<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	
	>
<channel>
	<title>
	Celal ile Ceren Dünyanın En Kötü Filmi Olur ve Türk Sineması Kurtulur! yazısına yapılan yorumlar	</title>
	<atom:link href="https://www.otekisinema.com/celal-ile-ceren-dunyanin-en-kotu-filmi-olur-ve-turk-sinemasi-kurtulur/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.otekisinema.com/celal-ile-ceren-dunyanin-en-kotu-filmi-olur-ve-turk-sinemasi-kurtulur/</link>
	<description>alt kültür sinema yayını</description>
	<lastBuildDate>Fri, 29 Jun 2018 16:44:45 +0000</lastBuildDate>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>
		Yazar: Rage		</title>
		<link>https://www.otekisinema.com/celal-ile-ceren-dunyanin-en-kotu-filmi-olur-ve-turk-sinemasi-kurtulur/#comment-36770</link>

		<dc:creator><![CDATA[Rage]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Jan 2017 11:03:35 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.otekisinema.com/?p=42097#comment-36770</guid>

					<description><![CDATA[Ben daha pratik yorumlar yapayım neden sinemaya gitmediğim ile ilgili. Ankara&#039;da oturuyorum ve burada festival filmi veya diğer sinemalarda gösterilmeyen tarzda filmleri gösteren tek sinema Büyülüfener sineması, bu sinemada internetten veya iki gün öncesinden bilet almak yok. O gün gideceksiniz bileti alacaksınız, kalmadıysa şansınıza küsüyorsunuz. Biletler 15 tl, salonlar güzel değil, havalandırma bazen çalışmaz... Hafta içi saatlerde çalışan bir insanın gitmesine imkan yok, öyle saatlerde oynuyor ki filmler. 
Diğer taraftan evde oturarak netflix, digiturk vs gibi platformlardan çok güzel filmler izleyebiliyoruz. Download etmiyoruz, yasal bir şekilde keyifle izliyoruz, üstelik sinemaya gitme parasından daha ucuza. Benim düşüncem artık sinemanın büyüsü diye bir şey kalmadı, çocukken koşarak gittiğim sinemalara şu an gidesim bile gelmiyor. Nasıl spotify&#039;dan dinlediğimiz müzik yasal ise ve sanatçılar buradan para kazanıyorlarsa sinemada da aynısı olabilir.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ben daha pratik yorumlar yapayım neden sinemaya gitmediğim ile ilgili. Ankara&#8217;da oturuyorum ve burada festival filmi veya diğer sinemalarda gösterilmeyen tarzda filmleri gösteren tek sinema Büyülüfener sineması, bu sinemada internetten veya iki gün öncesinden bilet almak yok. O gün gideceksiniz bileti alacaksınız, kalmadıysa şansınıza küsüyorsunuz. Biletler 15 tl, salonlar güzel değil, havalandırma bazen çalışmaz&#8230; Hafta içi saatlerde çalışan bir insanın gitmesine imkan yok, öyle saatlerde oynuyor ki filmler.<br />
Diğer taraftan evde oturarak netflix, digiturk vs gibi platformlardan çok güzel filmler izleyebiliyoruz. Download etmiyoruz, yasal bir şekilde keyifle izliyoruz, üstelik sinemaya gitme parasından daha ucuza. Benim düşüncem artık sinemanın büyüsü diye bir şey kalmadı, çocukken koşarak gittiğim sinemalara şu an gidesim bile gelmiyor. Nasıl spotify&#8217;dan dinlediğimiz müzik yasal ise ve sanatçılar buradan para kazanıyorlarsa sinemada da aynısı olabilir.</p>
]]></content:encoded>
		
			</item>
		<item>
		<title>
		Yazar: Müzminsinemacı		</title>
		<link>https://www.otekisinema.com/celal-ile-ceren-dunyanin-en-kotu-filmi-olur-ve-turk-sinemasi-kurtulur/#comment-10700</link>

		<dc:creator><![CDATA[Müzminsinemacı]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 14 Feb 2013 11:29:41 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.otekisinema.com/?p=42097#comment-10700</guid>

					<description><![CDATA[Çok doğru bir yazı! Çok teşekkürler! Türkiye&#039;de kitleye de hitap edebilen (gişede milyon gören) iyi bir sinema filmi yapılamayacağına inanıyorum. Bunun nedenleri, Türk sineması sektör değil falan olarak ilk başta göze çarpsa da, meseleyi biraz derin irdelediğimizde aslında sinemacıların kendi kalitesini de gözden geçirmesi gerekiyor, yazıda geçtiği gibi &quot;...Sanat sineması yapıyorum diye elsiz, kolsuz, dilsiz karakterleri havalara baktırıp festivallerde “büyük yönetmen” edasıyla gezinen kabızlar ve 70’lerin Yeşilçam’ından, Aydemir akbaş komedilerinden bir adım daha öteye gidememiş berbat gişe filmleri… Nuri Bilge Ceylan, Derviş Zaim, Reha Erdem, Zeki Demirkubuz gibi az sayıdaki ustaya eklenebilecek Erdem Tepegöz, Caner Erzincan gibi arada tek tük iyi işler çıkaran gençler var ama onları da “Kadimler” ciddiye almıyor. İdeolojik kulüpleşmeler tam gaz!...&quot;

Adı geçen iyi yönetmenler bile festival yönetmenleri arasında sayılabilir, ortalama bir Almanın, Amerikalının, Rusun sinemaya giderek ya da dvd marketten veya internetten bu adamların filmlerini alıp da izleyeceğini sanmam ama İtalyan filmleri ya da Latin Amerika filmleri (bunlara Bollywood da eklenebilir) için aynı şey geçerli değil.Şimdi burada 60ların en fazla film üreten ve dışarıya pazarlayan (ki genellikle ortadoğu ve çevresine) sinemalarından biri Türk Sineması&#039;nın şapkayı önüne koyup düşünmesi gerekiyor. Ancak &quot;düşünmek ve çözüm bulmak&quot; yerine entelimiz yıllardır ayrıştırmayı ve &quot;öteki&quot;leştirmeyi seçiyor. Ancak nasıl bir cahil özgüvenine sahiplerse artık bilemiyorum, bu ülkede tür sinemasına dair (Kaya Özkaracalar, G. Scognamillo gibi isimler hariç) doğru düzgün bir çalışma ya da kitap bulmak güç, ama böyle şeyler kimsenin umrunda değil, tabii! Ayrıca uluslararası çapta bir sinema okulumuz ve film şirketimiz de yok! Bu tür şeyler de önemli değil yaaa, öyle değil mi? Önemli olan film izlemek ve eleştirmek.. açıkçası maç izleyip eleştirmek dışında bir aksiyonu olmayan televizyondaki futbol yorumcularıyla, bilgi küpü entellerimiz(!) arasında fark göremiyorum, ben (hatta tv&#039;deki futbol yorumcuları bile daha kaliteli adamlar, en azından çoğu Türk futboluna bir şekilde katkısı olmuş isimler peki ya Türk entelinin ne katkısı var ya da ne gibi katkısı oldu sinemamıza?! Tek kelimeyle(Yeşilçam dönemi ve birkaç isim hariç): Hiç!).  

Doğrusu ben bu memleketin ne müziğinden ne sinemasından ne siyasetinden ne de geleceğinden çok umutlu biri değilim. Çünkü her bir şey, günü kurtarmak/günü karlı kapatmak için yapılıyor, yıllardır, ve yapılan işler temelsiz, aynı zamanda kalitesi (doğal olarak) düşük oluyor. Bakalım bu kafayla daha nereye kadar ve nasıl gideceğiz, merak ediyorum...
(Ayrıca kendi açımdan, bu ülkeden ayrılıp başka bir ülkeye yerleşmeyi, planlamaya başladığımı söyleyebilirim. Artık Asya olur Afrika olur farketmez, bilmiyorum... Ve bence buralarda ekmek bulamayan sinemacıların da yapacakları şey başka diyarlara gitmek olmalı; kanımca; asıl dünyadır insanın yurdu, kadersel etkilerle doğduğu/yaşadığı yer(ler) değil.)


Saygılar.
Müzminsinemasever bir işsiz]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çok doğru bir yazı! Çok teşekkürler! Türkiye&#8217;de kitleye de hitap edebilen (gişede milyon gören) iyi bir sinema filmi yapılamayacağına inanıyorum. Bunun nedenleri, Türk sineması sektör değil falan olarak ilk başta göze çarpsa da, meseleyi biraz derin irdelediğimizde aslında sinemacıların kendi kalitesini de gözden geçirmesi gerekiyor, yazıda geçtiği gibi &#8220;&#8230;Sanat sineması yapıyorum diye elsiz, kolsuz, dilsiz karakterleri havalara baktırıp festivallerde “büyük yönetmen” edasıyla gezinen kabızlar ve 70’lerin Yeşilçam’ından, Aydemir akbaş komedilerinden bir adım daha öteye gidememiş berbat gişe filmleri… Nuri Bilge Ceylan, Derviş Zaim, Reha Erdem, Zeki Demirkubuz gibi az sayıdaki ustaya eklenebilecek Erdem Tepegöz, Caner Erzincan gibi arada tek tük iyi işler çıkaran gençler var ama onları da “Kadimler” ciddiye almıyor. İdeolojik kulüpleşmeler tam gaz!&#8230;&#8221;</p>
<p>Adı geçen iyi yönetmenler bile festival yönetmenleri arasında sayılabilir, ortalama bir Almanın, Amerikalının, Rusun sinemaya giderek ya da dvd marketten veya internetten bu adamların filmlerini alıp da izleyeceğini sanmam ama İtalyan filmleri ya da Latin Amerika filmleri (bunlara Bollywood da eklenebilir) için aynı şey geçerli değil.Şimdi burada 60ların en fazla film üreten ve dışarıya pazarlayan (ki genellikle ortadoğu ve çevresine) sinemalarından biri Türk Sineması&#8217;nın şapkayı önüne koyup düşünmesi gerekiyor. Ancak &#8220;düşünmek ve çözüm bulmak&#8221; yerine entelimiz yıllardır ayrıştırmayı ve &#8220;öteki&#8221;leştirmeyi seçiyor. Ancak nasıl bir cahil özgüvenine sahiplerse artık bilemiyorum, bu ülkede tür sinemasına dair (Kaya Özkaracalar, G. Scognamillo gibi isimler hariç) doğru düzgün bir çalışma ya da kitap bulmak güç, ama böyle şeyler kimsenin umrunda değil, tabii! Ayrıca uluslararası çapta bir sinema okulumuz ve film şirketimiz de yok! Bu tür şeyler de önemli değil yaaa, öyle değil mi? Önemli olan film izlemek ve eleştirmek.. açıkçası maç izleyip eleştirmek dışında bir aksiyonu olmayan televizyondaki futbol yorumcularıyla, bilgi küpü entellerimiz(!) arasında fark göremiyorum, ben (hatta tv&#8217;deki futbol yorumcuları bile daha kaliteli adamlar, en azından çoğu Türk futboluna bir şekilde katkısı olmuş isimler peki ya Türk entelinin ne katkısı var ya da ne gibi katkısı oldu sinemamıza?! Tek kelimeyle(Yeşilçam dönemi ve birkaç isim hariç): Hiç!).  </p>
<p>Doğrusu ben bu memleketin ne müziğinden ne sinemasından ne siyasetinden ne de geleceğinden çok umutlu biri değilim. Çünkü her bir şey, günü kurtarmak/günü karlı kapatmak için yapılıyor, yıllardır, ve yapılan işler temelsiz, aynı zamanda kalitesi (doğal olarak) düşük oluyor. Bakalım bu kafayla daha nereye kadar ve nasıl gideceğiz, merak ediyorum&#8230;<br />
(Ayrıca kendi açımdan, bu ülkeden ayrılıp başka bir ülkeye yerleşmeyi, planlamaya başladığımı söyleyebilirim. Artık Asya olur Afrika olur farketmez, bilmiyorum&#8230; Ve bence buralarda ekmek bulamayan sinemacıların da yapacakları şey başka diyarlara gitmek olmalı; kanımca; asıl dünyadır insanın yurdu, kadersel etkilerle doğduğu/yaşadığı yer(ler) değil.)</p>
<p>Saygılar.<br />
Müzminsinemasever bir işsiz</p>
]]></content:encoded>
		
			</item>
	</channel>
</rss>
