Uzun Kabus Bir Virüs Gibi Aklınıza Girecek

Massachusetts’in küçük bir kasabasında, bir grup arkadaş Slender Man efsanesini çürütmek için bir ritüel gerçekleştirirler. Gruptaki kızlardan biri esrarengiz bir şekilde kaybolunca, onun aslında Slender Man’in son kurbanı olabileceğinden şüphelenirler. Slender Man / Uzun Kabus filminin başrollerini Joey King, Julia Goldani Telles, Jaz Sinclair, Annalise Basso, Alex Fitzalan, Taylor Richardson ve Javier Botet paylaştılar. David Birke tarafından kaleme alınan Slender Man / Uzun Kabus filminin yönetmenliğini Sylvain White üstlendi.

Bir grup sinemacı, 2017 yazında, kuzeybatı Boston’ın bir dizi eski kasabasında sessiz sedasız mekân arayışına başladılar. Amaçları hepsinin hakkında bir şey bildiğini düşündüğü -ama üstelendiklerinde, aslında neredeyse hiçbir şey bilmediklerini hemen itiraf edeceklerdi- gizemli bir varlık hakkında bir film için hazırlık yapmaktı. Bu dönemde, içinde evler, lise, hastane, mezarlık, kasabayı çevreleyen bir koruluk bulunan gerçekçi küçük bir kasaba inşa ettiler, mükemmel bir genç oyuncu kadrosu oluşturdular ve Slender Man’in korku verici âlemine adım attılar.

Yapım sırasında bir akşam, yapımcılar, yönetmen ve oyuncular gerçek bir kamp ateşinin etrafında oturup, bu paranormal varlığa ilişkin beklentilerini, hislerini ve korkularını paylaştılar ve onun kendi efsanesini 21. yüzyılın umut ve korkularına nasıl sızdırdığı hakkında konuştular.

“Slender Man banliyö ya da ağaçlık alanlarda insanların, çoğunlukla da çocukların kaybolmasıyla -kaybolanların başına ne geldiğini ise kimse bilmez— ilişkilendirilen, doğal olamayacak kadar uzun boylu, hayaleti andıran bir varlık” diyen yapımcı Brad Fischer, şöyle devam ediyor: “Bazen fotoğraflarda görülebiliyor. Orada olduğunu hemen fark edemiyorsunuz, ta ki birden bire karenin köşesinde gözünüze çarpana dek. Onun gelişi şu şekilde sınıflandırılabilir: ‘Ne dilediğine dikkat et’. Bu herkes için, ama en çok da banliyöde büyüyen, ortamdan sıkılıp karanlık şeyleri denemek isteyebilecek çocuklar için, bir uyarı çünkü aniden oldukça dehşet verici bir şeyle karşı karşıya kalıyorlar”.

Bir diğer yapımcı Sarah Snow ise şunu ekliyor: “Karşınızda, takım elbise giymiş uzun boylu bir adam var ama yüzü yok! O peşinizde olan bir otorite figürü. Bu epey korkutucu olabilir”.

Aklı başında, dengeli Hallie’yi canlandıran aktris Julia Goldani Telles’ın açıklamaları ise şöyle: “Bana göre bu imgelem gerçekten korkutucu ve akılda kalıcı çünkü Slender Man’in istediğiniz ifadeyi yerleştireceğiniz bir yüzü yok. Filmde, bütün kızlar onunla ilgili farklı fikirlere sahipler. İnternet forumlarında da herkesin başka başka görüşü var; bir topluluk oluşmuş; insanların birbirlerinin korkularını beslemesinin ve geliştirmesinin bir yolu bu. Bazı insanlar hikâyeler yaratmayı seviyor. Bazıları ise bence kendi korkularını yansıtıyorlar. Bu korku takıntı haline geliyor”.

Yaratıcı Katie’yi canlandıran Annalise Basso ise, “Sesini henüz geliştirememiş bir ergen olarak, bana doğruyu bulmak çok zor, günümüz dünyasında kafa karışıklığı yaşamak ise çok kolay geliyor. Sanırım Slender Man şüphenin sizi yiyip bitirmesi tehlikesine ilişkin bir metafor. Her şey siyah beyaz değil; grinin pek çok tonu var ama henüz o gri dünyada yolunu bulmayı öğrenecek kadar zihinsel erişkinliğe ulaşmamış genç bir insan için işler zor çünkü sis bulutu içinde önünüzü göremiyorsunuz. Kafa karışıklığı içinde yol alabilmek için gerekli araçlarınız olmalı ve bu zor”.

Tatlı, hassas Chloe’yi canlandıran Jaz Sinclair’e göre de, “Slender Man pek çok şey. Ormanlarda gezinen bir varlık; zayıflıklarınızı hedef alan, gizemli bir yaratık. Onu yakalayamazsınız çünkü o sizin kafanızın içinde”.

Popüler ve sevimli genç Tom’u canlandıran Alex Fitzalan ise şunları söylüyor: “Bence insanlar bilmedikleri şeyleri merak ediyorlar. Slender Man internette doğmuş ilk hakiki korku figürü ki bence bu çok havalı. O tamamen özgün bir yaratım ve onun doğuşundan pek çok hikâye ilham aldı. Slender Man bizim kuşağımızın kendi Freddie Krueger’ı gibi; cazibesi de bir önceki kuşağa değil, bu kuşağa ait olmasında yatıyor”.

Slender Man’i canlandıran İspanyol aktör Javier Botet karakter hakkında şu yorumu getiriyor: “Slender Man boş bir kâğıt gibi. Bu karakterin gücü tüm korkularınızı yöneltebileceğiniz bir özne olması. Bu karakteri canlandıracağımı öğrendiğimde ona bayıldım çünkü son yıllarda korku filmlerinde çalıştığım dönem boyunca bir şeyin yalnızca ima edilmesi çok hoşuma giden şey oldu. Son yıllardaki sinema pek çok şeyi, canavarların çoğunu her an gösterdi. Benim her zaman sevdiğim şey ise bir şeyin orada olması, sizin onun orada olduğunu hissetmeniz ama onu sadece birkaç saniyeliğine görebilmeniz. İnsanların onu kendi korkularıyla doldurmaları için alana ihtiyaçları var”.

Slender Man / Uzun Kabus her şey bakanın gözündedir tarzı öğelere sahip olabilir ama o “kesinlikle mitolojinin mevcut konseptlerini de anımsatıyor” diyen yönetici yapımcı Louis Sallerson, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Çocuklarınızı alıp götüren Pied Piper ve başka Ortaçağ fikirleri ve bunların daha modern yorumları mevcut. Bazı açılardan esasen bence bizi en korkutan şey, toplumumuzun altını oyanlar. Bir şeyin çocuklarınızı alıp tanınmaz hale getirebileceği ya da başlarına ne geldiğini hayal dahi edemeyeceğiniz şekilde sonsuza dek kaybolmalarına yol açabileceği düşüncesi, sadece sizi korkutmakla kalmaz, genel olarak toplum için de aynı ölçüde korkutucu olur”.

Slender Man / Uzun Kabus filminin yaratıcısı, Eric Knudsen (namıdiğer Victor Surge) oyuncu kadrosu ve yapım ekibine katılıp, onlara karaktere ilişkin yaklaşımını şöyle aktardı: “Onu betimlemek aynı anda hem kolay hem zor. Dış görünümünü tasvir etmek kolay; yöntemini tanımlamak nispeten daha az kolay ama gerekçelerini tasvir etmek imkânsız. Çünkü esas konu bu! O bir açık kaynak yaratıcısı gibi. Ona herhangi bir mecazı ya da korkutucu bulduğunuz bir niteliği yükleyebilirsiniz ve bence onu kitlelere cazip kılan da bu. Kuralları bildiğinizi düşünebilirsiniz, mesela onun kimi etkileyeceği ya da sizin peşinize nasıl düşeceği gibi ama bir de bakmışsınız Slender Man senaryoyu alt üst etmiş ve bambaşka bir yöne gitmiş. İşte onu böylesine korkunç kılan şey bu: Ne istediğinin ve ne yaptığının bilinmeyen doğası…”

Knudsen sözlerine şunları da ekliyor: “Amacını bilmiyoruz. Eğer eylemlerini dehşet verici bir şey olarak görürsek, dehşet verici olur. Ama birileri bu eylemleri güvenli ya da iyi bir şey olarak da algılayabilirler. Slender Man / Uzun Kabus filminin bir bakıma bu konseptlerin, iyi ve kötü, şeytani ya da meleksi kavramlarının üzerinde olmasını istedim. Feci korkutucu geliyor çünkü bizim için hiç bilinmez bir varlık.”

Uyumsuz Wren’i canlandıran Joey King’e göre, “Bilgisayarınızı etkileyen bir virüs gibi ama bilgisayarınızı Apple mağazasına götürebilir ve tamir ettirebilirsiniz. Bilgisayarınız virüsten kurtulur ve normale döner. Fakat beyninizdeki virüsten kurtulmanızı sağlayacak bir bilgisayar mağazası yok. Hastaneye gidip, ‘Ben Slender Man’i görüyorum’ derseniz, sizi psikiyatri kliniğine yatırmayı teklif ederler; ‘Bakalım beyninde ne sorun varmış’ demezler. Ne yaparsan yap Slender Man hâlâ beyninde olacaktır, ondan kurtulamazsın”.

Yapımcı Sarah Snow ise şunları söylüyor: “Şu ‘viral’ ifadesini hem ‘viral olmak’ hem de ‘virüs’teki haliyle seviyorum. Tipik bir virüsten kurtulamazsınız. Eğer vücudunuza girmişse, sonsuza dek orada kalır. Vücudunuzdaki etkilerini kontrol etmenin bazı yolları olabilir. Fakat Slender Man söz konusu olduğunda değil: Sizi bir kez bulmuşsa, artık onunsunuzdur. Şöyle düşünün: Slender Man internet içinde mevcut ama siz onu hayatınıza alana dek yalnızca internette varlığını sürdürüyor. Bir kez onunla bağlantı kurduğunuzda ise, Slender Man gerçek oluyor. Çevrenizdeki gerçek dünyanın bir parçası, hayatınızın şekli ve dokusu haline geliyor. Ve bu, ister bir algı olsun ister fiziksel bir varlık, yatak odanızın köşesinde dikiliyor”.

Kökenler

Yönetici yapımcı Louis Sallerson, Slender Man karakterinin Eric Knudsen (internetteki takma adı Victor Surge) tarafından ilk önce Korkunç Bir Şey forumundaki bir yarışmanın parçası olarak yaratıldığını” aktardıktan sonra sözlerini şöyle sürdürüyor: “Yarışmanın çerçevesi, temel olarak var olan bir fotoğrafı alıp ona paranormal bir şey eklemekti. Bir metin gerektiğini sanmıyorum. Fakat Eric orijinal Slender Man fotoğrafları olarak iki fotoğraf ve bir de arka hikâye oluşturdu; yanmış bir okul, yıkık bir kütüphane, yarısı bulunamamış cesetler vs. Daha sonra Slender Man tarafından kaçırılmış birinin bakış açısından ayrıntılı başka bir metin daha yazdı. Sanırım şöyle bir şey yazmıştı: Upuzun kolları bizi büyüledi ya da aynı anda hem teskin etti hem de dehşete düşürdü”.

Knudsen ise bu konuda şunları söylüyor: “Haziran 2009’da, Korkunç Bir Şey’de ‘Hadi Paranormal Görüntüler Yaratalım’ adında bir kategori vardı. O dönemde bu kategori oldukça yeniydi, sadece üç dört sayfalık girdi vardı. Ben de girdilere bakıyordum ki bazı resimler için, ‘Vay canına, bunlar gerçekten iyi. Görüntüleri sahiden çok hoşuma gitti. Sanırım kendim de oldukça ürpertici bazı resimler üretebilirim’ diye düşündüm”. Knudsen karakteri yaratırken de, “Kendime şunu sordum: ‘Ben şahsen neyi ürkütücü bulurum?” dedikten sonra, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Aklıma kırkların ortasında, Illinois’de yaşanmış, Mattoon Kasabasının Çılgın Gazcısı denen tuhaf olay geldi. Ve bir de Silent Hill gibi oyun serilerini düşündüm. Arka planda çok uzun boylu, bilinmez, çok tehditkâr bir şey hayal ettim. Aklımda H. P. Lovecraft vardı. Lovecraft’in bilinmeyen bazı korkunç şeyler hakkındaki Cthulhu mitolojisi çok ilgimi çekiyordu; bu mitolojide korku öznelerinin amaçlarını belirleyemiyordunuz. Çoğu insanın bildiğini sandığım ilk iki Slender Man resmini yarattım. Ve sonra ‘İyi ama ben sadece resim yapmak istemiyorum. Buna fazladan bir şeyler de eklemek istiyorum’ diye düşündüm. Bunun üzerine bir miktar mikro kurgu yaptım. Daha ilginç kılmak için fotoğrafın bir betimlemesini yazdım ve çok olumlu tepki aldım. Herkes bunun biraz ürkütücü ama oldukça havalı olduğunu düşündü; bunun üzerine daha fazla post yayınladım, galiba toplamda 9-10 tane postla, bu şeyin, herkesin gerçekten benimsediği bu Slender Man figürü hakkında bir hikâye eğrisi yarattım; insanlar bunları kucakladı ve Slender Man mitolojisi hızla büyümeye başladı”.

“Slender Man büyük popülarite kazandı ve viral oldu. Onda kontrol edilemez bir şey vardı ve bazı açılardan internete ait gibiydi” diyor yapımcı Sarah Snow.

Hikâye ve Karakterler

“Bu, Slender Man’i merak eden ve sonunda tavşan deliğinden aşağı düşen dört genç kızı konu alan klasik bir hikâye” diyen yönetmen Sylvain White, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Gece sıradan bir pijama partisi gibi başlıyor. Kızlar daha önce defalarca yaptıkları gibi bir araya geliyorlar ama bu gece erkeklerin yaptığını duydukları saçma bir şeyi deneyecek, internetten Slender Man’i çağıracaklar. İlgiyle bağlantıları takip etseler de bunu kesinlikle çok ciddiye almıyorlar. Onlar için bu da diğerleri gibi eğlence amaçlı bir kızlar gecesi. İnternette tuhaf bir video izliyorlar ama bunun etkilerinin o andan itibaren onları kuşatacağından tamamen habersizler”.

Yapımcı Brad Fischer hikâyeyi aktarmaya devam ediyor: “Birkaç hafta sonra, bu en yakın dört arkadaş -Hallie, Wren, Chloe ve Katie- sınıf gezisiyle eski, tarihi bir mezarlığa gidiyorlar. Katie biraz tuhaf davranıyor ve sonra da ortadan kayboluyor. Diğer kızlar ona ne olduğunu bulmaya çalışırken tüm bu olanların arkasında Slender Man’in olabileceğinden kuşkulanıyorlar. Ve ardından da Katie’nin düştüğü tavşan deliğinden kendileri de düşmeye başlıyorlar”.

Mantıklı Hallie’yi canlandıran Julia Goldani Telles hikâye hakkındaki görüşlerini paylaşıyor: “Farklı duygusal yaşamları ve tetikleyicileri olan ve bunun sonucu olarak da Slender Man’e inanmaya başlayıp onun manipülasyonlarına kanan dört kız arkadaşın ilişkisi hakkında bir hikâye bu. Doğrunun ve yalanların ne olduğunu anlamaya çalışırken, her biri kendiyle ve hepsi birbiriyle savaşıyor. Burada konu kitlesel isteri; gizli bir alt bilinç dilinin beyninizden kaynaklanan isterik inanışlara nasıl yol açabileceği”.

Joey King ise “Bu dört arkadaş bir gece Slender Man’i çağırmayı denemeye karar veriyorlar. Bunun ruh çağırma denemesi gibi bir şey olduğunu, hiçbir şeyin gelmeyeceğini düşünüyorlar. Elbette bir hafta sonra küçük tuhaf işaretler başlıyor. Her şey yavaş yavaş gelişiyor çünkü filmin daha ilk yirmi dakikasında izleyiciye her şeyi göstermek istemiyorsunuz ve gerçekten tüyler ürpertici bir hâl alıyor. Birbirleriyle çok yakın bu dört arkadaşın dünyalarının parçalanmaya başlamasını ve umutsuzluğun pençesine düşüşlerini izliyorsunuz” diyor.

Yönetmen Sylvain White ise şu bilgileri aktarıyor: “Bu kızlar birbirlerini çok uzun zamandır tanıyorlar. Muhtemelen 50’lerde ve 60’larda en parlak dönemini yaşamış ama artık büyük ölçüde terk edilmiş, doğuda küçük bir sanayi kasabasında büyümüşler. Kasabada işsizlik oranı yüksek; sıkıntılı bir dönem yaşanıyor. Bu kızların kuşağının öyle bir ortamda yetişmiş olduklarını görüyoruz. Ortak bağları ve amaçları kasabadan gidip daha iyi bir şeyler bulmayı denemek. Mevcut ortamlarındaki can sıkıntısı onları daha heyecanlı bir şey aramaya itiyor ve bunun devamında duydukları merak da onları Slender Man’e ve gerçek kaderlerine sürüklüyor”.

Slender Man / Uzun Kabus

“Slender Man süper uzun kolları olan, takım elbise giyip kravat takan, çok uzun boylu bir varlık” diyen yapımcı Brad Fischer, şöyle devam ediyor: “Yüzü ve yüz ifadeleri olmasa da, size baktığında, size baktığını anlarsınız ki bence onu böylesine ürkütücü yapan şeylerden biri de bu. Sırtından çıkan dokunaçlar onun bir yere asılıymış gibi görünmesini sağlıyor ve size doğru geldiğinde adeta darağacından iniyormuş hissi veriyor”.

Sylvain White ise “Slender Man, büyük çoğunlukla, takım elbiseli bir adam olarak biliniyor. Oysa bazı teoriler onun başka bir boyuttan ya da başka bir âlemden geldiğini, onda başka bir dünyaya ait bir şeyler olduğunu ifade ediyor. Ben bu yaklaşımı benimsiyorum çünkü takım elbise somut fikrinden uzak. Aslında bence filmin sonunda onun aslında takım elbise olmadığını, başka bir şey olduğunu ortaya çıkarmak gerçekten ilginçti” diyor.

Knudsen şu açıklamayı yapıyor: “Bu film için onun fiziğinin resmediliş biçimi benim Slender Man hakkında hep hissettiğim gibi. O sizin bilinç ya da algınız dâhilindeyken takım elbiseli normal bir adam gibi görünebilir. Sadece biraz uzun boylu ama ona dikkatinizi daha çok verdikçe ve onunla daha doğrudan etkileşime girdiğinizde, gerçek doğası belirginleşiyor. Dolayısıyla filmdeki durumda olduğu gibi ona tamamen odaklanıp onunla yüz yüze geldiğinizde, Slender Man’in tüyler ürperten gerçek yüzünü görüyorsunuz. Ben de onu tam olarak böyle canlandırmak gerektiğini düşünüyordum. Takım elbiseli bir adam günümüzdeki güç yapısını temsil ediyor: Ataerkil, erkek egemen bir sosyal yapı. Belki geçmişte, Slender Man ortaya çıktığında, farklı kılıklarla görünmüş olabilir. Örneğin, Ortaçağ’da keşiş kıyafetinde ya da Japonya’da Samuray kılıcıyla görülmüş olabilir yani tehditkâr otoriteyi temsil eden şey her neyse o şekilde”.

Sylvain White bu role oyuncu seçimi konusunda şunları paylaşıyor: “Slender Man için oyuncu seçerken gerçekten uzun boylu ve ince birini istiyorsunuz. Ama tabi her şey bununla bitmiyor. Karakteri hareketle, beden diliyle yaratabilecek birine ihtiyacınız var. Bizim aradığımız türde bir morfolojiyi Javier Botet’den daha iyi ifade edebilecek biri yoktu. Kendisi bedeniyle benzersiz ve inanılmaz performanslar çıkarabilen ama aynı zamanda belirli bir kişiliği de canlandırabilen bir sanatçı. Kendisini bu rol için doğmuş gibi hissettiğini ifade etti ve biz de bunu çok ciddiye aldık”.

Yapımcı Brad Fischer da aktör hakkındaki düşüncelerini şöyle aktarıyor: “Javier, her şeyden önce, vücuduna son derece hâkim, müthiş bir aktör. Daha önce de yaratıklar canlandırmış olduğu için kamerayla harika bir teknik ilişkisi, böylesine karmaşık bir karakteri en dehşet verici şekilde hayata geçirmek için ne yapması gerektiğine dair içgüdüsel bir anlayışı var. Bu iş makyajını yaptırıp kamera karşısına geçerek öylece durmak kadar basit değil, çok fazla disiplin gerektiren, son derece zahmetli bir süreç. Rolü Javier üstlendiği için çok sevindik. Onu projeye dâhil edebilmek bizim en büyük başarılarımızdan biriydi”.

“Her canavar farklı bir meydan okumadır” diyen Botet (The Hollywood Reporter onu, “Universal Stüdyoları’nda boynundan vidalar çıkan Boris Karloff’tan beri en talep gören canavar adam” olarak niteledi) sözlerini şöyle sürdürüyor: “Nasıl ki her normal karakter daima birçok açıdan farklıysa, siz de her canavarın arka planını anlamaya çalışırsınız. Çünkü her biri size farklı bir şekilde ulaşmaya çalışır. Bazı karakterler saldırgan ve şiddet eğilimlidir. Bazıları ise sizden sizin onlardan korktuğunuzdan daha çok korkar ve hayvanlar gibi kendi alanlarını korurlar. Ve bazı karakterler de -örneğin Slender Man gibi- daha değişkendir. Slender Man zihinlerimizde çok stilize, çok soğuk ve çok akıcı. Hiçbir korkusu yok çünkü korku o. Başka bir boyutta. Sizin kafanızın içinde. Dolayısıyla, evet, hareketlerimde herhangi bir gergin hamle olmamasına, size şiddetli bir şekilde yaklaşmamaya çalıştım çünkü Slender Man şiddet eğilimli bir yaratık değil. Bacaklarımı hiç oynatmıyorum çünkü saldırı pozisyonunda olmam gerekmiyor, öne doğru hızlıca atlamam, koşarak kaçmam gerekmiyor. Ama başroldeki karakterlerin korkuları büyüdükçe, onlara uzanan enerji de büyüyor”.

Botet’nin karakteri yaratımı ve performansı neredeyse tamamen efektsiz gerçekleşti. “BYG’nin gerçek çekimlere destek sağlamasını seviyorum ama her şeyin bilgisayarda yapılması hoşuma gitmiyor” diyen aktör, şöyle devam ediyor: “Slender Man’in neredeyse tamamı gerçekti: Kostümlü bedenime makyaj ve protezler uygulandı. Bunları Adrien Morot ve ekibi yarattı ve uyguladı. Fakat örneğin dokunaçların bilgisayarda yapılması daha uygundu; fiziksel olarak da yapılabilirler belki ama bence tüm o dokunaçları hareket ettirmeye çalışmak çılgınlık olurdu”.

Aktris Joey King şunları söylüyor: “Javier’in görünümü tek kelimeyle ürkütücü. Onunla tanıştığınızda öylesine hoş, öylesine tatlı ki… Zaten varlığı başlı başına dikkat çekici: Çok ama çok uzun boylu ve çok ama çok zayıf. Bu yüzden de kostüm ve makyaj eklendiğinde ilikleriniz ürperiyor. Parmakları çok uzun, hele vücudunu hareket ettiriş biçimi… Demek istediğim şu ki bu konuda çok iyi; korkudan titriyorum ve sırtımdan soğuk terler boşalıyor”.

Sylvain White’ın açıklamaları ise şöyle: “Slender Man’in tasarımını belirlemek benim için gerçekten heyecan vericiydi. Bu konuda çok düşündüm ve çok çaba sarf ettim. Bol miktarda araştırma yaptım, fikirler edindim ve bir konsept sanatçısıyla çalışarak fikirlerin şekil bulmasına tanık oldum. Çok beğendiğim bir konsept belirler belirlemez, Adrien Morot ve ekibine başvurdum. Böylece hayata geçirilmesi için çalışmaya başladılar”.

Yönetmen Sylvain White

“Sylvain muhteşem bir görsel hikâye anlatıcı” diyen yapımcı Brad Fischer, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Bu türün filmlerinde sadece minimumu yapma eğilimi var: Korkut ve git. Ama Sylvain filmi harika yapmak istiyor ve istisna kabul etmiyor. Filmimizle ilgili arzuları muazzamdı ve bence bu durum meyvesini verdi. Basit bir görsel efekt çözümü yerine, meydan okuyup kamerayla bu görüntüyü yaratmayı tercih etti. Bence bunun etkisi çok fazla olacak ve insanları gerçekten korkutacak”.

“Sylvain bize değerlendirmemiz için bu projeye özel yarattığı bir kısa film gönderdi; tek kelimeyle dâhiyane idi!” diyen bir diğer yapımcı Sarah Snow ise sözlerini şöyle sürdürüyor: “Yönetmen arayışımızda en büyük kaygılarımızdan biri Slender Man’i gerçekten anlayan ve onu hakikaten dehşet verici şekilde görüntüleyebilecek birini bulmaktı. Gönderdiği kısa filme baktığımızda Sylvain’in Slender Man’i anladığını hemen gördük”.

Yönetmen Sylvain White’ın bu konudaki açıklamaları şöyle: “Filmin görüntüsü ve hissi anlamında, stüdyo türü estetikten uzaklaşmak için pek çok şey yaptık. Gerçekten de adeta Avrupai, adeta bağımsız bir film havası vermeye çalıştım ama bir yandan da temelimizi saf korku tonu oluşturdu. Yani asıl mesele doğru dengeyi bulmak. Benim gibi Avrupalı olan görüntü yönetmeni Luca Del Puppo’yla çalışmanın bu hassasiyete katkısı oldu. Malzemeye dosdoğru değil yanlardan yaklaşmaya çalıştık. Bu sayede, bu tür için biraz sanatsal olarak görülecek çok ilginç bazı kareler yarattık. Her şeye rağmen bu anlayışa sıkı sıkıya sarıldık ve sonuçtan gayet mutluyuz. Filmin havasının ve hissinin çok karanlık ama aynı zamanda çok güzel olmasını sevdik”.

Yönetmen sözlerini şöyle noktalıyor: “Filmde benim için önemli olan bir gerçeküstülük özelliği var. Ayrıca, filmi en başından itibaren nasıl gördüğüme dair kilit bir referans mevcut: Luis Bunuel’in Salvador Dali’yle birlikte çalıştığı ‘Un Chien Andalou’ adlı film. O film gerçekten de görsel anlamda benim ana rotamı oluşturdu”.

Yönetici yapımcı Louis Sallerson ise “Filmimizin gerçekçilik hissi vermesi bizim için, özellikle de Sylvain için önemliydi. Üst gelir düzeyine sahip banliyölerde ve güzel malikânelerde geçen Scream / Çığlık gibi olmamalıydı. Karakterlerin sıradan Amerikalıları yansıtması, hayatlarının gerçek yaşamdaki sıkıntıları yansıtması önemliydi çünkü biz Slender Man mitini bu karakterler için bir kaçış olarak gördük, karanlık da olsa bir kaçış” diyor.

“New England’da çekim yapacağımız için gerçekten heyecanlıydım” diyen Knudsen ise bunun nedenini şöyle açıklıyor: “Çünkü New England’ın boyutlar arası dehşetle dolu bir yer olduğuna inandırılmıştım”. (Knudsen’in ilham kaynaklarından H.P. Lovecraft o bölgedeki Rhose Island-Providence’da yaşamıştı.)

Yazar hakkında: Öteki Sinema

Öteki Sinema editörleri Prometheus'un David'i gibi... Siz uyurken bile, hoşunuza gidecek yazıları buluyor, itinayla hazırlıyor ve yayına sunuyor. Öteki Sinema çalışıyor!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir