Orhan İnce: ‘Kısa filmlerle üzerimizdeki yükü atıyoruz’

Orhan İnce ve Ali Ata Bak, her katıldığım festivalde beni gölge gibi takip eden isimler… Şaka bir yana son katıldığım her festivalde Orhan İnce vardı ve neredeyse hepsinde Ali Ata Bak ödül kazandı. Artık aramızda espriye dönüşen ‘yine mi sen’ meselesini röportaja döktük. İnce’yle kısa filme, festivallere ve ülke gündemine ilişkin konuştuk. İyi okumalar…

Öteki Sinema için röportajı yapan: Banu Bozdemir

Neredeyse katıldığın her festivalde bir ödül kazanıyorsun, bunun sence nedeni ne olabilir?

Kusursuz değil ama iyi filme yakın bir şey olduğu için sanırım bu kadar ödüllendirildi. Yaptığım filmin samimi ve inandırıcı olması önemli bir faktör. Ben inanarak yapmaya çalışırım yapacağım her şeyi, eğer ben inanmıyorsam hiç kimse inanmaz. Demek ki ben çok inanmışım bu filme. (Gülüşmeler) (Bu soruyu aslında jüri üyelerine sormak lazım)

Bu konuda diğer kısa filmci arkadaşlarının tavrı ne oluyor? Neler konuşuyorsunuz senin ödüllerinden sonra?

Genelde bu tür merasimler tebrik edilerek geçiliyor. Herkes kazanmak ister doğal olarak fakat oraya katılanların içinden birkaç tanesi ödüllendirilir. Şöyle diyeyim ben ödül alan filmlere ve aldığı festivallere ve jüri üyelerine çok dikkat ederim. Her festivalin farklı bir rengi var. Mesela benim rengimde olan festivallerin çoğunda para ödülü yok birçok kişi çok para kazandığımı düşünür fakat çok az kazandığımı söyleyince şaşırırlar. (Gülüşmeler) İçinden yine bu aldı offff diyenler de mutlaka vardır.

Seninle daha önce de konuştuğumuz gibi birçok festival ama maddi olarak ödül veren çok az… Kısa filmciler genelde öğrenci ya da okulu yeni bitirmiş işsiz arkadaşlar olduğundan sizin için maddi yoksa manevi tatmin mi daha önemli?

Maddi anlamda sadece kendi yaşamımı sağlayabilecek kadar bir param olsaydı, o zaman parayı önemsemezdim. Fakat yeni bir film yapabilmenin ön koşulu illa ki maddi anlamda bir şeyler kazanmaktan geçiyor. Eğer para olmazsa rahat bir şekilde kendi istediğiniz şeyleri çekemiyorsunuz. O yüzden kesinlikle para gelmesi lazım. Manevi anlamda yeterince tatmin oldum artık maddi anlamda da tatmin olmak istiyorum yeni projeler için. (Gülüşmeler) Şu ana kadar aldığım 18 ödülden sadece 3’ünde para ödülü var. Yani şu anda borçlu bir şekilde hayatıma devam ediyorum.

Ali Ata Bak, konu olarak duyarlı bir noktada duruyor ama yine de insanların ilgisini çeken tam olarak sence ne? Yönetmen olarak filminin can alıcı noktası ne sence?

Bence vicdan meselesi anlattığım filmde hakikaten bir samimiyet olması ve anlatılan hikâyenin gerçek olması kişiyle arasında kurduğu bağ açısından önemlidir. Filmin can alıcı noktası ise filmin finalinde başkarakterimizin söylediği son üç kelime: ‘’İyi dersler arkadaşlar.’’

Diğer filmlerinde toplumsal gerçekçi filmlerdi. Seni bu tarz filmler çekmeye iten neydi?

Doğup büyüdüğüm coğrafya zor bir coğrafyaydı. Rahat bir şekilde büyümedik. Hep üzerimizde kocaman bir yükle yaşadık şimdi o yük’ü yavaş yavaş indiriyoruz. Bakalım o yük’ün içinde daha neler indireceğiz.

Kısa filmlerden sonraki yolculuğun nasıl olacak? Kısa film mi uzun metraj mı?

Ben bu yolculuğu seviyorum. Uzun metrajda çeksem yine bir gün anlatacağım hikâye eğer kısaya daha uygunsa o zaman kısa çekerim. Bu yaz, senaryo anlamında çalışacağım. Yazdan sonra karar vereceğim yeni projemin uzun ya da kısa olmasına. Daha önce yazdığım ya da fikir aşamasında olduğum uzun metrajlar var, fakat şu anda beni o anlamda heyecanlandıran bir senaryo yok.

Kültür Bakanlığı’nın desteğini yeterli buluyor musun? Destek aldın mı hiç?

Kendi adıma söyleyeyim hiç yeterli bulmuyorum. Bence daha çok desteklenmeli. Özellikle kısa film çeken arkadaşların çok zorlandığını hepimiz biliyoruz. ‘’Ali Ata Bak’’ için Kültür Bakanlığı’na başvurdum fakat destek alamadım. Ulusal ve uluslararası birçok festivalde gösterildi ve ödüller aldı. Sanırım böyle bir projeye bakanlıkta destek vermek isterdi. (Gülüşmeler)

Sinema aşkı ne zaman düştü içine, çocukluğundan gelen bir öyküsü var mı? Yoksa üniversitede mi başladı?

Sanatsal anlamda eğilimim vardı fakat biraz sinemayla geç tanıştım. Hacettepe Üniversitesi Türk Halk Bilimi bölümünü 2. sınıfta hem ekonomik hem de sevmediğimden dolayı bıraktım. Daha sonra evde sınava hazırlandım olmadı. Bir sonraki sene okul işlerini komple bırakıp iş hayatına atıldım. Yaklaşık bir yıl minibüs şoförlüğü yaptım. Sonra tekrar sınava hazırlandım. Bu sefer Marmara üniversitesi, Sinema televizyon bölümünü kazandım. Böylece sinemayla resmi bağı kurdum. O gün bugündür sinemanın içindeyim.

Kısa filmci ülke sorunlarına duyarlı olmak zorunda mıdır sence?

Genel anlamda insan bence duyarlı olmalıdır. Bu misyon sadece kısa filmcilerde olmamalı. Herkes elini taşın altına sokarsa o zaman sorunların birçoğu çözülmüş olur. Ben film çekiyorsam, başkası dürüstçe haber yapsın, bir başkası iyi siyaset yapsın. Böylelikle kısa filmcilerin yükünü de azaltmış oluruz. (Gülüşmeler)

Kısa filmde teknik mi içerik mi önemli?

Bence içerik daha önemlidir. Eğer oradaki hikâye bir şey anlatmıyorsa, ya da sanatsal bir kaygısı yoksa çok güzel görüntü ya da çok iyi alınmış sesler bir işe yaramıyor. Bunun bir sürü örneğini görüyoruz.

Bundan sonra çekmek istediğin filmin konusu ne olacak?

Çok şey var kafamda aslında ama tam karar veremedim. Büyük bir ihtimalle zorunlu göç ile ilgili bir film çekeceğim. Eğer bunu yapmazsam bir tane trajikomik uzun metraj üzerine çalışacağım. İleriki günlerde daha da netleşecek.

Kısa filmcilerin dayanışma, birlik içinde olduğu, karşılıklı görüş vs.. aldıkları bir alan, kurum vs.. var mı?

Şöyle diyeyim öyle bir kuruluş yok ancak festivaller sayesinde tanışabiliyoruz. Oradan elde ettiğimiz bazı dostluklar sayesinde, sonradan tekrardan konuşma fırsatı bulabiliyoruz.

Ödül aldığın, katıldığın festivallerden en fazla keyif aldığın hangisi oldu. Belki de kısa bir festivaller analizi de yaparsın bu arada?

Bu soru biraz tehlikeli bir soru. (Gülüşmeler) Hepsinde ayrı bir tat vardı. Ama en güzelleri sadece kısa metrajın olduğu festivaller çünkü uzun metraj ve kısa metrajın birlikte olduğu festivallerde kısa metraj biraz üvey evlat muamelesi görüyor. Benim için filmimi en iyi şartlarda ve en çok izleyiciyle buluşturan festival en güzelidir.

Son olarak neler söylersin?

Kısa film yapan arkadaşlara daha çok destek verilmeli, hem sektörden hem bakanlıktan hem yerel yönetimlerden hem de sponsorlardan. Çünkü sanat pahalı bir iştir.

Yazar hakkında: Banu Bozdemir

İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü mezunu... Sinema yazarlığına Klaket dergisiyle adım attı, Milliyet Sanat muhabirliği yaptı. Film+, Cumhuriyet, Yeni Yüzyıl, Vatan'da çalıştı. Sky Türk Tv’de sinema, "sanat ve sevgilim İstanbul" programlarında yapımcı, sunucu ve yönetmenlik yaptı. TRT için Bakış isimli bir kısa film çekti. Cinedergi.com da editör… Yayınlanmış 18 adet çocuk kitabı var ve Leylalı Haller adında bir gençlik romanı var.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir