<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	
	>
<channel>
	<title>
	Sinema Siteleri ve Film Eleştirisi yazısına yapılan yorumlar	</title>
	<atom:link href="https://www.otekisinema.com/internet-yazarlari-film-elestirisini-nasil-degistirdi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.otekisinema.com/internet-yazarlari-film-elestirisini-nasil-degistirdi/</link>
	<description>alt kültür sinema yayını</description>
	<lastBuildDate>Tue, 15 Mar 2016 09:59:12 +0000</lastBuildDate>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	
	<item>
		<title>
		Yazar: Gökhan Ç.		</title>
		<link>https://www.otekisinema.com/internet-yazarlari-film-elestirisini-nasil-degistirdi/#comment-33124</link>

		<dc:creator><![CDATA[Gökhan Ç.]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 15 Mar 2016 09:59:12 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.otekisinema.com/?p=73106#comment-33124</guid>

					<description><![CDATA[Analog Paralysis saat 03:50&#039; de girmiş olduğu ileti konu için derlenen yazıdan çok daha sorunun özüne yönelik olmuş. Ellerinize sağlık sevgili Analog Paralysis. 

Son paragrafı takip eden çoğunluk düşüncenize katılmakla birlikte hem son paragrafta kendini okutan içerik üretip hemde olabildiğince diğer paragrafları okutabilen yazılar yazma dileğimle.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Analog Paralysis saat 03:50&#8242; de girmiş olduğu ileti konu için derlenen yazıdan çok daha sorunun özüne yönelik olmuş. Ellerinize sağlık sevgili Analog Paralysis. </p>
<p>Son paragrafı takip eden çoğunluk düşüncenize katılmakla birlikte hem son paragrafta kendini okutan içerik üretip hemde olabildiğince diğer paragrafları okutabilen yazılar yazma dileğimle.</p>
]]></content:encoded>
		
			</item>
		<item>
		<title>
		Yazar: Analog Paralysis		</title>
		<link>https://www.otekisinema.com/internet-yazarlari-film-elestirisini-nasil-degistirdi/#comment-32599</link>

		<dc:creator><![CDATA[Analog Paralysis]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 25 Jan 2016 01:50:28 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.otekisinema.com/?p=73106#comment-32599</guid>

					<description><![CDATA[&quot;Bu yazı, beklenenin aksine, kişisel ya da kurumsal herhangi bir sataşma içermez, sadece gerçeği ortaya çıkarmaya yardımcı olmayı amaçlar.&quot; demişsiniz ama yazı özünde yine SİYAD&#039;ı hedef alıyor gibi. Anlayamadığım şu; zaten neyin ne olduğu ortada iken haftalardır süren bu atışma niye ? 

Yıllardır birçok dergi ve site aracılığı ile film eleştirilerini takip eden biriyim. Bu ülkede Altyazı dergisi dışında (ki Altyazı&#039;da da her yazı iyi değil) filmlerin &quot;gerçekten eleştirildiğini&quot; ya da &quot;analiz&quot; edildiğini pek görmedim. Elbette güzel yazılara rastgeldim ama çoğu &quot;tanıtım yazısı&quot; kıvamında idi. The Oscar Boy isimli blog&#039;un sahibi Twitter&#039;da şuna benzer bir şey söylemişti; &quot;olm blog&#039;a upuzun yazı yazıyorsunuz, iyi de kim okuyor, sadece son paragrafı okuyoruz işte, kasmayın bu kadar&quot;... Ki kendisi de uzun yazan biri ve onun yazdıklarını çoğu kişi okumuyordur yüksek ihtimalle ya da kendisinin de söylediği ve yaptığı gibi son paragrafı okuyup geçiyorlardır. Ki o son paragraf dediğimiz bölüm de aslında Twitter&#039;a iki tweet olarak atılan can alıcı cümlelerden oluşmakta. Bir yazının &quot;tıklanma sayısı&quot; önemli değil aslında. Evet, reklam getiren o tıklanma sayısı ama site ya da blog sahibi için &quot;okunmak&quot; önemli ise, tıklayan kişinin o yazıda ne kadar süre kaldığı çok daha önemli ve hiçbir blog/site bu süreleri açıklayacak kadar yürekli değildir sanıyorum. Demeye çalıştığım şu; aslında uzun yazılar internet üzerinde daha az okunuyor çünkü teknoloji ilerledikçe sabır etme oranı günden güne düşen insanlık için her şey saniyeler içinde değişip durmak zorunda. Adam &quot;The Revenant&quot; eleştirisini okurken, yan tarafta duran &quot;Joy&quot; eleştirisinde ne yazdığını merak ediyor. Uygar Şirin&#039;in Sinema Dergisi&#039;nde yaptığını aynı ustalıkla yapabilen biri blog ya da site açsa şu an tüm siteleri sollar. Bir film hakkında öz/vurucu/ilgi çekici ve bilgilendirici ama KISA yazabilmek internet için çok önemli. Gazetelerde yazdığını bildiğimiz bir isim &quot;şu film hakkında şu siteye yazdım&quot; diyor, tıklıyoruz ve karşımıza 6 paragraflık yazı çıkıyor. 4 paragrafı ÇÖP. Kötülemek için yazmıyorum, gerçekten çöp. Bir film kurguda sıçtığı an tampon görüntü arar ya yönetmen, &quot;arayı dolduralım&quot; der. İşte o 4 paragraf &quot;dolu görünsün, bir şey yazdım sanılsın&quot; denerek oluşturulmuş tampon cümlelerden oluşuyor. Haliyle film ile ilgili gerçekten öz ve gerekli olan bilgiye ulaşılan geriye kalan o 2 paragraf, internet için uygun olanı temsil ediyor. Bu yüzden &quot;şu yazımız yıl boyunca 10.000 kez okunmuş&quot; gibi bir istatistiki bilgi gerçeği yansıtmıyor. O 10.000 kişinin %90&#039;ının yazının sadece son paragrafını okuduğuna eminim. 

Bahsi geçen Arka Pencere yazılarının da kalitesi tartışılır. Twitter&#039;da 2-3 tweet ile öz şekilde derdini anlatabilen bir insan, Arka Pencere ya da muadili sitelerdeki gereksiz cümlelerle doldurulmuş birçok yazının önünde bence. Cem Altınsaray, bunu yaptı örneğin ve gayet de başarılı oldu. Bu arada Twitter&#039;ı ve 140 karakterle dert anlatanları savunduğum düşünülmesin. Anlatmaya çalıştığım şu an internet üzerindeki birçok yazıyı az biraz film izlemiş ve kelimelere hakim herkes yazabilir. Zaten yurtdışı kaynaklı siteleri takip eden insanlar, oradaki fikirlerden de esinlenip filmi izlemese dahi eli yüzü düzgün bir yazı çıkartabilecek durumda. 

Biz klasik filmleri yedik bitirdik, aynı zamanda okumadığımız roman kalmadı (yani kelimelere hakimiz) diyen bazı isimlerin yazdıkları yazılardan çok daha iyilerini Ekşi Sözlük gibi bir ortamda bile okudum ben. O isimler bir film hakkında sabit olan bir fikir üzerinden analiz inşa ederken, sözlük ortamında yüzlerce kişinin birçok fikir üzerinden filme baktığını görebiliyoruz. Amaç o olmasa bile kolektif şekilde hazırlanmış bir analiz çıkmış oluyor... Haliyle dinozor denebilecek bazı isimlerin kendilerini övdüğü ve avantaj olarak saydıkları şeylerin hiçbir albenisi kalmıyor. Zaten internet üzerinde o kalitede yazan birçok insan var yani... 

Kalemi güçlü, izlediğini en başta &quot;sinema&quot; unsurları üzerinden tüm sanat dallarına yayarak yorumlayabilen, aynı zamanda içinde bulunduğu hayat ile belli bir farkındalık ilişkisinde olup elinden geldiğince her şeyi takip etmeye çalışan, merakını yitirmemiş, psikoloji/felsefe ve bilim ile de yüzeysel de olsa bağ kurmaya çalışan ÇOK AZ sinema eleştirmeni var bu ülkede. Haliyle haftalardır süren atışma ve tartışmalar çok gereksiz... Çünkü ortada birinin diğerine üstünlük sağlayabileceği bir unsur yok. Herkes orta kalitede, belli sınırlar içinde yazmaya devam ediyor. İsteyen istediğini okuyor ya da takip ediyor. Misal iyikotufilm.com&#039;da leş filmlere bazen &quot;leş&quot; (burada kötü manada kullanıyorum) gibi yazılar yazılıyor ama yine de okuyorum ve seviyorum. Çünkü ilgimi çekiyor, nasıl yazıldığını bırakalım, o tip filmlerin eleştirisinin yazılması bile heyecan verici bir noktaya getiriyor takip edeni.. 

İsteyen istediği şekilde yazar, isteyen istediğini takip eder, isteyen ve kabul görmüş olan bundan para da kazanır (hak edip etmemesi bile önemsiz çünkü bu ülkede yaptığı işten para kazananların hangisi gerçekten o parayı hak edecek kadar emek veriyor?), isteyen 3 tweet ile başkasının 2 sayfada anlatmaya çalıştığını anlatır, isteyen sadece &quot;güzel filmdi&quot; der ve geçer, isteyen bi yığın fikri araklayıp &quot;bakın müthiş bir analiz çıkarttım&quot; der ve kendine özgü bir kitle bile oluşturabilir... Öyle bir dönemde yaşıyoruz ki, isteyen istediği şeyi, istediği kitleye, ne olduğunun önemi olmaksızın, çatır çatır yediriyor zaten.. Herkes bi şekilde alıcı buluyor. Kaliteliyi arayan kaliteli olana ulaşıyor. &quot;Aman beynim yorulmasın&quot; diyen kalitesiz/yüzeysel olanla bağını daha da sıkılaştırıyor. Hatta öncesinde yüzeysel bir dil ile derdini anlatan blogger, süreç içinde kendini geliştirip daha derin yazmaya başlayınca, takipçi kaybetmeye başlıyor. Neden ? Çünkü, onu yüzeysel olduğu için takip eden kitle o yüzeysellikten kopmak istemiyor. Basit olsun diyor, uğraşamam bu adamın varoluş krizleri ile diyor... En nihayetinde isteyen -başkalarına zarar vermedikçe- istediği her şeyi yapmakta özgür. Kimse de karışamaz.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;Bu yazı, beklenenin aksine, kişisel ya da kurumsal herhangi bir sataşma içermez, sadece gerçeği ortaya çıkarmaya yardımcı olmayı amaçlar.&#8221; demişsiniz ama yazı özünde yine SİYAD&#8217;ı hedef alıyor gibi. Anlayamadığım şu; zaten neyin ne olduğu ortada iken haftalardır süren bu atışma niye ? </p>
<p>Yıllardır birçok dergi ve site aracılığı ile film eleştirilerini takip eden biriyim. Bu ülkede Altyazı dergisi dışında (ki Altyazı&#8217;da da her yazı iyi değil) filmlerin &#8220;gerçekten eleştirildiğini&#8221; ya da &#8220;analiz&#8221; edildiğini pek görmedim. Elbette güzel yazılara rastgeldim ama çoğu &#8220;tanıtım yazısı&#8221; kıvamında idi. The Oscar Boy isimli blog&#8217;un sahibi Twitter&#8217;da şuna benzer bir şey söylemişti; &#8220;olm blog&#8217;a upuzun yazı yazıyorsunuz, iyi de kim okuyor, sadece son paragrafı okuyoruz işte, kasmayın bu kadar&#8221;&#8230; Ki kendisi de uzun yazan biri ve onun yazdıklarını çoğu kişi okumuyordur yüksek ihtimalle ya da kendisinin de söylediği ve yaptığı gibi son paragrafı okuyup geçiyorlardır. Ki o son paragraf dediğimiz bölüm de aslında Twitter&#8217;a iki tweet olarak atılan can alıcı cümlelerden oluşmakta. Bir yazının &#8220;tıklanma sayısı&#8221; önemli değil aslında. Evet, reklam getiren o tıklanma sayısı ama site ya da blog sahibi için &#8220;okunmak&#8221; önemli ise, tıklayan kişinin o yazıda ne kadar süre kaldığı çok daha önemli ve hiçbir blog/site bu süreleri açıklayacak kadar yürekli değildir sanıyorum. Demeye çalıştığım şu; aslında uzun yazılar internet üzerinde daha az okunuyor çünkü teknoloji ilerledikçe sabır etme oranı günden güne düşen insanlık için her şey saniyeler içinde değişip durmak zorunda. Adam &#8220;The Revenant&#8221; eleştirisini okurken, yan tarafta duran &#8220;Joy&#8221; eleştirisinde ne yazdığını merak ediyor. Uygar Şirin&#8217;in Sinema Dergisi&#8217;nde yaptığını aynı ustalıkla yapabilen biri blog ya da site açsa şu an tüm siteleri sollar. Bir film hakkında öz/vurucu/ilgi çekici ve bilgilendirici ama KISA yazabilmek internet için çok önemli. Gazetelerde yazdığını bildiğimiz bir isim &#8220;şu film hakkında şu siteye yazdım&#8221; diyor, tıklıyoruz ve karşımıza 6 paragraflık yazı çıkıyor. 4 paragrafı ÇÖP. Kötülemek için yazmıyorum, gerçekten çöp. Bir film kurguda sıçtığı an tampon görüntü arar ya yönetmen, &#8220;arayı dolduralım&#8221; der. İşte o 4 paragraf &#8220;dolu görünsün, bir şey yazdım sanılsın&#8221; denerek oluşturulmuş tampon cümlelerden oluşuyor. Haliyle film ile ilgili gerçekten öz ve gerekli olan bilgiye ulaşılan geriye kalan o 2 paragraf, internet için uygun olanı temsil ediyor. Bu yüzden &#8220;şu yazımız yıl boyunca 10.000 kez okunmuş&#8221; gibi bir istatistiki bilgi gerçeği yansıtmıyor. O 10.000 kişinin %90&#8217;ının yazının sadece son paragrafını okuduğuna eminim. </p>
<p>Bahsi geçen Arka Pencere yazılarının da kalitesi tartışılır. Twitter&#8217;da 2-3 tweet ile öz şekilde derdini anlatabilen bir insan, Arka Pencere ya da muadili sitelerdeki gereksiz cümlelerle doldurulmuş birçok yazının önünde bence. Cem Altınsaray, bunu yaptı örneğin ve gayet de başarılı oldu. Bu arada Twitter&#8217;ı ve 140 karakterle dert anlatanları savunduğum düşünülmesin. Anlatmaya çalıştığım şu an internet üzerindeki birçok yazıyı az biraz film izlemiş ve kelimelere hakim herkes yazabilir. Zaten yurtdışı kaynaklı siteleri takip eden insanlar, oradaki fikirlerden de esinlenip filmi izlemese dahi eli yüzü düzgün bir yazı çıkartabilecek durumda. </p>
<p>Biz klasik filmleri yedik bitirdik, aynı zamanda okumadığımız roman kalmadı (yani kelimelere hakimiz) diyen bazı isimlerin yazdıkları yazılardan çok daha iyilerini Ekşi Sözlük gibi bir ortamda bile okudum ben. O isimler bir film hakkında sabit olan bir fikir üzerinden analiz inşa ederken, sözlük ortamında yüzlerce kişinin birçok fikir üzerinden filme baktığını görebiliyoruz. Amaç o olmasa bile kolektif şekilde hazırlanmış bir analiz çıkmış oluyor&#8230; Haliyle dinozor denebilecek bazı isimlerin kendilerini övdüğü ve avantaj olarak saydıkları şeylerin hiçbir albenisi kalmıyor. Zaten internet üzerinde o kalitede yazan birçok insan var yani&#8230; </p>
<p>Kalemi güçlü, izlediğini en başta &#8220;sinema&#8221; unsurları üzerinden tüm sanat dallarına yayarak yorumlayabilen, aynı zamanda içinde bulunduğu hayat ile belli bir farkındalık ilişkisinde olup elinden geldiğince her şeyi takip etmeye çalışan, merakını yitirmemiş, psikoloji/felsefe ve bilim ile de yüzeysel de olsa bağ kurmaya çalışan ÇOK AZ sinema eleştirmeni var bu ülkede. Haliyle haftalardır süren atışma ve tartışmalar çok gereksiz&#8230; Çünkü ortada birinin diğerine üstünlük sağlayabileceği bir unsur yok. Herkes orta kalitede, belli sınırlar içinde yazmaya devam ediyor. İsteyen istediğini okuyor ya da takip ediyor. Misal iyikotufilm.com&#8217;da leş filmlere bazen &#8220;leş&#8221; (burada kötü manada kullanıyorum) gibi yazılar yazılıyor ama yine de okuyorum ve seviyorum. Çünkü ilgimi çekiyor, nasıl yazıldığını bırakalım, o tip filmlerin eleştirisinin yazılması bile heyecan verici bir noktaya getiriyor takip edeni.. </p>
<p>İsteyen istediği şekilde yazar, isteyen istediğini takip eder, isteyen ve kabul görmüş olan bundan para da kazanır (hak edip etmemesi bile önemsiz çünkü bu ülkede yaptığı işten para kazananların hangisi gerçekten o parayı hak edecek kadar emek veriyor?), isteyen 3 tweet ile başkasının 2 sayfada anlatmaya çalıştığını anlatır, isteyen sadece &#8220;güzel filmdi&#8221; der ve geçer, isteyen bi yığın fikri araklayıp &#8220;bakın müthiş bir analiz çıkarttım&#8221; der ve kendine özgü bir kitle bile oluşturabilir&#8230; Öyle bir dönemde yaşıyoruz ki, isteyen istediği şeyi, istediği kitleye, ne olduğunun önemi olmaksızın, çatır çatır yediriyor zaten.. Herkes bi şekilde alıcı buluyor. Kaliteliyi arayan kaliteli olana ulaşıyor. &#8220;Aman beynim yorulmasın&#8221; diyen kalitesiz/yüzeysel olanla bağını daha da sıkılaştırıyor. Hatta öncesinde yüzeysel bir dil ile derdini anlatan blogger, süreç içinde kendini geliştirip daha derin yazmaya başlayınca, takipçi kaybetmeye başlıyor. Neden ? Çünkü, onu yüzeysel olduğu için takip eden kitle o yüzeysellikten kopmak istemiyor. Basit olsun diyor, uğraşamam bu adamın varoluş krizleri ile diyor&#8230; En nihayetinde isteyen -başkalarına zarar vermedikçe- istediği her şeyi yapmakta özgür. Kimse de karışamaz.</p>
]]></content:encoded>
		
			</item>
		<item>
		<title>
		Yazar: Muharrem		</title>
		<link>https://www.otekisinema.com/internet-yazarlari-film-elestirisini-nasil-degistirdi/#comment-32590</link>

		<dc:creator><![CDATA[Muharrem]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 24 Jan 2016 19:35:27 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.otekisinema.com/?p=73106#comment-32590</guid>

					<description><![CDATA[Sinema dergisinin kapatıldığı gün sizin yazdıklarınızın başlangıcı olarak görüyorum]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sinema dergisinin kapatıldığı gün sizin yazdıklarınızın başlangıcı olarak görüyorum</p>
]]></content:encoded>
		
			</item>
		<item>
		<title>
		Yazar: Ege İzmirligil		</title>
		<link>https://www.otekisinema.com/internet-yazarlari-film-elestirisini-nasil-degistirdi/#comment-32580</link>

		<dc:creator><![CDATA[Ege İzmirligil]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 24 Jan 2016 04:47:32 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.otekisinema.com/?p=73106#comment-32580</guid>

					<description><![CDATA[Çok doğru ve güzel bir eleştiri olmuş.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çok doğru ve güzel bir eleştiri olmuş.</p>
]]></content:encoded>
		
			</item>
		<item>
		<title>
		Yazar: Tamer Baran		</title>
		<link>https://www.otekisinema.com/internet-yazarlari-film-elestirisini-nasil-degistirdi/#comment-32579</link>

		<dc:creator><![CDATA[Tamer Baran]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 24 Jan 2016 02:31:15 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.otekisinema.com/?p=73106#comment-32579</guid>

					<description><![CDATA[Harika tespitler; ellerine sağlık üstat.]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Harika tespitler; ellerine sağlık üstat.</p>
]]></content:encoded>
		
			</item>
	</channel>
</rss>
