Predator (1987)

Ava çıkan avlanır konsepti

Seksenler sinemasından günümüze kadar varlığını korumuş birkaç yaratıktan birinin ilk tohumunun atıldığı Predator filmine götürmek isterim sizleri…. Sanırım o zamanlar kimse bu yaratığın bir ikon haline geleceğini oyuncaklarının, kitaplarının, bilgisayar oyunlarının yapılıp ilerleyen yaşlarında bir de alien’larla uğraşacağını hesap edememiştir.

John McTiernan’ın ilk büyük bütçeli filmi predator kötü karakterinin dışında Arnold’u ve adaleli vücudunu da saflarına katarak büyük bir sükse yapmıştır. Filmimizin kısaca konusuna gelecek olursak ki zaten ilk filmde fazla bir mevzu ya da predatorun ne olduğu ile ilgili bir bilgi yoktur: Yaratığımız dünyaya uzay aracı ile iner ve her hollywood filminde olduğu gibi seçtiği yer Amerika’dır. Burada en sevdiği eğlence olan gittiği gezegenlerdeki avlanması en eğlenceli ve en zor olan yaratığı bulur yani insanları. Bu sırada Arnold’un başını çektiği bir grup Amerikan askeri Predatorumuzun yoluna çıkar ve olaylar gelişir.

Arnold’un oynadığı dutch karakteri bir kurtarma operasyonu için bu ormanlık bölgeye gelmiş, operasyonda da başarılı olmuştur, ancak etraftan görünmez bir yaratığın insanları öldürdüğüne dair bilgiler alırlar. Avcımız bu sırada ekibi gizlice izlemektedir. Ve yavaş yavaş ekiptekileri teker teker avlamaya başlar, taa ki bir tek dutch kalana kadar. Bundan sonra da dutch ile kedi fare oyunu başlar ve filmin sonuna kadar yüksek aksiyonlu kaçma kovalama sahneleri birbirini izler. Arnold çamurlara gömülüp predatörün thermal görüşünden kaçmaya çalışır ancak elinden bir şey gelmediğini görür ve geceyarısı büyük bir ateş yakarak predatoru savaş çığlıkları atarak beklemeye başlar. Predator bu Amerikan özel tim görevlisi ile dalga geçer gibi üzerindeki savaş kıyafetlerini ve yüzündeki thermal görüşlü maskesini çıkararak gerçek yüzünü gösterir, insan ve uzaylılar arasındaki ilk ve en büyük yakın dövüş savaşı da böylece başlar.

Yapım notlarına gelecek olursak özellikle yaratığın üzerinde durmak gerekir. Predatör ilk olarak James Cameron’un bir fikriyle doğmuş tasarımı ilk başta kendisine aitmiş ve alien için kullanılacakmış. Yaratığımızın üstün özellikleri görünmezlik ve savaş kıyafeti için oldukca uğraşılmış ve çağın ilerisinde teknolojiler yaratılmış. ilk olarak yaratık kostümünün içine Van Damme sokulmak istense de daha sonra sanatçının fazla uzakdoğu stili ile dövüştüğü göze alınarak bir mim ustası olan Kevin Peter Hall’de karar kılınmış. Tabii en zor iş de ona kalmış kıyafetin içinde önünü görmek imkansız olduğundan önce kıyafetsiz sahneyi oynayıp daha sonra kıyafeti giyerek nerde ne olduğunu hatırlamaya çalışarak filmi bitirmiş kendisi. Meksika ormanlarındaki zorlu çekimler için Hall’un açıklamaları şu şekilde “bu bir film değildi, bütün film ekibinin ayakta kalma savaşını anlatan bir hikayeydi.” Bu zorlu çekimlerde yönetmen de yıldızı Arnold gibi onküsür kilo verir ama nedeni Arnold gibi koşturmasından ve zorlu set şartlarından değil Meksika yemeklerini yiyememesindendir.

Filmimizin konusu ilginç bir şekilde İngiliz ya da daha geniş bir ifade ile Anglo-Saxon edebiyatının ilk ve en önemli yapıtlarından olan Beowulf ile çok büyük benzerlikler taşır. Söz konusu hikayede bir grup savaşçı insanları avlayan neredeyse görünmez olduğu söylenen bir yaratığın peşine düşer. Silahları bu yaratığa etki etmeyen savaşçılarımız tek tek avlanır ve cesetleri çeliğe döndürülerek yaratık tarafından bir ödül olarak saklanır. Hikayenin sonunda da filmin sonuna benzeyen bir şekilde yaratığın bir kolu kopar ve kendi silahlarıyla yokedilmeye çalışılır. Bunu duyduktan sonra hani biz de anadolunun efsanelerini niye böyle modern bir aksiyona konu edemiyoruz diye düşünüyorum.

Predator bundan sonra Predator 2’de şehre iner, Alien vs Predator’de tekrar ortaya çıkar ve daha kadim bir savaşa başlar. Birçok çizgi romanı, kitabı ile hikayesi iyice belirlenir ve geliştirilir. Artık her doğan bebek bilir ki predatorler avlanmayı en çok seven ve savaş kabiliyetleri çok gelişmiş bir uzaylı ırktır ve onlardan kurtulmak imkansızdır. Sinema tarihinin en sevilen, en iğrenç, en acımasız ve en karizmatik ırkıdır ayrıca. Burdan Lucas’ın kafasına da bir taş atmak istiyorum: Jar jar değil predatör tarzı yaratıklar görmek istiyoruz hem de daha çok.

Öteki Sinema için yazan: Masis Üşenmez

Yazar hakkında: Masis Üşenmez

1979 İstanbul doğumlu yazar ilk sinema deneyimini Superman ve Star Wars’la yaşayıp kendini çizgi roman ve bilim kurgu dünyasına atar. 2006 yılında "Öteki Sinema" kadrosuna katılır ve sitenin gelişiminde önemli rol üstlenir. Halen Öteki Sinema'da editörlük ve Cinedergi'de yazarlık yapmaktadır.

5 Yorumlar

  1. ilk filmden bir ironi;

    predator’u oynayan kevin peter hall’un bu filmde başka bir rolü de vardır. predatorun kendini patlatmasından sonra mantar bulutunu gören helikopter pilotu hafif komik bir şaşkınlık ifadesi ile şöyle der “what the fu..”. pilotu oynayan peter hall’dur. yüzü 5 sn ancak görünür.

  2. Cok kral filmdir cok!

    Bir sabah babam bana “oglum dun gece SAT 1’de bir Arnold filmi gordum, boyle gorunmez bir uzayli vardi, ormanda bunlari avliyodu, guzel yapmislar, enteresan filmdi” diye anlatmisti filmi. Aman allahim nasil olur da boyle bir filmin varligindan haberim yok diye dusunmustum! (yasim sekiz dokuz falandi sanirim)

  3. Ayrica, Masis, Bewoulf- Predator benzerligini buraya yazman ve Lucas’a attigin tas ile 10 numarasin!

  4. O sizin 10 numaralığınız:)

  5. Güzel yazıydı, tebrikler. Tüm bunların yanında bir de Predator’ı diğer yaratık ırklarından ayıran Alien’la beraber paylaştığı derin karakteri bence. Maalesef üzerine pek çok film yapılabilecek bu iki karakter altyapısı sadece tek bir yapımla yerle bir edilebilmiştir (AvP). İkisi birbirine zıt ama birbirini tamamlayan bir yapıya sahip. Alien amaçsız ve sürekli bir yok etme içgüdüsüyle Anarşist bir tipolojiyken Predator zevk için avlanan bir Aristokrattır. Predator zevk arayışındayken Alien içgüdüsel hareket etmektedir. Benzerlikleri; Her ikisi de bunu beslenme ya da savunma amacıyla yapmamakta. Sadece bu açıdan bakıldığında bile onların yerini ne LOTR ne de Star Wars yaratıkları tutabilir. Çünkü Alien ve Predatör aslında birer yabancı değil bizim içimizdeki dürtülerdir…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: