Baha Serter: ‘Sorun sosyal, politik ama en çok da ekonomik’

Bir zamanlar Beyoğlu sinemaları: Alkazar

Kapatılan, yıkılan sinemalarla ilgili söylenecek çok şey var ama her zaman sorun dönüp dolaşıp azalan seyirciye, seyircisizliğe dayanıyor. Alkazar, Emek ve şimdi de bıçağın kemiğe dayandığı son noktada bir kez daha kapanmaktan başka çare kalmadı çığlığını atan Beyoğlu Sineması… 1989 yılında açılan sinema sürekli dayanma sınırlarını zorlayarak ve bir hayli de borçlanarak artık 30 Haziran’da kapanıyor. Bu çığlığı çok defa duyduk, birtakım destek programlarıyla sinema ayağa kaldırılmaya çalışıldı ama bu kez sona gelinmiş gibi hissettim sinemanın sahibi Baha Serter’le konuşurken. Kısa, lafın değil de hüznün ön planda olduğu bir sohbet oldu. Tüm haliyle sizinle paylaşıyorum.

Öteki Sinema için söyleşen: Banu Bozdemir

Beyoğlu Sineması kapanıyor, öncelikle buna neden olan sebepler neler sizce diye sorsam?

O kadar çok sebep var ki.. Ekonomik, sosyal, politik. Yaşam tarzlarının değişmesi gibi birçok sebebi ortaya sürebiliriz ama bugünkü problemimiz ekonomik. Biz kendimizi yenileyemedik, çünkü seyirci gelmiyordu. Gelmeyince de yenileyemedik yani birbirini tetikleyen nedenler. Bir kısır döngünün içindeyiz.

Burayı 89 yılında yaptık. Burada bir sinema yoktu. Yukarısı gibi dizilmiş dükkanlar vardı. Dükkanları kiraladık, yıktık, kazdık ve sinema yaptık. İlk yapıldığında yepyeniydi. Ondan sonra AVM’ler açıldı.

İlk ne zaman etkileri hissedilmeye başlandı?

İlk önce dağıtım ağı tekelleşti. O zamanlarda biz bağımsız sinemacılar kör topal götürüyorduk. Ama yatırım, yenilenme yapabilecek durumumuz yoktu. Arkasından sinemalarda gösterim zinciri de tekelleşince biz 12 sene önce kapanıyoruz diye yayınladık. Ama biz tek olmayacağız bizim arkamızdan Emek, Alkazar da kapanacak diye bildiri yayınladık. Onlar kapandı, çünkü gidişat o. Burada bombalar da patladı, yollar da kazıldı. Yeni neslin sinemayla ilişkisi bizim gibi değil. Sinemanın formatı değişti çünkü, internetten izliyorlar çokça. Bir estetik ayrımı da yok, çamur gibi olsa da izliyorlar. VHS kasetler çıktığında da videodan izliyorlardı. Şimdi daha kalitesini izliyorlar tabii yine de.

İlk Capitol açıldığında karşı tarafta Altunizade’de sinema mı olur dedik. Ondan sonra gördük ki orada yemek yeme, otoparkı olduğu için oraları tercih etme durumu başlamış. Yemeğini yiyor, filmini izliyor, arabasına binip evine dönüyor. Böyle bir profil var artık sinema izleyicisinde. İlla sosyal bir yanı var sinemaların. Beyoğlu’nda cafe yoktu, bizim buradaki cafede insanlar oturmaya yer bulamazdı. Ayakta beklerlerdi oturmak için. Ama şimdi boş…

Yolun sonu mu yani bu durum?

Bakkallar var hala mahalle aralarında veresiye çalışan ama sinema öyle değil. Bakkal gibi bir şansı yok. Yardım çağrısı yaptık, sponsor aradık. Kirayı düşürün dedik, aşağıdaki dükkanları boşalttık. Çalışanlar doğru dürüst zam almıyor. Elimizden geleni yaptık ama… Sinemanın adını değiştirelim sizin adınızı koyalım, sponsor olun buraya dedik ama cazip gelmedi kurumlara. Bir yandan tekelin içindeki sinemalar da sanatsal filmler göstermeye başladılar. Bizi kapatmak için yapılmış şeyler sanki onlar da.

Bu kararı vermek çok zor olsa gerek…

Midemize ağrılar girdi, uykularımız kaçtı. Kolay bir şey değil yani. Hem doğumunu hem ölümünü görüyorsun. Burayla bağımız kalmayacak, sonrasında ne olur bilmiyoruz burası. Yarısı Borusan’a ait buranın. Yani mal sahibi.

Peki biz de şunu yapamadık, o yüzden böyle oldu dediğiniz oldu mu?

Olmaz mı, biraz önce söyledim aslında. AVM’lere gittiğiniz zaman oranın koltuklarıyla burası bir mi? Elimize biraz para geçince fuayeyi yaptık, Pera’yı yeniledik en son. Beceremedik demek.

Bu tarz bağımsız film izlemek isteyenlerin çabası da yetmedi demek, ya da onlar da gelmemeye başladı…

Siz benden daha iyi biliyorsunuz, açın bakın gişe rakamlarını. Hangi film kaç gişe yapmış. Yüz bin yapan yok aralarında. Neredeyse 50 bin yapan bile yok. Başka Sinema ilk sene iyiydi. Ama onlara vereceğimiz parayla kirayı verdik, maaşları ödedik. Onların parasını da ödeyemedik.

Son olarak neler söylersiniz peki?

Şair falan olmak lazım ifade edebilmek için. Benim kızım burası açıldığında iki yaşındaydı, şimdi onun kızı iki yaşından büyük. O kadar zaman hayatımız geçti burada. Ben mühendisim ama bu saatten sonra onu da yapamam.

Belediye’den falan bir ses, destek yok mu?

Valla gidin konuşun bizim adımıza, ne söylerseniz kabulümüz, altına imzamızı atarız.  Ama böyle bir şey yok tabii. Belediye kendi hizmetlerini yapamıyor ki kalksın bununla uğraşsın. Kaç kere şu İstiklal caddesi tadilattan geçti. Festival zamanı yolların halini biliyorsunuz. Sansasyon yaratacak cümle isteniyorsa söylerim tabii. Ama bizim başımız önümüze eğik. Başkalarına laf söyleyecek gücümüz yok. İlla seyirciyi buraya çekecek bir şeyler yapılabilirdi ama yapamadık demek.

Öteki Sinema yayın yönetmeni Murat Tolga Şen’in konuya ilişkin görüşleri…

Yazar hakkında: Banu Bozdemir

İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü mezunu... Sinema yazarlığına Klaket dergisiyle adım attı, Milliyet Sanat muhabirliği yaptı. Film+, Cumhuriyet, Yeni Yüzyıl, Vatan'da çalıştı. Sky Türk Tv’de sinema, "sanat ve sevgilim İstanbul" programlarında yapımcı, sunucu ve yönetmenlik yaptı. TRT için Bakış isimli bir kısa film çekti. Cinedergi.com da editör… Yayınlanmış 18 adet çocuk kitabı var ve Leylalı Haller adında bir gençlik romanı var.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir