Kaybeden Çevirmenler Kulübü

Bu yazı bir kaybeden çevirmenler kulübü tribidir. Kulübe üye olmak isteyenlere “NE KULÜBÜ LAN!” diye bağırmayacağımı kamuoyuna arz ederim. Burada anlatacaklarım, üzerinde uzun süre çalıştığım bir çevirinin nasıl benim ismimden tamamen arındırılıp kamusallaştırıldığının hikayesidir.

2003 yılında, o zamanlar Es yayınları bünyesinde çalışan Şenol Erdoğan, ortak bir dostumuzun tavsiyesi üzerine, bana Jack Sargeant’ın Naked Lens: Beat Cinema adlı kitabını çevirmemi teklif etti. Henüz üniversiteden mezun olmuş, önemli bir çeviri tecrübesi olmayan, sinemadan ve Beat Kuşağı edebiyatından az buçuk haberdar bir genç adamdım. Hevesle, biraz da özgüven fazlasıyla, teklifi kabul edip bu işi 4 ay içinde bitirebileceğimi söyledim. Aynı dönemde yüksek lisansa başlamıştım ve geçinebilmek için İngilizce öğretmenliği yapıyordum. Dolayısıyla 4 ay fazlasıyla iyimser bir tahmindi benim açımdan.

Bazı teknik aksiliklerin de etkisiyle çeviriyi bitirmem iki seneden uzun sürdü. Bu süre zarfında 6.45 yayınlarına geçen Şenol, bir keresinde beni bu çeviriden azad etmeyi teklif etse de, genel olarak cesaret verici email’ler yolladı. Bu yazışmalarımız arkadaşlığımızı da güçlendiriyordu diye düşünüyordum. Arada Şenol’a kitabın yayın haklarının alınıp alınmadığını soruyordum. O, yayıncıya attığı mail’lerin cevapsız kaldığını, ama çeviri tamamlanmadan bu işi halledeceğini söylüyordu. Tabii aramızdaki arkadaşlığa da güvendiğimden, parasal kazançtan ziyade çevirmen olarak bir yayın yapma isteğimden ötürü ve de bürokratik olayları takmak için fazla serseri ruhlu (!) olduğumdan sözleşme imzalamak gibi detayları pek dert etmemiştim. Yine de 6.45 yayınları, sağolsunlar, çeviriyi teslim ettikten sonra bana belli bir miktar ödeme yaptılar, geri kalan ödemeyi de kitap yayınlandıktan sonra yapacaklarını söylediler.

Kitap yayına hazır hale getirildi, redakte edildi ve resimler eklendi, fakat çeşitli nedenlerden 2010 yılının başına kadar yayınlanmadı. O senenin başında Sydney’de bir film festivalinde kitabın yazarı Jack Sargeant’la tanışma fırsatı buldum. Ona Naked Lens’i Türkçeye çevirdiğimi söyleyince, kendisinin bu durumdan haberdar olmadığını söyledi. Kitabın henüz yayınlanmadığını belirttim. Jack benden e-mail adresimi istedi. Birkaç gün sonra, kitabın Türkiye’deki yayın haklarına sahip olan Anatolialit adlı ajanstan bir mail aldım. Kendilerinden kitabın yayın hakkının satın alınmadığını belirtip benden konu hakkında bilgi istediler. Onları Şenol’a yönlendirdim. 6.45, o dönemde kitabın yayın haklarını satın alamayacaktı. Bunun üzerine Anatolialit’ten, başka bir yayınevinin kitabı yayınlamakla ilgilendiğine dair  bir mail aldım. Bu konuyu Şenol’a danıştım: “Böyle bir durum var, ne dersin?” diye sordum. En nihayetinde bu yayınevi kitabı bir başkasına çevirterek yayınlayabilirdi. Ben de üzerinde çok uzun süre uğraştığım, ama yayınlanamayacak bir çeviriyle kalakalırdım. Şenol, önce bu durumda 6.45’in, bana yaptığı ödemeyi geri isteyeceğini söyledi. Ben, çeviri bir başka yayınevi tarafından yayınlandığı takdirde ödemeyi geri yapacağımı belirttim. Sonra, Şenol kitabı hangi yayınevinin yayınlamak istediğini öğrenmek istedi. Yayınevinin ismini söyleyince de, içinde sadece “ok maan..” yazan bir mail gönderdi bana. Haliyle, bunun “tamam dostum” anlamına geldiğini düşündüm.

Anatolialit’in önerdiği yayıneviyle irtibata geçtim. Editörleri çeviriyi değerlendirmek istediklerini söyledi. Çeviriyi kendilerine göndermeme, onlara – ve Anatolialit’e – birkaç kere mail atmama rağmen, kimseden bir daha kitabın yayınlanması veya benim çevirimin akibeti hakkında herhangi bir şey duymadım.

Ta ki bir iki hafta önce, çevirimin çeşitli şekillerde internet üzerinden okunabildiğini fark edene kadar… Şenol Erdoğan kendi kişisel blogu olan Trash Kulture (cyberzenarchy.wordpress.com)’da çevirimin tamamına yakınını, yazar Jack Sargeant’tan ve benden izinsiz olarak, ayrıca ikimize de atıfta bulunmadan “Beat Kuşağı Sineması Dersleri” vb başlıklar altında yayınlamış. “Ok maan..”’in Türkçesi “ben sana gösteririm” gibi bir şeymiş yani aslında. Zira o email’den kısa bir süre sonra 2010 Ocak ayında, çeviriyi parça parça neşretmeye başlamış.

Bu, düpedüz bir intihal vakasıdır.

Fakat iş bununla da kalmıyor. Aynı dönemde, benim çevirmiş olduğum Çıplak Lens: Beat Kuşağı Sineması başlıklı metin, ücretsiz ve korsan bir e-kitap (word dosyası) olarak, Şenol Erdoğan’ın yayına hazırladığı şekilde – resimlerle birlikte – internette çeşitli blog ve forumlarda dağıtılmaya başlamış. Kitapta “Editör ve Yayına Hazırlayan: Morbid Angel ve Iron Maiden” ibaresi var. Neyse ki insaf edilip yazar Jack Sargeant’ın adı belirtilmiş, fakat yine çevirmen olarak benim adım geçmiyor. Kitabı kimin dağıtmış olabileceğiyle ilgili elimde bir veri yok, tabii…

Bu durumları ilk fark ettiğimde (ki, önce Şenol’un blogunda kitaptan sadece bir bölüm olduğunu sanmıştım), Şenol’a bir mail atıp bu durumu düzeltmesini rica ettim. Fakat kendisi bana cevap yazma gereği duymadı. Anatolialit ajansına kitabın internette ücretsiz e-kitap olarak dağıtıldığını bildirdim. Onlardan da bir haber alamadım. Bir süredir iş arkadaşım olan yazar Jack Sargeant durumdan haberdar. Kendi yayıneviyle kitabının izinsiz dağıtılması konusunu görüşmeyi planladığını söyledi.

Netice itibariyle, yaptığım çeviri benimle olan tüm bağları koparılarak dış dünyaya salındı. Ben de arkasından bakakaldım. Arkadaşımın, bana ve ayrıca çevirmen emeğine ne kadar saygı duyduğunu da bu şekilde öğrenmiş oldum.

Diyeceğim, eğer bir şekilde bu kitaplara ulaşıp okuduysanız ve içinizden “kim çevirmiş acaba?” diye geçirdiyseniz, işte o “kaybeden çevirmen” benim!

Not: Şenol Erdoğan gün itibariyle (11 Nisan 2012) çevirimden alıp blogunda yayınladığı tüm bölümleri kaldırmıştır. 

Yazar hakkında: Can Yalçınkaya

Müzmin öğrenci, Punk Akademik. Avustralya'da yaşıyor ve Türk sineması ve popüler müziğinde melankoli üzerine çalışıyor. Çizgi romanlar, filmler, kitaplar, fanzinler ve saireyle haşır neşir olmayı, yazmayı ve çizmeyi seviyor.

6 Yorumlar

  1. Can bey büyük geçmiş olsun.
    Yazıyı üzüntüyle okudum. Profesyonel anlamda olmasa da, çeviri işleriyle uzun süre ilgilendiğim için zorluğunu, gereken emeği, hele ki kaliteli bir anlatış olmasını istiyorsanız döktüğünüz teri az da olsa tahmin edebiliyorum.
    Umarım en kısa zamanda işler lehinize döner, en azından hakettiğiniz saygıyı kazanırsınız.

  2. videodreamproject

    vay! alcak, deyyuslar vay!
    cok sinirlendim Can, kusura bakma bole dedigim icin..
    ama hakediyor bu kisiler.

  3. Ben de çeviri işiyle uğraştığım için bu sürecin ne kadar sancılı bir süreç olduğunu tahmin edebiliyorum. Yapılan da emek hırsızlığı. Ama Türkiyede bu tarz emek hırsızlıkları çok yaygın olduğu için, insan beri yandan da şaşırmıyor artık. Avrupada veyahut Amerikada- medeni bir ülkede olsa- muhtemelen mahkemeye gider hakkınızı da alırdınız. Böyle kaybeden geçinen herifler leş oluyor işte. Büyük geçmiş olsun.

  4. geçmiş olsun, çevirmenler meslek birliği üyelerinin bu tür davalarıyla ilgileniyor, elinizde kanıtlarınız varsa çevirinin size ait olduğunu , başkalarının da kullandığını gösterecek, şansınızı deneyin derim.

  5. Merhaba, emeğine ve kimliğine sahip çıkan bir çevirmen olduğunuz ve sürecin tamamını sahiplendiğiniz için sizi kutlarım. Bu yazıyı belki Çevirmenler Meslek Birliği sitesi http://www.cevbir.org da da paylaşmak istersiniz.

  6. Bence acı ve düşündürücü olan kısım bu durumu kimin yaptığı ve nasıl ortaya çıktığıdır.

    Arkadaşımızın içinde bulunduğu durum beni öncelikle bir çevirmen olarak düşündğrdğ bunun yanı sıra ülkemizde emek hırsızlığı tavan yapmış bir noktada ama bunda daha acısı ne biliyor musunuz?Emek hırsızlığı yapanların ağa babalarının duayen ve büyük paylaşımcı ve yayıncı olarak hepimize yansıması.

    Bazıları kişi olarak iyidir arkadaşınızdır tamam ama yayıncı olarak bu kadar büyütmeye ve baştacı etmeye gerek yok…
    Gördük ki bu arkadaşlar kopyala yapıştır yapıyorlar
    Can’ın yaşadığı buzulun üstte görünen kısmıdır

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: