlediğini cidden bilmiyorum ama konser düzenleyen arkadaşlarımın çoğu tanıdıklarına bedava bilet vermek yüzünden zarar eder hale gelmişti o durum biraz bizim ülkede sakıncalı gibi geliyor bana...

Profesyonel işleir bazı insanlar bu tip masrafları yapmalı. Çünkü profesyonel aktiviteye yatırım. Ama bizde yazı yazmak, dil bilmek gibi eğitim gerektiren hiçbirşeye para verilmez...

Biz Sinematik olarak bazı galalara davet edildik, geçen sene festival daveti de gelmişti sanırım ama biz de Türkiyede yaşayan kimse yok :)]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Merhaba Murat<br />
Yaklaşımın çok güzel ancak benim bazı çekincelerim var.</p>
<p>Çok fazla blog var sinema üzerine yazan çok insan var ki blog günlük yapısındadır bu yüzden ben hangi kriterlere göre festivalelre davet edileceğini düşündüm. 5 kişiyi çağırıp 50 kişiyi çağırmamak güzel durmayabilir.</p>
<p>Blog kişisel bir çaba ise zaten festival ile ilgilenen kişi o festivale gider&#8230;<br />
Bence PRcılar davet etmese bile haberdar etmeliler.  Gala tamamda bu davet olayı bir organizatör gözüyle çok komplike oluyor. Bir işi profesyonel yapanların akredit alması için formların belli kategorilere göre ayrılması kademe kademe olması da mantıklı olabilir.</p>
<p>Yani PR festivali haber verir, festival akredite edilmesi için formu blogcuya yolayıp kontrol eder&#8230; Ek roportaj imkanları sunar vs vs<br />
Bu konuda yüksek sesle düşünüyorum bazı şeylerin Türkiyede nasıl işlediğini cidden bilmiyorum ama konser düzenleyen arkadaşlarımın çoğu tanıdıklarına bedava bilet vermek yüzünden zarar eder hale gelmişti o durum biraz bizim ülkede sakıncalı gibi geliyor bana&#8230;</p>
<p>Profesyonel işleir bazı insanlar bu tip masrafları yapmalı. Çünkü profesyonel aktiviteye yatırım. Ama bizde yazı yazmak, dil bilmek gibi eğitim gerektiren hiçbirşeye para verilmez&#8230;</p>
<p>Biz Sinematik olarak bazı galalara davet edildik, geçen sene festival daveti de gelmişti sanırım ama biz de Türkiyede yaşayan kimse yok :)</p>
]]></content:encoded>
		
			</item>
		<item>
		<title>
		Yazar: turgut		</title>
		<link>https://www.otekisinema.com/bir-pr-faaliyeti-olarak-bloglarin-etinden-sutunden-faydalanmak/#comment-6961</link>

		<dc:creator><![CDATA[turgut]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 29 Mar 2011 09:10:15 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.otekisinema.com/?p=19305#comment-6961</guid>

					<description><![CDATA[haklı siteminize destek veriyorum. evet ben de bir sinema bloguna sahibim ve çeşitli eleştiriler ve tahliller yapıyoruz. gerçekten hiç etik olmayan haberler veya etkinlikler yayınlatılmaya çalışılıyor bloglarımızda. etikten kastım ise haberi yayınlatan elemanın sizinle bir daha irtibata geçmemesi.

blog yazarlığı artık yadsınamaz bir gerçek. insanlar film tavsiyesi almak için artık gazete filan almıyorlar. bu işi hakiki yapan blogcuların kapısını çalıyorlar.

bu konuda elimden geleni yapmaya hazırım.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>haklı siteminize destek veriyorum. evet ben de bir sinema bloguna sahibim ve çeşitli eleştiriler ve tahliller yapıyoruz. gerçekten hiç etik olmayan haberler veya etkinlikler yayınlatılmaya çalışılıyor bloglarımızda. etikten kastım ise haberi yayınlatan elemanın sizinle bir daha irtibata geçmemesi.</p>
<p>blog yazarlığı artık yadsınamaz bir gerçek. insanlar film tavsiyesi almak için artık gazete filan almıyorlar. bu işi hakiki yapan blogcuların kapısını çalıyorlar.</p>
<p>bu konuda elimden geleni yapmaya hazırım.</p>
]]></content:encoded>
		
			</item>
	</channel>
</rss>
