Post-Modern Şeytan Çıkarma: The Cleansing Hour (2019)

Yönetmenliğini Damien LeVeck’in yaptığı the Cleansing Hour, son yıllarda artan şeytanı sosyal medya ile birleştirme örneklerinden sadece biri.

Sosyal medyanın günden güne hayatımızdaki yeri pekişirken korku sinemacıları da metafiziksel kötü varlıkları sosyal medya ile pekiştirmeye başladı. Bu varlıklar artık telefon, bilgisayar ya da sosyal medya kullanabiliyorlar. Dahası, sizden benden bile daha iyi kullanıyorlar. The Cleansing Hour da metafiziksel kötünün sosyal medyayı kullanmakla kalmadığı, kendi şovunu yapıp takipçi kastığı bir film olmuş. Söylerken bile kulağa gülünç gelen bu fikri filme çevirmişler fakat sonuç kulağa nasıl geliyorsa aynen öyle sonuçlanmış.

Kısaca konusuna değinelim… The Cleansing Hour; internette yayın yapan bir şeytan çıkarma programıdır. İzleyici, programı gerçek sanıyor olsa da aslında her kelimesine kadar sahte bir projedir. Sunucu ne papazdır, ne ortada şeytan mevcuttur, ne de bu konuda bilgileri vardır. Son yılların en klasik korku filmi konularından biri: İnanmayanın inanmadığı şeyle karşılaşmasıdır. Sahte program yapan ekip bu sefer gerçekten bir şeytan ile karşılaşır. Kaçmaya çalışan ekip şeytanın onları güç kullanarak içeride tutması ve yayını da zorla devam ettirmesi üzerine gerçekten de şeytanla yüzleşmek zorunda kalır; becerebilirlerse de kurbanın içinden çıkartmaya çalışır. The power of christ compels you!

Açıkçası; sosyal medya yoluyla kurbanlarını avlamaya devam eden şeytan fikrine artık alıştım. Unfriended ile başlayan bu tema günden güne artıyor. 2020 yapımı olan Host da bu filmlerden biriydi ama tüylerimi diken diken etmeyi başarmıştı. Çünkü, metafiziksel varlığın zaman mekan algısı olmadığı temelini iyi kullanan bu filmler evden eve atlayarak canlı yayında insan heba eden şeytanlar sunuyor bize. Fakat bu yüce varlığın sosyal medyada şov yapmaya kalkması, kendini kanıtlamaya çalışması ve üstüne takipçi kasması fikri bana oldukça gülünç geldi. Kötünün de insan gibi şov peşine düşmesi, temanın etkileyiciliğini azaltıyor bence.

Teknik anlamda film finali hariç başarılı olsa da kurulan hikaye oldukça zayıf. Cehennem köpekleri ve şeytanın tasarımı –affınıza sığınıyorum- beni kahkahalara boğdu. Film yaparken imkan doğrultusunda hareket edildiğini hepimiz biliyoruz. Elimizden bu geliyor diyerek de ortaya çıkarılan şeyin gülünç olmasını da istemezdim açıkçası. Görsel efektler oldukça gülünç maalesef. Film; yönetmenlik anlamında kusurlu olmasa da efekt ve hikaye bakımından zayıf, oyunculuk bakımından da fazla zorlama. Oyuncuların kişisel portfolyosunde güzel gözükeceği ise kesin.

Sözün özü… Sosyal medya ve şeytanın birleşiminden artık şeytanın influencer olma çalışmasına kadar geldik. Asıl amacı tanrının çocuklarını cezalandırmak olan şeytanın ekran karşısında kendi şovunu yapması, fikir olarak da görsel olarak da gülünç. Buraya kadar yapıcı olmaya çalıştım. Fakat biraz daha eleştirel bir gözle bakarsam film, şeytan çıkarma filmlerini aşağılayan, tam da günümüz toplumunun özeti niteliğinde bir yapıya sahip. Ucuz, basit ve alaycı. Oynadığı kitle belli. O kitle ben değilim; benim böylesine bir filmi onaylamam da zaten mümkün değil.

Öteki Sinema için yazan: Valerii Ege Deshevykh

Share

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir