Gerek sinema öncesi geçmişi gerekse sinema kariyerindeki tercihler hesaba katıldığında 1970’lerde Amerikan sinemasına damgasını vuran kuşağın belki de en ilginç mensubu Paul Schrader’dır.
Picnic at Hanging Rock, “her şey başlar ve biter” ve “gördüklerimizi sandığımız rüya içinde bir rüya” diyerek sonu olan yaşamın hüznünü duyumsatır süresi boyunca.
Şerif Gören’in 80’li yılların ikinci yarısında Almanya’da olduğu dönemde çektiği Polizei filmi, Almanya’ya göç etmiş bir ailenin oğlu olan Ali Ekber’in şahsında Almanya’da yaşayan
A Girl Unknown, bir bakışın, bir bekleyişin, kapı aralığında kurulan bir kadrajın ya da söylenmeden bırakılmış bir cümlenin, büyük ve sarsıcı dışavurumlardan daha kalıcı
Pedro Almodovar'ın Münih Film Festivali'ndeki Amarga Navidad (Bitter Christmas) gösterimi, yeni bir filmin prömiyerinden çok, uzun yıllardır tanıdığını düşündüğünüz biriyle ilk kez aynı salonda
Krakatoa, alışıldık seyir deneyimini zorlayan, yoğun ve duyusal tercihleriyle öne çıkıyor. Nitekim filmdeki bu radikal tercihler, sinema dünyasında son dönemde filizlenen daha geniş kapsamlı
Robert Altman stüdyolara, televizyonlara, yıldız sistemine, her türlü jüri ve kurula savaş ilan eden isyankâr bir deliydi. Bıkmadan usanmadan bir filmi istediği gibi çekmeye çalıştı ve bedeli neyse ödedi.
Yeşilçam’ın seks furyasına baktığımızda, sadece müstehcenliği değil; bir toplumun modernleşme sancılarını, köyden kente göçün travmalarını, sınıfsal öfkenin mizaha ve cinselliğe bürünmüş hâlini görürüz. O
Eşkıya, popüler melodramın (sadakat/ihanet/özveri) nabzını, 90’ların neo-noir kent şiddeti ve endüstriyel ölçekte parlatılmış görsel-işitsel estetikle alaşımlar. Bu sayede Yeşilçam’ın duygusal arketipleri, çağdaş biçimle yeniden
Çiçek Abbas filmi alternatif bir etik önermez; yer değiştirmeyi ödüllendirir. Abbas başka türlü davranabilir miydi? Evet—ama bunun için filmin evrenine “yer değiştirme” yerine “kurum değiştirme”
Abuzer Kadayıf (2000) da benim nazarımda ilginç bir fikirle başlayan, umut vaat eden ama bu ilginç konuyu yeterince incelikli olarak işleyemeyen, keçiboynuzu gibi bir
Belki de Kâinatın Hâkimlerinin asıl başarısı, istemeden de olsa dijital yayıncılığın sefaletini görünür hâle getirmesi. Film sinemada başarısız oldu çünkü seyirci onu seyretmek için yeterli neden bulamadı. Prime Video’da başarılı oldu çünkü seyircinin önünde daha cazip çok az seçenek vardı. İki sonuç
Bugün Türk sinemasının karşı karşıya olduğu sorun yalnızca finansal değil. Siyasi baskılar ve otosansür yüzünden anlatılabilecek konular daralıyor. Yapımcılar risk almıyor. Televizyon estetiği sinemaya taşınıyor.
Ellerin; emek gücü, ifade aracı, dil olması; zevk verme özelliği, insanlığın gelişimine katkısının yanı sıra hep dehşet verici bir güzelliği de olmuştur.
Ali Kemal Güven ve Erdi Işık’ın İstanbul Film Festivali’nde yarışacak yeni filmleri Sultana, izleyiciyle buluşmadan önce, Tuba Büyüküstün’ün bedeni etrafında şekillenen “vücut kılı” tartışmasıyla gündeme gelmiş görünüyor.
Bilimkurgu edebiyatının gidişatını sonsuza dek değiştiren ve siberpunk türünün mihenk taşı kabul edilen William Gibson imzalı "Neuromancer", Apple TV+ ekranlarında devasa bir diziye dönüşüyor.
Korku edebiyatının ustası Stephen King'in unutulmaz eseri "Carrie", bu kez televizyon ekranlarında terör estirmeye hazırlanıyor. Modern korku dehası Mike Flanagan'ın yaratıcılığını üstlendiği 8 bölümlük
Bize Bi’şey Olmaz nedenleri bol ama sonuçları eksik bir hikaye sunuyor. Ortaya çıkan yapı, güçlü bir dramatik bütünlükten ziyade, duygusal olarak akıcı fakat düşünsel
Aşk gerçekten iki kişi arasında kurulan bir bağ mıdır, yoksa öznenin kendi içindeki bir eksikliğin etrafında inşa ettiği bir kurgu mudur? Arzunun nesnesi olarak
Öteki Sinema yazarlarından Begüm Özdemir’in önerisi ile hazırladığımız son imece listemizin başlığı aslında her şeyi anlatıyor: ‘İzlemekten Bıkmadığımız Filmler’. Hepimizin izlemekten bıkmadığı filmler vardır.
O, bir çok öğrencisi için Can Hoca değil, Can Baba’ydı. Odasına gelen kimseyi çevirmez, rock müzik, bilim kurgu, korku, fantazi, çizgi romanlar ve diğer
Bağımsız sinemanın en prestijli dağıtım şirketlerinden biri olan Neon, Rumen yönetmen Cristian Mungiu’nun son Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye (Palme d’Or) kazanan yeni filmi "Fjord" için resmi fragmanı yayınladı.