Bayım Her Yerde Nefret Ediliyorsunuz: Bir GG Allin Dosyası

Nefretin hem öznesi hem de nesnesi olmak fenomenin kimyasını oluşturduğu kadar bu fenomenin kim, kimler, ne ve neler tarafından yaratıldığı ile ilgili sorgulamayı da beraberinde getirir. Sorgulamanın bir punk kimliği üzerinden yapılması bir yana, punk kimliğinin nefret kimyası üzerine yoğunlaşan bir yaklaşımla dış faktörlerin görünmezliği altında da bir fenomen yaratılabilinir. Todd Phillips imzalı Hated: GG Allin & The Murder Junkies bu nefretin ardında dünyanın en tartışmalı punk-star’ının varoluşunu ille de “bu sizin yarattığınız bir düzen” suçlamasıyla gündeme getirme çabası içinde değil; çünkü GG Allin’in toplumdaki statüsü daha ilk etapta zaten fenomenliğini tamamen anti-tez üzerine kurmuş olan John Wayne Gacy tarafından dile getiriliyor:

GG Allin hasta topluma mesajı olan bir sanatçıdır. Biz gerçekte neysek ona bakmamızı sağlıyor. İnsan, kendini dışa vurmak için özgürce konuşan bir hayvandan başka bir şey değildir. Sakın yanlış anlaşılmasın, bu adamın yaptıklarının arkasında bir beyin var.

Sanatçıların fanatikleri -ki Todd Phillips filminde GG Allin fanatikleriyle röportajlar yapıyor- dış faktörlerin görünmezliği üzerine bir şeyler fısıldarlar: İlk etapta görülen; ilk etapta karşılıklı bir etkileşime sebep olan nedenler.

Bu hususta kendi söylemlerini dile getirdikleri kadar punk star’ının doğuşundan ziyade varoluşsal sıkıntısını ele alırlar:

Tüm bu anti-tez bir senteze bürünebilir mi?

GG Allin 003Öyle ki bu soru GG Allin gibi nefret-hayranlık ikilisine oynayan birisinin üzerinden sorulmaya çalışıldığında bir hususa dikkat ediyor film; o da anti-tez’in tüm çıplaklığıyla (hem sembolik hem de kelimenin tam anlamıyla kullanıyoruz bu sözcüğü) sergilenerek çoğu gözleyici için bir nefret algısı oluşturulmasıdır. Ama daha da dikkat ettiği bir husus daha var ki o da bu nefret algısının karşılıksız bırakılmasıdır çünkü GG Allin gibi bir punk star’ının varoluşsal sıkıntısı sevilme, saygı duyulma ve yüceltilme ile alakalı olmadığı kadar bir sentez babında da sadece bir “toplumsal yansıma” olarak açıklanamaz, açıklanamıyor da.

O halde bir diğer soru geliyor: Bu anti-tez bir suç mudur yoksa sanat mı?… Film bu soruyu sormakla birlikte, yanıt babında fenomen kimliğini güncel bir kimliğe indirgemeyi seçiyor:

(1) Okul arkadaşları,

(2) GG Allin’in öğretmenleri,

(3) Orkestra elemanları ve

(4) bir kez daha fanatikler.

Peki GG Allin’in geçmişinde bir nefret ikonu aramak boşuna mı? GG Allin’in kendi yorumlarını kale almakla Todd Phillips oldukça mantıklı bir yol izlemiş oluyor:

Rock’n’Roll’u keşfetmeseydim, muhtemelen bir seri-katil olurdum”…

İnsanlardan nefret ediyorum…

İşte bu yorumlar kuşkusuz bir suç barındırmıyor ama geçmişten filizlenen bir nefret ikonunun yeşermesinde de etkin bir rol oynamış değiller. Bu nedenle film GG Allin’in nefret ikonu kimliğini zamansal olarak bu kimliği hak ettiği bir dilimde göstermeyi uygun buluyor. Dolayısıyla filmin kendisinin de çekim sürecinde yaşanan bir takım terslikler ve de davalık vukuatlar mevcut ki oldukça rahatsız edici düzeydeler. Tüm çıplaklığıyla gözleyicide bir nefret algısı oluşturmada da oldukça başarılılar. Yine de anti-tez’i suçlu kimliğine yansıtmak için bir çaba sarf edilmese de suçu kendiliğinden oluşturan bir araç; hapishane ile hastane arasında bir paralellik kuran ekstrem bir sanatı yüceltme ile sorgulama arasında gidip gelen GG Allin hakkında herhangi bir kesimin idolü olarak yaftalama süreci filmde işlemediğinden, sentez burada tarafsız bir bakış açısının değil; hatta GG Allin’in kendisinin bile değil, salt sanatın lehine.

Nefretin hem öznesi hem de nesnesi olan bir fenomenin dışavurumu pek çokları için göz ardı edilecek bir durum. Todd Phillips’in göz ardı etmeyişi ise GG Allin’in seri katillerle özdeşleştirilen fenomen kimliğiyle ölçülemese de, sanatsal bir kimlik olarak ele alınca kendi içinde tutarlı bir bütünlük oluşturuyor. Her ne kadar filmden öğrendiğimiz üzere sahne performansları genellikle ya hastane ya da hapishaneyle sonuçlansa da GG Allin neticede bir Rock n’Roll sanatçısı. Todd Phillips ise bu yaklaşımı ‘’GG Allin’den nefret eden punk’tan da nefret eder yahut edebilir’’ söylemiyle tamamlama gayreti içinde değil. Bundan ötürü sentez bir kez daha GG Allin’dan ziyade sanatın lehine. Todd Phillips burada punk’ı da GG Allin’in kimliğinden öte bir duruş ve tavır olarak gösteriyor. Ne punk GG Allin ile özdeş ne de GG Allin punk ile…

-*-

Özetlemek gerekirse anti-tez’in sentez’e bürünmesi için Hated: GG Allin & The Murder Junkies nefret algısı oluştururken suçlu bir kimliğe indirgemiyor GG Allin’i; ne de onu sevenleri. Sanat ile de özdeşleştirmediğinden GG Allin ne punk’ın getirisinden sorumlu ne de punk GG Allin’in getirisinden. Sentez kendi başına bir bütün olan; ne sebep-sonuç ilişkisi içeren ne de punk eşittir potansiyel suç diyen bir sorgulamanın eşiğinde. Nefret ikonunu sentezinde sadece kendi varoluşsal sıkıntısı yatmakta olduğu kadar hem nefret ikonu oluşturmada etkin hem de bir suçlu potansiyeli peşinde koşmayan film tutarlı bir bütünlüğü koruyor.

Burak Bayülgen

GG Allin 001

İlk olarak Sinema Terspektif Ağustos 2015 sayısında yayınlanmıştır.

Yazar hakkında: Burak Bayülgen

1983′te İstanbul’da doğan Burak Bayülgen yedi yaşında korku filmleriyle tanıştı. İlkokulda hayallerinde korku sinemasını meslek edinip Freddyler ve Jasonlar ile iç içe bir hayat düşleyerek bir kaçış yaşayan Burak lisansını ve yüksek lisansını Sinema-TV üzerine tamamladıktan sonra en çok yapmak istediği işe, yani yazı yazmaya koyuldu.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir