Yeşilçam’ın Suriyelisi: Karaca Kaan

Söz bir dönemin seks yıldızlarından açılınca adı akla ilk gelenlerden biri Karaca Kaan. Bugün ‘seks yıldızı’ kavramından ve aşağılanmaktan bıkmış durumda. Geçmişini anlatırken bu nedenle gözlerinden kızgınlık okunuyor.

Adı Karaca Kaan’dı. O bir “seks yıldızı”ydı. Karaca Kaan “noterden tasdikli” ismiydi, kimse kullanamazdı. Peki “seks yıldızı” kime mi deniyordu? Türk sinemasının 1974’ten 80’e kadar süren, seks filmleriyle porno filmler arasında “gidip gelen” karanlık günlerinde, bu filmlerde oynayan her kadına.

Karaca Kaan, 1958 yılında İstanbul’da doğdu. Suriyeli olan ailesi Samatya’ya yerleşti. Ailesinin maddi durumu nedeniyle çalışmaya başladı. Tezgahtarlık için bir triko mağazasına başvurdu. Uzun boylu olan Kaan, gelen önerilerle mankenliğe başladı. Daha sonra yönetmen Müjdat Saylav ile tanıştı ve sinemaya geçti. İlk filmi Hop Dedik ‘te, ardından Kıbrıslı Fedailer ve Rejisörün Yatak Odası’nda rol aldı. 60’ı başrol olmak üzere 200 film çevirdi. 1981 yılında sinemayı bıraktı. Sahneye çıkmaya başladı ve Ankara’ya yerleşti. (Vikipedi)

Mine Mutlu, Arzu Okay, Zerrin Egeliler (ki hiç porno filmde oynamamışlardı) seks yıldızıydılar. Zerrin Doğan (ki ilk porno filmde oynamıştı) seks yıldızıydı. Melek Görgün, Dilber Ay, Figen Han… Bir de Karaca Kaan. Listede erkekler de vardı elbette: Sermet Serdengeçti, Hadi Çaman, Ali Poyrazoğlu, Aydemir Akbaş, Yalçın Gülhan.. Onlar “erkek oyuncular”dı. Pek çoğu külotsuz film çevirmiş ama porno filmde oynamamışlardı (Bkz. Türk Sinemasında Cinsellik, Agah Özgüç). Karaca Kaan’la geçenlerde bir dergide röportaj yapılmış, Kaan okuyunca sinirinden dergiyi parçalamıştı. Kızgındı; önyargılardan, seks yıldızı kavramından, aşağılanmaktan bıkmıştı. Buluştuğumuzda hiç durmadan anlatmaya başladı:

“200 film çevirdim, 60’ında başrol oynadım. Her yaptığımızın adı ‘seks filmi’ oldu. Belki hataydı, ama oldu, ta 74’lerde. 2000’lere giriyoruz artık. Konulu filmlerdi, aralarda öpüşme, sevişme sahneleri vardı. Şimdi yok mu? Nurseli İdiz, Meltem Cumbul, Hülya Avşar yapıyor da niye onlara seks yıldızı denmiyor? Bir de sömürü vardı, ben film çeviriyorum, yönetmen masada değiştiriyor, işletmeci salonda değiştiriyor, araya parçalar konuyor. ‘Kadınlar Hamamı’ diye bir film yaptım, ‘Ah Güzel İstanbul’ ve ‘Rezalet’ diye iki film oldu. İstanbul’da ayrı, doğuda ayrı gösteriliyor, Allah ne verdiyse. Bunları yapanlar ünlü yönetmenler, yapımcılardı Yılmaz Atadeniz, Çetin İnanç, Aram Gülyüz gibi. Onlara neden şimdi seks filmleri yönetmeni denmiyor? Vah vah, Türk sinemasını seks yıldızları batırdı, mahvetti. Peki siz yapmadınız mı bunları? Karaca kapıdan girsin, erkeği görsün, sabahlığını çıkarsın, sevişsin… Kim yazıyordu bunları? Sanki filmi ben yaptım, aldım, çektim, yönettim, sattım, millete de seksi ben öğrettim!”

Daha önceki röportajında, bugünün 30 – 35 yaşlarındaki erkeklerine cinselliği öğrettikleri, bilinçlendirdikleri yazılıyordu. “Hayır,” diyor Kaan, “biz kimiz ki öğretelim! O zaman herkes öğrenmeye sinemaya gitsin, eğitim amaçsa belgeseller var, Haydar Dümen var. Seks başka, seks filmi başka şey.”

Peki, bu kadar kızdığı seks filmleri arasında kendini nasıl bulmuştu? Kimdi Karaca Kaan? Hızla anlatıyor:

“1958 yılında İstanbul’da doğdum. Ailem Suriyeli. Samatya’ya yerleşmişler. Çok zengin bir ailenin kızı değildim. Çalışmam gerekiyordu, tezgahtarlık için bir triko mağazasına başvurdum. Uzun boyluydum, gösterişliydim. Mankenlik önerdiler, başladım. Hoşuma da gitti bu iş. Daha sonra Müjdat Saylav’la tanıştım, yönetmendi, böylece sinemaya geçtim. 27 yıllık sinemacıyım, lap diye gelmedim, çıplak olarak da gelmedim yani. Emmanuel filmlerinden sonra açılmıştı film piyasası. Yapımcılar da, bizim insanımız aç, biz de bizim oyuncuları soyalım, dediler. Biz birkaç kişi böyle sırtladık sinemayı, bugünlere getirdik. İlk filmim ‘Hop Dedik’. Sonra ‘Kıbrıs’lı Fedailer’, ‘Rejisörün Yatak Odası’nı çevirdim.”

O dönemi anlatırken, “Çok zor yıllardı, özgürlüğümüz elden gitmişti,” diyor Kaan. Ardından sözlerini şöyle sürdürüyor: “Paraya ihtiyacımız vardı, gidip bir yere sıfırdan başlayamazdık, adımız vardı. 100 – 150 bin lira kazanıyorduk en fazla, para yoktu yani. Bu işin kaymağını yapımcılar yedi. Tek başıma yürüyemiyordum. Aaa, bak seks filmi artisti, sinema oyuncusu değil, seks yıldızı. İtibarsızlık ve aşağılama, sanki külotsuz dolaşıyormuşum gibi bakışlar.”

Hayatına “film icabı” değil, gerçekten giren erkeklerle de hüsranla bitti ilişkileri. Birkaç tane başarısız evlilik geçti kayıtlara. İlk başlarda sandalyesini çekip içkisi getirenler, evlendiği futbolcu, sonra Adanalı bir tüccar, zamanla hanım evinde otur demeye, basında çıplak fotoğraflarını görünce delirmeye başladı, tabii Karaca Kaan da. Furyanın sonuna doğru artık dayanamayıp “imajını” değiştirdi. Saçını siyaha boyadı, Ankara’ya yerleşti, 1981 yılında sahneye çıkmaya başladı. “Herkes bir yere dağıldı,” diyor. “Zerrin Egeliler evlendi, Bursa’da yaşıyor. Zerrin Doğan Almanya’da, Arzu Paris’te. Bir izdivaç yapıp ayrılmak da kolay değildi ki.”

Bugünlerde, Kurtuluş’taki evinde, yardımcısı Fadik’le birlikte yemek yapıp apartmana dağıtıyor. Senaryo çalışmaları var, sponsor arıyor. Sinemanın emektar kadınlarıyla görüşüyor çünkü onlar Kaan’ı “sarıyor”…

Yazı: Melda DAVRAN

Kaynak: http://www.milliyet.com.tr/ekler/gazete_pazar/990314/haber/hab10.html

Yazar hakkında: Öteki Sinema

Öteki Sinema editörleri Prometheus'un David'i gibi... Siz uyurken bile, hoşunuza gidecek yazıları buluyor, itinayla hazırlıyor ve yayına sunuyor. Öteki Sinema çalışıyor!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir