Barış Kefeli ve Nükhet Taneri: 'Katıldığımız festivallerde kısa filmlere çok değer verildiğini gördük' 1 – Baris Kefeli Nukhet Taneri

Barış Kefeli ve Nükhet Taneri: ‘Katıldığımız festivallerde kısa filmlere çok değer verildiğini gördük’

Barış Kefeli ve Nükhet Taneri ismini katıldığım festivallerde sıkça duymaya başladım. Bunun sebebi çektikleri Ben Tek Siz Hepiniz filmiydi! Yönetmenlere ulaşmak biraz zor olsa da bu ödüllü ve derdini gayet açık ve net anlatan filmi izledim ve sorularımı ikiliye ilettim. İyi okumalar!

Öteki Sinema için söyleşen: Banu Bozdemir

Merhaba Barış ve Nükhet. Öncelikle tebrikler filminiz birçok ödül kazandı. Tersine bir yalnızlık öyküsü Ben Tek Siz Hepiniz… Esinlenme kaynağınız ne oldu? Karakterin öğretim görevlisi ve biraz da dağınık olmasının hikayeye eklentisi nedir?

Merhabalar, çok teşekkürler. Senaryoyu Hakan Bıçakcı’nın Ben Tek Siz Hepiniz isimli kitabındaki Karanlık öyküsünden esinlenerek yazdık. Karakterin öğretim görevlisi olması bizim eklediğimiz bir detaydı ama bulaşıkların birikmesi öyküde de olan bir durumdu.

Karakterin toplumda saygı gören, herkes tarafından kabul edilebilecek biri olması önemliydi. Zaten ötekileştirilmeye alışmış birinin yaşadığı bu durum karşısında çok daha tedbirli davranacağını düşündük. Bu sebeple karakterin öyküde olduğu gibi erkek kalmasını tercih ettik ve etrafındaki insanların “hocam” diye seslendiği bir figür olmasını istedik. Evinde ışık olan kişinin “aydın” olması da tatlı bir tesadüf oldu.

Dağınıklığı da karakterin ruh halini yansıtan ufak bir detay olarak tutmak istedik. Aslında çok da dağınık olmayan bir evde, karakterin genel görünümüne ve tavırlarına aykırı bir mutfağı var. Bir nevi gizlediği bir durumu, bir iç sıkıntısı var. Karakter sıkıştıkça bulaşıklar birikiyor.

Barış Kefeli ve Nükhet Taneri: 'Katıldığımız festivallerde kısa filmlere çok değer verildiğini gördük' 2 – Ben Tek Siz Hepiniz 2

Karanlıkta kalmanın bir mega kent için anlamını daha çok anlatımsal olarak görüyoruz, Deniz hocaya ulaşan notlar şeklinde. Evinde elektik olan, her şeye ulaşabilir olan Denizin bilgiye ulaşmama hali tepkisel bir durum mu?

Evet, bu durum tepkisel diyebiliriz. Deniz’in elinde bir ayrıcalık var ama bir yanda da dahil olamadığı bir dünya var. O dünyanın problemlerini görmekten ve dinlemekten kaçınıyor. Bu hem suçluluk hem de dışlanmışlık duygusu ile oluşan bir tepki olarak görülebilir.

Musa karakterinin her şeyi bilmeye meyilli, hatta kendince analizler yapma hali ama buna rağmen pratik çözümler bulma hali neye denk düşüyor, toplumun hangi kesimini temsil ediyor?

Musa, Deniz’in yaşadığı binada çalışan, nevi şahsına münhasır birisi. Olan bitenle ilgili, meraklı, kendince şüpheci ama sosyal medyadaki yalan haberlere de inanabiliyor. Toplumun bir kesimini temsil etme görevini kendisine yüklemeyi amaçlamadık ama tabii ki filmdeki birçok öge gibi o da okumaya açık.

Çoğunluğun azınlığı yutma, sessiz de olsa rahatsız etme halini yaşıyoruz. Toplumsal olarak sinme, kendi farklılığını ortaya koyamadığın zamanların içindeyiz. Bu anlamda filmin bir ayna görevi olduğunu söylemek mümkün mü?

Hakan Bıçakcı’nın Karanlık öyküsünü okuduğumuzda bizi en çok etkileyen yanlarından biri de tekrar tekrar okudukça ve düşündükçe içinden bambaşka anlamlar çıkarmamız oldu. Filmde de hikayenin bu özelliğini korumaya çalıştık. Yaşadığımız toplumsal sinmeyi yansıttığını kesinlikle söyleyebiliriz.

Özellikle Denizin buz gibi birası. Bunu tek başına içmek zorunda kalması, sosyalleşememesi, kıza kapıyı açamaması… İnsanın sosyal varlığına vurulan bir ket duygusunu da gayet iyi anlatıyorsunuz. Peki tek kişiyle bile paylaşsa bu durumu kaçınılmaz son ne olurdu sizce? (Annesi ve elektrik arıza dışında…)

Hikayeyi senaryolaştırırken üzerinde çok durduğumuz konulardan biri bu oldu. Tek bir kişiye söylemek demek, onun da tek bir kişiye söylemesi ve bu haberin giderek yayılması riskini göze almak demek. Muhtemelen bir kişiye söylese haber çevresine yayılır, eve gelen giden artmaya başlar ve sırrı açığa çıkardı. Deniz bütün mahalleye evinin kapılarını açsa bile kimseye yetmeyeceğine göre muhtemelen kendini içinden çıkılmaz bir durumun ortasında bulurdu.

Barış Kefeli ve Nükhet Taneri: 'Katıldığımız festivallerde kısa filmlere çok değer verildiğini gördük' 3 – Ben Tek Siz Hepiniz 1

Dar bir alanda iyi becerilmiş, iyi kotarılmış bir sinema diliyle karşımıza geliyor filminiz. İki yönetmen çalışmış olmanın avantaj ve dezavantajları oldu mu?

Birbirini tamamlayan becerilerimiz var. Önemli konularda genelde anlaşıyoruz. Anlaşamadığımız durumlarda da ikimizi de ikna edecek bir yol bulmaya çalışıyoruz. Zaten ikimiz de kendi isteklerini direten insanlar değiliz, böyle çalışınca kötü fikirler daha kolay elenmiş oluyor.

Filminizin bu denli tutulması ve ödül kazanmasından memnun olmalısınız, bu anlamda duygularınızı almak isterim…

Filmimizde senaryomuza ve bize güvenip özveriyle çalışmış çok kişinin emeği var ve bu emeklerin takdir edilmesi bizi çok mutlu ediyor. Katıldığımız festivallerde harika filmlerin olduğu seçkilerde gösterilmekten gurur duyduk. Bir de üzerine ödül almak tabii ki çok mutluluk verici. Filmimizin seyirciyle buluşmasından ve her seferinde farklı bir izleme heyecanı yaşıyor olmaktan çok keyif alıyoruz.

Festivallerin filmlerle kurduğu iletişimi nasıl buluyorsunuz, bir kısa filmci olarak kısa filmin hakkıyla temsil edildiğini düşünüyor musunuz?

Şu ana kadarki festival deneyimimiz çok güzeldi. Katıldığımız festivallerde kısa filmlere çok değer verildiğini gördük. Seyirci ilgisi de beklediğimizin çok üzerindeydi. Çoklu seanslarda, kapalı gişe salonlarda gösterimler oldu. İleriye yönelik temennimiz kısa film yapım fonlarının da çoğalması. Maalesef kısa filmler çok büyük imkansızlıklarla çekiliyor. Programlar ve fonlar çok yetersiz kalıyor. Böyle olunca hem fikirlerimizi küçültmek zorunda kalıyoruz, hem de uzun vadede maddi yükü sebebiyle kısa çekmeye devam etmek zorlaşıyor. Umarım çekilmiş kısa filmlere olan bu yeni bakış açısı ve ilgi, yapım aşamasında da daha fazla destek olarak kısa filmcilere döner.

Bundan sonraki filmlerinizi de beraber çekme gibi bir düşünceniz mevcut mu? Var mı yeni projeler?

Birlikte film çekmek istiyoruz, birlikte üretmekten çok keyif alıyoruz. Şu an fikir aşamasında olduğumuz, birlikte yazıp yönetebileceğimiz birkaç proje var. İleride sadece birimizin bağ kurduğu bir hikaye olursa tek yönetmeye de açığız tabii ki.

blank

Yazar hakkında: Banu Bozdemir

blank
İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü mezunu... Sinema yazarlığına Klaket dergisiyle adım attı, Milliyet Sanat muhabirliği yaptı. Skytürk TV’de sinema, sanat ve "Sevgilim İstanbul" programlarında yapımcı, sunucu ve yönetmenlik yaptı. TRT için Bakış isimli bir kısa film çekti. Yayınlanmış yirminin üzerinde çocuk kitabı var. Halen cinedergi.com’un editörü, beyazperde.com ve Öteki Sinema yazarı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir