Zombiler Hakkında Bilinmesi Gereken 20 Şey

1- “Zombie” kelimesi Batı Afrika kökenli “nzambi” kelimesinden geliyor ve bu kelime tanrı demek. Bir de fetiş anlamına gelen “zumbi” var. Modern zombiliğin kökleri ise Haiti’ye kadar dayanıyor. O dönemde Voodoo rahipleri ölüleri canlandırarak kendi köleleri yapıyorlarmış. Yine aynı dönemde insanları zombi tozlarıyla iyileştiren cadı doktorlar varmış.

2- Genel olarak 2 şekilde zombi olunuyor: 1- Lanetli bir insan ölür ve zombi olarak geri döner. 2- Virüs ya da radyasyon sonucu zombiye dönüşülür. (Bir de her hafta mesaiye kalarak, zombişelen beyaz yakalılar var ama onlar konumuzun dışında.)

3- Zombilerin hızlı hareket edip, kan içmesi ise tamamen vampir edebiyatından kaynaklı. Özellikle de Richard Matheson’ın “I Am Legend” kitabından. Kitabın bir de 2007 yapımı ve başrolünde Will Smith’in yer aldığı aynı adlı filmi var. Güzel film.

4- Zombi İlimleri ve Yaşayan Ölüler Hakkında Her Şey kitabına göre -ki böyle bir kitap yok- bir zombiyi öldürmenin en kısa ve en etkili yolu kafasını kesmekmiş.

5- İlk zombi filmi, 1932 yapımı “White Zombie” olarak biliniyor. Bir voodoo rahibinin elinde şuursuz bir zombiye dönüştürülen bir kadını anlatıyor. Filmin başrolünde tabii ki korkunun efendisi, karanlıkların lordu, korku fan’larının ortak değeri Bela Lugosi var.

6- George A. Romero, sinemada modern zombinin babası olarak kabul ediliyor. Sayısız zombi filmine ve zombiye hayat vermiş bir yönetmen o. Ayrıca zombi müessesesini sosyolojik açıdan ele alması da bir ilk. Özellikle “Night of the Living Dead” (1968) tam bir klasik.

7- “Night of the Living Dead” (1968) filmine kadar zombiler kurbandı, suç işleyen değildi. Ve yine bu filme kadar yaşayanların en büyük korkusu zombi olmaktı, zombi tarafından yenmek değil.

8- 1985 yapımı “The Return of the Living Dead” filminde ise ilk defa beyin açlığı çeken zombiler görülüyor. Konuşan zombiler, hızlı hareket eden zombiler ve önem arz eden zombiler de ilk defa bu filmde. Beyin, daha çok beyin efendim!

9- Zombi filmleri dünyasında bir de sevimli bir tür var. Edgar Wright’ın efsanevi filmi “Shaun of the Dead” (2004), romantik zombi komedisi olarak tanımlanmış. Bu yüzden bu filmin türüne “rom zom com” ya da “zomedy” deniyor.

10- Çin mitolojisinde zombiler köylerinden uzakta kalan insanlar ve dirilme amaçları köylerine dönmek. Onlara Kuang Shi yani “umut eden cesetler” deniyor. İskandinav mitolojisinde ise zombiler savaşçı ve onları yok etmenin tek yolu kafalarını kesip yakmak, küllerini de okyanusa atmak. Alman mitolojisinde de Nachtzehrer’ler var ve bunlar hem zombi hem de vampir.

11- Tarihin en eski kaynaklarından biri olan Gılgamış Destanı’nda zombiliğe dair izler yer alıyor. Tanrıça İştar, kanlı canlı insanları yemek için ölümden döneceğini müjdeliyor: Cehennemin kapılarını çalacağım ve onları ardına kadar açıp geçeceğim!

12- Amazonlarda böcekleri zombileştiren bir mantar türü var. Bu mantar türünün bilimsel adı Ophiocordyceps. Dallarına konan böcekleri yakalayarak kafalarını kopartıyor. Sonra da bu kafalar sayesinde ürüyor. İşte Sevgililer Günü’nde alınmaması gereken bir çiçek!

13- Yaws isimli hastalık insanları zombiye çevirebiliyor. Çünkü bu hastalığın etkileri ellerde ve ayaklarda ağrı ve yara şeklinde. Bu da kişinin yavaş yürümesine ve yürürken ayaklarını sürümesine neden oluyor. Yine aynı şekilde Flakka ve Krokodil isimli uyuşturucular da kullananları adeta birer zombi yapıyor.

14- Olası bir zombi saldırısında gidilecek en güvenli ülke Avustralya’ymış Bunun sebebi konum, topografi, silah erişimi ve popülasyon. Kanada, Amerika, Rusya, Kazakistan da ilk 5’te yer alan diğer ülkeler. Maalesef listede Türkiye yok.

15- Uzmanlara göre bir zombi saldırısında yapılması gerekenler şöyle: Anahtarı olmayan bir sığınağa girmeyin, silahları zombilerin bulabileceği bir yere koymayın, elinizdeki tek silahı histerik birine teslim etmeyin, asansörleri kullanmayın, öfke ve duygusallıkla hareket etmeyin. Yani gerekirse sevgilinizi vurun!

16- Bilim insanlarına göre zombi olmak o kadar da mümkün değil çünkü insanın ağız yapısı kemikleri parçalayacak kadar güçlü değil. Bu aşikâr bilgi için teşekkürler bilim insanları!

17- Her yıl Ekim’in 8’i “Dünya Zombi Günü” olarak kutlanıyor. O gün erkenden kalkılır, temiz kıyafetler giyilir, büyüklerin elleri, küçüklerin gözleri yenilir. Küsler barışır ve enfeksiyon kapmışlarsa birbirini öldürür. Veya en iyi ihtimalle bir Irish pub’a gidilir ve zombie kokteyli içilir.

18- Zombi türü fanatiklerine Zombophiles deniyormuş. Ölümden sonra hayata ve beynin çıplak bir vücuttan daha seksi olduğuna inanıyorlar. Bütün buluşmalarına geç kalıyorlar. Etli çiğ köfte ve suşi en sevdikleri yemekler arasında.

19- Mary Shelley’nin Frankenstein’ı, yeniden canlandırılan insanı anlatan ilk roman olma özelliğini taşıyor. Frankenstein’ı ister zombi olarak kabul edelim ister etmeyelim, bu kitap bir zombimsiye göre edebiyat tarihinde önemli bir yere sahip.

20- 1970 yapımı “Ölüler Konuşmaz Ki” filmi, zombilere gönderme yapan ilk Türk filmi. Ama tamamen zombi hikayesini konu alan ilk Türk filmi “Ada: Zombilerin Düğünü”. Bu film için de zomedy diyebiliriz.

Bonus 1: Mumyalar zombi değil çünkü onlar bozulmamışlar.

Bonus 2: Etini aşırı az pişmiş seven insanlar sadece demir eksikliği yaşıyor.

Bonus 3: Trojan da bilgisayarların zombi virüsü.

Öteki Sinema için yazan: Semra Doll

Yazar hakkında: Semra Uygun

Fantastik sinema ve korku sineması için yeni ve acayip şeyler yaptı. “Korkteyl” programını yazdı ve sundu. “Midnite Movies” grubunu kurdu, korkuyu ötekilerle paylaştı. Semra deli gibi film izliyor, Tür, yıl, oyuncu, yönetmen ayırmaksızın izliyor; abur cuburlarını, dostlarını yanından eksik etmeksizin izliyor. Ama Semra hala doğru filmi bulamadı.

Bak bunu da seversin...

The Gate (1987) ve Gate 2: The Trespassers (1990)

Macar kökenli yönetmen Tibor Takacs imzalı The Gate, Kanada korku sinemasının seksenlerdeki gişe şampiyonlarından biridir.

Bir yorum var

  1. Üçüncü maddeye bir ek: belirttiğiniz film haricinde- “kitabın bir de…” ifadesini kullandığınız için belirtme gereği duydum- romanın The Last Man on Earth (1964) ve The Omega Man (1971) olarak iki film yorumu daha var. Aslında söz konusu roman altıncı maddeye de bir ek teşkil ediyor çünkü Romero’nun ifadesiyle ana fikrin hatırı sayılır bir kısmı bu romandan alınma…

    Kolay gelsin…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir