<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Belgesel &#8211; Öteki Sinema</title>
	<atom:link href="https://www.otekisinema.com/kategori/film-incelemeleri/dokumanter/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.otekisinema.com</link>
	<description>alt kültür sinema yayını</description>
	<lastBuildDate>Thu, 18 Dec 2025 13:25:55 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	

<image>
	<url>https://www.otekisinema.com/wp-content/uploads/2023/10/cropped-ipad-32x32.jpg</url>
	<title>Belgesel &#8211; Öteki Sinema</title>
	<link>https://www.otekisinema.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Gerçek Ötesi / Post Truth (2025)</title>
		<link>https://www.otekisinema.com/gercek-otesi-post-truth-2025/</link>
					<comments>https://www.otekisinema.com/gercek-otesi-post-truth-2025/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ertan Tunc]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 18 Dec 2025 13:25:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Belgesel]]></category>
		<category><![CDATA[Film İncelemeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Sineması]]></category>
		<category><![CDATA[Alkan Avcıoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Gerçek Ötesi]]></category>
		<category><![CDATA[Post Truth]]></category>
		<category><![CDATA[Werner Herzog]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.otekisinema.com/?p=144163</guid>

					<description><![CDATA[Alkan Avcıoğlu’nun tamamı yapay zekâ ile kotarılan ilk uzun metrajlı belgesel olma özelliği taşıyan filmi Gerçek Ötesi (Post Truth, 2025), Herzog’un “esrik hakikat” anlayışını benimseyen fevkalade özgün bir belgesel.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">2010 yılında Milan’da Werner Herzog’un Kuveyt işgali sırasında yanan petrol kuyularını anlatan belgeseli Lessons of Darkness’ın -yönetmenin de katıldığı- özel bir gösterimi vardır. Herzog filmle ilgili konuşurken kendi sinema felsefesinin bel kemiğini teşkil eden “ecstatic truth” (esrik hakikat) kavramından bahseder. Herzog belgeselin bazı duyguları uyandırmak ya da bazı düşüncelere kapı aralamak için belirli “sinemasal öğelerden” yardım alması gerektiğini öne sürer. Yönetmene göre bunu yapmanın birkaç yolu vardır, sahte bilgi imal edip kullanmak (Herzog o söyleşide Lessons of Darkness’ın açılışına Pascal’ın olduğunu belirttiği bir epigram eklediğini ama aslında bunu kendi yazdığını itiraf eder), imgeleme başvurmak (mizansen kullanmak) ve biçimsel trükler kullanmak. Herzog sahte olandan gerçeğe/hakikate uzanan bir yol inşa edilebileceği görüşündedir ve bu bağlamda esrik hakikat, tümüyle gerçeğe dayalı “cinema verité” geleneğinin tam karşısındadır. Mesela, bir belgeselde canlandırma yapılabilir, gerçekte yaşanmamış bir sahne yazılabilir, doğal olmayan platolar kullanılabilir, hatta anlatıcı (dış-ses) imajları manipüle edebilir. Werner Herzog The Fire Within, Grizzly Man, Little Dieter Needs to Fly gibi birçok belgeselinde bu yönteme başvurur.</p>
<p style="text-align: justify;">Brad Prager, The Cinema of Werner Herzog adlı kitabında Herzog’un “esrik hakikat” yaklaşımının köklerinin Adorno’da bulunduğunu öne sürer, ben biraz daha geriye giderek bunu sürrealizm (üst-gerçekçilik) geleneğine bağlıyorum. Sürrealistler düşünceyi kışkırtmak için sıra dışı ama çok görsel imgeler ve bu imgelerle çelişen ön yazılar, ara yazılar hatta isimlendirmeler (Dali’nin tablo isimleri vb.) kullanıyordu. Tabii Herzog sinemasında sürrealist geleneğin psikolojik yaklaşımı -bilhassa Freudyen- kesinlikle kullanılmaz ama gerçeklik ve temsil ilişkisi âdeta iğdiş edilir. Herzog da anlatmak istediği şeyi görmeniz için sinemasal araçları işe koşar, bazen karşıt imajlarla düşünceyi harekete geçirir. Burak Kaplan, Werner Herzog’un Belgesellerinde Hakikatin Öznel Bir Bakışla Yansıtılması adlı yüksek lisans tezinde, Herzog’un esrik hakikat yönteminin, belgesel sinemanın yalnızca belgeleyici değil, aynı zamanda düşünsel ve estetik düzlemde dünyaya dair bir söylem üretme biçimi olduğunu ileri sürer. Kaplan’a göre, Herzog olgu (fact) ve hakikat (truth) arasında bilinçli bir gerilim inşa eder ve belgesel teorisinin temel iddialarına yönelik ontolojik ve etik bir meydan okuma sunar; Herzog’un hakikati &#8220;inşa edilmiş&#8221; veya &#8220;esrik&#8221; olarak tanımlaması, etik yükümlülüklerin yalnızca olgusal doğruluğa değil, aynı zamanda yoruma ve temsile yönelik daha karmaşık bir angajmana kaydığını işaret etmektedir. Werner Herzog, Every Man For Himself and God Against All adlı hatıratında, auteur (yaratıcı yönetmen) için yorum ve temsil imkânının bulunmadığı geleneği (cinema verité) alaycı bir dille eleştirir; Herzog’a göre, eğer bir auteur’ün eseri üzerinde hiçbir hükmü yoksa, belgesel sinemada ulaşılabilecek son nokta, doğrudan gördüğünü kayda alan güvenlik kameralarıdır.</p>
			<p><a href="https://www.otekisinema.com">Öteki Sinema</a> &copy; 2026 | 
			0 yorum | <a href="https://www.otekisinema.com/gercek-otesi-post-truth-2025/">yazının devamı &raquo;</a></p>
		]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.otekisinema.com/gercek-otesi-post-truth-2025/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Punk Doğarken: Nightclubbing (2022) ve CBGB (2013)</title>
		<link>https://www.otekisinema.com/punk-nightclubbing-2022-cbgb-2013/</link>
					<comments>https://www.otekisinema.com/punk-nightclubbing-2022-cbgb-2013/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[S. Özgür Ilgın]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 06 Nov 2025 09:01:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Belgesel]]></category>
		<category><![CDATA[Film İncelemeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Blondie]]></category>
		<category><![CDATA[CBGB]]></category>
		<category><![CDATA[Glam Rock]]></category>
		<category><![CDATA[New York Dolls]]></category>
		<category><![CDATA[Nightclubbing]]></category>
		<category><![CDATA[Patti Smith]]></category>
		<category><![CDATA[Punk]]></category>
		<category><![CDATA[Ramones]]></category>
		<category><![CDATA[Sex Pistols]]></category>
		<category><![CDATA[Television]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.otekisinema.com/?p=143793</guid>

					<description><![CDATA[Amerikan punk’ı konusunda birbiri ardına izlediğim bir belgesel ve bir film punk’ın doğduğu mekanlar etrafında oluşan organik ortamı oldukça iyi anlatıyor: Danny Garcia’nın Nightclubbing belgeseli ve Randall Miller’ın CBGB filmi.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify">Punk 70’li yılların 2. yarısında bir müzik türü, yaşam biçimi ve felsefe olarak İngiltere’den dünyaya yayıldı. Gürültülü müziği, abartılı saç stilleri, kabaralı kemerleri, montları, ayakkabıları, yırtık pırtık pantolonları, tişörtleri ve anarşizm ve nihilizmden etkilenen felsefesi ile punklar ortalığın altını üstüne getirdi. Hızla yayılan punk furyası 80’li yılların başında aynı hızda ortadan kayboldu. Ortadan kayboldu derken silindiğini kastetmiyorum. İnatçı ve direngen bir kitle punk’ı bir yaşam tarzı olarak devam ettirdi. Bu elbette takdire şayan. Ama punk 1976-1979 yılları arasındaki furya döneminde yakaladığı yaygınlığı ve görünürlüğü bir daha yakalayamadı. Gene de derin izler bıraktı.</p>
<p style="text-align: justify">Punk en parlak, en cevval ve en gürültülü dönemini İngiltere’de yaşadı ama İngiltere’de doğmadı. 70’li yılların ortasında New York Dolls’un ve müstakbel Sex Pistols’ın menajeri olan aktivist/girişimci Malcolm McLaren’in çantasında İngiltere’ye geldi. Punk’ın nüfus cüzdanında doğum yeri olarak New York/Amerika yazılıydı. New York’ta doğmuştu. Velvet Underground ve tabi ki Lou Reed punk’ın dedesiydi. Detroit’te de kendine oldukça benzeyen The Stooges ve MC5 adında akrabaları vardı. Garage rock, underground rock ve glitter/glam rock’tan beslendi.</p>
			<p><a href="https://www.otekisinema.com">Öteki Sinema</a> &copy; 2026 | 
			0 yorum | <a href="https://www.otekisinema.com/punk-nightclubbing-2022-cbgb-2013/">yazının devamı &raquo;</a></p>
		]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.otekisinema.com/punk-nightclubbing-2022-cbgb-2013/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Roman Gibi: Unutulmuş Kadınlar Ülkesinde Bir Hafıza Denemesi</title>
		<link>https://www.otekisinema.com/roman-gibi-unutulmus-kadinlar-ulkesinde-bir-hafiza-denemesi/</link>
					<comments>https://www.otekisinema.com/roman-gibi-unutulmus-kadinlar-ulkesinde-bir-hafiza-denemesi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Murat Tolga Şen]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 01 Nov 2025 11:59:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Belgesel]]></category>
		<category><![CDATA[Film İncelemeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Sineması]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.otekisinema.com/?p=143698</guid>

					<description><![CDATA[Tayfun Belet’i bu girişiminden dolayı kutlarım. Çünkü bu ülkede Sabiha Sertel gibi kadınları anlatmak hâlâ cesaret istiyor. Belgeseli mükemmel değil ama samimi. Eksikleriyle, aceleleriyle, sade diliyle bile bir şey başarıyor: Sabiha Sertel’in adını yeniden dolaşıma sokuyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><strong>Tayfun Belet’in Roman Gibi adlı belgeseli, Altın Portakal’da izlediğim en olgun işlerden biri olarak aklımda kaldı ama hemen söyleyeyim, mükemmel değil. Tuhaftır ki, mükemmel olmaması onu daha anlamlı kılıyor. Çünkü hikâyenin merkezinde öyle bir kadın var ki; bütün ideolojik, tarihsel ve kişisel fırtınalarıyla, filmi yer yer taşıyor, yer yer de boğuyor: Sabiha Sertel.</strong></p>
<p><a href="https://www.otekisinema.com/wp-content/uploads/2025/11/tayfunbelet.jpg"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-143702" src="https://www.otekisinema.com/wp-content/uploads/2025/11/tayfunbelet.jpg" alt="" width="500" height="250" srcset="https://www.otekisinema.com/wp-content/uploads/2025/11/tayfunbelet.jpg 500w, https://www.otekisinema.com/wp-content/uploads/2025/11/tayfunbelet-300x150.jpg 300w, https://www.otekisinema.com/wp-content/uploads/2025/11/tayfunbelet-60x30.jpg 60w" sizes="(max-width: 500px) 100vw, 500px" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">Belet, unutulmuş bir kadını, önemli bir Türkiye figürünü hatırlatmaya niyetlenmiş ancak mesele yalnızca bir biyografi değil; aynı zamanda Türkiye’nin yüz yıldır bir türlü barışamadığı fikirlerin, basın özgürlüğünün ve kadın mücadelesinin hatıra defteri bu. Belgesel, adını Sertel’in aynı adlı otobiyografisinden alıyor ve hem bu isimle hem de içerdiği ironiyle zaten önemli bir şey söylüyor: Biz hâlâ roman gibi bir ülkede yaşıyoruz ve fakat hikâyemizin kahramanlarını okumuyoruz.</p>
<p style="text-align: justify;">Sabiha Sertel’in hikâyesi Türkiye’nin en trajik, en öğretici ayna örneklerinden biri. Bir yanda Cumhuriyet’in ilk kadın gazetecilerinden biri olarak basında var olma çabası, diğer yanda ideolojik sebeplerle susturulması, yargılanması ve sonunda sürgüne zorlanması… O, yalnızca bir dönem figürü değil; bu ülkenin düşünce tarihinin vicdanı.</p>
<p style="text-align: justify;">Belgesel bu vicdanı yeniden hatırlatıyor ama eksiksiz biçimde değil. Sabiha’yı sadece “baskı görmüş kadın” kimliğine indirgediği anlarda, hikâye derinliğini kaybediyor. Çünkü Sertel yalnızca mağdur değil, inatçı bir eylemci. Sadece fikirleriyle değil, fiilen de mücadele etmiş bir gazeteci. Susturulmak istendiğinde daha çok yazan, yasaklandığında yeni bir mecra kuran, sürgüne gönderildiğinde bile kalemini bırakmayan bir karakter.</p>
<p style="text-align: justify;">Tayfun Belet, bu sert ve direniş dolu tarafı çoğu zaman yumuşatıyor. Belki sinemasal denge kurmak için, belki politik söylemi paranteze almak adına.</p>
<p style="text-align: justify;">Film, Sabiha ve Zekeriya Sertel çiftinin torunlarının izinden ilerliyor. Aile arşivleri, mektuplar, fotoğraflar… Bunlar arasında gezerken belgesel bir noktada aile tarihinden çıkıp kamusal bir hafıza kazısına dönüşüyor. Özellikle yeğeni Nur Deriş’in anlatıları bu dönüşümün kalbi. Onun sesiyle, geçmiş yalnızca nostaljik bir anlatı olmaktan çıkıyor, bir sorgulama aracına dönüşüyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Ancak şu da açık: Belet, bu kişisel hafızayı derinleştirmek isterken bazen kamusal belleğin ağırlığını hafife alıyor. Yani Sabiha Sertel’i “aile büyüklerinden biri” gibi anlatmak kolay; ama onu “düşünce tarihinin yaramaz çocuğu” olarak göstermek daha zor. Film ilkini başarıyor, ikincisine ise sadece göz kırpıyor.</p>
<p style="text-align: justify;" data-start="240" data-end="742">Belgeselin en tartışmaya açık tarafı, Sabiha Sertel’i anlatırken ister istemez kahraman anlatısına yaslanması. Bunda da yadırganacak bir şey yok aslında; hayatı zaten başlı başına bir destan olan birini anlatırken mesafe korumak kolay değil. Ancak iyi belgeseller tam da bu noktada cesaret ister; kahramanını sadece parlatmakla değil, onu anlamaya, iç dünyasındaki çatlakları da göstermeye çalışmakla değer kazanır. Roman Gibi de bunu deniyor ama bir saygı perdesi arkasında yapıyor.</p>
<p data-start="240" data-end="742"><a href="https://www.otekisinema.com/wp-content/uploads/2025/11/roman-gibi_003.jpg"><img decoding="async" class="aligncenter size-medium wp-image-143701" src="https://www.otekisinema.com/wp-content/uploads/2025/11/roman-gibi_003-620x260.jpg" alt="" width="620" height="260" srcset="https://www.otekisinema.com/wp-content/uploads/2025/11/roman-gibi_003-620x260.jpg 620w, https://www.otekisinema.com/wp-content/uploads/2025/11/roman-gibi_003-300x126.jpg 300w, https://www.otekisinema.com/wp-content/uploads/2025/11/roman-gibi_003-768x322.jpg 768w, https://www.otekisinema.com/wp-content/uploads/2025/11/roman-gibi_003-1536x643.jpg 1536w, https://www.otekisinema.com/wp-content/uploads/2025/11/roman-gibi_003-60x25.jpg 60w, https://www.otekisinema.com/wp-content/uploads/2025/11/roman-gibi_003.jpg 1920w" sizes="(max-width: 620px) 100vw, 620px" /></a></p>
<p style="text-align: justify;" data-start="744" data-end="1140">Sertel’in ideolojik gerilimleri, inançla umutsuzluk arasındaki gelgitleri, sürgün yıllarındaki yalnızlığı&#8230; Film bunlara dokunuyor ama uzun uzun kalamıyor. Belki bu tercih bilinçli; belki de yönetmen, Sertel’i incitmemek için bazı duyguları geride bırakıyor. Ama yine de o mesafede bile bir içtenlik hissi var, seyirciye onun direncini, inatçılığını ve sessiz kahramanlığını geçirmeyi başarıyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Filmde zaman zaman “düşünceleri uğruna acı çekmiş kadın” imajı beliriyor ama bu, onun entelektüel tutkusunu gölgede bırakıyor. Oysa Sertel’in asıl büyüklüğü, cesaretinde değil, ısrarında gizli. Bugün hâlâ birçok gazeteci, yazar ve sanatçı, onun yaşadığı baskı biçimlerinin modern versiyonlarıyla yüzleşiyor. Dolayısıyla Roman Gibi yalnız geçmişi anlatmıyor; bugünü ima ediyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Tayfun Belet’in kamerası genellikle saygılı bir mesafede duruyor. Bu iyi bir tercih; çünkü kahramanını putlaştırmıyor. Görsel olarak sade, anlatım olarak dengeli bir film var karşımızda ancak sinematografik olarak biraz güvenli bir iş. Belgeselin dili, Sabiha Sertel gibi bir kadının enerjisine denk düşecek kadar radikal olabilirdi.</p>
<p style="text-align: justify;">Her şeye rağmen, Roman Gibi kıymetli bir bellek çalışması. Türkiye’nin düşünsel tarihine, basın özgürlüğü mücadelesine, kadınların kamusal varlık mücadelesine ışık tutuyor. Ancak bu ışık biraz fazla beyaz; arada gölgeleri, çatlakları, karanlıkları da görmek isterdim.</p>
<p><img decoding="async" class="aligncenter" src="https://www.cinedergi.com/wp-content/uploads/2025/10/Roman-Gibi-Afis-2-716x1024.png" alt="Roman Gibi Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde! – Cinedergi" /></p>
<p style="text-align: justify;">Yine de Tayfun Belet’i bu girişiminden dolayı kutlarım. Çünkü bu ülkede Sabiha Sertel gibi kadınları anlatmak hâlâ cesaret istiyor. Belgeseli mükemmel değil ama samimi. Eksikleriyle, aceleleriyle, sade diliyle bile bir şey başarıyor: Sabiha Sertel’in adını yeniden dolaşıma sokuyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Ve belki de asıl mesele tam olarak bu. Çünkü bizde unutulmak, öldürülmekten daha kalıcı bir şey. Roman Gibi, işte bu unutuluşun arasından yükselen bir hatırlatma sesi. Sessiz ama dirençli, tıpkı Sabiha Sertel’in kendisi gibi.</p>
<h4 style="text-align: right;"><strong>MTŞ</strong></h4>
</p>
			<p><a href="https://www.otekisinema.com">Öteki Sinema</a> &copy; 2026 | 
			0 yorum | <a href="https://www.otekisinema.com/roman-gibi-unutulmus-kadinlar-ulkesinde-bir-hafiza-denemesi/">yazının devamı &raquo;</a></p>
		]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.otekisinema.com/roman-gibi-unutulmus-kadinlar-ulkesinde-bir-hafiza-denemesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>John Candy: I Like Me &#8211; Herkesi Güldürüp Kimseyi Üzmeden Yaşamak</title>
		<link>https://www.otekisinema.com/i-like-me-herkesi-guldurup-kimseyi-uzmeden-yasamak/</link>
					<comments>https://www.otekisinema.com/i-like-me-herkesi-guldurup-kimseyi-uzmeden-yasamak/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Murat Tolga Şen]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 10 Oct 2025 20:29:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Amazon Prime Video]]></category>
		<category><![CDATA[Belgesel]]></category>
		<category><![CDATA[Dijital Platformlar]]></category>
		<category><![CDATA[Film İncelemeleri]]></category>
		<category><![CDATA[John Candy]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.otekisinema.com/?p=143407</guid>

					<description><![CDATA[I Like Me” belgeseli John Candy’nin maskesini nazikçe kaldırıyor. Çocukluğundaki kayıplar, babasının erken ölümü, ailesine bakan “iyi çocuk” rolü… Hepsi onu, Bill Murray'in belgeseldeki tabiriyle  bir people pleaser/insan mutlucusu haline getirmiş.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Çocukluğumda, onu ilk izlediğimden bu yana John Candy hayranıyım. Harika bir adamdı, çok komik, çok sıcak, hep yanınızda olmasını isteyeceğiniz destekleyici, dost bir karakter. Zamansız ölümüne en çok üzüldüğüm Hollywood yıldızlarından biridir. Prime&#8217;da bugün yayınlanmaya başlayan John Candy: I Like Me, onun hakkında yanılmadığımı gösteren sıcak ve özletici bir belgesel.</p>
			<p><a href="https://www.otekisinema.com">Öteki Sinema</a> &copy; 2026 | 
			0 yorum | <a href="https://www.otekisinema.com/i-like-me-herkesi-guldurup-kimseyi-uzmeden-yasamak/">yazının devamı &raquo;</a></p>
		]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.otekisinema.com/i-like-me-herkesi-guldurup-kimseyi-uzmeden-yasamak/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dedemin Evi: Belleğin Kırık Pencereleri</title>
		<link>https://www.otekisinema.com/dedemin-evi-bellegin-kirik-pencereleri/</link>
					<comments>https://www.otekisinema.com/dedemin-evi-bellegin-kirik-pencereleri/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Murat Tolga Şen]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Oct 2025 12:00:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Belgesel]]></category>
		<category><![CDATA[Film İncelemeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Sineması]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.otekisinema.com/?p=143289</guid>

					<description><![CDATA[Gülten Taranç’ın Dedemin Evi belgeseli, ilk bakışta kişisel bir aile hikâyesi gibi görünse de, derinlemesine incelendiğinde Türkiye’nin toplumsal belleğine açılan çok katmanlı bir kapıya dönüşüyor. Bir evin duvarları arasında yankılanan sesler yalnızca bireysel geçmişi değil, kolektif hafızanın da kodlarını taşıyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;" data-start="228" data-end="746"><strong>Ragıp Taranç ve Gülten Taranç’ın yönetmenliğini üstlendiği, senaryosu Buğçe Çalışkan’ın aile hikâyesinden esinlenerek yazılmış Dedemin Evi&#8217;ni, 32. Adana Altın Koza Film Festivali&#8217;nde izledim.</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Taranç&amp;Taranç Film yapımı olan belgeselin müziklerini Berrak Taranç bestelerken, görüntü yönetmenliğini Ozan Yılmaz, kurgusunu ise Fatoş Yapıcı üstlenmiş. Yapımcı kadrosunda Av. Sema Pekdaş, Prof. Eylem Atakav ve Doç. Dr. Hilal Süreyya Yılmaz gibi isimlerin bulunması da filmin kolektif bir emekle örüldüğünü gösteriyor.</p>
<p style="text-align: justify;" data-start="748" data-end="998">72 dakikalık bu film, yalnızca bir belgesel değil, aynı zamanda kaybolan evlerin ve göçlerin izini süren tarihsel bir yolculuk. Türkiye, Yunanistan ve Bulgaristan arasında uzanan hikâye, Çalışkan’ın ailesinin çok katmanlı belleğini görünür kılıyor.</p>
<p style="text-align: justify;"><img decoding="async" class="alignright" src="https://encrypted-tbn0.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcTm4LU8-j2NRJ7E8nfRf-crJ8wrRxv2AVYMLQ&amp;s" alt="Historian and publisher Pierre Nora, a member of the French Academy, died on Monday at the age of 93, his family announced to the AFP." />Dedemin Evi’nin merkezinde, Pierre Nora’nın lieux de mémoire (hafıza mekânları) kavramı var. Bir ev, hatıraları ve kuşaklar arası bağları temsil ederken, aynı zamanda toplumsal dönüşümlerin izlerini de taşıyor. Türkiye’de göç, kentleşme ve sınıf atlama süreçleri düşünüldüğünde, ev metaforu yalnızca bireysel değil, ulusal bir hikâyeye işaret ediyor. Bu belgeselde ev, hem bir kayıp hem de bir köprü işlevi görüyor.</p>
<p style="text-align: justify;"><img decoding="async" class="alignleft" src="https://encrypted-tbn0.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcT9ZPJx9U_DY0CymHLaVR3C6kI_EJSK_6AJLg&amp;s" alt="Buğçe Çalışkan (@bugcecaliskann) • Instagram photos and videos" />Filmin aynı zamanda senaristi olan Buğçe Çalışkan&#8217;ın konumu, Laura Rascaroli’nin “first-person cinema” (birinci kişi sineması) kavramıyla örtüşüyor. Çalışkan, kendi aile hikâyesini merkezine alarak hem torun hem de anlatıcı kimliğiyle belgeselin öznesi hâline geliyor.</p>
<p style="text-align: justify;">İzmir’den başlayıp İskeçe’nin sokaklarına, Bulgaristan’ın köylerine uzanan bu yolculukta kamera, izleyiciyi yalnızca bir gözlemci olmaya değil, aynı zamanda tanık olmaya davet ediyor. Buğçe Çalışkan’ın kişisel hafıza izleri, belgeseli sıradan bir aile arşivinden çıkarıp kolektif bir yüzleşmeye dönüştürüyor. 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı sonrası Türkiye’ye göç etmek zorunda kalan Şevket Evren ve 1989’da Bulgaristan’daki Türk azınlığa yönelik asimilasyon politikaları nedeniyle İzmir’e göç eden Ali Çalışkan’ın hikâyeleri bu anlatının merkezinde. Halbwachs’ın “kolektif bellek” kavramı burada önem kazanıyor: bireysel hatırlama, toplumsal bağlam olmadan anlamlı değil. Çalışkan’ın ailesinin göç deneyimleri, aslında Türkiye’nin ve Balkan coğrafyasının ortak belleğinin bir parçası.</p>
			<p><a href="https://www.otekisinema.com">Öteki Sinema</a> &copy; 2026 | 
			0 yorum | <a href="https://www.otekisinema.com/dedemin-evi-bellegin-kirik-pencereleri/">yazının devamı &raquo;</a></p>
		]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.otekisinema.com/dedemin-evi-bellegin-kirik-pencereleri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Biography: The Nine Lives of Ozzy Osbourne (2020)</title>
		<link>https://www.otekisinema.com/ozzy-osbourne-2020/</link>
					<comments>https://www.otekisinema.com/ozzy-osbourne-2020/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[S. Özgür Ilgın]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 11 Aug 2025 16:49:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Belgesel]]></category>
		<category><![CDATA[Film İncelemeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Bill Ward]]></category>
		<category><![CDATA[Black Sabbath]]></category>
		<category><![CDATA[Blues]]></category>
		<category><![CDATA[Doom]]></category>
		<category><![CDATA[Geezer Butler]]></category>
		<category><![CDATA[Hard Rock]]></category>
		<category><![CDATA[Heavy Metal]]></category>
		<category><![CDATA[Ozzfest]]></category>
		<category><![CDATA[Ozzy Osbourne]]></category>
		<category><![CDATA[Ronnie James Dio]]></category>
		<category><![CDATA[Tony Iommi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.otekisinema.com/?p=142783</guid>

					<description><![CDATA[Black Sabbath’a sonradan dahil olan vokalistler Ozzy’nin yerini dolduramadı. Ozzy’nin gırtlağındaki blues etkisi Iommi’nin gitarındaki blues etkisiyle çok iyi uyuşurdu. Bu yüzden müzikteki etkisi büyük oldu.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">İngiltere’nin Birmingham şehri, 2. Dünya Savaşı sırasında, Spitfire avcı uçaklarını üreten Castle Bromwich fabrikasına ev sahipliği ettiği için sık sık Alman hava akınlarına hedef olurdu. Çoğu kez de şehrin içine kadar sokulup uçaksavarlara hedef olmak istemeyen Alman bombardıman uçakları küçük bir hileye başvururdu: Bombalarını Birmingham kırsalına veya işçi evleriyle dolu banliyölerine boşaltıp geri dönerdi. Birmingham’ın Aston semtinde, her köşe başında 2. Dünya Savaşı’ndaki Alman bombardımanının marifetiyle yıkılmış ve henüz onarılmamış bir eve rastlayabilirdiniz. İşçi evleriyle dolu Aston’un bir köşesinde 1948 yılının aralık ayında dünyaya geldi John Michael Osbourne.</p>
<p style="text-align: justify;">Takıntılı ve evhamlı bir çocuktu. Belli şeyleri yaparsa veya yapmazsa annesinin öleceğinden korkardı. Gece vardiyasından gelip yatan babasının bir daha uyanmayacağını sanırdı. John’un babası da annesi de tüm Aston gibi işçiydi, işçi kalmıştı ve muhtemelen işçi olarak ölecekti. John, iki katlı dar evinde 6 kardeşi ile birlikte büyüdü. Evin tuvaleti bile yoktu. Yatağın başındaki kovayı tuvalet olarak kullanıyorlardı. Görünüşe bakılırsa şaşaalı “Refah Devleti” döneminde bile işçi sınıfının durumu Engels’in 1845’te yazdığı İngiltere’de İşçi Sınıfının Durumu kitabındakinden pek farklı değildi.</p>
			<p><a href="https://www.otekisinema.com">Öteki Sinema</a> &copy; 2026 | 
			0 yorum | <a href="https://www.otekisinema.com/ozzy-osbourne-2020/">yazının devamı &raquo;</a></p>
		]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.otekisinema.com/ozzy-osbourne-2020/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cumhuriyet, Devletçilik ve Sümerbank: Başka Tren Gıdı Gıdı (2018)</title>
		<link>https://www.otekisinema.com/baska-tren-gidi-gidi-2018/</link>
					<comments>https://www.otekisinema.com/baska-tren-gidi-gidi-2018/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[S. Özgür Ilgın]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 22 May 2025 09:40:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Belgesel]]></category>
		<category><![CDATA[Film İncelemeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Sineması]]></category>
		<category><![CDATA[Başka Tren]]></category>
		<category><![CDATA[Başka Tren Gıdı Gıdı]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhuriyet]]></category>
		<category><![CDATA[Devletçilik]]></category>
		<category><![CDATA[Gıdı Gıdı]]></category>
		<category><![CDATA[Nazilli]]></category>
		<category><![CDATA[Sümerbank]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.otekisinema.com/?p=142250</guid>

					<description><![CDATA[Başka Tren Gıdı Gıdı, bir manevra lokomotifinin çektiği birkaç vagondan ibaret işçi servis trenini anlatır gibi görünse de asıl hikaye Gıdı Gıdı treninden Sümerbank’a, Sümerbank’tan Devletçiliğe, Devletçilik’ten Cumhuriyet ve Atatürk’e doğru akarak yatağını buluyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify">Küçüklüğümden beri trenler ile ilgili her şey çekici geldi bana. Buharlı lokomotifler, su kuleleri, kocaman hangarlar, lokomotiflerin yönünü çeviren döner platformlar, drezinler ve hatta yolcu vagonlarında bulunan kendine has küçük aksesuarlar hep ilgimi çekti, görkemli ve büyüleyici göründü bu dünya bana. Bilim ve tekniğin ete kemiğe bürünüp iş görmesinin büyüsüydü bu. Nazilli tren garının karşı sırasında, Hürriyet Caddesi&#8217;nin üstündeki demiryolu köprüsünün hemen bitişiğinde tek sundurma altına sıkışmış bir yazıhane ve birkaç tahta banktan ibaret bir istasyon ve günde birkaç defa buraya gelip giden tuhaf bir tren, en az buharlı lokomotifler kadar ilgimi çekerdi. Bu küçük istasyon sabahları mavi boyalı tahta kapılardan sokağa atılan telaşlı adımların birleşme noktasıydı. Ilık bahar akşamlarında ise bu adımlar yorgun bir biçimde, her biri turunç çiçeği kokan başka başka sokaklara dağılıp sabah çıktığı kapıdan içeri girerdi.</p>
<p style="text-align: justify">İstasyona gelip giden tuhaf tren kovboy filmlerindeki kocaman pencereli ahşap vagonları andıran birkaç yolcu vagonunu çeken 88 beygirlik diesel bir manevra lokomotifinden ibaret idi. Sümerbank işçilerini şehir içinden fabrikaya taşıyan, son seferlerinden birkaçına binme şansını bulduğum “Gıdı Gıdı” treniydi bu. İsmini rampada iyice ahesteleşen 35 beygirlik eski emektar lokomotifin metal tekerlerinin rayların birleşim yerlerine temas ederken çıkardığı mekanik tıkırtılardan almıştı. Ege şivesine “Gıdı Gıdı” olarak tercüme edilmişti bu tıkırtılar. Küçük istasyonundan çıktıktan sonra tatlı bir kavis ile Aşağı Nazilli yönüne dönerek TCDD hattından ayrılırdı bu Gıdı Gıdı. Denizli-Aydın karayolunun trafiğini bir süreliğine kesen kısa yolculuğu Sümerbank Basma Fabrikası&#8217;nın tahta çitli istasyonunda son bulurdu.</p>
			<p><a href="https://www.otekisinema.com">Öteki Sinema</a> &copy; 2026 | 
			4 yorum | <a href="https://www.otekisinema.com/baska-tren-gidi-gidi-2018/">yazının devamı &raquo;</a></p>
		]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.otekisinema.com/baska-tren-gidi-gidi-2018/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>4</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Buy Now! The Shopping Conspiracy (2024)</title>
		<link>https://www.otekisinema.com/buy-now-the-shopping-conspiracy/</link>
					<comments>https://www.otekisinema.com/buy-now-the-shopping-conspiracy/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Murat Tolga Şen]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 20 Nov 2024 16:09:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Belgesel]]></category>
		<category><![CDATA[Dijital Platformlar]]></category>
		<category><![CDATA[Film İncelemeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Netflix]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.otekisinema.com/?p=141483</guid>

					<description><![CDATA[Netflix’te karşıma çıkan Buy Now: Shopping Conspiracy belgeseli tam bir zihin açıcı oldu. Dünyanın en büyük markalarının arka planını sorgulayan bu yapım, bizi nasıl bir satın alma döngüsüne hapsettiklerini gözler önüne seriyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Çocukluk anılarım gözümde canlanıyor. Yeni bir giysi almak, marketten birkaç fazla ürün almak, hatta bir kitap sahibi olmak bile eskiden ne kadar zordu. Tatile gitmek ise bir lüks, her zaman mümkün olmayan bir hayaldi. Zorluklar arasında edindiğimiz bu küçük mutluluklar, şimdi tatlı bir nostaljiyle hatırladığım özel anılar olarak zihnimde yerini koruyor. Çünkü o zamanlar bir şeye ulaşmak hem zordu hem de o yüzden anlamlıydı. Şimdi? Her şey avucumuzun içinde, ama ne kadar değerli?</p>
<p><a href="https://www.otekisinema.com/wp-content/uploads/2024/11/Buy_Now_The_Shopping_Conspiracy_00_20_388.webp"><img decoding="async" class="aligncenter size-medium wp-image-141487" src="https://www.otekisinema.com/wp-content/uploads/2024/11/Buy_Now_The_Shopping_Conspiracy_00_20_388-620x349.webp" alt="" width="620" height="349" srcset="https://www.otekisinema.com/wp-content/uploads/2024/11/Buy_Now_The_Shopping_Conspiracy_00_20_388-620x349.webp 620w, https://www.otekisinema.com/wp-content/uploads/2024/11/Buy_Now_The_Shopping_Conspiracy_00_20_388-300x169.webp 300w, https://www.otekisinema.com/wp-content/uploads/2024/11/Buy_Now_The_Shopping_Conspiracy_00_20_388-60x34.webp 60w, https://www.otekisinema.com/wp-content/uploads/2024/11/Buy_Now_The_Shopping_Conspiracy_00_20_388.webp 681w" sizes="(max-width: 620px) 100vw, 620px" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">Artık neredeyse her şeye kolayca ulaşabiliyoruz. Sinemaya gitmek mi? Gerek yok; Netflix, Amazon, Disney+ gibi platformlar üstümüze film ve dizi yağıyor. Yemek yapmak mı? Çoğu zaman yorulmaya bile gerek duymuyoruz; restoranlar, kafeler her yerde, dışarıda yeme alışkanlığı sıradan bir ritüele dönüştü. Kitap mı? Eskisinden çok daha fazla basılıyor ama kaçını gerçekten okuyoruz? Alışveriş merkezlerinde kıyafet kampanyaları, sürekli yenilenen sezonlar, her gün yeni bir şey alma dürtüsü&#8230; Daha çok izle, daha çok giy, daha çok al, daha çok ye. Bu döngü hiç bitmiyor. 8 milyar insanız, ama tükettiklerimizle kapitalizmin canavarı olan şirketlerin gözünü doyuramadık.</p>
			<p><a href="https://www.otekisinema.com">Öteki Sinema</a> &copy; 2026 | 
			1 yorum | <a href="https://www.otekisinema.com/buy-now-the-shopping-conspiracy/">yazının devamı &raquo;</a></p>
		]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.otekisinema.com/buy-now-the-shopping-conspiracy/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İblis’in Sermayesi: The Corporation (2003)</title>
		<link>https://www.otekisinema.com/the-corporation-2003/</link>
					<comments>https://www.otekisinema.com/the-corporation-2003/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Salim Olcay]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 03 Nov 2024 11:19:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Belgesel]]></category>
		<category><![CDATA[Film İncelemeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Hannah Arendt]]></category>
		<category><![CDATA[Harold Crooks]]></category>
		<category><![CDATA[Jennifer Abbott]]></category>
		<category><![CDATA[Joel Bakan]]></category>
		<category><![CDATA[Kapitalizm]]></category>
		<category><![CDATA[Mark Achbar]]></category>
		<category><![CDATA[Martin Lindstrom]]></category>
		<category><![CDATA[Milton Friedman]]></category>
		<category><![CDATA[Noam Chomsky]]></category>
		<category><![CDATA[Şirket]]></category>
		<category><![CDATA[Sven Beckert]]></category>
		<category><![CDATA[The Corporation]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.otekisinema.com/?p=141330</guid>

					<description><![CDATA[Joel Bakan’ın aynı isimli kitabından uyarlanan The Corporation, şirket kavramının ne anlama geldiğini, nasıl icat edildiğini, nasıl büyütüldüğünü ve günümüzde neye tekabül ettiğini anlatan kıymetli bir belgesel.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Joel Bakan’ın aynı isimli kitabından uyarlanan The Corporation, şirket kavramının ne anlama geldiğini, nasıl icat edildiğini, nasıl büyütüldüğünü ve günümüzde neye tekabül ettiğini anlatan kıymetli bir belgesel. “150 yıl önce şirketler görece önemsizdi oysa günümüzün hâkim kurumudur” diyen ve “şirketin doğasını, gelişimini ve olası geleceğini” inceleyen belgesel, kitlelerin büyük bir yanılsamayla, insanlık tarihi kadar eski olduğunu düşündüğü şirketlerle ilgili en önemli soruyu sorarak başlıyor. “Önceleri dar bir yasallık verilmesine karşın bugünün şirketlerinin yaşamlarımız üstünde bu denli olağanüstü güç ve etkinlik kazanmasına izin veren nedir?”</p>
<p style="text-align: justify;"><em>“ABD’nin ilk yıllarında devletçe imtiyaz verilmiş çok az şirket vardı. Onların da sermayeleri, ne yapacakları, ne kadar çalışacakları ve ne kadar ücret alacakları imtiyazlarında yazılıydı. Onun dışında başka bir şey yapmazlardı. Başka bir şirkete sahip değillerdi ve olamazlardı. Hissedarları sorumlu tutulabilirdi.” (filmden)</em></p>
<p style="text-align: justify;">Hem yasada hem de kültürde kamu yararına hizmet etmek için kurulmuş olmalarına karşın bir süre sonra şirketlerin bu yükümlülükten kurtulduğunu ve “kimin zararına olursa olsun mümkün olduğunca çok kâr yutmaya çalışan bir canavara” dönüştüğünü iddia eden belgesel, şirketin “yapay bir varlık” olduğunun unutulduğunu ifade ediyor.</p>
			<p><a href="https://www.otekisinema.com">Öteki Sinema</a> &copy; 2026 | 
			0 yorum | <a href="https://www.otekisinema.com/the-corporation-2003/">yazının devamı &raquo;</a></p>
		]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.otekisinema.com/the-corporation-2003/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cehennemin Dibi: The Cove (2009)</title>
		<link>https://www.otekisinema.com/the-cove-2009/</link>
					<comments>https://www.otekisinema.com/the-cove-2009/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Salim Olcay]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 16 Oct 2024 09:02:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Belgesel]]></category>
		<category><![CDATA[Film İncelemeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Tabrizi]]></category>
		<category><![CDATA[Flipper]]></category>
		<category><![CDATA[Japonya]]></category>
		<category><![CDATA[Koy]]></category>
		<category><![CDATA[Louie Psihoyos]]></category>
		<category><![CDATA[Richard O'Barry]]></category>
		<category><![CDATA[Seaspiracy]]></category>
		<category><![CDATA[The Cove]]></category>
		<category><![CDATA[Yunus]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.otekisinema.com/?p=141217</guid>

					<description><![CDATA[Louie Psihoyos’un yönettiği The Cove, Uluslararası Balina Komisyonu (IWC) tarafından yasaklanmış olmasına karşın yunus ve balina avcılığına izin veren hatta bunu teşvik eden ancak inkâr eden Japon hükümetinin sebep olduğu katliamı gözler önüne seren bir belgesel.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Louie Psihoyos’un yönettiği The Cove, Uluslararası Balina Komisyonu (IWC) tarafından yasaklanmış olmasına karşın yunus ve balina avcılığına izin veren hatta bunu teşvik eden ancak inkâr eden Japon hükümetinin sebep olduğu katliamı gözler önüne seren bir belgesel. Yönetmen, katliamın odak noktası olan Taiji kasabasında bir balina müzesi bulunduğunu, neler olup bittiğini bilmeyenler için yunusları ve balinaları seven bir yer olarak görülebileceğini, ancak yaşananların “alacakaranlık kuşağı” kadar korkunç olduğunu söyler.</p>
<p style="text-align: justify;">Ülkemizde de gösterilen Flipper (1964) isimli dizide rol alan Richard O’Barry, Flipper rolünü oynayan Cathy isimli yunusun ölümüne tanık olmasının ardından esaret altındaki yunusları kurtarmaya kendini adamaya karar vermiştir. “İsteseydim, Karayip Adaları&#8217;nda kendime ait bir havuz işletip bu adamlar gibi senede 2-3 milyon dolar kazabilirdim” diyen O’Barry, bu anı şöyle anlatır.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>“Cathy, büyük stres altındaydı. Bunu hissedebiliyordum. Görebiliyordum. Ve kollarımda intihar ederek öldü. Yunuslar ve diğer balina türleri, bizler gibi istem dışı nefes alan canlılar değiller. Aldıkları her nefes, bilinçli bir hareketin sonucudur. Ve eğer hayat katlanılmaz hâle gelmişse, bir sonraki nefesi almayarak buna bir son verebilirler. Bu yüzden intihar kelimesini kullanabiliyorum. O da böyle yaptı. Kollarıma doğru yüzdü, gözlerimin içine baktı, derin bir nefes aldı ve başka almadı. Havuzun dibine doğru battı ve öylece kaldı.” (filmden)</em></p>
			<p><a href="https://www.otekisinema.com">Öteki Sinema</a> &copy; 2026 | 
			0 yorum | <a href="https://www.otekisinema.com/the-cove-2009/">yazının devamı &raquo;</a></p>
		]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.otekisinema.com/the-cove-2009/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Eroğlu Kızlar Orkestrası: Tabuları Yıkan Kadınlar</title>
		<link>https://www.otekisinema.com/eroglu-kizlar-orkestrasi-tabulari-yikan-kadinlar/</link>
					<comments>https://www.otekisinema.com/eroglu-kizlar-orkestrasi-tabulari-yikan-kadinlar/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Murat Tolga Şen]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 10 Oct 2024 08:53:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Belgesel]]></category>
		<category><![CDATA[Film İncelemeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Sineması]]></category>
		<category><![CDATA[Altın Portakal]]></category>
		<category><![CDATA[eroğlu kızlar orkestrası]]></category>
		<category><![CDATA[Hasan Basri Özdemir]]></category>
		<category><![CDATA[Musa Ak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.otekisinema.com/?p=141151</guid>

					<description><![CDATA[Eroğlu Kızlar Orkestrası’nın zamanla unutulmaya yüz tutmuş hikayesini yeniden gün ışığına çıkaran Musa Ak ve Hasan Basri Özdemir, "Bir Orkestranın İzinde" adlı belgeselle izleyiciyi geçmişe doğru nostaljik bir yolculuğa çıkarıyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="flex max-w-full flex-col flex-grow">
<div class="min-h-8 text-message flex w-full flex-col items-end gap-2 whitespace-normal break-words [.text-message+&amp;]:mt-5" dir="auto" data-message-author-role="assistant" data-message-id="a0b20766-32e9-43c4-9517-9b15061bf3db" data-message-model-slug="gpt-4o">
<div class="flex w-full flex-col gap-1 empty:hidden first:pt-[3px]">
<div class="markdown prose w-full break-words dark:prose-invert light">
<p style="text-align: justify;">Türkiye’de kadınların rock müziğiyle sahneye çıkmasının hikayesi, cesaret ve başkaldırıyla örülü uzun bir yolculuk. Volvox’un kadın rock müziğinin öncüsü olarak kabul edilmesi doğru bir değerlendirme olabilir; ancak bu devrimin kökleri aslında 1968 yılına, Türkiye’nin ilk kadın rock grubu Eroğlu Kızlar Orkestrası’na kadar uzanıyor. Bu hikaye, sadece müzikle sınırlı değil; kadınların kendini sahnede ifade etme mücadelesini ve toplumsal tabularla yüzleşme cesaretini de içeriyor.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="https://www.otekisinema.com/wp-content/uploads/2024/10/Poster_TR_Bir_orkestraninizinde.jpeg"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-141158 alignright" src="https://www.otekisinema.com/wp-content/uploads/2024/10/Poster_TR_Bir_orkestraninizinde-620x869.jpeg" alt="" width="300" height="421" srcset="https://www.otekisinema.com/wp-content/uploads/2024/10/Poster_TR_Bir_orkestraninizinde-620x869.jpeg 620w, https://www.otekisinema.com/wp-content/uploads/2024/10/Poster_TR_Bir_orkestraninizinde-300x420.jpeg 300w, https://www.otekisinema.com/wp-content/uploads/2024/10/Poster_TR_Bir_orkestraninizinde-768x1076.jpeg 768w, https://www.otekisinema.com/wp-content/uploads/2024/10/Poster_TR_Bir_orkestraninizinde-1096x1536.jpeg 1096w, https://www.otekisinema.com/wp-content/uploads/2024/10/Poster_TR_Bir_orkestraninizinde-60x84.jpeg 60w, https://www.otekisinema.com/wp-content/uploads/2024/10/Poster_TR_Bir_orkestraninizinde.jpeg 1142w" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" /></a>Eroğlu Kızlar Orkestrası’nın kuruluşu, müzikle iç içe büyüyen bir ailenin hikayesiydi. Cenk Eroğlu’nun halaları, çocuk yaşlarından itibaren müziğe olan tutkularıyla dikkat çekiyor ve bu tutkularını sahneye taşımak istiyorlardı. Bir müzik dersanesi sahibi olan Babaları Kemal Eroğlu&#8217;nun desteğini alarak çıktıkları bu yolda, Türkiye’nin o dönemki koşulları göz önünde bulundurulduğunda, sahnede tamamen kadınlardan oluşan bir rock grubunun olması oldukça sıra dışıydı. Kadınların sahneye çıkması bile başlı başına bir meydan okumayken, onlar rock, caz ve halk müziği gibi farklı türleri bir araya getirerek müzikal anlamda yenilikçi bir çizgi benimsediler.</p>
<h3 style="text-align: justify;">Bir Orkestranın İzinde: Cesur Müziğin Öyküsü</h3>
<p style="text-align: justify;">Eroğlu Kızlar Orkestrası’nın zamanla unutulmaya yüz tutmuş hikayesini yeniden gün ışığına çıkaran Musa Ak ve Hasan Basri Özdemir, &#8220;Bir Orkestranın İzinde&#8221; adlı belgeselle izleyiciyi geçmişe doğru nostaljik bir yolculuğa çıkarıyor. Belgesel, yalnızca bir müzik grubunun hikayesini anlatmakla kalmıyor; aynı zamanda Türkiye’nin toplumsal ve kültürel tarihine dair önemli bir pencere de açıyor. Ak ve Özdemir, belgeselde grubun müzikal macerasını derinlemesine işlerken, izleyiciye Eroğlu Kızlar Orkestrası’nın sahne arkasındaki dinamiklerini, grup üyelerinin iç dünyalarını ve dönemin zorluklarını samimi bir dille aktarıyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Belgesel, Eroğlu Kızlar Orkestrası’nın kuruluşundan başlayarak müziğe olan tutkularını, sahnede yaşadıkları zorlukları ve başarılarını detaylı bir şekilde gözler önüne seriyor. Grubun neden dağıldığı, hangi toplumsal baskılara karşı direndiği gibi konular, izleyiciyi o yılların ruhuna götürerek daha kişisel ve empatik bir bakış açısı sunuyor. Ak ve Özdemir’in sinemacılık anlayışı, belgeselin dramatik yapısını güçlendiriyor ve izleyiciyi adeta grubun bir parçasıymış gibi hissettiriyor. Grubun sahneye çıktığı anları, prova süreçlerini ve müziğe olan tutkularını izlerken, Eroğlu Kızlar Orkestrası’nın aslında bir dönem kadın müzisyenler için neleri başardığını daha derinden anlama fırsatı buluyorsunuz.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="https://www.otekisinema.com/wp-content/uploads/2024/10/Bir-Orkestranin-Izinde_FilmStill6.png"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-medium wp-image-141157" src="https://www.otekisinema.com/wp-content/uploads/2024/10/Bir-Orkestranin-Izinde_FilmStill6-620x279.png" alt="" width="620" height="279" srcset="https://www.otekisinema.com/wp-content/uploads/2024/10/Bir-Orkestranin-Izinde_FilmStill6-620x279.png 620w, https://www.otekisinema.com/wp-content/uploads/2024/10/Bir-Orkestranin-Izinde_FilmStill6-300x135.png 300w, https://www.otekisinema.com/wp-content/uploads/2024/10/Bir-Orkestranin-Izinde_FilmStill6-768x346.png 768w, https://www.otekisinema.com/wp-content/uploads/2024/10/Bir-Orkestranin-Izinde_FilmStill6-1536x692.png 1536w, https://www.otekisinema.com/wp-content/uploads/2024/10/Bir-Orkestranin-Izinde_FilmStill6-60x27.png 60w, https://www.otekisinema.com/wp-content/uploads/2024/10/Bir-Orkestranin-Izinde_FilmStill6.png 1726w" sizes="auto, (max-width: 620px) 100vw, 620px" /></a></p>
<h4 style="text-align: justify;">Cenk Eroğlu’nun Anlatımı: Aileden Miras Bir Hikaye</h4>
<p style="text-align: justify;">Belgeselin en güçlü yanlarından biri de Cenk Eroğlu’nun katkısı. Eroğlu, grubun hikayesini kendi anıları ve ailesiyle olan bağlantıları üzerinden anlatırken, bu tarihi sadece müziksel bir anlatıdan ibaret olmaktan çıkarıyor. Onun gözünden anlatılan hikaye, aynı zamanda bir aile meselesi ve bir kuşağın direnişi haline geliyor. 90’ların rock müziğine &#8220;Ben Yağmurda Doğdum&#8221; gibi unutulmaz şarkılarla imza atan Eroğlu, belgeselde halalarının cesaretinden ilham aldığını ve onların açtığı yolda müzikal mirası devam ettirmenin kendisi için ne kadar anlamlı olduğunu dile getiriyor. Bu anlatımlar, belgeselin duygusal bağını güçlendiriyor ve izleyiciye, sahne arkasındaki gerçekleri daha iyi anlama şansı sunuyor.</p>
<h4 style="text-align: justify;">Volvox ve Kadın Rock’ın Evrimi</h4>
<p style="text-align: justify;">Eroğlu Kızlar Orkestrası’nın sahnede oluşturduğu cesur tavır, yalnızca kadın rock müziği için değil, genel anlamda Türk müziği için de önemli bir dönüm noktası oldu. Grubun sahnedeki performansları ve dönem normlarına başkaldıran tavırları, Türkiye’deki kadın rock müziğinin zeminini oluşturdu. Eroğlu Kızlar Orkestrası’nın açtığı yoldan yürüyen bir diğer grup ise 1980’lerin sonunda kurulan Volvox oldu. Şebnem Ferah, Özlem Tekin, Gül Ağırca ve Ebru Bank’ın bir araya gelerek oluşturduğu bu grup, Türkiye’de kadın rock müziğinin farklı bir boyuta taşınmasını sağladı. Volvox’un sahneye çıktığı ilk yıllardan itibaren alternatif rock ve grunge gibi daha cesur ve sert tarzlara yönelmesi, kadın müzisyenlerin de bu türlerde söz sahibi olabileceğini gösterdi. 90’ların başında grup üyelerinin solo kariyerlere yönelmesiyle dağılsa da, Volvox’un etkisi sahnede yankılanmaya devam etti. Şebnem Ferah’ın melankolik tarzı ve Özlem Tekin’in enerjik sahne duruşu, Türkiye’de kadın rock müziğinin temel taşları haline geldi.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="https://www.otekisinema.com/wp-content/uploads/2024/10/Bir-Orkestranin-Izinde_FilmStill1.png"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-medium wp-image-141152" src="https://www.otekisinema.com/wp-content/uploads/2024/10/Bir-Orkestranin-Izinde_FilmStill1-620x324.png" alt="" width="620" height="324" srcset="https://www.otekisinema.com/wp-content/uploads/2024/10/Bir-Orkestranin-Izinde_FilmStill1-620x324.png 620w, https://www.otekisinema.com/wp-content/uploads/2024/10/Bir-Orkestranin-Izinde_FilmStill1-300x157.png 300w, https://www.otekisinema.com/wp-content/uploads/2024/10/Bir-Orkestranin-Izinde_FilmStill1-768x402.png 768w, https://www.otekisinema.com/wp-content/uploads/2024/10/Bir-Orkestranin-Izinde_FilmStill1-60x31.png 60w, https://www.otekisinema.com/wp-content/uploads/2024/10/Bir-Orkestranin-Izinde_FilmStill1.png 1413w" sizes="auto, (max-width: 620px) 100vw, 620px" /></a></p>
<p style="text-align: justify;">Eroğlu Kızlar Orkestrası&#8217;nın hikayesi, müzik tarihimizde unutulmaya yüz tutmuş ancak yeniden keşfedilmesi gereken önemli bir yolculuğu anlatıyor. Musa Ak ve Hasan Basri Özdemir’in belgeseli bu hikayeyi büyük bir titizlikle gün yüzüne çıkarırken, izleyicilere yalnızca bir müzik grubunun serüvenini değil, aynı zamanda kadın müzisyenlerin verdiği mücadelenin dramatik bir yansımasını sunuyor. Bu belgesel, Altın Portakal’da bir hazinenin keşfi gibi, kaybolan bir tarihin izini sürenler için paha biçilmez bir değer taşıyor.</p>
</div>
</div>
</div>
</div>
<p></p>
			<p><a href="https://www.otekisinema.com">Öteki Sinema</a> &copy; 2026 | 
			1 yorum | <a href="https://www.otekisinema.com/eroglu-kizlar-orkestrasi-tabulari-yikan-kadinlar/">yazının devamı &raquo;</a></p>
		]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.otekisinema.com/eroglu-kizlar-orkestrasi-tabulari-yikan-kadinlar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>1 Al 3 Öde: The True Cost (2015)</title>
		<link>https://www.otekisinema.com/the-true-cost-2015/</link>
					<comments>https://www.otekisinema.com/the-true-cost-2015/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Salim Olcay]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 04 Oct 2024 17:40:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Belgesel]]></category>
		<category><![CDATA[Film İncelemeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Andrew Morgan]]></category>
		<category><![CDATA[Bangladeş]]></category>
		<category><![CDATA[Fashion]]></category>
		<category><![CDATA[Fast Fashion]]></category>
		<category><![CDATA[Giysi]]></category>
		<category><![CDATA[Kütlü]]></category>
		<category><![CDATA[Moda]]></category>
		<category><![CDATA[Pamuk]]></category>
		<category><![CDATA[Rana Plaza]]></category>
		<category><![CDATA[The True Cost]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.otekisinema.com/?p=141134</guid>

					<description><![CDATA[İzlediğim en iyi belgesellerden biri olan ve “Öğrendiklerimiz moda konusundaki düşünme şeklimizi değiştirdi, umarım sizin üzerinizde de aynı etkiyi yapar” diyen The True Cost'un bu temennisini yinelemek ister ve izleyen herkes üzerinde aynı etkiyi yapmasını dilerim.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Andrew Morgan’ın The True Cost isimli belgeseli, “Bu bir giyim hikâyesi” sözleriyle başlıyor ve “izleyecekleriniz açgözlülük, korku, güç ve yoksulluk hikâyesi” diyerek devam ediyor. “Basit bir giysi” konusunun yoksulluk, korku, açgözlülük gibi kavramlarla aynı anda anılması, ilk anda seyirciye tuhaf gelebilecek olsa da, herhangi bir kapitalist endüstri yağma, talan ve sömürü olmaksızın kurulamayacağından hiç de şaşırtıcı görülmemelidir. İzlediğim en iyi belgesellerden biri olan ve “Öğrendiklerimiz moda konusundaki düşünme şeklimizi değiştirdi, umarım sizin üzerinizde de aynı etkiyi yapar” diyen filmin bu temennisini yinelemek ister ve izleyen herkes üzerinde aynı etkiyi yapmasını dilerim.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>“Eskiden bir moda sistemimiz vardı. İnsanlar defilelere gider, sezonun modasını görürdü. Bu iş yıllarca böyle yürümüştü. Ne var ki, bu endüstri yeniden oluşturuldu. Temelde daha çok ürün değişsin diye, her hafta yeni bir şeyler çıkıyor. Bunu yaratan şey ise Fast Fashion.” (filmden)</em></p>
			<p><a href="https://www.otekisinema.com">Öteki Sinema</a> &copy; 2026 | 
			1 yorum | <a href="https://www.otekisinema.com/the-true-cost-2015/">yazının devamı &raquo;</a></p>
		]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.otekisinema.com/the-true-cost-2015/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sürdürülebilir Katliam: Seaspiracy (2021)</title>
		<link>https://www.otekisinema.com/seaspiracy-2021/</link>
					<comments>https://www.otekisinema.com/seaspiracy-2021/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Salim Olcay]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 29 Sep 2024 19:36:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Belgesel]]></category>
		<category><![CDATA[Film İncelemeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Tabrizi]]></category>
		<category><![CDATA[Balıkçılık]]></category>
		<category><![CDATA[Cowspiracy]]></category>
		<category><![CDATA[Deniz]]></category>
		<category><![CDATA[Kip Andersen]]></category>
		<category><![CDATA[Mine Yıldırım]]></category>
		<category><![CDATA[Okyanus]]></category>
		<category><![CDATA[Seaspiracy]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.otekisinema.com/?p=141053</guid>

					<description><![CDATA[Cowspiracy (2014) belgeselinin devamı olarak görebileceğimiz Seaspiracy (2021), okyanuslara en büyük zararın balıkçılık endüstrisi tarafından verildiğini iddia ederken, bu sorunu görmezden gelen sözde çevre örgütlerini de itham etmekten çekinmiyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Cowspiracy (2014) belgeselinin devamı olarak görebileceğimiz Seaspiracy, okyanuslara en büyük zararın balıkçılık endüstrisi tarafından verildiğini iddia ederken, bu sorunu görmezden gelen sözde çevre örgütlerini de itham etmekten çekinmiyor. İlk filmde de çevre örgütlerinin hayvancılık endüstrisi hakkında konuşmaktan kaçındığını görmüştük. Geçen zaman içerisinde hiçbir şeyin değişmediğine tanık olmanın acı verici olduğunu söylemeliyim.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>“Sadece ABD&#8217;de her saniye 52 ton çiftlik hayvanı dışkısı ortaya çıkıyor ve bu atıklar okyanuslara dökülüyor. Okyanuslarımızın durumuyla ilgili bir tartışmanın anlamlı olması için konuya mutlaka karadaki hayvancılıktan başlanması gerekir.” (Cowspiracy)</em></p>
			<p><a href="https://www.otekisinema.com">Öteki Sinema</a> &copy; 2026 | 
			0 yorum | <a href="https://www.otekisinema.com/seaspiracy-2021/">yazının devamı &raquo;</a></p>
		]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.otekisinema.com/seaspiracy-2021/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Zıkkımın Kökü: Cowspiracy (2014)</title>
		<link>https://www.otekisinema.com/cowspiracy-2014/</link>
					<comments>https://www.otekisinema.com/cowspiracy-2014/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Salim Olcay]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 18 Sep 2024 11:32:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Belgesel]]></category>
		<category><![CDATA[Film İncelemeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Bill Gates]]></category>
		<category><![CDATA[Cowspiracy]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvancılık]]></category>
		<category><![CDATA[Keegan Kuhn]]></category>
		<category><![CDATA[Kip Andersen]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.otekisinema.com/?p=140973</guid>

					<description><![CDATA[Cowspiracy (2014) isimli belgesel, doğaya, hayvanlara ve insanlara telafisi imkânsız zararlar veren endüstriyel hayvancılığın içyüzünü ifşa ediyor.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Doğaya, hayvanlara ve insanlara telafisi imkânsız zararlar veren endüstriyel hayvancılığın içyüzünü ifşa eden Cowspiracy (2014) isimli belgesel, yönetmenin “Benim adım Kip. Sıradan bir Amerikalı çocuk olarak büyüdüm. Kolay bir hayatım vardı ve hiçbir derdim yoktu” sözleriyle başlıyor. İklim değişikliği ve küresel ısınmayla ilgili bir belgesel izledikten sonra “rahatının kaçtığını” ve böylece hem kendi “uyanışını” hem de “hepimizin bu gezegende dengeli bir şekilde yaşayabilmesi” için yapılması gerekeni anlatmak için belgeseli çekmeye karar verdiğini söyleyen yönetmen şöyle devam ediyor.</p>
<p style="text-align: justify;"><em>“Takıntılı bir çevreci haline geldim. Geri dönüşüme ve kompostlamaya başladım, tüm ampullerimi değiştirdim, kısa duşlar aldım, dişlerimi fırçalarken suyu kapadım. Odadan çıkarken ışığı kapadım ve her yere bisikletimle gitmeye başladım. Ne var ki, yıllar geçtikçe her şey daha da kötüye gidiyor gibiydi.” (filmden)</em></p>
			<p><a href="https://www.otekisinema.com">Öteki Sinema</a> &copy; 2026 | 
			0 yorum | <a href="https://www.otekisinema.com/cowspiracy-2014/">yazının devamı &raquo;</a></p>
		]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.otekisinema.com/cowspiracy-2014/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Frankenstein’ın Peçetesi: Super Size Me (2004)</title>
		<link>https://www.otekisinema.com/super-size-me-2004/</link>
					<comments>https://www.otekisinema.com/super-size-me-2004/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Salim Olcay]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 08 Sep 2024 14:29:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Belgesel]]></category>
		<category><![CDATA[Film İncelemeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Fast Food]]></category>
		<category><![CDATA[Hamburger]]></category>
		<category><![CDATA[McDonald’s]]></category>
		<category><![CDATA[Morgan Spurlock]]></category>
		<category><![CDATA[Super Size Me]]></category>
		<category><![CDATA[Yiyecek]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.otekisinema.com/?p=140768</guid>

					<description><![CDATA[Super Size Me'ye başlamadan önce doktor kontrolünden geçerek, genel sağlığının “gayet iyi” olduğunu açıkça ortaya koyan ve “30 gün boyunca, günde üç öğün menüdeki her şeyi yiyeceğini” söyleyen Spurlock, ilk andan itibaren her gününü kayıt altına alır.]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Obezite hastalıklarından fast-food şirketlerini sorumlu tutan, biri 14, diğeri 19 yaşındaki iki kızın McDonald’s’a dava açmaları ancak sonuç alamamaları üzerine kızların iddialarını desteklemek isteyen Morgan Spurlock, 30 gün boyunca sadece McDonald’s menülerinden “beslenmeye” karar verir ve bunu belgelemek için Super Size Me (2004) isimli filmi çeker. Film, şirket avukatlarının davayı saçma bulduklarını ve “Yiyeceklerin zararları herkes tarafından biliniyor. Bu çocuklar kilo ve sağlık problemlerinin nedeninin şirketimiz menülerinden kaynaklandığını ispatlayamazlar” dediğini aktarır. Avukatların, “özrü kabahatinden büyük” diyebileceğimiz, “yiyeceklerin zararlarını” herkesin bildiğine yönelik savunmaları, şaşırtıcı değil kazanç sağladığı sürece her şeyin yapılabileceğini meşru gören kapitalizmin özüne uygundur.</p>
			<p><a href="https://www.otekisinema.com">Öteki Sinema</a> &copy; 2026 | 
			0 yorum | <a href="https://www.otekisinema.com/super-size-me-2004/">yazının devamı &raquo;</a></p>
		]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.otekisinema.com/super-size-me-2004/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
