Sinan Demirtaş: ‘Filmlerin arka planındaki emeği ve zenginliği insanlara anlatmaya çalıştım’

Sinan Demirtaş, Yeşilçam üzerine belgeseller çeken bir yönetmen. Onunla tanışıklığımız filmleri sayesinde oldu. Yılmaz Güney’e olan hayranlığı onu sinemanın arka planına ve orada çalışan insanlara yöneltmiş. Yeşilçam’daki ses ve görüntü efektlerini de belgesele çekmiş, dublajı da, dubalajcıları da.

Öteki Sinema için söyleşen: Banu Bozdemir

Seni biraz tanıyalım mı Sinan?

1992 yılında Erzincan’da doğdum. İlk, orta ve lise öğrenimimi İstanbul’da yaptım. Üniversite hayatına Beykent Üniversitesi Sinema ve Televizyon bölümünde devam ettim. Yine aynı okulda Sinema ve Televizyon bölümünde yüksek lisansımı tamamlayıp aynı zamanda müzik ile uğraştım birçok sanatçının albüm kayıt projelerinde yer aldım. Sinema hayatımda Yeşilçam’a duyduğum ilgiden dolayı ilk çalışmalarımı Yeşilçam sineması üzerine yoğunlaştırdım. Birçok kısa film çalışmasında bulundum ve halen sinema ve müzik alanında ilerlemeye çalışıyorum.

Yeşilçam çok sevdiğimiz ama giderek uzaklaştığımız bir nostalji alanı gibi. Senin Yeşilçam’a olan ilginin sebebi nedir, seni o yıllarda etkileyen şeyler neler oldu?

Yılmaz Güney filmleri ve ayrıca toplumsal içerikli başka filmler beni buralara yönlendirdi. Yok olmaya yüz tutmuş filmlerin arka boyutundaki emeği ve zenginliği insanlara anlatmaya çalıştım. Ayrıca bu filmleri izlerken ses ve görüntü eteklerinin nasıl yapıldığını, o dönemin şartlarında nasıl elde edildiğini hep merak ettim. Eminim ki insanlar da bunu çok merak etmişlerdir. Bu yüzden bu belgeseli yapma kararı aldım.

Yeşilçam’ı yaşatan kişiler de yavaş yavaş azalıyor, neredeyse bir elin parmakları kadar insanın kapısını çalıp duruyoruz Yeşilçam denince. Sen belgeselin için nasıl bir çalışma yöntemi seçtin, belge bilgi eksikliği yaşadın mı?

Öncelikle hayatta olanlar ile iletişim kurmaya çalıştım, gerçekten de aralarında efsane isimler vardı. Bu konuda maalesef birçok usta isim hayatta değildi. Onların eksikliğini, yaşayan efsanelerden gidermeye çalıştım ve çok faydalı oldular.

“1960-1970’li Yıllarda Türk Sinemasında Ses ve Görüntü Efekti Üretimi” isimli belgeselinde öncelikle niye on yıllık bir süreci seçtin, sanırım o arada zirve yapıyor efektler. Bu süreçte ilgini çeken en çok ne oldu bizimle paylaşır mısın?

Çünkü bu 10 yıl içerisinde çok fazla ses ve görüntü efektleri üretilmiş, hatta o dönemde kaydedilen efektler 90’lı yıllara kadar bile kullanılmış. Benim etkilendiğim kısma gelirsek başlangıç olarak Yılmaz Güney’in westernlerindeki silah sesleri, at sesleri, yumruk sesleri veya fırlatılan ok seslerinin ağız ile yapıldığını öğrenmiş olmak ve Tarkan filmlerindeki kılıç sesleri vb. benzeri efektler beni çok etkilemiştir. Ve biliyor musunuz o dönem filmlerdeki birçok hayvan sesleri de insanlar tarafından yapılıyormuş…

Peki, insanların ilgisi ne boyutta Yeşilçam’a, Yeşilçam’la ilgili çekilen bir belgesele? Mesela gösterimler nasıl geçiyor? Dublajla Düzelir bir diğer belgeselin… Dublaj çok önemli bir alan sinemada ama hep göz ardı edilmiş, daha doğrusu pek ilgi görmemiş. Bu belgeseli çekerken amacın neydi? Mesela yabancı bir aktörü sürekli canlandırıp artık onunla özdeşlik kurmuş birçok dublaj sanatçısı var. Ya da gerçek sesini bilmediğimiz nice yerli sinema sanatçısı. Dublaj bir anlamda görseli tamamlayan bir ses gibi… Biraz anlatır mısın bu belgeselin aşamalarını?

Öncelikle Yeşilçam’a ilgi beklediğimden fazla geldi ve gösterimler de gayet güzeldi. Dublajla Düzelir isimli yeni belgeselimize gelecek olursak yönetmenliğini ben, yönetmen yardımcılığını Turgut yaptı, ortak bir film çalışması içine girdik. Dublaj da en az ses ve görüntü efektleri kadar önemlidir. Örneğin Cüneyt Arkın’dan Toron Karacaoğlu’nun sesini alırsak imajında büyük bir eksiklik olur veya Yılmaz Güney’den Abdurrahman Palay’ı, Hülya Koçyiğit’ten Jeyan Mahfi’yi. Türkan Şoray’dan Nevin Akkaya’nın seslerini alırsak bunlar da bütün etkileyiciliklerini kaybederler… Bunun yanında Türkçe dublajda Sylvester Stallone’den Sezai Aydın’ı da ayıramazsınız. Bu belgeselimiz yakın zamanda izleyici ile buluşacak.

Sonra sinema ve seslendirme sanatçısı Toron Karacaoğlu’nu ayrı bir belgesel olarak ele almışsınız. Burada yönetmen Turgut Özalp. O da eskilerle haşır neşir bir yazar. Yolunuz nasıl kesişti?

Öncelikle Toron Karacaoğlu Türk sineması, tiyatrosu ve seslendirme adına çok önemli bir isim. Onun biyografi belgeselini yapmak gerekliydi. Onun yönetmenliğini de Turgut arkadaşımız üstlendi, ben de kendisine yönetmen yardımcılığı yaptım. Yolumuz elbette bir sinema projesinde kesişti ve o günden beri beraber çalışmaktayız. İlerisi için hem kurmaca film hem de yeni belgesel projemiz var.

Yeşilçam’dan isimlere ayrı ayrı belgesel çekmeyi düşünüyor musunuz? Toron Bey’e yaptığınız gibi, varsa sırada kimler var? Bu kişi belgesellerini çekerken izin aldığınız, arşivlerinden yararlandığınız kişiler oluyor mu? Karşı taraf bu isteğe nasıl yaklaşıyor genelde? Toron Bey nasıl yaklaştı mesela bu isteğe?

Elbette gerekli tüm izinleri aldık, arşiv konusunda sıkıntımız olmadı hiç. Bizim kendi donanımlı arşivimiz mevcut. Toron Bey’e ulaşmak için sevgili Erhan Yazıcıoğlu’ndan yardım aldık. Toron Bey bir projemiz olduğunu öğrenince çok sevindi ve kabul etti, bize randevu verdi. Çekim günü evinde ağırladı ve böylece çekimi tamamladık. Bizim çekimden 6 ay sonra hayata veda etti maalesef Toron Abi. Bu belgeseli izleyebilmesini çok isterdik. Ruhu şad olsun… Teker teker belgesel konusuna gelirsek çok önemli isimlerle çekimler gerçekleştirdik, elimizde mevcut. Fakat şu an için başka kişisel biyografi düşünmüyoruz, ileride olabilir.

Toron Bey, Cüneyt Arkın’la karşılıklı sahneleri olduğu zaman kendi sesini ona verdiğini söylüyor. O başkasının sesini alıyor. Gerçekten de ilginç bir detay değil mi? Biraz da meşakkat ve emek barındıran sonuçlar barındırıyor sanırım dublaj sanatı. Peki, Yeşilçam’dan bir yönetmenin filmini çekmek istesen bu isim kim olurdu?

O filmde Toron Abi’yi Muhip Arcıman seslendirmekte. Gerçekten de meşakkatli ve saygı duyulası bir detay ve emek. Kesinlikle Yılmaz Güney’den başlardım. Çünkü kendisi sadece Yeşilçam’la sınırlı değil evrensel bir sanatçıdır.

Share

Bir yorum var

  1. Mansur Yıldırım

    Güzel bir sohpet olmuş belgesellerin devamını bekleriz sinan demirtaş ın yaptığı güzel bir iş yeşilçamın bu yüzünü hep merak ederdim efektler nasıl yapılıyor diye keyifle okudum sinan demirtaş bundan sonraki kariyerinde başarılar dilerim banu bozdemir ayrı bir teşekkürü hak ediyor bize bu yetenekli gençleri tanıttığı için.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir