<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	
	>
<channel>
	<title>
	En Suyu Çıkmış 10 Hollywood Klişesi yazısına yapılan yorumlar	</title>
	<atom:link href="https://www.otekisinema.com/en-suyu-cikmis-10-hollywood-klisesi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.otekisinema.com/en-suyu-cikmis-10-hollywood-klisesi/</link>
	<description>alt kültür sinema yayını</description>
	<lastBuildDate>Wed, 06 Oct 2021 15:17:36 +0000</lastBuildDate>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>
		Yazar: Gökhan Çelebi		</title>
		<link>https://www.otekisinema.com/en-suyu-cikmis-10-hollywood-klisesi/#comment-88886</link>

		<dc:creator><![CDATA[Gökhan Çelebi]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 06 Oct 2021 15:17:36 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.otekisinema.com/?p=24916#comment-88886</guid>

					<description><![CDATA[Benim de Zombi filmlerindeki klişelere ayrı bir ilgim vardır. Sanırım George Romero dan bu yana yapilmiş tümn filmleri seyretmisimdir. Aslında bu filmlerin ilk kaynaği 1922 yapımı Nosferatu&#039;dur. (Drakula&#039;dır). 
  Metaforik acıdan bakarsak Fritz Lang&#039;in Metropolis&#039;i filmi, robotlaşmış tek güdümde hareket eden insanları açısından, bu türün başlangıcı sayılabilir. Ama esas Romero dan çok önce 1956 yapımı Body Sanatcher filmi bu türün bence zirvesidir. 
   Çoğu elestirmene göre Metropolis deki gibi insanlığın tek tipleşerek ruhsuzlaşıp kapitalizm karşısında köleleşmesine gönderme vardır. Bana göre ise yapıldıği tarih itibariyle, &quot;sosyalizm fobisi&quot; pompalanmaktadır. 
Çünkü &#039;kimliksizleştirme! dışında hiçbir şiddet müdahale yoktur. 
    İstilacılar görünür varlıklari ile değil davranışları ile tehlike arzetmektedirler. Bu dönemde yoğun şekilde  uzaylı filmi cekilmesi de soğuk savaş korkusunun simgesel yansımasıdır. Senaryo gereği uzaylılar istilacıdır ama şeklen baktığınızda varlıkları meçhuldür ve tamami kötü varlıklardır. Ta ki E.T ye kadar.
   Sinema sektörünün Walt Disney sonrası entertainment&#039;e evrilmesine paralel gelişen savaş sonrası bilim ile, insanoğlu ayak basmasinın verdiği öz güvenle korktuğu dünya dışı varlıklarla kendini eş tutan anlayışı geliştirdi. 
  En azından, hükümet destekli Holywood kültürünün, çizgi roman dünyasıyla paralel yarattığı süper kahramanlar evreninin halktaki yansıması bu oldu. Bu fikir ekimi tabi ki, aslında güçlü rakip ülkelere karşı psikolojik üstünlük, gariban ülkeler içinse hayranlık uyandırsın diye yapıldı. Kimbilir belki gerçekten uzaylılar vardır ve onların varlığını yadırgamayalım diye çocuklarımıza 8-10 gözlü, kafadan bacaklı abuk sabuk çizgi kahramanları sevdiriyorlardır.
   Böylelikle son 60 senede hep dünyanın gündemine paralel film yapıldı. Ama en çok tutan tür şiddet filmleri oldu. Bitmeyen savaşları haklılaştırmanın, olmuyorsa insanları buna alıştırmanın bir yolu olmalıydı. Öyle de oldu.
  Zombi filmleri de buna paralel, insanların gelecek kaygılarının en tavan yaptığı 2000&#039;lerle birlikte değişime uğradı. Bu dönemde düşman ne uzaylılar, ne nükleer savaş  ne  de Komünizm&#039;di. Bu sefer düşman,  aynı Body Snatchers filmindeki gibi görünmez olarak aramızda dolaşan terörislerdi. 
   Elde de zaten bir küresel ısınma, çevre felaketleri her an dünyaya çarparak bir göktaşı gibi toplu yok oluş fobileri de olunca hepsi birleştirildi.
   Yeni filmlerin ilk göze çarpan farkı, yaşayan ölülerin eski filmlerde bir cehennem laneti gibi insanlara musallat olmaları, klostrofobik gerçek üstü bir rüya atmosferinde verilirken, yenilerinde hayatın içinde başedilmesi gereken ve bu yolda her şeyin mübah olduğu bir mücadele şeklinde olmasıydı.
  Geçek dünyadaki,  kapitalizmin bir üst katmana terfi etmiş insanların, kendi steril dünyalarındaki  hakedilmiş kazanımlarının kaybının ya da paylaşımının korkusunu yaşamalarının simgesel anlatımıydı bu aslında.
  Filmlerdeki gibi, mülteciler güruhlar halinde, sadece yaşama içgüdüsü ile onların olmayana saldırmaktadır. Modern dünyanın kazanımlarını hak etmemiş bu kitlelerden kurtulmanın tek yolu onları rehabilite etmek değil yok etmektir. 
  Onları yaşayan ölü varsayıp, kamyonla ezerek yakarak olmasa da, onların giremeyecekleri korunaklar inşa ederek uzak tutmak en iyisidiydi.
   Mülteci akınları öncesi tüzel kişilikler, tüzel kişiliklerle gerçek ilişkiler kurarken, şartların değişmesiyle devletler, gerçek kişilerle tüzel ilişkiler kurmayı tercih ederek, mültecileri insan kimliğinden soyutlayarak bir hayvan, hatta eşya muamelesi bile yapmayıp, başedilmesi gereken doğal afet gibi konumlandırdı. 
 İşte bu toplumsalsızlaştırılmış insanın zombiye dönüştürülmesidir. 
    Aynı, ilk dönem zombi filmlerinde, insanların tepkisi olağanüstü bir olayın dehşetini yaşamaları iken, yeni zombi filmlerinde, sanki nükleer savaş, göktaşı düşmesi ya da doğal afet gibi gerçekleşmesi ihtimal dahilinde bir olay gibi, metanetle karşılayıp mücadeleye girişmelerinin de sebebi budur.
   Her filmde olduğu üzere gerçek hayatta da tehlike karşısında gruplaşarak birlikteliklerini kendi çıkarları doğrultusunda savunanların başında bir &quot;mesih&quot; vardır. Ve bu lider varoluşlarının sürdürülebilirliği için gerçekleşmemiş tehlikenin bertarafı için onlardan önce davranıp karşı gurubun elimine edilmesine insanları ikna eder.  Bu grup bazen zombilerdir bazen kısıtlı kaynaklara ortak başka düşman bir grup.
  Adını bilmedikleri bir ülkeye saldıran ülkelerine engel olmayan batılılar gerçek hayatta da  bu içdüdü ile arınarak suçluluklarını bastırırlar. 
    Aslında gerçek zombiler metaforik değil gerçek manada, ülkeleri savaşa sokup kendi bekaaları için kaynakları tüketip başka halkların kanını emen egemen ülkelerdir.- 
GÖKHAN ÇELEBİ]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Benim de Zombi filmlerindeki klişelere ayrı bir ilgim vardır. Sanırım George Romero dan bu yana yapilmiş tümn filmleri seyretmisimdir. Aslında bu filmlerin ilk kaynaği 1922 yapımı Nosferatu&#8217;dur. (Drakula&#8217;dır).<br />
  Metaforik acıdan bakarsak Fritz Lang&#8217;in Metropolis&#8217;i filmi, robotlaşmış tek güdümde hareket eden insanları açısından, bu türün başlangıcı sayılabilir. Ama esas Romero dan çok önce 1956 yapımı Body Sanatcher filmi bu türün bence zirvesidir.<br />
   Çoğu elestirmene göre Metropolis deki gibi insanlığın tek tipleşerek ruhsuzlaşıp kapitalizm karşısında köleleşmesine gönderme vardır. Bana göre ise yapıldıği tarih itibariyle, &#8220;sosyalizm fobisi&#8221; pompalanmaktadır.<br />
Çünkü &#8216;kimliksizleştirme! dışında hiçbir şiddet müdahale yoktur.<br />
    İstilacılar görünür varlıklari ile değil davranışları ile tehlike arzetmektedirler. Bu dönemde yoğun şekilde  uzaylı filmi cekilmesi de soğuk savaş korkusunun simgesel yansımasıdır. Senaryo gereği uzaylılar istilacıdır ama şeklen baktığınızda varlıkları meçhuldür ve tamami kötü varlıklardır. Ta ki E.T ye kadar.<br />
   Sinema sektörünün Walt Disney sonrası entertainment&#8217;e evrilmesine paralel gelişen savaş sonrası bilim ile, insanoğlu ayak basmasinın verdiği öz güvenle korktuğu dünya dışı varlıklarla kendini eş tutan anlayışı geliştirdi.<br />
  En azından, hükümet destekli Holywood kültürünün, çizgi roman dünyasıyla paralel yarattığı süper kahramanlar evreninin halktaki yansıması bu oldu. Bu fikir ekimi tabi ki, aslında güçlü rakip ülkelere karşı psikolojik üstünlük, gariban ülkeler içinse hayranlık uyandırsın diye yapıldı. Kimbilir belki gerçekten uzaylılar vardır ve onların varlığını yadırgamayalım diye çocuklarımıza 8-10 gözlü, kafadan bacaklı abuk sabuk çizgi kahramanları sevdiriyorlardır.<br />
   Böylelikle son 60 senede hep dünyanın gündemine paralel film yapıldı. Ama en çok tutan tür şiddet filmleri oldu. Bitmeyen savaşları haklılaştırmanın, olmuyorsa insanları buna alıştırmanın bir yolu olmalıydı. Öyle de oldu.<br />
  Zombi filmleri de buna paralel, insanların gelecek kaygılarının en tavan yaptığı 2000&#8217;lerle birlikte değişime uğradı. Bu dönemde düşman ne uzaylılar, ne nükleer savaş  ne  de Komünizm&#8217;di. Bu sefer düşman,  aynı Body Snatchers filmindeki gibi görünmez olarak aramızda dolaşan terörislerdi.<br />
   Elde de zaten bir küresel ısınma, çevre felaketleri her an dünyaya çarparak bir göktaşı gibi toplu yok oluş fobileri de olunca hepsi birleştirildi.<br />
   Yeni filmlerin ilk göze çarpan farkı, yaşayan ölülerin eski filmlerde bir cehennem laneti gibi insanlara musallat olmaları, klostrofobik gerçek üstü bir rüya atmosferinde verilirken, yenilerinde hayatın içinde başedilmesi gereken ve bu yolda her şeyin mübah olduğu bir mücadele şeklinde olmasıydı.<br />
  Geçek dünyadaki,  kapitalizmin bir üst katmana terfi etmiş insanların, kendi steril dünyalarındaki  hakedilmiş kazanımlarının kaybının ya da paylaşımının korkusunu yaşamalarının simgesel anlatımıydı bu aslında.<br />
  Filmlerdeki gibi, mülteciler güruhlar halinde, sadece yaşama içgüdüsü ile onların olmayana saldırmaktadır. Modern dünyanın kazanımlarını hak etmemiş bu kitlelerden kurtulmanın tek yolu onları rehabilite etmek değil yok etmektir.<br />
  Onları yaşayan ölü varsayıp, kamyonla ezerek yakarak olmasa da, onların giremeyecekleri korunaklar inşa ederek uzak tutmak en iyisidiydi.<br />
   Mülteci akınları öncesi tüzel kişilikler, tüzel kişiliklerle gerçek ilişkiler kurarken, şartların değişmesiyle devletler, gerçek kişilerle tüzel ilişkiler kurmayı tercih ederek, mültecileri insan kimliğinden soyutlayarak bir hayvan, hatta eşya muamelesi bile yapmayıp, başedilmesi gereken doğal afet gibi konumlandırdı.<br />
 İşte bu toplumsalsızlaştırılmış insanın zombiye dönüştürülmesidir.<br />
    Aynı, ilk dönem zombi filmlerinde, insanların tepkisi olağanüstü bir olayın dehşetini yaşamaları iken, yeni zombi filmlerinde, sanki nükleer savaş, göktaşı düşmesi ya da doğal afet gibi gerçekleşmesi ihtimal dahilinde bir olay gibi, metanetle karşılayıp mücadeleye girişmelerinin de sebebi budur.<br />
   Her filmde olduğu üzere gerçek hayatta da tehlike karşısında gruplaşarak birlikteliklerini kendi çıkarları doğrultusunda savunanların başında bir &#8220;mesih&#8221; vardır. Ve bu lider varoluşlarının sürdürülebilirliği için gerçekleşmemiş tehlikenin bertarafı için onlardan önce davranıp karşı gurubun elimine edilmesine insanları ikna eder.  Bu grup bazen zombilerdir bazen kısıtlı kaynaklara ortak başka düşman bir grup.<br />
  Adını bilmedikleri bir ülkeye saldıran ülkelerine engel olmayan batılılar gerçek hayatta da  bu içdüdü ile arınarak suçluluklarını bastırırlar.<br />
    Aslında gerçek zombiler metaforik değil gerçek manada, ülkeleri savaşa sokup kendi bekaaları için kaynakları tüketip başka halkların kanını emen egemen ülkelerdir.-<br />
GÖKHAN ÇELEBİ</p>
]]></content:encoded>
		
			</item>
		<item>
		<title>
		Yazar: Şükrü		</title>
		<link>https://www.otekisinema.com/en-suyu-cikmis-10-hollywood-klisesi/#comment-23002</link>

		<dc:creator><![CDATA[Şükrü]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 25 May 2015 12:47:27 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.otekisinema.com/?p=24916#comment-23002</guid>

					<description><![CDATA[Amerikan sineması en kritik dönemlerinden birini yaşıyor. Eğer yeşil perde teknolojisi kazanırsa önümüzdeki yıllarda bolca amerikan tarzı aksiyon ve savaş filmleri izleyeceğiz, Ama bağımsız sinemada azımsanacak bir durumda değildir. 
Her geçen gün kitlesini artıran bu bağımsız sinemacılar 7.Sanatın hakkını vermektedir. BoxOffice verileri bile artık 100 milyon dolara çekilen filmlerin güme gittiğini göstermektedir...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Amerikan sineması en kritik dönemlerinden birini yaşıyor. Eğer yeşil perde teknolojisi kazanırsa önümüzdeki yıllarda bolca amerikan tarzı aksiyon ve savaş filmleri izleyeceğiz, Ama bağımsız sinemada azımsanacak bir durumda değildir.<br />
Her geçen gün kitlesini artıran bu bağımsız sinemacılar 7.Sanatın hakkını vermektedir. BoxOffice verileri bile artık 100 milyon dolara çekilen filmlerin güme gittiğini göstermektedir&#8230;</p>
]]></content:encoded>
		
			</item>
		<item>
		<title>
		Yazar: ceyhun		</title>
		<link>https://www.otekisinema.com/en-suyu-cikmis-10-hollywood-klisesi/#comment-18822</link>

		<dc:creator><![CDATA[ceyhun]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 24 Nov 2014 12:36:55 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.otekisinema.com/?p=24916#comment-18822</guid>

					<description><![CDATA[İlk ikisi dışında, Hollywood klişelerinden çok Hollywood&#039;un politik kodları diye adlandırılmayı hakeden bir yazı. Amerikan kapitalizmine bağlı bir endüstri olarak Hollywood bu klişelere mecbur. Klişe olmayan bir savaş filmi çekmek için tüm askeri malzemeyi Stanley Kubrick satın almak zorunda kalmış (Sanırım Full Methal Jacket&#039;in malzemeleri ailenin elinde imiş). Korkusuz kahraman askerler klişesine bağlı kalırsan, tüm askeri malzemeler bedavaya gelir (Geçici bir süre için ordu kullanıma izin verebiliyor bildiğim kadarıyla). 

Ayrıca, bu kodların varlığını bilmek önemli diye düşünüyorum. Bunların farkında olan biri gönül rahatlığıyla bu filmleri seyredebilir ama farkında olmayan kitleler üzerinde yenilmez, adil ve yüce Amerika imajı yaratmadığını söylemek çok zor.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İlk ikisi dışında, Hollywood klişelerinden çok Hollywood&#8217;un politik kodları diye adlandırılmayı hakeden bir yazı. Amerikan kapitalizmine bağlı bir endüstri olarak Hollywood bu klişelere mecbur. Klişe olmayan bir savaş filmi çekmek için tüm askeri malzemeyi Stanley Kubrick satın almak zorunda kalmış (Sanırım Full Methal Jacket&#8217;in malzemeleri ailenin elinde imiş). Korkusuz kahraman askerler klişesine bağlı kalırsan, tüm askeri malzemeler bedavaya gelir (Geçici bir süre için ordu kullanıma izin verebiliyor bildiğim kadarıyla). </p>
<p>Ayrıca, bu kodların varlığını bilmek önemli diye düşünüyorum. Bunların farkında olan biri gönül rahatlığıyla bu filmleri seyredebilir ama farkında olmayan kitleler üzerinde yenilmez, adil ve yüce Amerika imajı yaratmadığını söylemek çok zor.</p>
]]></content:encoded>
		
			</item>
		<item>
		<title>
		Yazar: Ezgi Aksoy		</title>
		<link>https://www.otekisinema.com/en-suyu-cikmis-10-hollywood-klisesi/#comment-9636</link>

		<dc:creator><![CDATA[Ezgi Aksoy]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 31 Jul 2012 20:43:11 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.otekisinema.com/?p=24916#comment-9636</guid>

					<description><![CDATA[ben sakinim. yaklaşımım kavgacı değil. üslubum böyle olabiliyor zaman zaman. 
taraftar toplamak gibi bi derdim olsaydı çok farklı mecralarda yazardım sanırım. 
referans vererek konuşmak.. oldum olası sevdiğim bir hamledir. 

neyse.. amacım uzatmak ya da tartışma yaratmak değil. iyi geceler..]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>ben sakinim. yaklaşımım kavgacı değil. üslubum böyle olabiliyor zaman zaman.<br />
taraftar toplamak gibi bi derdim olsaydı çok farklı mecralarda yazardım sanırım.<br />
referans vererek konuşmak.. oldum olası sevdiğim bir hamledir. </p>
<p>neyse.. amacım uzatmak ya da tartışma yaratmak değil. iyi geceler..</p>
]]></content:encoded>
		
			</item>
		<item>
		<title>
		Yazar: cgr		</title>
		<link>https://www.otekisinema.com/en-suyu-cikmis-10-hollywood-klisesi/#comment-9635</link>

		<dc:creator><![CDATA[cgr]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 31 Jul 2012 20:37:32 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.otekisinema.com/?p=24916#comment-9635</guid>

					<description><![CDATA[Yani dikkat ettiyseniz &quot;I &#060;3 bankalar&#034; gibi bir şey demedim. &#034;Ama neden bankalar?&#034; sorunuza açıklık getirmeye çalıştım.

Gerçekten hayatımda gördüğüm en kolay ötekileştiren &#034;solcu&#034; sizsiniz. Ne demek canım &#034;sizin gibiler, benim gibiler&#034; falan, ne kadar düşük bir dil. Gerçekten çok ayıp.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yani dikkat ettiyseniz &#8220;I &lt;3 bankalar&quot; gibi bir şey demedim. &quot;Ama neden bankalar?&quot; sorunuza açıklık getirmeye çalıştım.</p>
<p>Gerçekten hayatımda gördüğüm en kolay ötekileştiren &quot;solcu&quot; sizsiniz. Ne demek canım &quot;sizin gibiler, benim gibiler&quot; falan, ne kadar düşük bir dil. Gerçekten çok ayıp.</p>
]]></content:encoded>
		
			</item>
		<item>
		<title>
		Yazar: cgr		</title>
		<link>https://www.otekisinema.com/en-suyu-cikmis-10-hollywood-klisesi/#comment-9634</link>

		<dc:creator><![CDATA[cgr]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 31 Jul 2012 20:27:06 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.otekisinema.com/?p=24916#comment-9634</guid>

					<description><![CDATA[evet maddede belirtmişsiniz işte neden o zaman diye, ben de açıklayıverdim sizin için. 

ayrıca globalizm-kapitalizm concept&#039;lerini esneterek kurduğunuz retorik pek hoş, umarım çok taraftar toplayabiliyorsunuzdur.
siyaset biliminde biz kapitalizmi ve globalizmi aynı olguları adlandırmak için kullanmayız. Tavsiye: Politics, Andrew Heywood

hem benim kim olduğumu ne düşündüğümü bilmeden, hemen bir sonuca atlama bir kavgacı yaklaşımı hiç yakıştıramadım.
sakin olun lütfen, lise sıralarına geri dönmeye lüzum yok.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>evet maddede belirtmişsiniz işte neden o zaman diye, ben de açıklayıverdim sizin için. </p>
<p>ayrıca globalizm-kapitalizm concept&#8217;lerini esneterek kurduğunuz retorik pek hoş, umarım çok taraftar toplayabiliyorsunuzdur.<br />
siyaset biliminde biz kapitalizmi ve globalizmi aynı olguları adlandırmak için kullanmayız. Tavsiye: Politics, Andrew Heywood</p>
<p>hem benim kim olduğumu ne düşündüğümü bilmeden, hemen bir sonuca atlama bir kavgacı yaklaşımı hiç yakıştıramadım.<br />
sakin olun lütfen, lise sıralarına geri dönmeye lüzum yok.</p>
]]></content:encoded>
		
			</item>
		<item>
		<title>
		Yazar: Ezgi Aksoy		</title>
		<link>https://www.otekisinema.com/en-suyu-cikmis-10-hollywood-klisesi/#comment-9633</link>

		<dc:creator><![CDATA[Ezgi Aksoy]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 31 Jul 2012 20:17:25 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.otekisinema.com/?p=24916#comment-9633</guid>

					<description><![CDATA[cgr; dediğiniz gelişmeler sanayi devriminden sonra yaşanmıştır. maddede belirttim. okuduğunuz anlamıyor musnuz? 

ayrıca mülkün zaten hırsızlık olmasına hiç deyinmeden, bankaların kendisinin toplum düşmanı olduğunu kısaca şöyle anlatayım. 21. yüzyılda dünya üzerinde yaşanan tüm savaşların çokuluslu bankalarda doğrudan ya da dolaylı ilişkisi vardır. bankalar silah tüccarlığından borç kontrolüne kadar türlü yollarla insanları ve hayatlarını kontrol altına alırlar. şuan çalışan insanların neredeyse tamamı, maaşlarının tamamını eline alamıyorlar. çünkü o para bankadan kredi kartlarına, faturalara ve diğer borçlara aktrılıyor. bunların tamamına sizin gibiler globalizm, benim gibiler de kapitalizm diyor. benim gibiler için bu toplum düşmanlığıdır, sizin gibiler içinse sistem. durum bundan ibaret..]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>cgr; dediğiniz gelişmeler sanayi devriminden sonra yaşanmıştır. maddede belirttim. okuduğunuz anlamıyor musnuz? </p>
<p>ayrıca mülkün zaten hırsızlık olmasına hiç deyinmeden, bankaların kendisinin toplum düşmanı olduğunu kısaca şöyle anlatayım. 21. yüzyılda dünya üzerinde yaşanan tüm savaşların çokuluslu bankalarda doğrudan ya da dolaylı ilişkisi vardır. bankalar silah tüccarlığından borç kontrolüne kadar türlü yollarla insanları ve hayatlarını kontrol altına alırlar. şuan çalışan insanların neredeyse tamamı, maaşlarının tamamını eline alamıyorlar. çünkü o para bankadan kredi kartlarına, faturalara ve diğer borçlara aktrılıyor. bunların tamamına sizin gibiler globalizm, benim gibiler de kapitalizm diyor. benim gibiler için bu toplum düşmanlığıdır, sizin gibiler içinse sistem. durum bundan ibaret..</p>
]]></content:encoded>
		
			</item>
		<item>
		<title>
		Yazar: cgr		</title>
		<link>https://www.otekisinema.com/en-suyu-cikmis-10-hollywood-klisesi/#comment-9621</link>

		<dc:creator><![CDATA[cgr]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 30 Jul 2012 19:34:38 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.otekisinema.com/?p=24916#comment-9621</guid>

					<description><![CDATA[banka-toplum ilişkisi, yani bankaların mudi paralarıyla işlemesi ve kapitalizmi işletmesi herhalde çok gizli bir şey değil? bankalar battığında krize girmemiz de herkesin bankadan yolunun geçmesiyle, payı olmasıyla açıklanıyordur herhalde?
yani mülkiyet-toplum zemininin en iyi buluştuğu sembol bankalar, dolayısıyla bankalara karşı işlenmiş suçlar topluma ve mülkiyete işlenmiş sayılıyor. ama bir bedene ya da bir eve saldırı olduğunda bunu kitleye mal etmek sıkıntılı, bireysel husumete ya da manyaklığa çekmek kolay. oysa public enemy dozunda karizmatiktir de.

hollywood basın bürosu bildirdi]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>banka-toplum ilişkisi, yani bankaların mudi paralarıyla işlemesi ve kapitalizmi işletmesi herhalde çok gizli bir şey değil? bankalar battığında krize girmemiz de herkesin bankadan yolunun geçmesiyle, payı olmasıyla açıklanıyordur herhalde?<br />
yani mülkiyet-toplum zemininin en iyi buluştuğu sembol bankalar, dolayısıyla bankalara karşı işlenmiş suçlar topluma ve mülkiyete işlenmiş sayılıyor. ama bir bedene ya da bir eve saldırı olduğunda bunu kitleye mal etmek sıkıntılı, bireysel husumete ya da manyaklığa çekmek kolay. oysa public enemy dozunda karizmatiktir de.</p>
<p>hollywood basın bürosu bildirdi</p>
]]></content:encoded>
		
			</item>
		<item>
		<title>
		Yazar: cgr		</title>
		<link>https://www.otekisinema.com/en-suyu-cikmis-10-hollywood-klisesi/#comment-9620</link>

		<dc:creator><![CDATA[cgr]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 30 Jul 2012 19:29:33 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.otekisinema.com/?p=24916#comment-9620</guid>

					<description><![CDATA[nüfus patlamasının sebebi sağlık/teknoloji/yaşam koşullarındaki gelişmeler, bebek-anne ölümlerinin azalması. bu kadar yerde yazan bi insan bunu biliyordur da espri yapıyordur diye umuyorum.

o maddeden, bu kadar sevişmelerinin saçma olduğu çıkarımını ben yapamadım, bu klişeye ikna olamadım.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>nüfus patlamasının sebebi sağlık/teknoloji/yaşam koşullarındaki gelişmeler, bebek-anne ölümlerinin azalması. bu kadar yerde yazan bi insan bunu biliyordur da espri yapıyordur diye umuyorum.</p>
<p>o maddeden, bu kadar sevişmelerinin saçma olduğu çıkarımını ben yapamadım, bu klişeye ikna olamadım.</p>
]]></content:encoded>
		
			</item>
		<item>
		<title>
		Yazar: Baris		</title>
		<link>https://www.otekisinema.com/en-suyu-cikmis-10-hollywood-klisesi/#comment-9610</link>

		<dc:creator><![CDATA[Baris]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 29 Jul 2012 15:31:16 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.otekisinema.com/?p=24916#comment-9610</guid>

					<description><![CDATA[Yarayla alay eder yaralanmamis olan :( diye bitirilseymis beklendiginden daha vurucu olurmus.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yarayla alay eder yaralanmamis olan :( diye bitirilseymis beklendiginden daha vurucu olurmus.</p>
]]></content:encoded>
		
			</item>
		<item>
		<title>
		Yazar: Emin		</title>
		<link>https://www.otekisinema.com/en-suyu-cikmis-10-hollywood-klisesi/#comment-9609</link>

		<dc:creator><![CDATA[Emin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 29 Jul 2012 14:36:36 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.otekisinema.com/?p=24916#comment-9609</guid>

					<description><![CDATA[Abla çok güzel diyorsun ve sonuna kadar da katılıyorum ama şöyle bir şey var. İzliyorum, izliyorsun, izliyoruz... Adamlar bir formül tutturmuş ve onun üzerinden film yapmaya devam ediyor, yazında belirttiğin şeyler gerçekten doğru ama şöyle bir şey de var mesela bir Amerika&#039;n filmi &#039;&#039;Tanrı Amerika&#039;yı korusun&#039;&#039; der genellikle evet de başka ne diyecek ki sonuçta o ülkenin en önemli gelir kaynaklarından biri sinema ve seyirciye de Amerika&#039;n sevgisi aşılamak için bunu yapıyorlar. Son bir şey daha, ben sinemaya bu kadar detaylı bakmak istemiyorum, biliyorum içinde bir sürü siyasi şeyler barındırıyor Amerika&#039;n filmleri ama ben umursamamaya devam etmek istiyorum., çünkü içinde ne olursa olsun ben buna sadece bir eğlence aracı ve sanat olarak bakarım. Yine de eline sağlık, çok güzel ve tamamen gerçek olan bir şeye değinmişsin. :)]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Abla çok güzel diyorsun ve sonuna kadar da katılıyorum ama şöyle bir şey var. İzliyorum, izliyorsun, izliyoruz&#8230; Adamlar bir formül tutturmuş ve onun üzerinden film yapmaya devam ediyor, yazında belirttiğin şeyler gerçekten doğru ama şöyle bir şey de var mesela bir Amerika&#8217;n filmi &#8221;Tanrı Amerika&#8217;yı korusun&#8221; der genellikle evet de başka ne diyecek ki sonuçta o ülkenin en önemli gelir kaynaklarından biri sinema ve seyirciye de Amerika&#8217;n sevgisi aşılamak için bunu yapıyorlar. Son bir şey daha, ben sinemaya bu kadar detaylı bakmak istemiyorum, biliyorum içinde bir sürü siyasi şeyler barındırıyor Amerika&#8217;n filmleri ama ben umursamamaya devam etmek istiyorum., çünkü içinde ne olursa olsun ben buna sadece bir eğlence aracı ve sanat olarak bakarım. Yine de eline sağlık, çok güzel ve tamamen gerçek olan bir şeye değinmişsin. :)</p>
]]></content:encoded>
		
			</item>
	</channel>
</rss>
