ATM (2012)

Chris Sparling’in yazdığı kapalı alan gerilimi “Buried/Toprak Altında”yı Rodrigo Cortés’in rejisi ile izleyeli yaklaşık iki yıl oldu. Ryan Reynolds’un yeteneğinin sınırlarını zorladığı performansı da eklenince ortaya 95 dakikalık süresinin tamamı bir tabutun içinde geçen enfes bir gerilim çıkmıştı.

Bu başarının ardından takip edilecekler listesine alınan Sparling’in yeni senaryosunu David Brooks filme aldı. Şimdiye kadar sadece 2009 tarihli “Gone” adlı kısa filmi olan yönetmen ilk uzun metrajında “büyük fikirden yola çıkılarak çekilmiş düşük bütçeli film” yapmayı deniyor ancak “büyük kar getiren küçük film”den ziyade “maliyetini çıkaramamış hayal kırıklığı”na ulaşıyor. “ATM”in belki de tek meziyeti “sinir bozucu derecede kötü bir film” olmaması. Karşımızda türün gereklerini yerine getirse de iddiasının altını dolduramamış, fazla hesapçı ve sönük finali nedeniyle sınıfı geçemeyen bir iş var.

“ATM” dakikalar süren bir masa başı planıyla açılıyor. Arkadan gördüğümüz bir adam depo gibi bir yerde uydu fotoğrafları ve çizimler kullanarak hesap yapıyor. Bu merak uyandırıcı girişin ardından The Rosebuds’dan “Oh It’s Christmas” eşliğinde yeni yıl arifesinde sokaklarda koşturan insanlar görüyoruz. Ardından Starkweather Financial firmasının üç çalışanıyla tanışıyoruz. David, Corey ve Emily. İşyerlerinin düzenlediği yeni yıl partisinde karşılaşan üçlüden Emily eve erken dönmek istiyor ancak taksi bulamıyor. David Emily’den hoşlandığı için eve bırakmayı teklif ediyor ancak içtikçe çekilmez hale gelen Corey de peşlerine takılıyor. Corey yolda para çekmek istiyor ve dev bir park alanının ortasına kurulmuş ıssız ATM kulübesinin önünde duruyorlar. Senaryo Corey para çekerken diğer ikisini arabada bekletmek yerine ATM kulübesine sokmanın yolunu buluyor ve nihayet yirmi dakika sonra seyircinin beklediği an geliyor. Üç kişi üç tarafı cam duvarlı kulübeden çıkacağı sırada karşılarına yüzü görünmeyen, paltolu bir adam çıkıyor. İçeri girmeyi denemeyen hatta belli bir mesafeden fazla yaklaşmadan ve kıpırdamadan içeri bakan adamın ne yapacağı ve sebebi filmin belkemiğini oluşturuyor.

“ATM” olası bir serinin ilk filmi olarak tasarlanmış. Nasıl ki sayısız devam filmiyle süren korku filmlerinde katillerin hep unutulmaz bir maskesi ya da aksesuarı olur, “ATM”in katilinin olayı da kapüşonlu kalın bir palto. Film bu giysiye özel anlam yüklemek için elinden geleni yapıyor. Filmden çıkanların bu tarz bir paltoyu her gördüklerinde ürkmeleri amaçlanmış. Katilin gece boyunca yapacaklarını önceden tasarladığını filmin başındaki görüntülerden biliyoruz. Kapanış jeneriği boyunca da farklı mekânlarda gerçekleştireceği planlarla ilgili teknik detayları kâğıda dökmeye devam ediyor. Ufacık bir para çekme kulübesinin yanı sıra büyük çiftliklerle ilgili planları var. Bu da aklımıza “ATM” beğenilirse devam filmlerinin mekân konusunda kısıtlanmayacağını gösteriyor. Farklı bir ekiple, bambaşka bir mekânda aynı katil figürünü kullanarak sayısız devam filmi çekilebilir.

Elbette tüm bunlar “ATM” başarılı bir film olsaydı gerçekleşirdi. Üç milyon dolar bütçeli yapım Amerika’da nisan ayında gösterildiği iki salondan üç bin dolar hasılatla ayrıldı ve yaygın gösterim şansı bulamadı. Türkiye gibi en kötü korku filminin dahi iş yaptığı ülkelerde gösterimi sürüyor. Yine de aldığı olumsuz eleştiriler nedeniyle uzun soluklu bir seriye dönüşmesi mümkün görünmüyor. Sonuna kadar sabırla izlense de finalin izleyiciyi tatmin etmekten uzak oluşu, başarısızlığının en büyük nedeni.

Öteki Sinema için yazan: Serkan Çellik

Yazar hakkında: Misafir Koltuğu

Öteki Sinema ekibine henüz katılmamış ya da başka sitelerde yazan dostlarımız her fırsatta harika yazılarla sitemize destek veriyor. Size de okuması ve paylaşması kalıyor...

Bir yorum var

  1. Yigilante Kocagöz

    bu filmi uzun süre bekledim, ilk fırsatta da seyrettim. gerçekten üzücü bir başarısızlık olmuş. fikir çok daha iyi işlenebilirdi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: