Hitchcock (2012)

Hitchcock-2012 PosterSinemaya ucundan kıyından bulaşmış insanlar arasında Alfred Hitchcock’u tanımayan yoktur. Psycho, Vertigo, The Birds ve North by Northwest gibi klasikleşmiş filmlerin yönetmeni, gerilim filmlerinin üstadıdır. 60’a yakın filmi bulunup, tıpkı Chaplin’de olduğu gibi Hollywood’da İngiliz olmak zordur düşüncesini bize kanıtlayan, hakkı yenmiş yönetmenlerdendir. Gerçi artık günümüzde bile Akademi’nin kararları sıkça tartışma konusu olduğundan, Hitchcock’a sadece Yaşam Başarı Ödülü’nün layık görülmesine şaşırmamak gerek sanırım…

Öteki Sinema için yazan: Başak Bıçak

İlk filmi bir belgesel olan Sacha Gervasi, ikinci filminde bu usta yönetmenin hayatını beyazperdeye uyarlayarak ona hakkını teslim etmiş ve bana göre çok da iyi bir iş çıkarmış. Alfred Hitchcock and the Making of Psycho adlı kitaptan yola çıkarak Hitchcock’un Psycho filmini yapım sürecine odaklanan Gervasi açılış sekansında, filmlerindeki kısa oyunculuklarıyla ya da başındaki açıklamalarıyla tanınan yönetmene hoş bir gönderme yapıyor. Filmin devamında Hitchcock’un, ABD’li Ed Gein’in cinayetlerinden esinlenen Psycho adlı romanı okumaya başlaması ve filmini çekmek için verdiği mücadele süreci işleniyor. Fakat kariyerinin doruk noktasında bulunan ve o zamana kadar onlarca film çekmiş olan bir yönetmenin neden Norman Bates gibi bir “sapığın” filmini çekmek istediği anlaşılamıyor. Filmde bu durum farklı bir şekilde açıklansa da Hitchcock’un, babasının küçük yaşta ölümünden sonra tıpkı Ed Gein gibi baskın karakterli bir anne tarafından büyütülmesi ve üzerinde büyük etkisinin olması üzerinde durulması gereken bir detay. Yönetmen Ed Gein’in annesiyle olan bağını içselleştirmiş olabilir. Hatta Norman Bates’i canlandıran Anthony Perkins’in de benzer bir geçmişe sahip olması oldukça ilginçti. Nitekim filmde de Hitchcock’un kitabı okuduğu süre boyunca Ed Gein sürekli etrafında dolaşıyor, rüyalarına giriyor ve hatta bazen yönetmen onunla konuşuyor. Bence bu durum kendisini karakterle benzeştirmesinin bir kanıtı…

Hitchcock orta

Ucuz bir korku filminden ibaret olacağı sanılan Psycho ile çığır açan Hitchcock’un yönetmenlik tarzına, eşiyle olan ilişkilerine, kadınlara yaklaşımına ve en önemlisi nasıl bir yeteneğe ve zekâya sahip olduğuna şahit olduğumuz filmin bu kadar etkili olmasının sebebi hiç kuşkusuz Anthony Hopkins. 2013 Oscar’larında yarışabilecek kadar iyi olmasına karşın aday bile gösterilmemesini merhum yönetmenin hala devam eden şanssızlığına bağlıyor ve bir Hitchcocksever olarak Oscar bir ölçüt değil deyip bir nebze olsun avunmaya çalışıyorum. Hitchcock’un eşini canlandıran Hellen Mirren ise, kendisinden bekleneni karşılıyor ve tıpkı Tolstoy’un Sofya’sında olduğu gibi bu roller için biçilmiş kaftan olduğunu bir kez daha gösteriyor. Bu iki ustanın dışında Janet Leigh ve Anthony Perkins için tercih edilen Scarlett Johansson ve James D’Arcy seçimlerinin de çok yerinde olduğunu söylemeliyim.

Pyscho’nun hemen her anına tanık olmak, oyuncu seçiminden, daha önce eşi benzeri çekilmemiş sahnelerin hangi koşullarda çekildiğini görmek istiyorsanız Hitchcock sizin için muazzam bir deneyim olacaktır. Filmden sonra o çok konuşulan duş sahnesinin zamanının ne kadar ötesinde olduğunu yeniden kavrayacağınızın ve uzun bir süre meşhur müziği kulağınızda duymaya devam edeceğinizin garantisini veriyorum!

Yazar hakkında: Başak Bıçak

1987 yılında İzmir'de doğdu. İzmir Özel Tevfik Fikret Lisesi ve Dokuz Eylül Üniversitesi Tarih bölümünden mezun olduktan sonra Türkiye Cumhuriyeti Tarihi üzerine yüksek lisans yaptı. Bilhassa Fransız Devrimi olmak üzere Avrupa Tarihi üzerine uzmanlaştı. Sinema özel tutkusu ve 2012 yılından bu yana filmler üzerine yazılar yazıyor. Akşam Gazetesi, Film Arası Dergisi ve Cinedergi yazarı... Dans, seyahat, fotoğraf ve şarap meraklısı...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir