Steamboat Bill, Jr. (1928)

Willie Canfield sönük, kendi halinde bir üniversite öğrencisidir. Annesine verdiği söz üzerine daha önce hiç tanışmadığı babasını görmek için yollara düşer. Babası ile ilgili hiç bir şey bilmemektedir. Hatta neye benzediğini bile. Bundan dolayıdır ki babasına bir not gönderir öncesinde onu kolay tanıması için yakasına beyaz bir karanfil takacaktır. Sorun şudur ki babasının ondan daha büyük sorunları vardır. Nehir üzerinde onun işini kapmak için bekleyen yeni ve konforlu bir tekne ve onun havalı ve paralı sahibi J. J King gibi.

Sorunlar oğlu Will gelince tavan yapar lakin Will J. J King’in güzel kızına abayı yakmıştır. Bir de ona göre henüz tam olarak erkek değildir. Çelimsizdir, sessizdir. İki rakip onlar görüşmesin diye ellerinden geleni yaparlar. Ta ki bir fırtına her şeyi silip süpürene kadar…

1928 yapımı bir Buster Keaton klasiği, Steamboat Bill Jr. Onun komedi dehasını görmek isteyenler için izlenmesi gereken olmazsa olmaz filmlerinin başında geliyor. Yönetmenliğini Charles Reisner’in üstlendiği 70 dakikalık yapım ayrıca ölmeden izlenmesi gereken 100 film listesinin de vazgeçilmezlerinden.

Buster Keaton yani büyük taştan surat bu filmle sinema dünyasının dâhileri arasındaki yerini güçlendirmeyi başarmış ayrıca kendine özgü komedi tanımını da geniş bir kitleye kabul ettirmiştir. Tüm bunların yanı sıra Keaton’un son bağımsız filmi olarak bilinir. Yapım, Keaton’un akrobasi dolu bugün bile bir oyuncunun kolay kolay cesaret edemeyeceği sahnelerle bezenmiştir. Sanatçının kesinlikle dublör kullanmadığını belirtirsek sanırım yapımdaki bu sahnelerin değeri daha da iyi anlaşılabilir.

Keaton çoğu zaman Chaplin’le kıyaslansa da ikisini birbirinden ayıran yegâne özellik bu filmde de görülmektedir. Chaplin duruma göre kullandığı yüz ifadeleriyle, jest ve mimikleriyle seyirciyi etkisi altına almayı başaran dâhilerdendir. Fakat Keaton hiçbir şey yapmamasına rağmen güldürmeyi başarmıştır. Yüzü ifadesizdir ama onu gördüğünüzde sizin yüzünüzün ifadesi bir anda değişiverir. O öylece durur ama siz gülümsersiniz. Düşer, kalkar, kafasına ev düşer, arabaların altında kalır lakin yüzü değişmez kalıbını korumaya devam eder. Sonuç değişmez, siz onun hallerine gülümsersiniz. Siyah beyaz ekrandan yansıyan sakin ışığı sizi alıp götürür.

Hala tanışmayanlarınız varsa büyük taştan suratla tam zamanıdır. Kendinize bir iyilik yapın ve bu ifadesiz yüze bu filmle merhaba deyin. Gülümsemek garantisi bizden size hediye…

Filmin tamamını aşağıdaki pencereden izleyebilirsiniz.

Yazar hakkında: Melahat Yılmaz Özberk

1981 Ankara doğumlu... Anadolu Üniversitesi Türk dili ve Edebiyatı bölümünde okuyor. Gölge- e Dergi ve Öteki Sinema’da çeşitli film eleştirileri ve hikâyeler yazıyor. Tek dileği yazacak sözlerinin bitmemesi ve bunları sayfalara dökebilmek…

Bir yorum var

  1. Son 20 yıl filmlerine ilgim çok olsa da, bu gibi klasikleri kaçırmak gibi bir niyetim de yok. Bu anlamda yazılarınız çok faydalı. İzledim. Gerçekten nefismiş. Teşekkürler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: