Wreck-It Ralph Yapım Notları

“Bir Disney filminin ayırt edici özelliği kalbidir. ‘Oyunbozan Ralph’in de temelini bu oluşturuyor. Yer aldığım en komik filmlerden biri, çok akıllıca ve güzel. Ama sizi asıl şaşırtacak olan yüreği.”

~ John Lasseter, Sorumlu Yapımcı

Wreck-It Ralph 01

Walt Disney Animation Studios’dan oldukça komik bir bilgisayar oyunu macerası “Oyunbozan Ralph” çok yakında sinemalarda olacak. Ralph yıllardır, yer aldığı oyunun iyi adamı olan ve daima günü kurtaran Tamir Et Felix Jr’ın gölgesinde kalmaktadır. Kötü adam rolünü canlandırmaktan bıkan Ralph, bu sorunu kendisi çözmeye karar verir ve kahraman olmak için gereken her şeye sahip olduğunu göstermek üzere birçok bilgisayar oyunu arasında bir yolculuğa çıkar.

Yönetmen Rich Moore anlatıyor: “Ralph, 1980’lerden kalma eski bir bilgisayar oyununda 30 yıl görevini icra ettikten sonra ‘Bu mu yani?’ diyen bir kötü adam. Birçoğumuz gibi, dışarıdan bir çözümle içerideki bir sorunu çözmeye çalışıyor: Bir madalya kazanmaya çalışacak, bir tane kazanırsa Felix’in gördüğü sevgi ve saygıyı kendisinin de göreceğini düşünüyor.”

Yapımcı Clark Spencer anlatıyor: “Böylece Ralph, o madalyayı kazanmak için atari salonunda bir yolculuğa çıkıyor. Elbette onun ve diğer herkes için asıl yolculuk tek bir şey olmak üzere programlandığını fark etmesi ama bu, onun içinde de böyle biri olduğu anlamına gelmiyor tabii.”

Yolculuğu sırasında Ralph, aksiyon oyunu “Hero’s Duty”den sert mizaçlı Çavuş Calhoun’la, kendisinin ilk gerçek arkadaşı diyebileceğimiz “Sugar Rush” oyunundan Vanellope von Schweetz’le de tanışıyor. Ama ölümcül bir düşman serbest kalıp tüm atari salonunu ve Vanellope’yi tehdit edince bir anda her şey değişiyor. Ralph’in eline nihayet günü kurtarma fırsatı geçiyor – ama bunu vaktinde başarabilecek mi?

Pixar ve Walt Disney Animation Studios’un baş yaratıcı sorumlusu olan John Lasseter, filmin sorumlu yapımcısı. Kendisi şöyle diyor: “Bunun gibi iyi bir animasyon filmi üç şeyi çok iyi yapar: Önceden kestirilemeyen sürükleyici bir hikâye anlatır, izleyicileri heyecan içinde bırakır ve hikâyeyi, unutulmaz ve cazip karakterle donatarak o hikâyeyi ve karakterleri inandırıcı bir dünyaya yerleştirir.

Lasseter şöyle devam ediyor: “ ‘Oyunbozan Ralph’in en çok sevdiğim yanlarından biri dört benzersiz dünyamız olması. Biri Tamir Et Felix Jr.’ın 8-bitlik dünyası, biri Hero’s Duty’nin hiper gerçekçi dünyası, biri de Japon animasyonları tadındaki son derece sevimli Sugar Rush’ın dünyası. Dördüncü dünya ise Game Central Station (Oyun Merkez Terminali). Bu, New York’taki Grand Central Station’dan (Grand Central Terminali) ilham alınarak yapıldı.”

Lasseter’a göre yapım ekibi, her dünyayı şekillendirmek ve birbirinden farklı kılmak için var güçleriyle çalıştılar; görsel geliştirme, sanat yönetmenliği, animasyon, karakter geliştirme, görsel efektler, ışıklandırma, sinematografi ve müzik. Yaklaşık 190 benzersiz karakter, bu dünyaların nüfusunu oluşturuyor. Bu sayı herhangi bir WDAS filmindeki rakamın üç kat fazlası ve her biri de o dünyaya uyum sağlamak üzere tasarlanmış. Kabul görmek için destansı bir yolculuğa çıkan Ralph, bunların hepsini deniyor.

Senarist Phil Johnston anlatıyor: “ Oyunbozan Ralph, bir yol filmi. Sadece dört farklı dünya olduğu için biraz daha karmaşık ama karakteriniz ya küçük bir kasaba veya şekerden yapılmış bir yerde kalakalmış ya da biri, daha büyük bir şeyi aramak uğruna evini terk etmiştir. Ralph, bu müthiş ve farklı yerlere gitse de karakteri evrim geçirirken bile kendine karşı daima dürüst.

Johnston sözlerine şöyle devam ediyor: “Bu filmdeki karakterlerin bilgisayar oyunu karakterleri olsalar bile gerçekçi olmaları harika bir şey. Onlar, gerçek duyguları olan gerçek insanlar.”

Wreck-It Ralph posterLasseter anlatıyor: “Seyircilerin ilgisini en çok çeken şeylerden biri de bu duygu olacak. Bir Disney filminin ayırt edici özelliği kalbidir. ‘Oyunbozan Ralph’in de temelini bu oluşturuyor. Yer aldığım en komik filmlerden biri, çok akıllıca ve güzel. Ama sizi asıl şaşırtacak olan yüreği.”

Spencer ekliyor: “Film, bilgisayar oyunu karakterlerinin dünyasında geçiyor ve çok komik ama özünde, insanların rahatlıkla kendilerinden bir şeyler bulabileceği bir hikâyeye sahip. Hepimiz hayatımızın bir noktasında, belki dışarılarda daha fazla şeyler olduğunu düşünmüşüzdür. Hepimiz bu maceraya atıldığımızı hayal etmişizdir.”

Moore anlatıyor: “İyi bir film, seyirciye kendinin de karakterlerle birlikte yolculuğa çıktığını hissettirir. Bence seyirci hem komedi hem de aksiyon beklentisinde olacak. En son teknoloji ürünü animasyon ve akıllarını başlarından alacak şeyler görmek isteyecekler. Ama bence o karakterleri ne kadar çok seveceklerine kendileri bile şaşıracak.”

“Oyunbozan Ralph”in yönetmeni, “Futurama”nın “Roswell That Ends Well” bölümüyle En İyi Animasyon Dizisi Yönetmenliği dalında Emmy ödülü kazan Moore. (“The Simpsons”, “Futurama”.) Moore, aynı zamanda Emmy ödülü kazanan “The Simpsons”ın “Homer vs. Lisa and the Eighth Commandment” bölümünün de yönetmenliğini yapmıştır. Spencer (“Bolt”, “Lilo ve Stitch”) filmin yapımcılığını üstlenirken, filmin senaryosunu Moore, Johnston ve Jim Reardon’ın hikâyesinden uyarlayarak Phil Johnston ve Jennifer Lee yazdı.

Spencer anlatıyor: “Görünüm ve hissiyat açısından aslında dört farklı filmimiz var. Hâlihazırda tek bir dünyayı bile doğru yansıtmak zorken dört tane bilgisayar oyunu dünyasını yaratmak ve birleştirmek bolca araştırma, geniş düşünme, çok çalışma, artı teknoloji ve her aşamada filme nasıl yaklaşılacağı konusunda yenilikçi olmayı gerektiriyor.

“Oyunbozan Ralph”in Walt Disney’in öncü ruhuyla yapıldığını söyleyen Spencer, konuyu şöyle bağlıyor: “Bu film, Walt Disney Animation Studios’un nereden gelip nereye gittiğinin harika bir örneğidir. Rich Moore, herkese hitap eden taze ve son derece özgün bir film meydana çıkaran harika bir ekibin başındaydı. Pek çok açıdan mizahı, nostaljiyi ve duyguyu bir araya getiriyor.

“Oyunbozan Ralph”,  15 Şubat 2013’te Disney Digital 3D olarak gösterime girecek. Moore anlatıyor: “İnanılmaz bir 3D ekibimiz var. Bunu, bir sanat biçimi olarak kullanıyorlar. Yaratıcılıklarının derinliği ve kapsamı karşısında büyülendim. Hem sinemaya gitme deneyimini zenginleştiriyorlar, hem de Ralph’in hikâyesinin anlatılmasına yardımcı oluyorlar. Yaptıkları iş, aklımı başımdan aldı. Bence filmin açıklayıcı versiyonu, 3D versiyonu.”

TAMİR ET FELIX JR.

Oyunbozan Ralph’in Tamamen 80’lere Ait 8-Bit’lik “Evi Evi Pek De Güzel Olmayan Evi”

Kimi buna eski usul diyor, kimi klasik. Diğerleriyse buraya ev diyor. Tamir Et Felix, Jr. “Oyunbozan Ralph”te yer alan, 80’lerin 8-bitlik atari oyunu. Oyunu oynayanlar için hedef çok basit: İyi adam Felix’in, Ralph’in kırıp döktüğü apartman binasını tamir etmesine yardımcı olmak. Ralph, kötü adam.

Ama hayat atari oyunlarında bile bu kadar basit değil. Sorun ne mi? Ralph, kötü adam olmaktan sıkılmıştır. Yönetmen Rich Moore’a göre “Oyunbozan Ralph”in ardındaki fikir aslında dönüp dolaşıp tek bir konuya bağlanır: Özgür iradeye ve oyun karakterlerinin hiçbirinin buna sahip olmamasına. Moore şöyle diyor: “Onlar, sadece tek bir şey yapmak üzere programlanmış konuyla ilgili seçim şansları yok. Bu dünya içerisinde, bazı katı kurallar var: Ancak ve ancak tek bir iş yapabilirsiniz. Peki ya bu işi sevmeyen bir karakter olsa?”

2,7 metrelik boyu ve 291 kiloluk ağırlığıyla Ralph, yol açacağı yıkım göz ardı edilmemesi gereken biri. Gerçi Niceland sakinleri onu pek de önemsemiyor. Onlar için önemli olan sadece Felix. Ama onları kim suçlayabilir ki? Yapımcı Clark Spencer şöyle diyor: “Felix, Fix-It-Felix Jr.,’da Niceland sakinleri tarafından sürekli pohpohlanıyor ve çok seviliyor. Ralph ise dışlanmış. Tek başına bir tuğla yığınında yaşıyor.”

TAMIR ET FELIX JR.’DA KİM KİMDİR?

Oyunbozan Ralph: Kötü Adamlar Sonuncu Gelir

Wreck-It Ralph poster trRalph, eli ağır, onu bunu kırıp döküp bozan ama çok yürekli biridir. 30 yıldır her Allah’ın günü Tamir Et Felix Jr. adlı atari oyununda “kötü adam” olarak işini icra etmektedir. Ama yaptığı işten ötürü kimse onu sevmeyince, günden güne işini sevmesi zorlaşmaktadır. Klasik kötü adam tiplemesinden muzdarip olan ve biraz saygı görmek isteyen Ralph, inanılmaz bir atari oyunları evreninde, “kötü adam”ı canlandırmasının “kötü bir adam” olduğu anlamına gelmediğini kanıtlamak için çılgın bir maceraya atılır. Moore şöyle diyor: “Dışarıdan bakınca sert görünüyor ama çok iyi huylu biri.”

Ralph’i, John C. Reilly seslendiriyor. Moore anlatıyor: “Ana karakteri ‘kötü adam’ yapmaktan bahsederken seyircilerin arkasında durup, kaba saba biri olsa da destek olacağı ve seveceği birine ihtiyacımız olduğunu biliyorduk. John, canlandırdığı karakterlerin kimliğine bürünüyor ve insani yönüyle bağlantı kuruyor. Kendisi Ralph’e çok şey kattı. Bu da inanılmaz bir şey.”

Reilly, yapım ekibiyle birlikte zaman geçirip, animasyon sürecini öğrenmiş, animasyonculara referans sağlamak amaçlı belli başlı sahneleri fiziken canlandırmış ve bazı anların gerektirdiği duygu seviyesinin sağlanması için kendi düşüncelerini paylaşarak onlara katkı sağlamış. Animasyon süpervizörü Renato dos Anjos şöyle diyor: “John’la konuştuktan sonra sanırım herkes projeyle daha yakın hissetti. John, karaktere gerçekten inandı ve muhtemelen Ralph’i herkesten daha iyi tanıyor.”

Reilly anlatıyor: “ ‘Oyunbozan Ralph’ inanılmaz bir karakter. Kocaman bir yüreği var ama yanlış yönlendirilmiş. Bir bilgisayar oyunu karakteri olmasına rağmen, gerçek bir insanın tüm zaaflarına sahip. İlk başta iyi niyetli ama sonradan çok yanlış şeyler yapıyor. Ama sonunda kahramanın olmanın ne demek olduğunun farkına varıyor.”

Hikâye sorumlusu Jim Reardon anlatıyor: “O, tam bir erkek çocuğu. Kötü adam olarak geçirdiği günleri ardında bırakmak istiyor ama ancak kendinden başka birini düşündüğü zaman gerçekten ihtiyacı olan şeyi, sevgiyi ve takdiri, elde ediyor. Birçok çocuk filmi, hiçbir şeye bağlı olmadan, sırf çok istedikleri için olmayı istedikleri şeyi elde etmelerini konu eder. Ralph’in hikâyesiyse biraz daha gerçekçi.”

Birbirinden çok farklı birçok dünya içeren bu filmde, hikâyenin kahramanı olarak bu dünyaların hepsini birleştirmek Ralph’e düşüyor. Senarist Phil Johnston şöyle diyor: “Ralph, hangi dünyaya giderse gitsin yine Ralph.”

Görüntü ve ışıklandırma yönetmeni Adolph Lusinsky ve ekibi, seyirciye bu mesajın ulaştırılmasına yardımcı oldu. Lusinsky anlatıyor: “Ralph, değişmez olan tek şey ve her dünyada, ışığa verdiği tepki aynı.

Tek istisna, Ralph’in Felix’le olduğu zamanlar. Onlar birlikteyken, Felix hoş bir ışıkla çok güzel bir şekilde ışıklandırılıyor ama Ralph, bizim “canavar ışıklandırması” dediğimiz şekilde ışıklandırılıyor.  Örneğin Ralph, çatı katındaki süitteyken, pastanın yansımasından ışıklandırılıyor. Çamurdayken, binanın yanından ışıklandırılıyor. Sugar Rush’a gidip nihayet Felix’le bir araya gelince, Felix camın arkasından aydınlatılırken Ralph, aşağıdan ışıklandırılıyor.”

Sanat yönetmeni Mike Gabriel’a göre Ralph, birden fazla gardırop değişikliği yaşadı. Felix ve Niceland sakinleri medeni bir toplumu temsil ederken, Ralph’in onlardan farklı olması gerekiyordu. Gabriel anlatıyor: “Bir noktada üzerinde sadece kırmızı bir gömlek ve şort vardı. Ama o, kötü adam, değil mi? Ekoseli gömlek o zaman devreye girdi – onu bir DAĞ ADAMI yapmak istedik. Sonra biri sıfır yaka tişört önerisi getirince ben de öyle giydirdim.”

Ekip, başka bir renk daha kullanmaya karar verdi ve Ralph’e mavi-yeşil bir atlet giydirdi ve hafif de bir kirli sakalla, ona biraz sert bir görünüm kazandırdı. Gabriel ikna olmuştur. Şöyle dedim: “Bu, işe yaradı. İşte şimdi kesinlikle dağ adamı oldu!”.

Koca elli bir dağ adamı. Dos Anjos ve ekibinin, diğer karakterler ve etrafındaki dekorlar üzerinde Ralph’in ellerinin nasıl hareket edeceğini çözmesi gerekiyordu. “O kadar devasalardı ki animasyonlarını yapmak vizim için çok zor oldu çünkü Ralph her hareket ettiğinde etrafındaki her şeye çarpıyordu – aslında bu tam Ralph’e göre bir şey, değil mi?”

Keşke Felix olsaydı da hasarı tamir etseydi.

Tamir Et Felix Jr: Her Şeyiyle İyi Adam

Karaktere sesiyle hayat veren Jack McBrayer şöyle diyor: “Tamir Et Felix, Jr., her şeyiyle iyi bir adam. İyi şeyler yapmayı ve işini çok seviyor.”

Felix, Tamir Et Felix Jr.’ın popüler yıldızıdır ve Niceland’in herkesçe sevilen, çekiç ustası tamircisidir. Ralph’in kırıp döktüklerini tamir etmediği zamanlarda, altın madalyalı bu iyi adam öpücüklere boğuluyor, apartman sakinlerinden iltifatlar ve turtalar alıyor. Her yerinden iyilik akan Felix’in “İyi Adam” dışında biri olması tahayyül dahi edilemez.

McBrayer anlatıyor: “Onun bildiği bu. Her şeyi yok eden Ralph’in tam zıddı ama Ralph, değişmek istiyor. Bu yüzden ilişkilerinde bir orta yol bulmaları gerekiyor. Bu da herkesin anlayabileceği bir durum.”

Nicelander’lılar: Tehlikedeki Apartman Sakinleri

Tamir Et Felix Jr.,’da mağdur rolünü oynamadıkları zaman, Nicelander’lılar, Felix’e tapmak için yaşıyor. İyi adama, oyundaki görevinde yardımcı olmak üzere turta yapacağız diye kabartma tozu satışlarını artıran Felix hayranları, boş vakitlerini – Ralph’in kesinlikle liste dışı bırakılıp davet edilmediği – kokteyl partileri düzenlemekle geçiriyorlar. İçlerinde Gene, Roy, Mary ve Deanna’nın da bulunduğu ufak tefek pencere sakinleri, Ralph’in kötü şöhretini ve her şeyi kırıp dökme huyunu asla tasvip etmiyor. Ralph’i hayatlarına dâhil etmeleri için ancak kahramanca bir mucize gerekiyor.

Senarist Phil Johnston anlatıyor: “Onlar her şeyi siyah beyaz görüyor. Çok basit bir dünya görüşleri var: Felix iyi, Ralph kötü. Onlar, grilikleri görmüyor. Martini içen Nicelander’lı Gene, Ralph’in aklından bir türlü atamadığı şu sesi temsil ediyor: ‘Sen, kötüsün. Değersizsin.’”

Dos Anjos anlatıyor: “Rich, Nicelander’lıların, Tamir Et Felix Jr. oyunundaki 8-bitlik tarz gibi sade olmasını istedi. Nicelander sakinlerinin animasyonunu yaparken, mantalitemizi değiştirmemiz gerekti çünkü gerçekçi olmamız veya fizik kurallarıyla sınırlı kalmamız gerekmiyordu. Yine de bu karakterlerin oyunculuğunu inanılır kılmak için yollar bulmalıydık. Nihayetinde, üzerlerinde çalışması eğlenceliydi. Bence sonuç da harika oldu.”

Edie McClurg; Mary’yi, Rachael Harris de Deanne’yı seslendiriyor. WDAS’de hikâye ressamı olarak çalışan Raymond Persi de Gene’i seslendirdi.

TAMIR ET FELIX JR.’IN GÖRÜNÜMÜNÜ OLUŞTURMAK

Yapımcılar, Tamir Et Felix Jr.’ın genel tasarımı için, her filmde olduğu gibi derinlemesine araştırma yaptı. Ekip, bilgisayar şirketlerinin genel merkezlerini gezdi, 80’lerin oyun tasarımcılarını neyi nasıl yaptıklarına dair soru yağmuruna tuttular. Ve tabii ki, içlerinde Tamir Et Felix Jr.’ın ruhunu taşıyan klasik oyunlar da oynadılar. Araştırma süreci elbette ki zordu ama birinin bunu yapması gerekiyordu. Dos Anjos anlatıyor: “Animasyoncular olarak, bol bol bilgisayar oyunu oynamak gibi çok zorlu bir görevimiz vardı. Onlara nasıl oyun oynayacaklarına dair dersler düzenledik – karakterlerle etkileşime geçtiler ve oyunu nasıl kumanda edeceklerini öğrendiler.

Wreck-It Ralph 02

Ralph’in kıyafetleri gibi Tamir Et Felix Jr.’ın dünyası da pek çok farklı aşamadan geçti. Ama Gabriel’in dediğine göre tek bir apartman binası olması yönetmen Rich Moore’un fikriymiş. “Rich, bana bir gün bir çizim verdi. ‘Tek bir bina, kuş uçmaz kervan geçmez bir yerde tek başına duran bir bina istiyorum’ dedi. Çok minimal bir çizimdi. Dünya, oradan çıktı işte, Rich’in basit çiziminden. Filmin büyük kısmı, Rich’in basit bir çizimiyle başladı.”

Sadelik önemliydi. Tamir Et Felix Jr. için, ressamların dünyaca bilinen animasyon yeteneklerini 8-bit formatına nasıl aktaracaklarını bulmaları gerekiyordu. Yapımcı Clark Spencer anlatıyor: “Dünya çapında yenilikçiliği ve mükemmelliğiyle tanınan bir stüdyoda çalışıyoruz. Kariyerlerinin tamamını en iyi, en sofistikte animasyonlarını yaratmaya adayan animasyonculara, Ralph’in 80’ler dönemi atari oyunu Tamir Et Felix Jr.’ın dünyasının son derece basit ve sade olması gerektiğini söylemek pek kolay bir şey değil.”

Spencer, Tamir Et Felix Jr.’ın bilgisayarla yapılmış olmasına rağmen genel tasarım, 8-bitlik bir dünyayı yansıtacak şekilde yapılmıştı. Belli bir alanda ilerleyen basitleştirilmiş karakterler – 90 derecelik açılarla, kesik kesik hareketler.

Moore anlatıyor: “Sanat yönetmenliğinden, animasyon oyunculuğuna, kamera hareketlerinden müziğe, ışıklandırmaya kadar her şey çok basit. Bu, diğer dünyalara nazaran büyük bir tezat oluşturuyor.”

Spencer anlatıyor: “Animasyoncularımıza,  dünyanın en iyi animasyonunu yapmaları öğretildi. Dolayısıyla farklı düşünmeyi öğrendiler. Bunları nasıl gerçekçi kılacağımızı çözmek için çok çalıştık ama ilk birkaç sekans geldiğinde ve onların ne kadar iyi olduğunu ve filmin bütününe ne kadar katkı sağladığını gördüğümüzde, herkes heyecanlandı.”

Ortak sanat yönetmeni Ian Gooding’e göre basit demek, kolay demek değil. Kendisi anlatıyor: “John Lasseter ‘8-bit’i onurlandırın’ derdi. 8-bit efektini artırmak için o dünyaya detay katmak için zeki ve akıllıca yollar bulmalıydık.”

Ekip daha en başlarda, Tamir Et Felix Jr.’ın, 8-bit oyunlardaki görünümü yansıtacak şekilde, dünyanın genel tasarım diline kareler ve dikdörtgenler dâhil etmeye karar verdi. Bu seçimin beraberinde bazı zorluklar da getirdiğini söyleyen sanat yönetmeni Mike Gabriel şöyle diyor: “Efekt ekibimiz çok yaratıcı olmak zorundaydı – yanan bir alevi olan 8-bit bir şömine nasıl yapılır? Veya 8-bit havai fişekler? Ama onlar yaptı.”

Gooding ekliyor: “Efekt ekibi, küçük küplerden harika bir ateş yaptı. Çok basit bir döngüden geçiyor ama parlıyor ve küçük korlar çıkıyor. Kütüklerin hepsi enine kare ve doğrusaldı.”

Duman veya ateş gibi basit bir şey bile, herhangi başka bir filmde tutarlı bir görünüme sahip olur. Efekt süpervizörü Cesar Velazquez anlatıyor: “Ama Oyunbozan Ralph’te öyle olmadı. İşimizin büyük bir kısmı bu efektleri alıp her birini bireysel dünyaya uydurmaktı. Tamir Et Felix’teki ateş, Sugar Rush’taki ateşten çok farklı görünüyor.”

Gabriel, Tamir Et Felix Jr.’ın görünümü oluşturulduğunda, tasarımcıların bu dünyaya 8-bit görünümünü bozmadan daha fazla detay verebildiğini söylüyor: “ ‘Sadelik’ kavramını biraz kenara koyduk ki, biraz daha çekicilik ve samimiyet katarak bunu tam anlamıyla dolu bir dünya yapabilelim.”

Gooding’e göre, doğru görünümü elde etmenin anahtarı, onu yeni bir seviyeye çıkarmaktı. Kendisi şöyle diyor: “Tasarımı ciddiye aldıkça, daha da eğlenceli oldu. Tasarımını Frank Lloyd Wright’ın yaptığı bir binaya benzeyen bir apartmanda yaşayan Weeble tipli küçük bir adam olması, insana komik geliyor. Gene’in de koca bir içki barı var.”

IŞIK, KAMERA, MOTOR!

Liderliğini görünüm ve ışıklandırma yönetmeni Adolph Lusinsky’nin yaptığı ışıklandırma ekibi, Tamir Et Felix Jr. için hazırlanan canlı renkleri çok beğendi. Kendisi şöyle diyor: “Gökyüzü siyah, atmosfer çok az. Diğer dünyalardan ayırt etmek için ışıklandırmayı basit tuttuk.”

Plan süpervizörü Rob Dressel, kamera arkası ekipten sorumluydu. O da 8-bit dünyasının mantrasını duyduğunu söylüyor: “Basit tut. Tamir Et Felix’te sınırlı kamera hareketi vardı. Önemli olan daha ziyade kurguydu.”

Dressel, ekibin 8-bit dünyaya selam da çaktığını, 90 derecelik açılarla hareketleri birleştirerek, klasik oyunlar dünyasına gönderme yaptığını söylüyor.

KAHRAMANIN GÖREVİ

Gıpta Edilen Madalyanın Bulunduğu Cüretkâr, Muhalif ve Düşman Dolu Diyar

 Yapımcı Clark Spencer anlatıyor: “Hero’s Duty, modern, birinci şahıs nişancı (FPS) oyunu. Yepyeni bir oyundur. En iyilerdendir. Mevcut en gelişmiş oyunlardandır. Bu oyunda Çavuş Calhoun, evreni yok eden Cy-Bugs’a karşı savaşan bir müfrezenin lideridir. Çok gerilimli bir oyun.”

Wreck-It Ralph 03

Ralph ise henüz gerilime hazır değil. Yönetmen Rich Moore anlatıyor: “Madalya lafını – Kahramanlar Madalyası- duyunca Hero’s Duty’ye gidiyor. O madalyayı kazanırsa, bir kez olsun iyi adam olmak için gereken her şeyin kendisinde de olduğunu kanıtlamak istiyor.”

Ama Ralph, Tamir Et Felix Jr.’da kötü muamele gördüğünü düşünüyorsa, daha da kötü bir hayal kırıklığı yaşayacak. Senarist Phil Johnston şöyle söylüyor: “Hero’s Duty; çılgınca, kaotik, rayından çıkmış bir dünya. Burası Ralph’in boyunu aşıyor.”

Tek kelimeyle: Düşmanca. Sanat yönetmeni Mike Gabriel, tasarıma rehberlik etmesi amacıyla dünyalara bir ya da iki sıfat belirlemiş. Hero’s Duty için, “düşmanca” kelimesinde karar kıldı. Kendisi şöyle diyor: “Her şey set, keskin kenarlı, rahatsız edici. Buradaki hiçbir şeye dokunmak istemiyorsunuz. Burası tehlikeli bir yer – sadece en iyinin en iyisi Hero’s Duty’de barınabilir.”

HERO’S DUTY’DE KİM KİMDİR?

Çavuş Tamora Jean Calhoun: Kötü Bir Uzay Askeri

Spencer şöyle diyor: “Çavuş Calhoun, Hero’s Duty’deki müfrezenin başı.”

Hero’s Duty’nin bilim kurgu savaş alanında, Çavuş Calhoun güzel yüzlü biri olmakla kalmıyor – çok sağlam, insanlığın özgürlüğü için savaşan yetkili de bir lider. Oyun içi istihbarat sağlamadığı zamanlarda, bir sonraki saldırı dalgası için askerlerini eğitiyor. Bu yorulmak bilmeyen komutanı motive eden kişisel bir intikam hırsıdır. Cy-Bug istilasından oyuncuyu ve atari salonunu korumak için hiçbir şey onu durduramaz.

Calhoun’un ve askerlerinin tipi için ressamlar, klasik ordu üniformasını güçlendirmek istedi. Bu askerler, uğursuz Cy-Bugs’a karşı savaşacak olduğu için iyi korunmaları lazımdı. Spencer anlatıyor: “Animasyoncularımızı NFL futbol maçı izlemeye yolladık. Üzerinizde onca ekipmanla hareket etmenin nasıl bir şey olduğunu daha iyi anlayabilmek için maçı kenar çizgisinden izlediler.”

Animasyon süpervizörü Renato dos Anjos’a göre Calhoun’un ve askerlerin animasyonunda yönetmen Moore, güçlü bir aksiyon olmasını istemiş: “Süper kahraman odaklı animasyondan yola çıktık, adeta çizgi romandaki aksiyon duruşları gibi güçlü duruşlar bulmaya çalıştık ama Calhoun’un durumda, karakterin gerektirdiği güç algılanan o sıcaklığı da ekledik.”

Yapımcılar, Calhoun’un tipini doğru oturtmak için birçok saç kesimi çalıştı. Gooding şöyle diyor: “Saç kesimlerinin nasıl yapıldığını bilmeden, kadın başrole çok iyi bir saç kesimi veremezsiniz. Arkadaşlarımız kuaförlerle konuştu ve istediğimiz saç kesiminin nasıl yapılacağını öğrendiler – çünkü istenen stili yakalayabilmek için karakterde o saçı çıkarmak zorundaydık.”

Çavuş Calhoun’u Glee’den Jane Lynch seslendiriyor. Bu karakter, yapımcıların Lynch’in performansa neler kattığını görmesinden sonra iyice oturmuş. Spencer şöyle diyor: “Jane Lynch’in sevdiğiniz tüm özelliklerine biraz da aksiyon-macera katılmış hâli. Çok komik ve heyecan verici.”

Lynch ise Calhoun için şöyle diyor: “Kesinlikle çok sert ve yetki sahibi biri ama bir kalbi, yumuşak bir yanı da var. Ama neredeyse ulaşılmaz çünkü artık can düşmanları olan korkunç Cy-Bugs’lar yüzünden büyük bir kalp ağrısı yaşamış.”

Cy-Bugs: Niyeti Bozmuş Sinekler

Cy-Bugs olarak bilinen korkutucu yaratıklar, sadece oyunları Hero’s Duty için değil tüm atari salonu için tehdit oluşturuyor. Sadece üç şey biliyorlar: Yemek, yok etmek ve çoğalmak. Oyuncular dikkat! Cy-Bugs’lar yedikleri her şeye dönüşebilirler – hücum aracından saldırı tüfeğine kadar. Tek bir zaafları var: Parlak ışıklar onları cezbediyor. (sonuçta onlar böcek.)

Cy-Bugs’ın tasarımını görsel geliştirme ressamı Cory Loftis yapmış. Kendisi anlatıyor: “Animasyonda bu böceklerden neler istendiğine karar verildiğinde, bu istediklerini yapabilmek için tasarıma biraz ayar çektim. Çiğnemek için çeneleri güçlü olmalıydı, uçmaları için de kanatları olmalıydı. Yumurtlamaları için de bir yol bulmalıydık. Aynı zamanda onları daha korkutucu ve robot gibi yapmaya çalıştım. Sineklerin zaten robot gibi tipleri var, dolayısıyla mümkün olan her yere mekanik parçalar yerleştirmeliydim. Tasarımın son hâlinde korumalı kablo, eşeksenli bağlantılar, LED ışıklar ve kalıp plastik ve vida gibi teknolojik göstergeler mevcut.”

Görünüm ve ışıklandırma yönetmeni Adolph Lusinsky’ye göre, asit yeşili – Cy-Bugs’ı ve kötü emellerini temsil etmesi için seçilen renk – böceklerin kanatlarını, kuyruklarını ve gözlerini aydınlatıyor. Kalın, karanlık ortamda uğursuz bir görünüm yaratıyor.

General Hologram: Madalyalı Adam

General Hologram, mükemmel bir asker: Cesur ve saygın, ciddi ve profesyonel. Hero’s Duty’deki büyük ödülü – Gıpta edilen Kahramanlar Madalyası – korumakla görevli olan General Hologram, 99 katlı kulenin tepesine kim çıkarsa madalyayı ona verme şerefine sahip.

General Hologram’ı, Dennis Haysbert seslendiriyor.

HERO’S DUTY’NİN GÖRÜNÜMÜNÜ OLUŞTURMAK

Ekip ilk başlarda Hero’s Duty’nin kısır, kayalıklı bir gezegende geçmesini planlamış. Loftis anlatıyor: “Bu fikri elimizden geldiğince zorlasak da, yine de basmakalıp geldi. Gezegenin tamamının inşa edilmesi gerektiğine karar verdik. Tetanos olmanıza yol açacak keskin, agresif ve kaotik bir yer, mükemmel olacaktı.”

Wreck-It Ralph 04

Hero’s Duty’nin şekil referansı üçgen olmuş. Loftis anlatıyor: “Ortamın ve karakterlerin tasarımında bu şekle çalıştık. Bunu o kadar ileri taşıdık ki, Hero’s Duty’nin son kareleri sahiden de üçgenlerden yapılmış. Şekil her yere o kadar nüfuz ediyor ki, dünyanın tasarımının her aşamasında ortaya çıkıyor. Üçgen şeklinin entegresi, dünyanın tehlikeli ve keskin olduğu hissinin verilmesine yardımcı oluyor. Bir yerinize batmaya ve sizi her seferinde kesmeye hazır bir dünya.”

Gabriel’e göre Hero’s Duty’nin odak noktası olan, Ralph’in gıpta ettiği madalyanın bulunduğu  99 katlı kulede, bu düşmanca ortamdan kopmuş gibi görünen açılı plakalar var. Her şeyi mükemmel bir şekilde tamamlıyor: “Daha önce yapmadığımız bir şey yaptık ve mimarlar tuttuk. Düşünsenize, bina tasarlamaları için mimarlar tuttuk.”

Gabriel, kendi bünyelerindeki tasarım ekibinin, mimarların çalışmalarını geliştirip onlara son hâlini verdiklerini söylüyor: “Sonuçta ortaya, her yerinde ışıkların yanıp söndüğü korkutucu ve karanlık bir yer çıktı. Rich, bu fikre bayıldı ve baştan beri bize yol gösterdi. Dünyanın geri kalanı gibi burası da beklenmedik ve cüretkâr.”

Ortak sanat yönetmeni Ian Gooding, açılı ortamlar konusunda ekibin, her zamankinden daha da yaratıcı olması gerektiğini söylüyor: “Çoğu kurgusal yerlerde ağaçlar, yine ağaçtır, çimenler yine çimendir ve binalar da yine binalar neden yapılıyorsa onlardan yapılır. Ama Ralph, Hero’s Duty’nin kurgusal dünyasına girdiğinde, ortada doğal bir görüntü yok. Ne bir ağaç var ne bir çamur birikintisi. Her şey jilet gibi keskin metal parçalarından ve betonarme demirlerinden yapılmış. Öyle karmaşık, tuhaf bir yer ki, ne yaptığınızı bilmiyorsanız yolda yürürken oranız buranız kesilebilir.

Nüfusunu, düşmanları Cy-Bug’larla savaşan askerlerin oluşturduğu Hero’s Duty, en basit hâliyle bir savaş meydanı. Dolayısıyla tasarımı oturtma görevlerinin bir parçası olarak yapım ekibi, ordu uzmanlarından yardım almış. Spencer anlatıyor: “Görsel geliştirme ekibimizi Edwards Hava Kuvvetleri Üssüne yolladık. Bu sayede gerçek bir askeri operasyonun özelliklerini, Hero’s Duty’nin görüntüsüne ve hissiyatına uyarlayabileceklerdi.”

Gabriel ekliyor: “Bazı Hava Kuvvetleri generalleriyle ve savaş pilotlarıyla konuştuk. Onlara silahları ve silah tercihlerini sorduk.”

Bu bilgiler, efekt süpervizörü Cesar Velazquez’in öncülüğündeki efekt ekibine aktarıldı. Velazquez anlatıyor: “Seyircinin, bu bilim kurgu savaşı gibi olan ortama kendini kaptırmasını istedik. Önümüzdeki zorluklardan biri, her bir dünyayı benzersiz yaparak, seyircinin, dumanı veya başka bir efekti gördüğünde onun Hero’s Duty’den geldiğini anlamasını sağlamaktı. Bu oyunun FPS olması gerektiği için seyircinin istediği o kapsamlı ortamı yaratmamız gerekiyordu.

Hero’s Duty’deki görsel efektler son teknoloji ürünü. Mümkün olduğunca gerçekçi. Efektlerin pek çok katmanı var. Sadece bir değil, efektlerin tüm bu katmanları bir araya gelip size bu dünyanın gerçekçi olduğu izlenimini veriyor. Hero’s Duty de her şeyin fazlası daha iyi: daha büyük patlamalar – Fütürist böcek patlamaları var – havada daha çok yıkıntı var. Silahlarımız, kurşunla değil plazmayla çalışıyor. Bolca sis ve buhar ekledik. Bu, savaş.”

IŞIKLAR, KAMERA, MOTOR!

Adolph Lusinsky ve ışıklandırma ekibi, Hero’s Duty’nin savaş vari görünümüne de katkı sağlamış: “Tamir Et Felix Jr.’daki canlı renklerin aksine, Hero’s Duty’de çok az renk olmasının yanı sıra hacimsel atmosfer var. Hava yoğun, kül gibi bir çöküntü var. Ardından kıvılcımlar, şimşek ve silah ışıkları geliyor. Her karede, objektifin üzerinde toz var. Çok gerçekçi bir resim gibi her şey.”

Baş teknoloji sorumlusu Andy Hendrickson’a göre Walt Disney Animation Studios, Hero’s Duty için özel bir kamera yaratmış: “Bilgisayar dünyasında sanal bir kamerayla etrafta dolanabileceğimiz bir kamera stüdyosu yaptık. Kamerayı istediğimiz yere koyduk, kaydırmalı çekimler yaptık, tekerlekli platformda çekim yaptık. Sanal bir görüntü yakalamaydı bu – sanki o dünyanın içinde kamerayı gerçek zamanlı kullanıyor gibiydik. Bu film için bir yenilikti.”

Plan süpervizörü Rob Dressel, Hero’s Duty’ye el kamerasıyla çekilmiş gibi bir izlenim verdi. Daha sakin geçen sahnelerde bile stresli atmosfer sezilebiliyordu. Büyük aksiyon filmlerindeki gibi, Ralph’in madalyasını kaptığı sahnede ekip yumuşak kaydırmalı çekimler yapmış. Dressel, kameranın hiç durmadığını söylüyor.”

Gooding anlatıyor: “Kamera hareketleri sarsıcı, Hero’s Duty’nin estetiğini yansıtıyor. Bu dünyadaki yoğunluğu göstermek için karşımıza çıkan her fırsatı kullandık.”

YOĞUN SESLER

FPS oyunun kaosunu ve heyecanını vurgulamak için, Grammy ödüllü sanatçı Skrillex, oyunun müziği “Bug Hunt”ı yazdı. Şarkıyı da Hollandalı prodüktör/DJ/bilgisayar oyunu müzikleri yapan Nosia da albüm için şarkının remiksini yaptı. Skrillex anlatıyor: “Oyun dünyasının havası çok enerji dolu ve fütürist. Ben, duygusal spektrumun birçok farklı rengiyle müzik yapıyorum, bu da müziğimin daha agresif bir yanını yansıtıyor.”

Moore anlatıyor: “Çok yetenekli sanatçılarla çalışmak istedik. Seyircinin, bir Disney animasyonunda müziklerini duymayı beklediği türde sanatçılar olmamaları çok hoşuma gidiyor. Ama müziklerini duyup, o müziklerin hikâyeyi nasıl desteklediğini, duyguları nasıl harekete geçirdiğini duyunca ‘Bu, mükemmel’ diyecekleri. Skrillex’le çalışması harikaydı.”

Moore, animasyon filmlerin ilk yönetmenini örnek aldığını söylüyor: “Walt Disney, müzik konusunda öncü biriydi. Şu an bize klasik gibi gelen şeyler, Pinokyo’daki Ukulele Ike, “Lady and the Tramp, Leydi ile Sokak Köpeği”ndeki Peggy Lee, çok beklenmedik seçimlerdi.”

Skrillex’e göre Moore, kendisine Hero’s Duty dünyasında yol göstermiş ama süreci açık bırakmış ve kendisiyle iş birliği yapmış: “Oturup duygulardan, derinlikten ve genel hissiyattan bahsettik, müziği de tetikleyen bu oldu.”

SUGAR RUSH

Renkli, Tatlı ve Hız İçin Yapılmış: Ama Göründüğü Gibi Değil

Keşke zorunlu inişlerin hepsini, şekerleme yığınına yapabilsek.

Kahramanlar Madalyası’nı ele geçiren Ralph, Hero’s Duty’den çıkar ama yanlış yola sapan uzay kapsülü onu, atari salonunun en tatlı dünyasına götürür. Yönetmen Rich Moore anlatıyor: “Sugar Rush, tamamen şekerden yapılmış bir dünyada geçen 1990’lara ait bir karting yarışı oyunudur. Dolayısıyla bu dünya daha acayip. Animasyon etkileri taşıyan klasik Disney hissiyatını yansıtıyor.”

Yapımcı Clark Spencer anlatıyor: “Ama bu tatlı kabuğun altında Sugar Rush’ın karanlık da bir tarafı var.”

Vanellope von Schweetz adında, Ralph’i ilk gören kişi olan kavgacı bir küçük kız var. Moore anlatıyor: “Vanellope, Sugar Rush’ın sınırında yaşıyor. Aslında kendisi bir programlama hatası olduğu için Sugar Rush’taki aktivitelere katılamıyor. Dolayısıyla kendi başının çaresine bakmak zorunda. Ralph ve Vanellope, ilk başta birbirlerinden pek hoşlanmıyorlar – kız, Ralph’e zor anlar yaşatıyor – ama zamanla birbirlerine çok benzediklerini fark ediyorlar. İkisi de dışlanmış tipler.”

Spencer anlatıyor: “Kendileriyle tanıştığımızda ikisi de üzgün. İkisi de umutsuzca başka bir şey olmak istiyorlar çünkü bu sayede kabul göreceklerini ve aradıkları sevgiyi bulacaklarını düşünüyorlar.”

Ralph, Vanellope’nin Sugar Rush yarışçılarının arasına girmek istediğini öğreniyor. Ama Sugar Rush sakinlerinin hiçbiri kendisini desteklemiyor. Sonuç olarak o da sert bir kabuk geliştirip, sert mizaçlı tavırlar sergiliyor. Ama Ralph, bunun altından kalkabilir – gerçekler oraya çıksın – onu aslında sevmeye bile başlıyor. Ama biraz.

SUGAR RUSH’TA KİM KİMDİR?

Vanellope von Schweetz: Akide Şekeri

 “Arıza” olarak bilinen Vanellope, şekerle kaplı yarış oyunu Sugar Rush’taki bir programlama hatası. Kodlamasında yarışçı ruhu olan Vanellope, diğer yarışçılar arasında başlangıç dizilişindeki yerini almaya kararlı. Ama tek sorun var: diğer yarışçılar oyunda ne onu ne de arızasını istiyor. Yıllar boyu reddedilmesi, Vanellope’ye tuhaf bir espri anlayışıyla sivri bir dil kazandırmış. Fakat o sert kabuğunun altında bir yerde ortaya çıkmayı bekleyen çok şeker biri var.

Senarist Phil Johnston anlatıyor: “Vanellope’de, Ralph’in bocalamasını yansıtacak bir karakter arayışımız vardı. Bu kız da dışlanmış biri. Diğer çocuklar onunla alay ediyor. Kimse onu sevmiyor ve yarışlardan onu yarışlara almıyor. Onunsa tek yapmak istediği yarışmak ve oyunun bir parçası olmak, tıpkı Ralph’in, Niceland’deki topluluğun bir parçası olmak istemesi gibi.”

İş, Vannellope rolünün kime verileceğine geldiğinde, yapımcılar ne istemediklerini çok iyi biliyorlarmış. Moore şöyle diyor: “Rolü bir çocuğun canlandırmasını istemedik. İğneleyici, seri ve performansın en ciddi kısımlarını taşıyabilecek birini istedik.”

İşte bu noktada, kıvrak zekâsı ve sevilen yapısıyla Sarah Silverman devreye girmiş. Ama Silverman, rolüne seyircinin beklemediği şeyler de katmış. Moore şöyle diyor: “Hepimiz Sarah Silverman’ın komik olduğunu biliyoruz. O bir komedyen. Ama aynı zamanda çok da iyi bir dram oyuncusu.”

Animasyon süpervizörü Renato dos Anjos ekliyor: “Sarah’nın ortaya koyduğu performanslar çok zengindi. O kadar çok duygusal içerik vardı ki, bunları animasyonla eşleştirmek çok zordu, kolay değildi. Ama Vanellope’nin sahnelerinde çok yetenekli ressamlarımız çalıştı ve güçlü, ilgi çekici performanslar ortaya çıkmasını sağladılar.”

Filmin duygusal özü açısından Vanellope ve Ralph’in dostluğu çok önemli olduğundan, yapımcılar Silverman ve John C. Reilly’nin beraber yer aldıkları sahnelerdeki kayıtların çoğunu birlikte aldılar ki bu, animasyon filmi açısından alışılmadık bir şeydir.

Silverman anlatıyor:: “John’la bol bol birlikte kayıt yapma fırsatımız oldu. Repliklerinizi okurken birinin gözlerinin içine bakıp, birbirinizden feyzalarak doğaçlama yapabilmek çok eğlenceli. Doğaçlama yaptık, birbirimizin lafını kestik. Çok gerçekçiydi.”

Sanat yönetmeni Mike Gabriel’a göre karakterin tipini oturtmak biraz daha zor olmuş: “Vanellope’nin tasarımı zorlu bir süreçti. Kelimenin tam anlamıyla binlerce tasarım yaptık onun için. Ama her şeyi toparlamamıza iki küçük kız yardımcı oldu: Kilisemde bir kız, gördüğüm en iyi kulaklara sahipti – komik, küçük bir çocuğun sevimli kulakları – bir de bir arkadaşımın kızının önden bazı saçlarının döküldüğü, at kuyruklu bir resmini görmüştüm. Mükemmeldi.”

Nihai detaylar gardıroptaydı. Gabriel ekliyor: “Ona, şeker ambalaj kâğıtlarından oluşan minik, kahverengi bir etek giydirdik. Rich onu görünce “kapüşon da yapın. Bu ona biraz sokak çocuğu havası verir” dedi. İşimizi gördü.”

King Candy (Kral Şeker): Tatlılar Kralı

Herkes King Candy’yi selamlasın – yarış pistlerinin hakimi, şekerlemelerin kaptanı, şekerlerin efendisi. Sugar Rush oyunundaki en güçlü kişinin, aynı zamanda pistlerin en iyi yarışçısı olması tabii ki şaşırtıcı değil. Asil görünümüne aldanmayın. Bu gizemli hükümdar, krallığını “şeker yumruğu” ile yönetmekte ve onu arızalardan, sorun çıkaran tiplerden ve yabancılardan korumaya kararlı.

Spencer anlatıyor: “King Candy, çatlak ama çok zengin bir karakter. Ed Wynn’in Walt Disney filmi “Alis Harikalar Diyarında”da seslendirdiği Şapkacı karakterine saygı gösterisinde bulunuyor.”

Tombik, komik ve biraz çatlak Kral’ın seslendirmesi için yapımcılar Alan Tudyk’i seçmiş. Tudyk anlatıyor: “Önce kahkahayla başlıyorum, ardından peltek peltek konuşuyorum, oradan devam ediyorum. Kral Candy, belirli bir gündemi olan karmaşık biri.”

Sakın ondan Ralph ve Vanellope’yi rahat bırakmasını beklemeyin. Krala, kabadayı tipli güvenlik çörekleri Wynnchel ve Duncan eşlik ediyor. Bir de minik hizmetkârı Sour Bill (Suratsız Bill) var.

Sour Bill (Suratsız Bill): Hoşnutsuz Minik Top

Kral Candy’nin minik hizmetkârı Sour Bill (Suratsız Bill), daha zorlu durumları halletmekten sorumlu – ama bu suratsız top, moral bozucu görevlerinden hiç de mutlu değil.

Sanat yönetmeni Mike Gabriel, Sour Bill’in tipinin oluşturulmasına öncülük etmiş. Kendisi anlatıyor: “Top olması gerektiğini biliyordum. Rich de Buster Keaton gibi gözleri olmasını istedi. Keaton’ın ve onun gibi gözleri olan herkesin fotoğraflarına bakıp, onları üzgün değil ama suratsız yapan şeyin ne olduğunu anlamaya çalıştım.”

Ama iş, Sour Bill’in (Suratsız Bill) kol ve bacaklarına geldiğinde, çizerlerin kafası allak bullak olmuş. Gabriel şöyle diyor: “Sour Bill’in kol ve bacakları olamazdı, olsa kocaman bir şeker topu gibi görünemezdi. Bu yüzden biz de onun havada durmasını sağladık, el ve ayakları için de jel şeker kullandık.”

Gabriel, karakterin nasıl hareket edeceği konusunda Disney emektarı Eric Goldberg’ün yardımcı olduğunu söylüyor. Rich Moore da ikinci bir görev olarak Sour Bill’in seslendirmesini yapmış.

Wynnchel ve Duncan: Kabadayı Güvenlik Görevlileri

Wynnchel ve Duncan, Kral Candy’nin adamları olarak Sugar Rush halkının düzenini sağlıyor. Onları kızdırmayın yoksa üzerlerindeki şekerli karışım eriyebilir.

Wynnchel’i Adam Carolla, Duncan’ı da Horatio Sanz seslendiriyor.

Taffyta Muttonfudge: Ciddi Rakip

Lolipop sever Taffyta Muttonfudge, Sugar Rush oyunun in iyi yarışçılarından. Sonuca odaklı acımasız bir yarışçı olan Taffyta, yoluna çıkanları yoldan çıkarmaya korkmuyor. Sugar Rush’n daimi şampiyonu Kral Candy olsa da, Taffyta ona sürüş becerileri sayesinde daima kök söktürüyor.

Taffyta’yı, Mindy Kaling seslendiriyor.

Taffyta’ya yarış pistinde, Jubileena Bing-Bing, Snowanna Rainbeau, Rancis Fluggerbutter, Adorabeezle Winterpop, Minty Zaki, Gloyd Orangeboar, Swizzle “The Swizz” Malarkey, Crumbelina DiCaramello ve Candlehead eşlik ediyor.

SUGAR RUSH’IN GÖRÜNÜMÜNÜ OLUŞTURMAK

Johnston anlatıyor: “Sugar Rush’ın ortaya çıkması, Ralph gibi sinir bozucu, kaba saba biri için dünyadaki en kötü yerin nasıl olacağı düşüncesiyle başladı. Kendini bu yapış yapış çocuk oyununda bulmak, onun için korkunç bir şey. Özellikle de büyük bir kahraman olduğunu kanıtlamak istediği için.”

Tamir Et Felix Jr.’ın tasarımında kareler, Hero’s Duty’de ise üçgenler kullanılmıştı. Sugar Rush ise çemberlerden ibaret. Gabriel şöyle diyor: “Sugar Rush, yumuşak ve kıvrımlı. O dünyada her şey yuvarlak. Her şeye dokunması çok hoş. Bulutlar yumuşak pamuk şeker, ağaçlar da lolipop ya da şeker çubuğu – tozlar bile kakao tozundan.”

Sugar Rush’ın bu tatlı ve abartılı görünümünü oluşturmak için yapımcılar bolca detaya girerek, bu yerin genel mimari dokusunu geliştirmek ve yapımda kullanılacak bireysel hassasiyetleri geliştirmeye çalışmış.

Görsel geliştirme ressamlarından biri olan Lorelay Bove, İspanyol. Kendisi anlatıyor: “19’uncu yüzyıl sonlarında ve 20’nci yüzyıl başlarında İspanya’daki Katalan Modernist mimari hareketinden ilham aldım. Küçükken orada İspanya’daki diğer modernist mimarların yanı sıra Antoni Gaudi’nin de eserlerini gördüm. Bana göre hepsi detaylı, renkli, şekilli ve dokulu şeker evler gibiydi.”

Bove devam ediyor: “Şekerden yapılmış bir dünya tasarlama fırsatı karşıma çıkınca, bu iş için biçilmiş kaftan olan Gaudi ve diğer Katalan Modernist mimarlardan ilham aldım. Taze ve farklıydı.”

Spencer anlatıyor: “Görsel geliştirme ekibimizi İspanya’ya, Barselona’ya yolladık. Orada bir hafta boyunca mimariyi inceleyip, Gaudi’nin şekil dilini ve nesneleri tasarlayış biçimini anlamaya çalıştılar ve bunu Sugar Rush’ın görünümüne nasıl dâhil edeceğimizi bulmak için uğraştılar.”

Gabriel ekliyor: “Lorelay’ın DNA’sında bu stil var. İnanılmaz Sugar Rush karakterleri, binaları ve setleri tasarladı. Olağanüstüydü.”

Ekibe, gelişmekte olan yerin genel görünümünü anlatmak için Gabriel, Sugar Rush’ın devasa bir haritasını oluşturdu – içinde pembe bulutlar, volkan ve Kral Candy’nin sarayı da vardı.

Yapımcılar, Sugar Rush’a Japon havası katmak istediklerine en başta karar vermişlerdi. Gabriel şöyle diyor: “Rich, yarışçıların karakter tasarımı için Harajuku’yu keşfetmek istedi ve Japon şeker ve tatlılarını, buraya nasıl dâhil edeceğimizi araştırmaya başladık. Sonunda dünyanın dört bir yanından uluslararası şeker, kurabiye ve ikramların bir harmanını dâhil etmeye karar verdik.”

Spencer şöyle diyor: “Görsel geliştirme ekibini Almanya’ya, Köln’e, dünyanın en büyük şekerleme fuarına yolladık. Dünyanın dört bir yanından getirilen şekerlemeleri incelediler.”

Gabriel anlatıyor: “Bu fuar alanının her katı şeker, çikolata çeşmeleri, fondülerle doluydu. İnsanı kendinden geçiriyordu.”

Sanat yönetmeni, nane yeşili kullanımıyla Sugar Rush’taki gökyüzünün aynı tonlarda olmasına vesile olan Fransız bir şekerciden ilham almış. Ekip de bu nane yeşilinin, Sugar Rush’taki hafif pembeler, kırmızılar ve çikolata kahvelerini tamamlayacağını düşünmüş. Bu, aynı zamanda Sugar Rush’ı, gerçek hayattaki yarış oyunlarından da ayırt ediyormuş. Gabriel şöyle diyor: “Nane yeşili bize çok taze geldi.”

İş, Sugar Rush’ta hangi şekerlerin kullanılacağına geldiğinde ekip, dünyada yaratılan hemen hemen her lezzeti denemeye karar vermiş. Ortak sanat yönetmeni Ian Gooding anlatıyor: “Sakızlı şekerden ormanımız, sakızlı şekerden aydınlatma aksesuarlarımız var – sakızlı şekerler içten aydınlatmalı olduğu için parlıyor. Harika bir şey bu. Sonbahar yapraklarını temsilen şeker hamurları var. Çam ormanına benzeyen şeker çubuğu ormanı var. Her yerde çikolatalı şekerleme kullandık – bazıları Gaudi anısına parabolik taklar oluşturuyor. Bol bol dondurma kullanıyoruz – hem yumuşak hem sert dondurma. İçi fındıklı çikolatalar var. Volkanın içi katman katman içi koz helvalı ya da fındıklı farklı tablet çikolatalardan oluşuyor. İçerideki zemin yarı saydam, parlak, fındık ve fıstıklı parça şekerlerden oluşuyor. Her yerde bolca şeker kremasının yanı sıra her şekil ve boyda pasta, çikolata rendeleri ve lolipoplar bulunuyor. Karamelden yapılmış diken toplarımız bile var.”

Spencer’a göre yapım ekibi, bazı şeker ve çikolataların da filmde anlık görünmesine sıcak baktı. “Nestle Quik Sand ve Wonkja Laffy Taffy” var.

YARIŞ ARABASI NASIL YAPILIR?

 Vanellope’nin yarışma hayalini gerçekleştirmesi için yapım ekibi, onun bir yarış arabasına ihtiyacı olacağını biliyordu. Arabalar, Kral Candy’nin Kart Fırını’nda yapılıyor. Gabriel şöyle diyor: “Ford kamyonetlerin nasıl yapıldığını görmek için Detroit’e gittik. Gün boyu turladık ve bütün bir montajsı adamakıllı izledik.”

Ekim aynı zamanda bir fırını ve bir şeker fabrikasını da ziyaret etmiş çünkü Vanellope’nin yarış arabası şeyden yapılmış… Başka neden olacak? Şekerden!

SUGAR RUSH’I TAMAMLAMAK

Efekt süpervizörü Cesar Velazquez anlatıyor: “Sugar Rush için efektler, Hero’s Duty’ye göre tam bir kontrast. Efektlere daha fazla kişilik ve çekilicilik kattık.

İmzamız niteliğindeki efektimiz ise arıza efekti. Vanellope, ne zaman duygusal bir an yaşasa arıza veriyor. Adeta kısa devre veya hıçkırmak gibi – ışıklar var, seğiriyor. Sonuç çok iyi oldu.”

Diğer efektler arasında sakız şekerden yapılmış ışıklar, biçimlendirilmiş toz – evet, biçimlendirilmiş toz car. Velazquez şöyle diyor: “Yarışçıların, yarış sırasında içinden geçtiği toprak kadar olağan bir şey bile kakao tozu veya şekerli krema görünümünde yapıldı.”

IŞIK, KAMERA, MOTOR!

Yiyecekleri – animasyon yiyecekleri bile – lezzetli göstermenin bir zorluğu var. Görünüm ve ışıklandırma yönetmeni Adolph Lusinsky anlatıyor: “Yiyecek fotoğrafçılarını stüdyomuza davet ettik ve kamera önünde yiyecekleri neyin cazip gösterdiğini bizimle paylaşmalarını istedik.”

Ekip aynı zamanda, neyin işe yaradığını ve yaramadığını anlamak için çeşitli ışıklar altında farklı yiyecek ve doku çekimleri yapmak üzere bir ışıklandırma stüdyosu inşa etti. Lusinsky anlatıyor: “Bir parça çikolatanın görüntüsünü bile yakalamak zor. Bir parça kahverengi plastik ve bir parça gerçek çikolata arasındaki farkı, içinden ışığın nasıl geçtiğidir.”

Hiç kimse, bir uzay kapsülü, şekerlemeden oluşan bir araziye aniden iniş yaparsa ne olacağını bilmediği için bunu denemek zorunda kalmışlar. Lusinsky şöyle diyor: “Bir fırın kabını yaklaşık 2,5 santimetre kalınlığında kremayla doldurduk. Sonra oyuncak bir gemi aldık ve doğru sıçrama efektini elde edebilmek için elimizden geldiğince hızla onu çarptık. Bu sayede meydana gelen dalgalanmaları ve kremadaki şekilleri çalışabilirdik.”

Lusinsky, Detroit, Köln ve Barselona’ya yapılan araştırma gezilerinde ekibe eşlik etti – ışıklandırmaya dair fikirlerinin çoğunu buradaki gözlemlerinden aldı. Kendisi şöyle diyor: “Kral Candy’nin tahtının bulunduğu odanın ışıklandırmasına, Barselona’da bir katedral ilham verdi.”

Plan süpervizörü Rob Dressel, Sugar Rush’ın sinematografisinin, Hero’s Duty’nin ürkütücü görünümünden çok çok uzak olduğunu söylüyor. Ama Sugar Rush da ekibin ikileme düşmesine yol açmış: Dinamik  araba yarışları, bir spor müsabakası havasında mı çekilmeliydi yoksa araba kovalamaca sahneleri ruhu mu taşımalıydı? Yapımcılar ikincisini seçti. Dressel şöyle diyor: “Daha cesur ve tehlikeli olmasını istedik. Daha az spor, daha fazla macera olmalıydı. Arazinin derinliğini sığ tuttuk, arka planı daha yumuşak yaptık.”

DAHA GELMEDİK Mİ?

Dünyaları Kelimenin Tam Anlamıyla Birleştirmek,

Game Central Station (Oyun Merkez Terminali) ve Geri Kalan Dünyalar

 Atari oyunları? Tamam. Kötü adam? Tamam. Hayatını değiştirecek büyük bir yolculuğa çıkmak için hazır mısın? Evet. Ya şimdi?

Senarist Phil Johnston, kendisinin ve yönetmen Rich Moore’un, karakterlerin bir oyundan diğerine nasıl yolculuk edeceğini çözmeye çalıştığı zamanları hatırlıyoR: “Bir sürü aptalca fikir vardı – tuvaletteki bir girdap dâhil. O zamanlar New York’ta yaşıyordum, hikâye üzerinde çalışmak için Rich de oraya gidiyordu. Game Central Station (Oyun Merkez Terminali) fikrini bulmamış an meselesiydi. Günün farklı zamanlarında gördüğünüz o büyük ışıkların olduğu Grand Central Station’a (Grand Central Terminali) benziyor. Bize göre burası bir güç dağıtım panosu – bütün oyunlar, bu aşırı gerilim koruyucuya bağlı. Karakterler içinse bir aktarma merkezi – Game Central Station’daki minik trenlere binerek oyunlar arasında yolculuk ediyorlar.”

İlham kaynağı olan terminal gibi Game Central Station da çok yoğun bir aktarma merkezi. Yapımcı Clark Spencer anlatıyor: “Karakterler, oyunlar bittikten sonra oraya gidip birbirleriyle iletişim kurabilirler ve birbirlerinin oyunlarına yolculuk yapabilirler.

Rich Moore, gerçekliği sağlamak istiyordu. Bu yüzden biz de herkesin en sevdiği bilgisayar oyunlarında yer alan karakteri bu dünyaya yerleştirdik. Böylece Game Central Station’ın dünyası oluştu ve Bad-Anon (Adsız Kötüler) toplantılarının katılımcıları da buradan bulundu.”

Peki filminize, hâlihazırda mevcut olan karakterleri dâhil etmek için nasıl izin alırsınız? Moore’a göre sadece sorup rica etmişler:

“Her şey farklı oyun şirketlerindeki insanlarla yüz yüze görüşmelerde başladı. Clark’la ellerini sıktık, onlarla oturup hikâyeyi anlattık. Video oyunlarının geçmişi derin – ciddi bir nostalji var orada. Bu karakterler gerçekten de oyunlar hakkındaki bir film için çok önemli. Onlarsız bu filmi yaptığımızı düşünemiyorum bile.”

GAME CENTRAL STATION’DA (OYUN MERKEZ TERMİNALİ) KİM KİMDİR?

Q*Bert: Fişi Çekik

Oyunu uzun zaman önce fişten çekilen Q*Bert, vaktinin çoğunu, tüm oyun karakterlerinin aktarma merkezi olan ve oyunları biten bahtsızlar için de ev görevi gören Oyun Merkez Terminali’nde geçiriyor. Eskiden oyunundaki zıplayan mor kötü karakter Coily ise eski düşmanıyla burada beraber takılıyor.

Johnston şöyle diyor: “Bir şey fişten çekildiyse, üç çatallı fişten Oyun Merkez Terminali’ne ışık geliyor. Bu aslında kötü bir habere dalalet olsa da çok hoş görünüyor.”

Aşırı Gerilim Koruyucu: Not Panolu Adam

Bir lisenin kat nöbetçisi gibi görevleri olan ve bir alışveriş merkezi polisinin müdahaleciliğine sahip bu bağnaz kamu görevlisi, yardımcı olacağına sürekli huzursuzluk çıkarıyor. Ama ani gerilim atakları da şakaya gelmez.

Kirpi Sonic: Hâlâ Dünyayı Kurtarıyor

Bu kahraman, ses hızıyla hareket edip kendi video oyunu serisinde dünyayı kurtarmadığı zamanlarda, Kirpi Sonic, halka anonslar yapıyor ve oyun arkadaşlarına özellikle kendi oyunları dışındayken kendilerine dikkat etmeleri gerektiğini söylüyor.

Kirpi Sonic’i, Roger Craig Smith seslendiriyor.

Game Central Station’da (Oyun Merkez Terminali) gözümüze çarpan diğer karakterlerse “Street Fighter”dan Ryu (seslendiren Kyle Hebert) ve Ken (Reuben Langdon). Hebert ve Langdon, Street Fighter’da da bu karakterleri seslendiren kişiler.

BAD-ANON’DA (ADSIZ KÖTÜLER) KİM KİMDİR?

Ralph’in uzun zamandır kötü adam olması yüzünden bocalamaya başlayınca bir destek grubuna katılır. Pac-Man’in mekânında gerçekleşen toplantıyı yine oyunda yer alan turuncu hayalet Clyde yönetiyor. Kalabalık katılımcı grubunun arasında sektörün en kötü şöhretli bazı adamları da var.

Neff: Yeni Siyah, Mor

“Altered Beast’s”in şeytani büyücüsü Neff, Bad-Anon (Adsız Kötüler) toplantısı için biçilmiş kaftan.

M. Bison: Karanlıkların Hâkimi

M. Bison, “Street Fighter”ın affı olmayan dünya diktatörü, Bad-Anon’da Psycho Power gücünü bastırmayı öğreniyor.

Oyunda M. Bison’ı seslendiren Gerald C. Rivers, filmde de aynı karakteri seslendiriyor.

Zangief: Kırmızı Siklon

Kas yığını, göğsü kıllı, ayılarla dövüşen, saçı Kızılderili kesimi olan “Street Fighter” güreşçisi de Bad-Anon (Adsız Kötüler) toplantılarının olmazsa olmazı.

Dr. Eggman: Kirpi’nin Can Düşmanı

“Sonic The Hedgehog – Kirpi Sonic” oyununun bıyıklı, kocaman gözlükleri olan düşman karakteri Dr. Eggman, dünyayı ele geçirme görevine ara verip, haftalık Bad-Anon toplantılarına katılıyor.

Clyde: Turuncu ve Sonunda Yetki Sahibi

Arkadaşları Inky, Blinky ve Pinky ile birlikte Pac-Man’in hayatını zorlaştıran turuncu hayalet Clyde. Bugünlerde yaşlı Clyde, boş vakitlerinde haftalık Bad-Anon (Adsız Alkolikler) toplantılarını yönetiyor.

“Oyunbozan Ralph”in farklı dünyalarına ek olarak yapım ekibi, Litwak Aile Eğlence Merkezi ve Atari Salonu ile Ralph’in soğuk bir bira içip çok yoğun olan Tapper’dan tavsiye almak için gittiği klasik atari oyunu “Root Beer Tapper” için kapsamlı setler de yaptı.

Birbirinden bu kadar farklı dünyaların yapım ekibi için zorlukları olmuş olsa da, yönetmen Rich Moore “Oyunbozan Ralph” için duyulan umut yapım süreçleri sırasında hiç sönmemiş. “Amacımız; seyircilerin önem verdikleri karakterlerin içlerinde bulunduğu dünyanın kalbine hitap eden eğlenceli bir şey yapmaktı.”

JENERİK AKSIN

Yapımcılar Filmin Kapanışı İçin Owl City ile Buckner ve Garcia’yı Çağırıyor

 Klasik eğitim almış olan Henry Jackman, filmin müziklerine atari oyunu sesleri katmanın yanı sıra filmin duygusunun da altını çiziyor. Jackman’a göre filmin müzikleri, hikâyeden ilham aldığı için bu sayede klasik eğitim kökenini de kullanabilmiş. Kendisi şöyle diyor: “Duygusal bir gelişme olduğunda, zorlama hissi olmaksızın orkestral bir müziğin kapıları da açılmış oluyor.”

Özgün müziğini Skrillex ve Japon AKB48 grubunun yaptığı ve bireysel dünyaların bu şekilde tamamlandığı “Oyunbozan Ralph”in, aynı müzikal canlılıkla seyircilere veda etmesi gerekiyordu.

Owl City (“Fireflies, “Good Time”), “When Can I See You Again?” ile filme neşeli ve hikâye odaklı bir son oluşturuyor. Şarkıcı/şarkı yazarı/enstrüman çalan Adam Young’a göre şarkı, duygusal bir mücadeleyi ortaya koyuyor: “Çok mutlu, neşeli bir şarkı ama acı-tatlı bir yanı da var. Filmdeki ana ilişkilerden birinin ucu açık kalıyor.”

Bitiş jeneriğine katkıda bulunan Buckner ve Garcia’da, 1982’nin İlk-10 hiti arasına giren “Pac-Man Fever”ın arkasındaki ekip. Jerry Buckner, “Wreck-It, Wreck-It Ralph” şarkısının, hit şarkı yazarı/yapımcı Jamie Houston’la (Steven Tyler, Macy Gray) ortak yapımcılığını yaptı: Buckner şöyle diyor: “Filme bir şarkıyla katkıda bulunmak için davet edilmek harikaydı. Şarkı, içinde biraz modern melodiler de bulunan 80’lerin pop şarkıları tadında bir şarkı – sonuçtan çok mutluyuz.”

Yazar hakkında: Öteki Sinema

Öteki Sinema editörleri Prometheus'un David'i gibi... Siz uyurken bile, hoşunuza gidecek yazıları buluyor, itinayla hazırlıyor ve yayına sunuyor. Öteki Sinema çalışıyor!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir