Bünyede Antidepresan Etkisi Yapacak 10 Türk Filmi

2016 yılının ülkemiz adına hiç de iyi geçmediği su götürmez bir gerçek. Patlayan bombalar, kadın cinayetleri, darbe girişimi derken, 2017’nin yolunu dört gözle bekler olmuştuk. Bir anda her şeyin tozpembe olmayacağının tabii ki bilincindeydik ama umut etmeyi bıraktığımız an, insanlığımızdan da ödün vereceğimizi çok iyi biliyorduk. Biz de öyle yaptık; 2017’ye kucak açtık, hiçbir yılbaşında olmadığı kadar iyi dileklerimizi ardı ardına sıraladık. Çünkü geride bıraktığımız yıl canımızı oldukça yakmıştı ve yeni gelecek yıldan da beklenti bir o kadar fazlaydı. Peki ya sonra ne oldu? Tüm kurulan tüm hayaller, beslenen onca ümit, 1 saat 15 dakika içerisinde yerini bambaşka bir hüzne bıraktı.

Maalesef bu coğrafyada hayatta kalmak, öfkeli bir kalabalık tarafından linçe uğramamak artık tamamen şansa kalmış durumda. Ve daha da acısı; yaşanan her olayda biraz daha kenetlenmemiz gerekirken git gide kutuplaşıyoruz. Tabii bir de bunu izleyen nefret söylemleri…

Nefes almanın zorlaştığı, çaresizce uzun düşüncelere daldığımız zamanlardan geçiyoruz.  Bir sinemasever olarak böyle anlarda her daim kaçışı filmlerde bulmuşumdur. Beni yaşadığım dünyadan alan ve kendi büyülü dünyasına hapseden sinemada…

Bazı filmler vardır hele, farklı dünya görüşüne sahip insanları bir araya toplamayı başarır. Aradaki tüm buzları eritir ve ortak bir ana kahkaha attırır. Bazense bu filmler karakterlerin umutlarında, geleceğe karşı besledikleri heyecanda birleştirir izleyenlerini.

İstedim ki her şeye rağmen umut kavramını ön plana çıkaran, eğlencesiyle yüzlerde tebessüm oluşturan; sinemamızın antidepresan etkisi yaratan “öteki” filmlerini sizler için derleyeyim. Tabii bu listede yer yer oldukça popüler olmuş yapımlara da rastlayacaksınız. Çünkü hep bir ağızdan gülüp, kenetlenmek istiyorsak, bu en başta herkese aynı tadı veren, sinemamızın usta isimlerinin eserleriyle olacaktır.

Not: Bu liste, “En İyi Türk Komedi Filmleri” listesi değildir. Kaldı ki bu listede yer alan bazı filmler salt komedi filmi de değildir.

Not2: Bu liste aynı aşağıdaki filmlerin temsil ettiği gibi; umut etmekten vazgeçmeyen, insanlığı ve sevgiyi kendine pusula olarak belirlemiş, kutuplaşmadan değil birlik olmadan yana saf tutmuş, en önemlisi de her daim şiddetin karşısında dik durmuş güzel insanlara adanmıştır.

FASULYE (2000)

Fasulye için, günümüz mizahının mihenk taşlarından biridir desek abartılı bir tabir kullanmış olmayız. Şiir gibi işleyen bir kurgu, absürt ögelerle bezeli bir içerik ve de en önemlisi Bora Tekay’ın kendine has üslubu; filmi başarılı olarak addetmemiz için fazlasıyla yeterli. Genç bir kız, kiralık katil, mafya babası ve her şeyden bihaber Genç’in başından geçen olaylar silsilesi, heyecan dozu oldukça yüksek bir mizahı önümüze getirmektedir. Senaryosunu aynı zamanda filmin başrollerinden biri olan Haluk Özenç’in yazdığı Fasulye’nin yapımcısı da ünlü basketbol yorumcusu Kaan Kural.

 

ZAMPARA SEYFETTİN (1995)

Sıra listemizin en ele avuca sığmaz karakterinde. Beline kadar çektiği şortu, iskarpin ayakkabısı ve hamsi t-shirtüyle, Kuşadası sahillerini fetheden Acıbademli Seyfi’yi hatırladınız mı? Sapitop’tan kazandığı tatil sonrası kendini güney sahillerinde bulan Acıbademli’nin burada başına gelenler, kesinlikle görülmeye değer. Televizyon filmlerinin oldukça revaçta olduğu yıllarda çekilen Zampara Seyfettin; dinamik mizahı, samimiyeti ve tabii ki de Osman Cavcı’nın dillere destan oyunculuğuyla ilk günkü eğlencesini hala koruyan ve kahkaha garantisi taşıyan filmlerimizden biri.

KARPUZ KABUĞUNDAN GEMİLER YAPMAK (2004)

Biri karpuzcuda biri berberde çırak olarak çalışan iki çocuğun film makinesi yapma uğraşına tanıklık ettiğimiz Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak, şüphesiz sinemamızın en dokunaklı anlatılarından biri. 2009 yılında kaybettiğimiz yönetmen Ahmet Uluçay’ın kendi hayatından esinlenerek beyazperdeye aktardığı film, hayalin peşinden umarsızca gitmenin en naif şekillerinden birini temsil ediyor. Recep ve Mahmut ismindeki iki çocuğun, amaçlarına ulaşmak için kat ettikleri mesafeleri gördükçe hayata daha pozitif yaklaşacak ve Ahmet Uluçay’ın anlattığı bu hikâyeye âşık olacaksınız.

Filmi izlemek için tıkla 

 DARILDIN MI CİCİM BANA (1970)

Yönetmen koltuğunda Atıf Yılmaz, başrolde ise Sadri Alışık. Herhalde bu referans bile filmi izlenebilir kılmaya yetecek türden. Ancak Darıldın Mı Cicim Bana kendisini oluşturan isimlerin büyüklüğüne güvenip, kenara çekilen bir film değil. Aksine A’dan Z’ye herkesin birbirini tamamlayan kimyasıyla taçlanan, bir an olsun temposu düşmeyen, harikulade bir güldürü. Olayların ve kişilerin tamamen birbirine girdiği ve bu kaos durumundan eğlenceli bir anlatı çıkarabilmeyi başaran filmin en büyük artısı kesinlikle Sadri Alışık. Onun her daim dostunun, sevdiklerinin çıkarını koruyan duruşu ve bunu yaparken vadettiği mizah filmi bu denli izlenebilir kılan en değerli detayların başında yer alıyor. Ek olarak Yeşilçam’ın emektar oyuncuları, Mürüvvet Sim ve Aziz Basmacı’nın da göründükleri her an kahkahayı beraberinde getirmeleri, Darıldın Mı Cicim Bana’yı yerinde duramayan bir seyirlik haline getiriyor.

Filmi izlemek için tıkla 

ARKADAŞIM ŞEYTAN (1988)

Çok ünlü bir müzisyen olmak istiyorsunuz ama bunun tek şartı ruhunuzu şeytana satmak. Ve şeytan bunu sizden bizzat istiyor! Çıkış noktasını bu hayli ilginç konudan alan Arkadaşım Şeytan, yalnızca Fatih’in (Mazhar Alanson) ünlü bir müzisyen olmak için taşıdığı umudu ve yaptıklarını irdelemiyor; Şeytan’ı (Ali Poyrazoğlu) kanlı canlı yeryüzünde gezdirerek asıl şeytan kim sorusunu da beraberinde getiriyor. Sinemamızın fantastik adamı Atıf Yılmaz’ın yönetmen koltuğunda oturduğu film, eğlenceli atmosferinin yanı sıra, çok yönlülüğüyle de fark yaratıyor.

Filmi izlemek için tıkla 

SULTAN (1978)

Aşk, arkadaşlık, komşuluk ve daha niceleri… Senaryosunu Yavuz Turgul’un kaleme aldığı, yönetmenliğini Kartal Tibet’in yaptığı film, bir yandan kendine özgü bir aşk hikâyesi sunarken bir yandan da işgüzar muhtara karşı kenetlenen mahalle halkını merkezine alır. Samimiyetin, mizah ile en saf birleşimlerinden biri olan film, her bir saniyesiyle yüzümüzde tebessüm oluştururken Kemal ile Sultan’ın zorluklara göğüs geren aşkıyla da içimize işlemeyi başarıyor. Şener Şen’den Türkan Şoray’a kadar sinemamızın birçok usta isminin yer aldığı Sultan; yalnızca mizahı ile değil 70’lerin atmosferini bu denli gerçekçi şekilde aktarmasıyla da fark yaratan filmlerimizden bir tanesi.

Filmi izlemek için tıkla 

GÖLGE OYUNU (1992)

Şöyle arkamıza yaslanıp, sinemamızın en iyi arkadaşlık filmlerini saymaya başlasak, hiç şüphe yok ki Gölge Oyunu’nu bu listenin en üst sıralarına yerleştirmemiz gerekir. Birbirlerinden oldukça farklı olmalarına rağmen bir o kadar da yakın iki arkadaş olan Mahmut ve Abidin’in, bir pavyonda komedyenlik yaparken hayatlarına giren Kumru, onlar için adeta bir kırılma noktası olur. Özellikle Mahmut’un bu genç ve güzel kıza karşı beslediği ilgi, zamanla birbirine sırtını dayayan iki arkadaşın arasının açılmasını da sebebiyet verecektir. Ancak Kumru’yu tabiri caizse bir seraba benzeten filmin sürprizlere açık yapısı, seyir zevkini de oldukça yukarılara taşımaktadır. Yavuz Turgul anlatısının hayranlık uyandırdığı, Şener Şen ve Şevket Altuğ mayasının harikulade şekilde tuttuğu film, sinemamızın kıyıda köşede kalmış en kıymetli yapımlarından biri olarak da öne çıkmaktadır. 

NEŞELİ GÜNLER (1975)

-Ya sen daha turşu suyunun iyisi nasıl olur onu bile bilmiyorsun be.

+Sirkeyle oluuuur.

-Naaah sana. Limonla olur.

+Sirkesiz bir halta benzemez.

-Limoooooon!

Sahi, turşu suyunun iyisi nasıl olur? İşte bu sorunsalla yıllardır evlerimize konuk olan Neşeli Günler, her şeye rağmen aile kavramının önemine eğilen, kardeş olabilmenin kıymetini vurgulayan sinemamızın en önemli filmlerinden bir tanesi. Münir Özkul ve Adile Naşit’in tatlı çekişmesine tanıklık ettiğimiz filmde, Şener Şen’in Palavra Bakanı Ziya rolüyle göründüğü her bir sekansta kahkahayı beraberinde getirmesi de, filmi bu denli popüler kılan en önemli değişkenlerin başında yer alıyor. Yeşilçam sinemasının en nevi şahsına münhasır filmlerinden olan Neşeli Günler, adıyla müsemma bir şekilde neşesini karşı tarafa aktaran ve umut etmeyi her daim öğütleyen bir film. Artan temposu ve içtenliğiyle dikkat çeken Neşeli Günler, hala sinemamızın en naif filmlerinden biri olarak ilgi odağı olmayı başarabilmektedir.

Filmi izlemek için tıkla 

TURİST ÖMER (1964)

Eğer sevgi ve umut vadeden bir liste yapıyorsak, Turist Ömer her koşulda bu listenin demirbaşıdır. O sokaklarda aylak aylak gezen bir avaredir belki ama kalbi de hep iyililik için atan bir adamdır. İlk defa Ayhan Işık’ın başrolü oynadığı, Hulki Saner’in yönettiği Helal Olsun Ali Abi (1963) filminde ortaya çıkan Turist Ömer, 1 yıl sonra tek başına film olduğunda, sinema tarihimizin en özgün karakterlerinden birini de önümüze getiriyordu aslında. Evet, Turist Ömer birbiri ardına gelen seri filmlerin ana karakteridir. Ancak ilk filmin tadı paha biçilemez derecede kıymetlidir. Bir karışıklık sonucu soyguncuların parası eline geçen Turist Ömer, bir anda kendisini içinden çıkılamaz bir maceranın ortasında bulur. Tabii tüm bu olaylar yaşanırken onun en yakınları Rüknettin ve Rüknettin’in biricik aşkı Bedia olacaktır. Vahi Öz ve Mualla Sürer’in, sinema tarihimize damga vuran uyumuyla renklenen Turist Ömer; akıcı diyalogları, dinamizmi ve tabii ki Sadri Alışık’ın içimize işleyen samimiyetiyle, hala izleyen herkesi güldüren, daha ötesinde hayata pozitif yaklaşmamıza olanak sağlayan bir film olarak güncelliğini korumaktadır.

Filmi izlemek için tıkla 

HER ŞEY ÇOK GÜZEL OLACAK (1998)

Ama en azından hayattayız. Bu da bir şey be abi.

Her bir saniyesiyle umuda yolculuğun anlatısı olan Her Şey Çok Güzel Olacak, yalnızca mizahı ile değil dramatik yönüyle de herkesin hayatına dokunmayı başarabilen bir film. Birbirinin tamamen zıttı olan Altan ve Nuri Çamlı kardeşlerin beklenmedik bir anda vuku bulan büyük macerasına eşlik ettiğimiz hikâye; Altan’ın bar açma hayaliyle birleştiğinde tadına doyulmaz bir eğlence halini almaktadır. Ezbere bilinen ve günlük hayatta sıkça kullandığımız replikleriyle hala kendinden söz ettiren Her Şey Çok Güzel Olacak, adıyla müsemma bir şekilde geleceğe olumlu bakmamıza aracı olan, popüler bir tabirle “kendini iyi hisset” türünün en şahane örneklerinden biridir.

Filmi izlemek için tıkla 

Yazar hakkında: Polat Öziş

1992 İzmit doğumlu… Küçük yaşlarda tanıştığı Yeşilçam filmleri sayesinde sinema en büyük tutkusu oldu. Sonrasında ilginç bir şekilde Muğla’ya İktisat okumaya gitse de tutkusundan vazgeçemedi ve sinemayla ilgili çalışmalar ortaya koymaya başladı. İzledi, düşündü, çekti. Sonunda ise filmler hakkında yazmaya başladı. Film Arası Dergisi, Film Hafızası ve Öteki Sinema’da çok sevdiği filmler hakkında yazmaya devam ediyor.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir