Eve Dönüş: Vozvrashchenie / The Return (2003) 1 – The Return Donus 2003 3

Eve Dönüş: Vozvrashchenie / The Return (2003)

28 Ekim 2023

Rus Sinemasının genç kuşak yönetmenleri arasında etkileyici sinema dili ile dikkat çeken Andrey Petrovich Zvyagintsev’in yönetmiş olduğu 2003 yapımı Dönüş (Vozvrashenie), SSCB’nin dağılmasının ardından ülkenin yaşadığı sosyo-ekonomik, kültürel değişim ve iktidar ilişkilerini, birbirlerinden farklı ama iç içe geçmiş üç baba-oğul ilişkisi ve üç dönüş hikayesi üzerinden anlatıyor.

Tanrı, yüceltilmiş bir babadan başka bir şey değildir. (S. Freud)

Film, Ivan ve Andrey’in yüzünü bile hatırlayamadıkları babaları Otets’in 12 yıl sonra eve dönüşü ile başlar. Babalarını merak eden çocuklar, kapı aralığından uyuyan babalarına heyecan ve şaşkınlıkla bakarlar. Bu sahnede ünlü ressam Andrea Mantegna’nın Ölü İsa’ya Ağıt tablosuna metinlerarası bir gönderme yapılırken, tablodaki İsa figürünün yerini, filmde Otets alır. Otets’in uyuduğu yastıkta gösterilen beyaz tüy, Tanrı’nın ruhunu simgelerken sahne, yaratıcı baba, kurtarıcı oğul ve kutsayıcı kutsal ruh göndermeleri ile Hristiyanlık doktrinini özetler. Çocuklar, çatı katındaki tozlu sandıklar arasında babalarına ait bir iz ararlarken, yönetmen İncil’deki hikayeler ile aile arasında paralellik kurmaya başlar. Bunlardan biri İbrahim’in hikayesidir. Tevrat’ta İbrahim yanına iki yardımcısını alır ve Tanrı’nın emri üzerine bir yolculuğa çıkar. Orada kendisine gösterilecek bir dağda oğlunu tanrıya kurban olarak takdime etmesi gerekmektedir.

Eve Dönüş: Vozvrashchenie / The Return (2003) 2 – The Return Donus 2003 1

Baba uyanır, Son Akşam Yemeği’nde tasvir edilen yemeklerin olduğu masaya oturur ve bir otorite figürü olarak ailesine şarap ve et yemeği (cholent) sunar. Yemek sırasında iki oğlu ile bir yolculuğa çıkacaklarını söyler. Annelerini evde bırakarak yola çıkan baba ve oğulları arasında, Otets’in bir otorite figürü olarak kendisini dayatması gerilime neden olur. Freud, baba-oğul ilişkisini ödipal çatışma ile açıklar. Baba-oğul ilişkisi bitmeyen bir çatışmanın ve rekabetin habercisidir, çünkü oğul, cinsiyet ve üstünlük uğruna, hem babadan nefret eder hem de onu sever. Odipal dönemde babasına karşı çift yanlı bir his duyan çocuk, bir otorite figürü olarak babasını ya kabul etmeli ve onunla uzlaşmalıdır ya da onunla düşman olmalı, ona karşı savaşmalı, isyan etmeli ve babayı öldürerek kendi yasasını kurmalıdır. Filmde Andrey babanın otoritesini kabul eden, Ivan ise bunu sorgulayan ve çatışma yaşayan oğuldur. Baba oğul arasındaki bu gerilim, Ivan’ın çıktığı kuleden inememesi ve babanın onu kurtarmak için yanına tırmanırken düşerek ölmesi ile sonuçlanır. Ivan’ın babaya karşı isyanı, simgesel anlamda bir tür baba katline dönüşür. Babalarının ölümü ile çocuklar bir yandan özgürleşip kendi yasalarını inşa ederlerken, aslında aynı zamanda baba ile aynılaşırlar.

Freud, Totem ve Tabu’da Tanrı kavramının modelinin baba olduğunu, tanrı ile olan ilişiğimizin baba ile olan ilişiğimize bağlı kaldığını belirtir. Freud’a göre “Tanrı esasında yüceltilmiş bir babadan başka bir şey değildir.” Ödipal çatışmada babanın yenilmesi, oğullar açısından büyük bir zafer olarak okunabilir. Ancak Hristiyan efsanelerinde insanın ilk günahı, tanrı-babaya karşı başkaldırmasıdır. İsa, aslında kendini kurban vermekle insanlığı bu ilk günahından kurtarmıştır. Filmsel anlatı Hristiyanlık inancındaki baba-oğul ilişkisini ve oğulun kurban verilişini ve ilk günahın vaftizini, evin babası ile tekrar kurgular.

Otets’in ölümü ile tekrar ortaya çıkan baba eksikliği, büyük oğul Andrey tarafından bu rol üstlenilerek doldurulurken, küçük oğul Ivan, bu sefer onun otoritesini sorgulamadan kabul eder. Yolculukları sırasında çocuklarını bir askermiş gibi emir komuta zincirinde eğiten baba, onlara her şartta ayakta kalmayı öğretir. Dönüş yolunda çocuklar, babalarından öğrendikleri ile yollarına devam ederler. Anneden “ayrılış” ile başlayan film, aslında bir anlamda annelerine, sevgi ve şefkate doğru büyümüş olarak “dönüş” ile tamamlanır.

Zizek’e göre; gerçek babanın kimliğinden, hatta varlığından ve yokluğundan bağımsız olarak, Babanın-Adı çocuk için tanrının ve devletin, yasa koyucu ve yasaklayıcı otoritenin simgeselleştirilmesi anlamına gelir. Filmdeki baba, devletin eril iktidarının temsilcisi olarak da okunabilir. Otets, 90 sonrası toplumsal değişim ve yeni rejimin sorunlarının, ülkenin, ekonominin ve toplumunun derin yaralar aldığı bir dönemin temsilcisi iken Ivan ve Andrey, kadınlar tarafından sevgiyle büyütülen, duygu, akıl ve önseziye sahip yeni neslin temsilcileridir. İki çocuğun devraldıkları miras, toplumun değişimi için önemlidir. Ve her ne kadar baba, ölümü ile yaşayanlardan daha güçlü olsa da Ivan ve Andrey, babaları Otet’i sorgularken bir anlamda izleyicisine sistemi, dini inançları, tarihsel değişimi ve toplumu eleştirme şansı verirler.

Öteki Sinema için yazan: Zehra Yiğit

blank

Zehra Yiğit

Zehra Yiğit, Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo TV Sinema bölümünde lisans ve yüksek lisans eğitimini tamamladıktan sonra doktora eğitimine Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Film Tasarımı bölümünde devam etti. Oxford Üniversitesi ve Novisad Üniversitesi'ne Visiting Researcher olarak giden Yiğit, İtalya, Portekiz, Sırbistan, Gürcistan, İngiltere gibi pek çok ülkede ders ve seminer verdi, proje ortaklığı yaptı. Yiğit, şu an Akdeniz Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sinema Televizyon Bölüm Başkanı olarak görevine devam etmektedir.

Bir Cevap Yazın

blank

Öteki'den Haber Al

Buna da Bir Bak!

Okasu! / Rape! (1976) 3 – osaku

Okasu! / Rape! (1976)

Okasu! (1976) diğer Pinku-Tecavüz filmlerinden gerek konu, gerekse performans açısından

Young Frankenstein (1974)

Young Frankenstein kaliteli ve yıllara meydan okuyan mizahın en iyisi