Toprak Işık: ‘Rekabet bizi yalnızlaştırıyor ve aşırı bireyselciliğe itiyor’

Toprak Işık’ın Yaşarım Bence (Müzisyen Olan Değil) filmi bu yıl Ankara Film Festivali’nde En İyi Kısa Film ödülü kazandı. Toprak sorularımı içinden geldiği gibi cevapladı, filminde ilişkiler paradoksundan bunalmış bir bireyin peşindeyiz, tüm o kaçış ve bunalma hikayesi bize samimi bir şekilde geçiyor. Film SİYAD adayları içerisinde de yer alıyor.

Merhaba Toprak, biraz seni tanıyabilir miyiz?

Ben Toprak, bir şeyler yazmayı, çekmeyi seviyorum. Müzikle de ilgileniyorum. Pek param yok. Olsun isterdim. Umarım bir gün olacak. Olmazsa da canım sağ olsun.

Yaşarım Bence, samimiyet barındıran bir film, bir nevi tutunamayanlar durumu, bir yandan da tutunma isteği. Bu filmi çekmeye iten şey ne oldu seni?

Genel olarak bir şeyleri neden yapıyoruz, gerçekten hala tam anlayamıyorum. Fakat aklıma gelen ilk cevap “hayatta kalırken genel anksiyeteden kaçma amacıyla bir şeylerle meşgul olmak” olabilir. Bu durumda öyleydi ama ilerde nasıl olur çok kestiremiyorum.

Gençken (ya da genelde) daha dağınık, savruk ve kendimize daha zorba davranıyoruz. Burada bunlara son vermeye, biraz kaçıp uzaklaşmaya meyilli bir karakterle karşılaşıyoruz. Ne arıyoruz?

Bir (1) adet nefes sanırım.

blank

Filmin festivallerde gösteriliyor, seyirciden nasıl tepkiler alıyor, onları paylaşmanı istesem…

Hani bazen bir şeyi ya çok severler ya da hiç sevmezler ya; bizim film öyle değil. Hiç sevmeyeni çok ama çok seveni yok. Ama seveni vardı. Sağ olsunlar.

Ankara Film Festivali’nde en iyi film ödülü kazandın. Cesaretinden dolayı dediler? Nedir bu cesaret meselesi? Ülkemizde film çekmek bile cesaret istiyorken…

İnanın bu sorunun cevabını ben de tam olarak bilmiyorum. Fakat filmi geçen bir gösterimde daha izledik, orada gerçekten bazı “o” sahnelerden var gibi. (Kendimi sansürlemeyi tercih ettim).

Filmi hangi koşullarda çektin, istediğin gibi oldu mu? Belki bu konuda film çekmek isteyenlere deneyimlerini kısaca aktarmak istersin…

Sevdiğimiz arkadaşlarımızla hep beraber çektik. Genel olarak tüm ekip birbirini tanıyordu zaten. Bütçemiz veya fonumuz vs. zaten hiç yoktu. Her şeyi en ucuz şekilde ve en yapılabilir şekilde yapmaya çalıştık (zaten yazarken de ona dikkat etmiştim). İstediğimiz ve/ya istemediğimiz birçok şey oldu elbette ama zaten herhalde her zaman öyle oluyor.

blank

Aynı zamanda müzisyen yönün var, o taraf filmin müziklerine de eşlik etmiş. Sinema ve müziği buluşturan ana duygu nedir sence? Ya da var mı öyle bir şey?

Ben sinema ve müziğin birbirinden pek de farklı olduğunu düşünmüyorum. İkisinin de icrası farklı şekillerde yapılıyor tabii ama bence bayağı iç içeler ya.

Festivalleri nasıl değerlendiriyorsun? Çok fazla festival yapılıyor, oradan oraya koşan filmler görüyoruz çoğu zaman. Festivallerin artı ve eksi yönlerini sorsam sana…

“Yarışmak” kısmı sıkıntı bence. Çünkü zaten bu sistemin tamamen beslendiği şey rekabet ve rekabet bizi yalnızlaştırıyor ve aşırı bireyselciliğe itiyor. Bunu pekiştiriyor olmak pek iyi değil ama alternatif ne olabilir, pek bilmiyorum. Fakat festivallerin en iyi yanının, yeni arkadaşlar edinmek ve tatlı insanlarla tanışmak için iyi bir buluşma alanı olması diyebilirim.

Filmin festival yolculuğu devam ediyor sanırım, SİYAD adayları arasında da yer alıyorsun, biraz kısa film çekme kafasını sorsam sana… Sorunun ucu neden kısa filme kadar gelip dayanıyor ama yanıtlarsan sevinirim…

Yaşarım Bence’yi aslında üzerinde çalıştığımız bir uzun metrajı yazarken onun proje dosyasına koyma amaçlı bir “demo”msu bir şey olarak çekelim demiştik, bize de antrenman olsun diye. Genel olarak kısa film çekmemizin sebebi de sanırım şu: Film yapmazsak başka bir şey yapmamız gerekecekti, başka bir şey yapmaya karar vermek de daha da zor olacaktı, o yüzden yapmaya karar verdik (yani genel olarak).

blank

Oyuncu seçimi konusunda neler oldu, başrol nasıl seçildi?

Alya daha önce bizim müzik grubumuzun bir photoshoot’una makyaj yapmak için gelmişti, ben de ona “Sen oyuncu musun ya?” diye sormuştum. Sonra da arkadaş olduk, bir önceki kısa filmimde de oynadı. Sonra ben Yaşarım Bence’yi yazarken bir gün Alya’yı aradım: “Aşko kesin senin oynaman gereken bir karakter var acil gel senaryoya bakalım” dedim. O da sağ olsun kabul etti.

Son olarak neler söylersin, bundan sonra neler var?

Herkese sağlık, tüm sevdiklerime iyi enerjiler ve hepimize refah diliyorum.

Öteki Sinema için söyleşen: Banu Bozdemir

Banu Bozdemir

Banu Bozdemir

İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü mezunu... Sinema yazarlığına Klaket dergisiyle adım attı, Milliyet Sanat muhabirliği yaptı. Skytürk TV’de sinema, sanat ve "Sevgilim İstanbul" programlarında yapımcı, sunucu ve yönetmenlik yaptı. TRT için Bakış isimli bir kısa film çekti. Yayınlanmış yirminin üzerinde çocuk kitabı var. Halen cinedergi.com’un editörü, beyazperde.com ve Öteki Sinema yazarı.

Bir yanıt yazın

Your email address will not be published.

blank

Öteki'den Haber Al

Buna da Bir Bak!

blank

Gökalp Gönen: ‘Teknoloji ortalama kaliteyi düşürecek ve film deneyimi gittikçe önemsizleşecek’

İki tane şahane animasyonu olan, üçüncüsü de yolda olan Gökalp
blank

Saim Güveloğlu: ‘En çok mesaiyi oyuncu yönetimine harcadım’

İnziva filminin yönetmeni Saim Güveloğlu ile konuştuk.