Son Büyük Serserinin Ardından…

Başarılı oyuncu Birol Ünel, 4 Eylül’de kansere yenik düşerek hayatını kaybetti. Özellikle Fatih Akın filmlerindeki unutulmaz performanslarıyla hatırlanacak Ünel, Duvara Karşı filmindeki Cahit Tomruk karakteriyle uluslararası üne kavuşmuştu.

18 Ağustos 1961 tarihinde Mersin’in Silifke ilçesinde dünyaya gelen Birol Ünel, 1968 yılında ailesiyle birlikte Almanya’ya göç etti. Almanya’nın Bremen kentinde büyüyen Ünel, daha sonraki yıllarda Bremen yakınlarında küçük bir kasabada yaşayan tek Türk ailesinin kendilerinin olduğunu ancak buna rağmen uyum sorunu yaşamadığından bahsederken şunları söylemişti: ‘’Kendimi iki kültürü de tanıyan bir insan olarak görüyorum. Almanya’yı çok iyi tanıyorum ama burada hâlâ yabancıyım. Ancak bu kelimeyi olumsuz anlamda kullanmıyorum. Yabancı olarak insanın devamlı merakı oluyor, merak bir sanatçının motoru gibidir. Masamda ister Alman yemeği, ister Türk yemeği olsun fark etmez, önemli olan yemeğin tadının güzel olmasıdır. Alman vatandaşlığına geçmedim, hâlâ Türk vatandaşıyım.’’ Liseyi okuduktan sonra parke döşemeciliği çıraklığı yapan Birol Ünel’in tiyatroyla tanışması da o günlerde gerçekleşti. Gezici bir tiyatro topluluğuyla tanışan başarılı aktör, tanıştığı tiyatrocuların kendisini yönlendirmesiyle birlikte oyuncu olmaya karar vererek, Hannover’e taşındı. Burada bulunan Tiyatro ve Müzik Yüksek Okulu’nda eğitim alan Birol Ünel, bu yıllarda televizyon dizi ve filmlerinde ufak tefek roller alarak oyunculuk kariyerine başladı. Yıllar sonra oyunculuğa nasıl başladığına dair bir soruya ise şöyle yanıt vermişti: ‘’Kendim başardım her şeyi. Önümde bir örnek yoktu. Oyuncu olmaya karar verdim. Okula gittim ve 3 bin 600 başvuru arasından seçildim.’’

Sinema kariyerine 1987 yılında ‘’Yolcu’’ (Der Passagier, 1987) filmiyle başlayan Birol Ünel, 1992 yılında ise Berlin Tiyatrosu’na katıldı. Burada oynadığı ilk rol efsane Caligula karakteri oldu. 90’lı yıllarda özellikle tiyatro sahnelerinde yeteneğini sergileyen başarılı aktör, Berlin’deki Tacheles Tiyatrosu’nun kurucularından biri olurken Brecht’in tiyatrosu olarak bilinen Berliner Ensemble’da sahneye çıktı. Tiyatro sahnelerindeki başarısının ardından sinemada da irili ufaklı rollerde yer alan Birol Ünel, 2000 yılında hayatı için çok önemli bir yere sahip olacak yönetmen Fatih Akın’ın ‘’Temmuz’da’’ (I’m Juli, 2000) filminde rol aldı ve buradaki performansıyla dikkat çekmeyi başardı. 2001 yılında ise başrolünde Jude Law’ın yer aldığı ‘’Kapıdaki Düşman’’ (Enemy At The Gates, 2001) filminde ve Buket Alakuş’un ‘’Anam’’ filminde yer aldı.

2004 yılına geldiğimizde ise kendisini uluslararası üne kavuşturan Duvara Karşı (Gegen Die Wand, 2004) filminde Cahit Tomruk karakterine hayat verdi. Filmin yönetmeni Fatih Akın’ın bir gazete haberinden gördükten sonra film yapmak istediği bu hikaye, yönetmenin Birol Ünel’i filmin esas oğlanı olarak belirlemesinin ardından başka bir hale dönüştü. Ünel, filmin senaryosunun geliştirilmesinde yer alarak filme katkıda bulundu. Filmin ortak yapımcılarının özel hayatı sebebiyle Birol Ünel’in başrolde yer almamasına yönelik isteğini asla kabul etmeyen yönetmen Fatih Akın, yıllar sonra bu filmden bahsederken ‘’en başta Birol vardır, daha sonra diğerleri vardır’’ diyerek onun Duvara Karşı’ndaki önemini belirtmişti. Bu filmdeki performansıyla kendisini izleyen herkesi büyüleyen Birol Ünel için burada canlandırdığı Cahit Tomruk karakteri sanki kendisinin bir personası gibiydi. Öyle ki, filmin çekimleri sırasında yaşananlar bunun en büyük örneğiydi. Filmin açılış sahnesinde sarhoş olması gereken Birol Ünel, setin kurulmasını beklediği sırada içtiği içkilerden gerçekten sarhoş olmuş ve o sahneyi tamamen sarhoş bir şekilde canlandırmıştı. Hatta filmin akıllarda kalan sahnelerinden olan konser sahnesinde yine gerçekten sarhoş olan Birol Ünel, orada gerçekten bir kavgaya karışmış ve yönetmen Fatih Akın’ın kitabında belirttiğine göre oyuncunun bıçaklanmasına iki kişiden oluşan film ekibi engel olmuştu. Sağlık sorunları sebebiyle alkolü bırakması gereken Birol Ünel, hem hastalığında yaşadığı sorun hem de adapte olma sürecinden dolayı oldukça fazla bir şekilde kilo kaybı yaşayarak zayıflamış, bu yüzden filmin yarıda kalması dahi gündeme gelmişti. Filmin yönetmeni Fatih Akın, birlikte çalıştığı Birol Ünel’i tıpkı Jim Morrison ve Kurt Cobain gibi şiirsel özyıkımın bir karşılığı olarak görmüş, onun kendisine zarar veren halinin sadece senaryo gereği olmadığını söylemişti. Duvara Karşı filmlerinin çekimlerinde Türkiye’ye gelmesi gereken Birol Ünel, asker kaçağı olduğu için doğduğu ülkesine gelememiş ancak şansına o günlerde yürürlüğe giren af yasasından ilk yararlanan insan olarak belli bir miktar para ödedikten sonra Türkiye’ye giriş yapabilmişti. Birol Ünel, Türkiye’ye gelemediği o yıllar için en büyük üzüntüsünü babasının cenazesine katılamamak olduğunu söylerken yaşadıklarını şu cümlelerle ifade etmişti: ‘’Babamı aldık, uçağa koyduk. Herkes geçti kapıdan, bir ben havaalanında kaldım. Gidemiyorum. Yok. Yasak. Ne yasak? Babam ölmüş, onu gömmem lazım, ama yasak. O gün Berlin’de bir tek ben kalmışım gibi hissettim. Herkes o uçağa binip gitti, bir ben burada kaldım.’’

Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı ödülünü kazanmaya başaran Duvara Karşı filmiyle ününe ün katan Birol Ünel, Almanya’nın Oscar’ları kabul edilen Lola ödüllerinde yılın en iyi erkek oyuncusu seçildi. Ortalığı kasıp savurduğu o günlerde İstanbul’da Cihangir’de yaşamaya başlayan Birol Ünel, sokak çocuklarıyla ilgilenmeye ve onlarla vakit geçirmeye başladı. Sokakta yaşayan çocuklara kahvaltılarını götürüp, birlikte içki içen ve hatta zaman zaman onları evinde ağırlayan Birol Ünel için eski sevgilisi ‘’bazen ev o kadar kalabalık oluyordu ki, evde atım atacak yer olmuyordu. Ancak Birol da tam olarak böyle biriydi. Ne kadar parası olursa olsun, hepsini bir günde harcar, hepsini dağıtır ve hiç üzülmez’’ diyerek onun karakterini özetliyordu. Tanınırlığı her geçen gün artmasına rağmen bundan tam aksi bir hayat yaşayan Birol Ünel ise sokak çocuklarına olan ilgisini şu sözlerle ifade etmişti: ‘’Sokak çocuklarının potansiyelini kullanmak gerek. Çocuklar çok büyük potansiyel. Sokak çocuklarının kötü gösterilmelerine karşı savaşmak istiyorum.’’ Senaryosunu Onur Ünlü’nün yazdığı ve Ali Özgentürk’ün yönettiği ‘’Kalbin Zamanı’’ adlı filmde Hülya Avşar, Halil Ergün ve Oktay Kaynarca gibi isimlerle birlikte rol olan başarılı aktör aynı yıl ‘’Hırsız Var!’’ adlı filmde Haluk Bilginer, Mehmet Ali Erbil, Fatih Akın, Gürse Birsel gibi isimlerle birlikte yer aldı. 2006 yılına geldiğimizde ise usta yönetmen Tony Gatlif’in ‘’Transylvania’’ filminde nereden geldiği belli olmayan ve belki de Cahit Tomay gibi kişisel yıkım yaşayan bir yabancıya hayat veren Birol Ünel’e, ünlü isim Asia Argento eşlik etti. O filmde karısının doğum yapmak üzere olduğu an, çaresizce yardım isterken gerginlikten ve heyecandan karşısında gördüğü insana kendi ana diliyle yani Türkçe olarak seslenmiş, sigarayı tersten yakarak yine akıllarda kalacak bir sahnede yer almayı başarmıştı.

2009 yılında Fatih Akın’ın ‘’Aşka Ruhunu Kat’’ (Soul Kitchen, 2009) filminde yer alan Birol Ünel, bu filmden sonra ‘’Soluksuz Gece’’ (Nuit Blanche, 2011) ve Ulaş İnan İnanç’ın ‘’Method’’ filmlerinde oynadı. 2000li yıllardaki başarısından uzakta olan Birol Ünel, 2012 yılında ‘’Buscando a Eimish’’ adlı İspanyol filminde, 2013 yılında ‘’ Før snøen faller’’ adlı Norveç filminde ve 2015 yılında ‘’Netekim Karakolu’’ adlı bir filmde oynadı. 2016 yılında ‘’Falling’’ adlı İspanyol filminde Aslan karakterine hayat veren Birol Ünel, alkol bağımlılığı yüzünden zor günler geçirirken bir yandan da Berlin’de çeşitli bar ve restoranlarda garsonluk yapmaya başladı. Sokaklarda kalmaya başlayan Birol Ünel, o günlerdeki hayatı için ‘’bu bir zavallılık. Hayatımı yeniden organize etmem ve kendime yeni bir kulübe bulmam lazım’’ açıklamasını yapmıştı. Sanatçı arkadaşlarının desteğiyle o zor günleri bir nebze olsun geride bırakırken, Bild gazetesine ‘’artık alkolü biraz daha azalttım. Günde en fazla 4 ya da 5 bira içiyorum. Bir şekilde kendime geleceğim” diye hayatındaki sorunları çözdüğünü ifade etti. Eskiya Dünyaya Hükümdar Olmaz dizisinde yedi bölüm Teoman karakterine hayat veren Birol Ünel, 2018 yılında Kudret Sabancı’nın ‘’Hürkuş’’ filminde yer aldı. Başarılı oyuncu son olarak postprodüksiyon aşaması halen devam etmekte olan ‘’North Pole: 90° North’’ adlı filminde yer aldı ve bu filmde Mussolini karakterine hayat verdi. Bir süredir kanser hastalığıyla savaşan Birol Ünel, kendi doğum günü olan 18 Ağustos tarihinde kötüleşerek hastaneye kaldırıldı ve 4 Eylül günü kansere yenik düşerek hayatını kaybetti.

Başta Cahit Tomruk karakteri olmak üzere canlandırdığı her karaktere kendisinden bir şeyler katan Birol Ünel, izleyenleri kendisine hayran bırakırken insanlara ilham vermeye devam etti. İnsanların psikolojisini çeşitlendirdiği için en sevdiği yazar Kafka olan başarılı oyuncu, kendisini sadece ‘’antifaşist’’ olarak tanımlayabileceğini söylemişti. Öyle ki, dazlaklara karşı her zaman mücadele veren Birol Ünel, bir kavga sırasında dört dazlağı yaraladığı için sınır dışı olması gündeme gelmiş ancak Almanya’daki sanatçı dostlarının araya girmesiyle yaşadığı ülkeden sınır dışı edilmemişti. Stanislav van Hoffs adında bir oğlu olan Birol Ünel, 59 yıllık hayatını yaşamak istediği gibi yaşamanın haklı gururunu yaşadı. Aykırılığın ve serseriliğin en çok yakıştığı insan olan Birol Ünel, belki de hayatını şu cümlelerle çok iyi özetlemişti: ‘’Ben hakiki ilişkiler yaşarım. Sadece aşkı, ilişkiyi değil hayattaki her şeyi yoğun ve şiddetli yaşarım. Başka türlü nasıl yaşanır bilmem ki!’

Öteki Sinema için yazan: Tuna Yüksel

SEVDİYSEN PAYLAŞ BAŞKALARI DA OKUSUN
Share

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir