Distopya Gibi Diyar Olmaz!

dystopia-pollution-gasmaskSiz sevgili bilim kurgu dostlarına bugün vereceğimiz ders distopya edebiyatı ve filmleri ile ilgili olacak. Siz de mi bir bilim kurgu yazarı olmak istiyorsunuz? O zaman dersimizi sıkı takip edin, belki size bir yol gösterebilirim.

Herkes yerlerine geçti ise hemen dersimize başlayalım;

“Distopya kelime olarak ütopya’dan türetilmiştir. Olumsuz ön ek olan dys-topia ile bağlanarak Ütopya’nın tersi karşıtı anlamına gelmiştir. Bilindiği gibi Ütopya her insanın yaşamak isteyeceği bir hayali yerdir. Yönetim, insan ilişkileri, yaşam kalitesi dört dörtlüktür. Oysa ki distopya tam tersi, cehennem gibi bir toplumu anlatır. Totaliter rejimden kıvranan, sistem tarafından ezilen bir kitle ve bu düzeni bozmaya çalışan bir kahraman distopik edebiyatın olmazsa olmazıdır.

Despot rejimler, aşırı bürokrasi, savaş, özgürlüklerden yoksunluk, kısıtlanmışlık gibi unsurlar da hikayeleri sürükler. Bunu yaparken de günümüz toplumlarına referans vererek gücü elinde bulunduranların ilerde başlarına ne işler açabileceklerine dair bir öngörüde bulunur.

Distopya bilim kurgu edebiyatında bir yeni dalga olarak ortaya çıkmıştır. Ne kadar her bilim kurgu eseri distopik ögeler içerebilse de bu o eseri bir distopya diye katagorize etmemize yetmez. Bunun daha iyi anlamak için önemli birkaç önemli distopik kitap ve film örneği verelim;

KİTAPLAR

 

  • 1984 – George Orwell

  • Hayvan Çiftliği – George Orwell
  • Cesur Yeni Dünya – Aldous Huxley
  • Biz – Yevgeni Zamyetin
  • Fahrenheit 451 – Ray Bradbury

 

FİLMLER

 

  • Children of Men – Alfonso Cuarón

  • Brazil – Terry Gilliam
  • Blade Runner – Ridley Scott
  • Mad Max – George Miller
  • Dark City – Alex Proyas

 

clare_hope_ashitey7Özellikle Huxley ve Orwell’in eserleri distopik edebiyatı şekillendirmiştir. 1984’ün unutulmaz büyük biraderi, Hayvan Çiftliğinin “Tüm hayvanlar eşittir, ancak bazı hayvanlar diğerlerinden daha eşittir” sözü edebiyatın en bilinen ögeleri olmuştur.

Bilim kurgu sinemasında da distopik filmlerin yeri ayrıdır. Bilim kurgunun ve hatta sinemanın ilk örneklerinden olan Metropolis’in bile bir distopya hikayesidir. Çekilen sayısız distopik film bu türe yeni izleyiciler katınca geçmişte yazılmış distopik eserlerin de değeri artmıştır ve yeniden keşfedilmiştir.

Bu kitapları ve filmleri topluca incelediğimizde genelleme yaparak türün özünü anlamak istersek;

  1. Sistem: Otoriter sistem özgürlükleri kısıtlamakta topluma baskı yaparak gücünü baki tutmaya çalışmaktadır.

  2. Ön hikaye: Otoritenin nasıl topluma hakim olduğuna ilişkin hikayenin ya da filmin başında bir anlatım yapılır. Bu ön anlatımda savaş, açlık, doğal bir facia, nüfus artışı gibi bir ögenin sistemi bu noktaya taşıdığı anlaşılır. Tekrar o günlere dönmek istemeyen halk sistemden şikayetçi olmaya çekinmektedir.

  3. Toplum: Koyun psikolojisi ile hareket etmekte, sistemin ona sundukları ile yaşamaktadır. Duygusuz, birbirlerinden kopuk bir toplum sunulur.

  4. Yasaklar: Otoriter sistemin getirdiği yasaklar ile toplumu avucunun içinde tutmaktadır. Sürekli onları gözlediğini hissettirerek baskısını arttırmaktadır.

  5. Korku: Toplumdan gelen her farklı ses anında susturularak halk etkisiz hale getirilmeye ve bir korku imparatorluğu kurulmaya çalışılmaktadır. Buna karşılık ailesini bile gerektiğinde otoriteye satabilen kişiler ödüllendirilerek herkesin birbirinden şüphe duyması sağlanır.

  6. İsyan ve sistemi yıkmaya teşebbüs: Distopik hikayelerin başlangıç noktası isyandır. Uzun süredir ezilen birey başkaldıracak noktaya gelmek üzere olduğunda ya da sistemin kendi üzerindeki olumsuz etkisini hissettiğinde hikaye başlar. Bir kıvılcımla birlikte dişliler harekete geçer ve sisteme karşı duran birey kendine yandaş bularak hareketi genişletmeye başlar.

  7. Yöneten ve yönetilen sınıflar arası ayrım: İlk kim demiş bilemiyorum ancak şu sözü unutmamak gerekir “Yönetenlerin ütopyası, yönetilenlerin distopyasıdır!”. Yöneticiler ellerinden alınmak istenen güce karşı direnişe geçecek ve sistemi işler tutmaya çalışacaklardır.

daz-dystopia-models-mDistopik eserlerin mesajları dışında en önemli unsurları estetiktir. Distopyalar, dev bir şehirde, yüksek binalarda, ışıklar altında bilim kurgunun sağladığı olağanüstü gelecek fantazileri ile süslenebilirken bazen de yok olmuş, yıkık dökük şehirlerde ya da ıssız çöllerde geçebilmektedir. Ancak distopya estetiğini en çok etkileyen unsur izbe odalar, sağanak yağış altında koşuşturan insanlar, karanlık sokaklar gibi kara film ögeleridir, bu nedenle Londra filmlerde sık sık arka planda esere mekan olmaktadır.

Her distopya hikayesi birbirinden farklı ögeler içerse de genelde üstte açıklamaya çalıştığım tarzda bir gelişim sergiler. Ancak her hikaye bir anti-otoriter sistem hikayesi değildir. Mesela 1984 bu tarz bir distopya örneği iken Mad Max politik bir söylemden olabildiğince uzaktır, ancak anti-anarşist bir yapıya sahip olduğu da söylenebilir.”

  • Evet arkadaşlar buraya kadar sorusu olan var mı?

  • Hocam neden Türkiye’de bir distopya hikayesi yazılamıyor ya da çekilemiyor?

  • Zaten bilim kurgu janrında kısır bir ülkeyiz. Bunda edebiyatın yıllar boyunca çocuk işi görülüp aşağılanmasının payı büyük ancak başka bir nokta da rejim eleştirisinin Türkiye’de yapmanın son derece zor ve tehlikeli olması.

  • Sınıfa bu konuda bir örnek verebilir misiniz acaba?

  • Mesela hep beraber bir distopik bir hikaye yaratalım. Türkiye’de korkulan nedir?

  • Fenerbahçe? Keh keh.

  • Oğlum sen sınıftan dışarı çık! Geri kalanlar? Komünizm? Bitti artık. Peki ya bölücülük, şeriat ya da askeri darbe? Evet en büyük korkularımız bunlar sanırım. Peki hangi yazar şu anki ortamda gelecekte bu korkuların gerçekleştiğine dair distopik bir roman yazabilir? Oysa ki, beğenmediğimiz Amerika kadar özgür olabilsek onlarca yazar, çizer, yönetmen bu konuları ele alan yapıtlara imza atmıştı. Peki bu durumda şu an konuşurken bile bir distopyanın içinde yaşadığımızı, 1984’ün kopuk bireylerinden bir farkımızın olmadığını söyleyebilir miyiz? Örneğin İstanbul’un bütün sokakları EDS diye bir sistemle izleniyor. Büyük biraderden farkı nedir sorarım size? İnternetteki her hareketimiz izlenmiyor mu? Girilmesi istenmeyen sitelere erişimimiz yasaklanmıyor mu? Biz de kendi çapımızda bir distopyanın içinde değil miyiz? Sadece Türkiye için değil tüm Dünya için geçerli bir soru bu. Neyse zil çaldı bir sonraki derse kadar kalın distopyada.

Yazar hakkında: Masis Üşenmez

1979 İstanbul doğumlu yazar ilk sinema deneyimini Superman ve Star Wars’la yaşayıp kendini çizgi roman ve bilim kurgu dünyasına atar. 2006 yılında "Öteki Sinema" kadrosuna katılır ve sitenin gelişiminde önemli rol üstlenir. Halen Öteki Sinema'da editörlük ve Cinedergi'de yazarlık yapmaktadır.

5 Yorumlar

  1. Bir dystopia edebiyati hayrani olarak Masis’e bu yazisi icin tesekkur ediyorum.

    bir kac not eklemek istiyorum bu yaziya:

    1) 1921 yilinda yazdigi “We/Biz” adli eserle Huxley ve Orwell’in akil babasi olan Yevgeny Zamyatin’i unutmamak gerekir. Zamyatin, modern dystopia edebiyatinin ilk ornegini vermistir. “1984” ve “Brave New World” romalarindaki temel unsurlarin hepsine “We”de rastlamak mumkundur.

    “We”de butun binalar camdan yapilmistir. Bu sayede herkesin ozel hayati her an goz altindadir. Devlet bu “cam bina” fikriyle kisilerin ozel hayatlarini yok etmis ve baskici bir duzen kurmustur. Bu “cam bina” fikri Orwell’in “1984”unde “her evde bir kamera” olarak karsimiza cikar. Bu kameralar her an bizi gozetlemektedir. Bugun populer kulturdeki “Biri Bizi Gozetliyor” programinin ismi de bu kitaptan gelmektedir. Programin Ingilizce ismi “Big Brother Show”dur. Big Brother, “1984”te vatandaslari her an gozetleyen propaganda figurunun ismidir.

    2) Ayrica 1800’lu yillarda da cesitli dystopia unsurlari iceren eserler de mevcuttur. Ozellikle 1890’li yillarda yazilan Kafka’nin “Trial/Dava” ve HG Wells’in “The Time Machine” gibi eserleri de dystopia edebiyatinin onculeri olarak kabul edilebilir.

    3) 1990’larda “Matrix” ve “Ghost In The Shell” gibi filmlerle populer kulture damgasini vuran “cyberpunk dystopia” dalgasinin yaraticisi William Gibson da dytopia edebiyatinda bir mihenk tasi olmustur. Ozellikle Gibson’un kisa hikayesi “Burning Chrome”u cok tavsiye ederim. Ilk cyberpunk hikaye olarak kabul goruyor “Burning Chrome”…

  2. Alev Alatlı’nın Schrödinger’in Kedisi serisi (1. kitap Kabus 2. kitap Rüya), türe Türkiye’den yapılmış katkı olarak kabul edilebilir belki..

  3. Can ve Arabölge’ye yazıya yaptıkları değerli eklemeler için teşekkürler. Arabölge’nin yeni dizayn da yakıyor bu arada:)

  4. Merhaba arkadaslar, ben Almanya’da master yapiyorum ve gelecek dönem master tezimi hazirlamam gerekiyor. Dystopian edebiyat alaninda pek cok yabanci eser okudum ve bu türle cok asinayim. Master tezimi Dystopian edebiyat üzerine yazacagim. Ancak amacim Türkiyede Ingiliz edebiyati ya da Bati Edebiyati egitimi alip, sürekli yabanci eserlerin okunmasina karsin, bizim edebiyatimizi Avrupada tanitmak. Acikcasi Arabölge tarafindan öne sunulan Alev Alatli’nin kitaplarini detayli olarak inceledim, ancak tam olarak dystopian edebiyat kategorisine girmez. Daha cok bilim kurgu üzerine yogunlasmis. Bir sonuca ulasiliyor, cünkü Schrönder’in kedisi otoriteyi yikabiliyor. Dystopian edebiyat biraz post moderndir ve bir sonuc olmaz. Yani son söz okuyucuya birakilir.
    Bana ismini verebileceginiz baska Dystopian Türk yazarlar varmidir? Lütfen ülkemiz edebiyatini Avrupada tanitmama katkida bulunun ve sadece ülkemizde Dystopia alaninda yazilmis eser ya da yazarlarin isimlerini verin.
    Tesekkürler

  5. videodreamproject

    Distopia(distopian): Yasanan gunden hosnut olmayip,gecmisteki “altin caga ozlem” duyanlarin yegledikleri fantazya turu.

    1516’da yazilmis olan Thomas More’un Utopya’si ,yukselmekte olan yeni egemen sinifin da gelecege yonelik “vaadleri” arasinda yeralan evrensel insanal degerlere erismeye yonelik bir utopya olarak bu islevi yuklenmistir.
    Devrini “kapatmakta” olan egemen siniflar ise,cogunlukla,gecmise ozlemci (Tarihin akisini geriye dondurmeyi,ya da,Tarihi“dondurmayi” hayal eden) utopyalari;yani
    distopia’lari ararlar. Platon’un hizla degismeye baslayan antik dunyayi yeniden degismez insan iliskileri icinde tasarlayan DEVLET’i bunun en basarili ornegidir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: