2018 Yılının En İyi Sinema Kitapları

Bu yıl elime biraz para geçince uzun zamandır ihmal ettiğim bir şeyi yaptım ve arşivimde yer almayan ama yerli piyasada (sahaf, kitabevi vb.) bulunan bütün sinema kitaplarını almaya karar verdim, çoğunu da aldım. Hatırı sayılır bir kısmı ikinci eldi. Sapa bir yere inzivaya çekildiğim için kütüphanemi yenilemem ve eksiklerimi gidermem lazımdı yoksa kaliteli bir üretim yapmak zor. Yılın ikinci yarısı okuma tempom çok düştü ama notlarıma baktım, yine de 50 küsur sinema kitabı okumuşum. Şimdi sizinle beğendiklerimi paylaşacağım. Kitaplar 2018 yılına ait olmasa bile bu yıl okuduklarım arasından seçilmiş olacak. Roman Polanski’nin otobiyografisi gibi hakkında ayrıca bir yazı yazmış olduklarımı hariç tutacağım. Çok beğendiğim ve dilimize çevrilmesini arzu ettiğim İngilizce kitapları da paylaşacağım, umarım görgüsüzlük olarak kabul etmezsiniz. Maksadımız, bu konulara meraklı birkaç kişi için naçizane bir öneri seti sunmaktan ibaret. Şimdiden iyi okumalar…

HAYATIMIN FİLMLERİ

(FRANÇOIS TRUFFAUT)

Truffaut’nun kitabına çok daha önce başladım ama yeni bitti. “Sinemacı-eleştirmen” ekolünün bu inatçı temsilcisi, dünya çapında ünlü bir yönetmenken bile başka filmleri ve sinemacıları ele alan yazılar yazmaya, sunumlar yapmaya devam etti. Bazı filmleri ve yönetmenleri göklere çıkartırken, gözünü budaktan sakınmadan, bazılarını da yerin dibine soktu. Ne düşündüyse onu söyleyip yazan, bu nedenle de bazıları tarafından pek sevilmeyen bir kişilik olduğu aşikâr. Bu kitap onun sinema felsefesini ve hassasiyetlerini  öğrenmek için birebir.

SİNEMATOGRAFİK MASAL

(JACQUES RANCIÈRE)

Görsel sanatlara Rancière kadar kafa yorup bu denli çok eser üreten düşünür sayısı az. Rancière’nin Sinematografik Masal adlı kitabı, onun o bilgelikle kutsanmış hınzır dünyasının izdüşümü niteliğinde. Anthony Mann ve Nicholas Ray analizlerine bayıldım ama beni asıl şaşırtan, Jean-Luc Godard’ın bu yıl Ankara Film Festivali’nde beyazperdede seyretme imkânı bulduğum ama pek beğenmediğim Çinli Kız adlı filmi hakkındaki çözümlemesi oldu. Rancière gibi iyi yazarlar, okurun düşünce dünyasını genişletiyor, bu kitap bunun kanıtı niteliğinde.

NORMALDEN ANORMALE AŞK VE AŞK SİNEMASI

(TARIK SOLMUŞ)

Türkiye’de disiplinler arası çalışmalara pek rastlamıyoruz, ha keza sinema çalışmalarında da durum aynı ama az da olsa kuyu kazmaya devam edenler var, Uzm. Psk. Tarık Solmuş da onlardan biri. Solmuş, son birkaç yılda bu anlamda büyük bir boşluğu kapatan birkaç kitap yayınladı. Bir psikiyatr gözüyle dizileri, Türk Sineması’nı, Avrupa ve Amerikan sinemalarını, Aşk Sineması’nı ve sinemada romantik ilişkileri masaya yatıran eserler ortaya koydu. Normalden Anormale Aşk ve Aşk Sineması, onun bazı yerli ve yabancı filmler üzerinden pek karşılaşmadığımız türde analizlerini paylaştığı harika bir kitap.

SİNEMA: TARİH/KURAM/ELEŞTİRİ

(SEÇİL BÜKER ve Y. GÜRHAN TOPÇU)

Evet, akademik nitelikli bir kitap ama sıkıcı değil. Seçil Büker ve Gürhan Topçu hocaların yayına hazırladığı bu güzel kitap aslında yerli yazarların makalelerinden ve yabancı yazarların sinema yazıları çevirilerinden oluşan bir derleme. Kimler yok ki bu derlemede? Vivian Sobchak, David Bordwell, Laura Mulvey, Krin ve Glen O. Gabbard, Andrew Sarris, Peter Wollen… Tam bir hazine. Her sinema bölümü öğrencisinin bu çalışmayı okuması lazım. Yurttaş Kane ile ilgili makaleler favorilerim. Kitapla ilgili eleştirim var mı? Var. İçindekiler kısmında hangi makaleyi kimin kaleme aldığı yazılmalıydı.

ANNEMİN ÖĞRETTİĞİ ŞARKILAR

(MARLON BRANDO & ROBERT LINSLEY)

Daha önce İngilizcesini okumuştum, sahaflardan Türkçesini de temin ettim. Harikulade bir kaynak. Marlon Brando, bizzat kendi ağzından hayatını gözden geçiriyor. İnanın bana, Marlon Brando hakkında çok ama çok şey okudum, bu büyük aktörü anlamak için başlıca metin hâlâ bu. Onun doğayla kurduğu ilişki yer yer boğazımı düğümledi. Brando bu kitapta hakkında çıkarılmış birçok uyduruk efsaneyi yerle bir ediyor. Ediyor etmesine ama birçoklarının da doğmasına vesile oluyor.

KUBRICK’İN ŞİFRELERİ

(HALİT KARAATA)

Çaktırmadan gerçekleşen devalüasyonlar Türkiye’nin kültür-sanat üretimini vurdu. Çeviri yayınların sayısında gözle görülür bir düşüş var, maliyetler çok arttı. Hâl böyle olunca, dışarıda hakkında sayısız kitap yayınlanmış büyük ustalar hakkındaki çeviri metinler azaldı, azalmaya da devam edecek. Yabancı dil (bilhassa İngilizce) bilmeyen sinema okurunu kalbinden yaralayan bu gelişmelerin ortasında güzel şeyler de yaşanmıyor değil. Halit Karaata, ülkemizde en çok merak edilen yönetmenlerden biri olan Stanley Kubrick hakkında büyük emek gerektiren kapsamlı bir çalışma yapmış ve literatürdeki boşluğun dolmasına katkı sağlamış. Eline sağlık.

THE GODFATHER MİTOSU

(HAKAN BİLGE)

İşte Halit Karaata’nın kitabı gibi, Türkçe literatüre önemli bir katkı niteliği taşıyan güzel bir çalışma daha. Hakan Bilge, sinema tarihinin en iyi üçlemelerinden birini merkeze alan harika bir kitap yazmış. The Godfather (Baba) serisini merak etmeyen yoktur, The Godfather Mitosu bu açlığı gidermek üzere tasarlanmış. Filmi merak edenler bu kılı kırk yaran, keyifli okuma serüvenini kaçırmasın.

ESOTERIC HOLLYWOOD

(JAY DYER)

Jay Dyer’i, Mandy (2018) hakkındaki çalışmalarımı genişlettiğim sırada YouTube’da keşfettim. Entelektüel birikimi, ifade gücü ve hayli iddialı analizleriyle dikkatimi çekince biraz araştırayım dedim ve Esoteric Hollywood: Sex, Cults and Symbols in Film adlı bir kitabının olduğunu öğrendim. Kitabı buldum, şöyle bir göz atayım dedim ama dibini görene kadar bırakamadım. Dyer, bir komplo teorisyeni ama sürükleyici bir üslubu var ve tezlerini hayli güçlü argümanlarla destekleyebiliyor. Kubrick ve Spielberg’ün bazı filmleri hakkındaki analizleri ufuk açıcı.

THE STRANGE CASE OF ALFRED HITCHCOCK or THE PLAIN’S MAN’S HITCHCOCK

(RAYMOND DURGNAT)

Paint it Black: The Family Tree of Film Noir adlı o meşhur kara film makalesinden ve o doyurucu Jean Renoir kitabından tanıdığım Raymond Durgnat, The Strange Case Of Alfred Hitchcock or The Plain’s Man’s Hitchcock ile âdeta kendini aşmış. Bir düzineyi aşkın Hitchcock kitabı okumuş biri olarak söylüyorum, Durgnat’ın eseri Hitchcock üzerine yapılacak çalışmalar için olmazsa olmaz statüsünde. François Truffaut’nun Alfred Hitchcock ile söyleşilerinden oluşan kitaptan sonra yazılmış en iyi Hitchcock kitabı olması muhtemel. Sahaflarda bulduğum bu müthiş kitaptaki çözümlemeleri okuyunca 1974 tarihli olduğuna inanamadım. Konusuna bu kadar hâkim bir yazar bulmak güçtür.

MAKING MOVIES

(SYDNEY LUMET)

Sydney Lumet biyografisi üzerinde çalışırken ustanın kitabını es geçmek olmazdı. Başlarda pek bir ümidim yoktu ama sayfalar ilerledikçe bağımlısı oldum. Lumet, kendi filmlerini anlatıyor ve neyi niye çektiği (gerekçe/motivasyon) gibi detaylarla kitabı zenginleştiriyor ve artısıyla eksisiyle güzel bir döküm ortaya koyuyor. Bu kitabın ilgili bölümünü okumadan sağlıklı bir Sidney Lumet filmi analizi yapılabilir mi, emin değilim. Bazı sanatçılar hakkında (kırıcı olmayan) ilginç detaylar da (yorum, tanıklık vb.) mevcut.

A MAN CALLED HARRIS

(MICHAEL SHERIDAN)

Bu yıl özel ilgi alanım Britanyalı oyunculardı. Başta Michael Caine’in anekdot cehennemini andıran The Elephant to Hollywood’u, Ed Sikov’un Mr. Strangelove: A Biography of Peter Sellers’ı ve Richard Burton manyağının tüm hayatı boyunca tuttuğu tüm günlükleri içeren The Richard Burton Diaries’i (Richard Burton) gibi çok sayıda sıra dışı biyografi/otobiyografi/hatırat/günlük okudum. İçlerinden hepsini temsilen bir tane seçiyorum: Michael Sheridan’ın Richard Harris biyografisi A Man Called Harris. Hakkında anlatılan hikâyeleri ayıklayan, birinci elden tanıklıklarla desteklenmiş bu biyografi; Harris’in zaaflarını ve güçlü yönlerini aynı metinde vermeye başaran, yersiz övgü ve nefretten kaçınan, ölçülü ve dengeli bir çalışma.

SPACE ODYSSEY

(MICHAEL BENSON)

Son yıllarda Kubrick çalışmalarımı iyice derinleştirdim, ne bulursam okuyorum. Bu listeyi yılın ilk aylarında yapmış olsaydım, Maria Pramaggiore’nin Making Time in Stanley Kubrick’s Barry Lyndon: Art, History, and Empire adlı kitabını dahil ederdim ama sonraki aylarda daha sağlam bir çalışma okudum. Michael Benson’ın Space Odyssey: Stanley Kubrick, Arthur C. Clarke, and the Making of a Masterpiece’i. Bu eser, yapım sürecindeki detaylara vakıf olması bir yana, bilhassa işin bilimsel kısmına odaklanan benzersiz bir çalışma. Daha bu yılın Nisan ayında yayınlandı ama bu tarihten sonra 2001 hakkında yapılacak tüm çalışmalar için birincil önemde bir kaynak statüsüne erişti.

ROOM TO DREAM

(DAVID LYNCH)

Bilen bilir, David Lynch özel ilgi alanım. Room to Dream, David Lynch’in Kristine McKenna’yla birlikte kaleme aldığı bir çalışma. Doğrudan doğruya Lynch’in kronolojik özyaşam öyküsünü sunuyor. Her ne kadar insan bilincinin kâğıda dökülmesi imkânsız olsa da bu kitap aşağı yukarı o işlevi görüyor. Biz ailesinden ve çocukluğundan başlayarak David Lynch’i yakından tanıyoruz. Açıkçası ben bu kitabı okuyana dek, Lynch’in müzikle bu denli içli dışlı olduğunu bilmiyordum. Sinema dışındaki üretimi hakkında da pek bir fikrim yoktu. Sürekli tuhaf projeler üreten bir beyinle karşı karşıyayız. Son karısı Emily Stofle ile nasıl tanıştığını öğrendiğimde çok şaşırdım. Neyse, dedikoduya gerek yok. Lynch hayranları bu kitabı kaçırmasın, inşallah dilimize de çevrilir.

PIECES OF TIME

(PETER BOGDANOVIC)

Pieces of Time, bu yıl okuduğum açık ara en iyi sinema kitabı hatta tüm hayatım boyunca okuduklarım arasında en iyilerden biri. Peter Bogdanovic’in her satırına sinema sevgisi sinmiş makalelerinden ve mini biyografilerinden oluşan bu olağanüstü eser sayesinde birçok yeni biyografi tekniği öğrenmiş oldum. İşin ilginci, bu kitap ustanın 20’li yaşlarında ve 30’lu yaşların başlarında yazdığı yazıların toplandığı bir eser. Bütün yazıların tadı damağımda kaldı ama Cary Grant, James Cagney ve Bogie yazıları favorim.

Öteki Sinema için yazan: Ertan Tunç

Yazar hakkında: Ertan Tunc

Sevdiği filmleri defalarca izlemekten, sinemayla ilgili bir şeyler okumaktan asla bıkmaz. Sürekli film izler, sürekli sinema kitabı okur. Ve sinema hakkında sürekli yazar. En sevdiği yönetmen Sergio Leone’dir. En sevdiği oyuncular ise Kemal Sunal ve Şener Şen. “Türk Sinemasının Ekonomik Yapısı 1896-2005” adlı ilk kitabı; 2012 yılında Doruk Yayımcılık tarafından yayınlanmıştır. Kara filmler, gangster filmleri, İtalyan usulü westernler, giallolar ile suç sineması konularında kitap çalışmaları yürütmektedir. İletişim: [email protected]

Bak bunu da seversin...

“Klasikleri Niçin Okumalıyız?” – Roman

Polanski’nin anı kitabı Roman, başından sonuna kadar etkileyici deneyimleri sinema tarihine çok sayıda sağlam eser armağan etmiş usta yönetmenin gözünden aktaran yetkin bir yapıt.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir