Tales from the Crypt: Mahzenden “Dehşet” Öyküleri

“Merhaba korku manyakları, dehşete susamış kaçıklar! Şok olmaya hazır mısınız?”

“Tales from the Crypt” (TFTC) HBO’nun 90’lı yılların başında efsane olmuş bir dizisiydi. Kanın gövdeyi götürdüğü, inanılmaz entrikaların kurulduğu, binbir fantastik olayın yaşandığı, iki başlı, çift yüzlü, kolu siyam ikizinden oluşan vs. türlü çeşit hilkat garibelerinin görüldüğü, vampirler, kurt adamlar, zombiler, büyücüler, hayaletler, doğaüstü güçleri olanlar, dehşet saçan paranoyaklar, soğukkanlı katiller, kısacası korku ve gerilimle ilgili tüm olguları içinde barındıran aşırılıkların dizisiydi TFTC.

Öteki Sinema için yazan: Murat Kirisci

TELEVİZYON

Tales from the Crypt (1989-1996)

Üç sezon olarak tasarlanan ama çok sevilmesi üzerine tam yedi sezon devam eden TFTC, yarım saatlik birbirinden bağımsız korku-gerilim-fantastik öykülerinden oluşuyordu. Dizinin yapımcıları; Robert Zemeckis, Richard Donner, Walter Hill, Joel Silver ve David Giler’dı. Bu isimler aynı zamanda bazı bölümlerin yönetmenliğini de yapmışlardı. Her bölümün farklı bir yazarı ve yönetmeni vardı ve yapımcı yönetmenlerinden başka Tom Hanks, Russel Mulcahy, William Friedkin, Arnold Schwarzenegger, Michael J. Fox, Steven De Souza, John Frankenheimer, Bob Gale, Kyle Maclachlan, Bob Hoskins, Brian Helgeland gibi isimler de bazı bölümleri yönetmişlerdi.

Tales from 001

Oyuncu listesini ise buraya sığdırmak zor ama en bilinenleri belirtmek gerekir: Brad Pitt, Demi Moore, Daniel Craig, Patricia Arquette, Kirk Douglas, Whoopie Goldberg, Joe Pesci, Benicio Del Toro, Christopher Reeve, Tom Hanks, Tim Curry, Bill Paxton, Martin Sheen, Brooke Shields, Ewan McGregor, Amanda Plummer, Lea Thompson, Teri Hatcher, Steve Buscemi, Billy Zane, John Lithgow, Iggy Pop, Isabella Rosselini, Dan Aykrod, Michael J. Fox… ve hatta Humphrey Bogart. 6. sezonun son bölümünde başrol Humphrey Bogart’ındı. Tales from m001O sıralarda Forest Gump’ta sahneye oyuncu yerleştirme teknolojisini denemiş olan Robert Zemeckis bu unutulmaz sezon finali bölümünde Humprey Bogart’ın arşiv görüntülerini kullanarak onu başrole yerleştirmişti. Tales from the Crypt, bir TV projesinde bu kadar çok ünlü oyuncuyu bir araya getirmiş tek dizidir.

Hemen her bölüm farklı yazar ve yönetmenler tarafından çekildiği için bazı bölümler nerdeyse başyapıt düzeyindeyken bazıları inanılmaz ucuz ve kötü olabiliyordu. Ama TFTC’nin cazibesi de buydu. O bölümdeki hikayenin ne olduğu, kimlerin oynadığı, karşınıza nasıl çıkacakları sürprizdi. Emin olduğumuz şey, hikayeleri bize sunan canlı ceset Cryptkeeper’ın her bölümün başında ve sonunda acımasız şakaları ve korkunç kahkahasıyla karşımıza çıkacağıydı. Espri anlayışını anlamak için bir örnek: “Hayatın tatlı sürprizi ölümü ne yazık ki yalnızca bir kez yaşarız, ama o da zevkini çıkaramadan bir anda olup bitiverir…”

John Kassir’in müthiş seslendirmesiyle can verdiği Cryptkeeper, çekiminde başta ünlü kuklacı Van Snowden olmak üzere 6 kişinin çalışmasıyla hareket eden bir animatronik kuklaydı. Freddy Krueger’in makyajı ve Chucky’i de yaratmış olan özel efekt uzmanı Kevin Yagher tarafından tasarlanan Cryptkeeper’ı tüm çirkinliğine rağmen zekice şakaları, sözcük oyunları, cırtlak sesi ve öykülere uygun olarak değiştirip durduğu kostümleriyle sevmemek mümkün değildi. Dizinin pek çok öyküsünde bu tip kuklalar ve animatronikler bolca kullanılmıştır. Bugün izlendiğinde bu özelliklerin dizinin beğenilmesindeki en önemli unsurlardan biri olduğu görülecektir.

Tales from the Crypt’e bir korku dizisi desek de bazı öyküler gerilimden öteye geçmiyordu. Dizinin asıl vaat ettiği sansürsüz bir eğlenceydi ve bu vaadini de sonuna kadar yerine getiriyordu. TFTC, TV tarihinde bir ilki gerçekleştirerek, öykülerdeki şiddet, kan revan, çıplaklık olgularını bolca ve cesurca sergiledi.

Bu ilk olma aslında başka bir değer daha taşıyor. TFTC dizisinin müthiş eğlenceli ve başarılı sunumunun altındaki devrimci diyebileceğimiz yapısını daha iyi anlayabilmek için dizinin uyarlandığı çizgi romana ve bu çizgi romanın ilk yayınlandığı “devlet terörü” zamanlarına dönmemiz gerekiyor…

ÇİZGİ ROMAN 

Tales from the Crypt (of Terror) (1950-1954)

İkinci Dünya Savaşı ve sonrasındaki yıllarda ABD’de çocuk suçlarının artmasına bahane olarak çizgi romanların çocuklar üzerindeki etkisi gösterilmeye başlandı. Özellikle 1948’de Dr. Fredric Wertham başta olmak üzere bazı psikiyatristler bu çizgi romanların içerikleri nedeniyle çocukları suça yönelttiğini ve karakter gelişimlerini kötü etkilediğini söylüyorlardı. Wertham’ın “Çocuk Odasında Dehşet” ve “Çizgi Romanların Psikopatolojisi” adlı makaleleri bu suçlamaları körükledi.

Three Dimensional Tales from the Crypt of Terror

Tales from the Crypt (of Terror) ilk olarak 1950’de, ABD’de bu tartışmaların süregittiği bir ortamda yayınlanmaya başladı. Entertaining Comics (EC) 1947’de yayın yelpazesini genişleterek korku, gerilim, bilimkurgu ve suç öyküleri içeren çizgi romanlar yayınlamaya başlamıştı. TFTC’den bahsederken, çizgi romanın yaratıcısı ve EC’nin sahibi de olan William Gaines, baş çizerler Al Feldstein ve Johnny Craig ile birlikte çizgi romana asıl ayırt edici özelliğini veren sert, cesur çizgileri ve aynı zamanda kara mizahi anlatımıyla Jack Davies’i anmak gerekir. lfCAHNBIENYayınlara getirilen bu taze soluk okurlar tarafından çok sevildi. Yayınevinin kurduğu fan kulüp ile editörlerin okurlarla mektuplar üzerinden iletişimi de buna çokça katkı sağladı. TFTC’de öyküleri Cryptkeeper adlı mezar kaçkını bir karakter sunuyordu okuyucuya. Daha sonra ona Vaultkeeper ve Old Witch katıldı. Bu karakterler de Vault of Horror ve Haunt of Fear adıyla kendi dergilerine kavuştular ama hepsinde üç karakter de öykü sunuyordu.

Öyküler çoğunlukla korku, gerilim ve kara mizah barındırıyordu. Sürpriz ve şok edici sonlar her öykünün vazgeçilmez geleneğiydi. Büyük bir hata işleyen, ah alan, açgözlü, merhametsiz kişiler sonunda ya korkunç şekilde ölüyor ya da hayatının sonuna kadar azap çekeceği garip cezalara çarptırılıyorlardı. Bunlar bazen gerçekçi olay örgüleri sonucunda bazen de doğaüstü varlıklar veya bu tip güçlere sahip karakterler tarafından veriliyordu.

Cryptkeeper ve diğer anlatıcılar okuyuculara “hortlaklar, kaçıklar” diye sesleniyor, konuşmalarında kelime oyunları yaparak sözcükleri; ölümü, vahşeti, korkuyu çağrıştıran anlamlara çekiyordu. Bu kara mizah anlayışı müthiş eğlenceliydi.

TFTC’nin giderek popüler olması, çizgi romanları göz hapsine almış olan suçlayıcı bakışların hemen dikkatini çekti. Bunların başında da çizgi romanların amansız düşmanı ve sansürün yılmaz savaşçılarından biri olan Dr. Fredric Wertham vardı ve 1954’te çizgi romanları yalnızca zararlı değil açıkça tehlikeli olarak niteleyen “Masumun Ayartılması” adlı bir kitap yazdı. Bu kitap ve oluşturduğu kamuoyu Amerikan Senatosunu harekete geçirdi. Senato Alt Komitesi, çizgi romanları özellikle de korku-gerilim çizgi romanları yayınlayan yayınevlerini sıkı takibe aldı. Aynı zamanda bu yayınevleri ve yayınları dağıtan şirketler hakkında federal soruşturma açıldı. Amerika’nın Katolik nüfusun yoğun olduğu bazı eyaletlerinde toplu çizgi roman yakma eylemleri yapıldı. Çizgi roman satışları giderek düşmeye başlamıştı. Böylece sayısız yayınevi bir bir kapandı.

Çizgi roman karşıtlığını engellemek üzere kurulan ama hiçbir varlık gösteremeyen Amerikan Çizgi Roman Yayıncıları Birliği üyeleri, gelişmeler karşısında önlem almak zorunda kalarak kendi içlerinde bir sansür uygulamaya ve çizgi romanların imajını bu şekilde tekrar düzeltmeye karar verdiler. Amerikan Film Stüdyolarının oluşturduğu Hays Code baz alınarak “Comics Code” adıyla 19 maddelik bir oto-sansür metni hazırlandı. Buna göre, dergi adlarında “dehşet”, “korkunç”, “terör” ve “tuhaf” sözcükleri yer almayacak, öykülerde hükümet mensuplarını, polisleri, yargıçları eleştiren ve küçük düşürücü herhangi bir ifade bulunmayacak, öykülerin sonunda mutlaka iyiler kazanacak, kanun adamları ölmeyecek, suç kelimesinin nerde nasıl kullanıldığına dikkat edilecek, cinsellik ön plana çıkarılmayacak, kadın karakterlerin göğüs dekoltesi ve etek boyuna dikkat edilecek, çizgi romanlarda vampirler, kurt adamlar, hortlaklar ve de zombiler olmayacaktı…

TFTC nerdeyse bu maddelerin hepsini kapsıyordu. Ve kaçınılmaz olarak çizgi romanların yayını 1954’te durduruldu. Böylece TFTC’nin en “korkunç” öyküsünü sansür yazmış oldu. Bu efsane çizgi romanla birlikte EC’nin diğer tüm korku, bilimkurgu ve suç maceralarını içeren yayınlarına da son verildi. 50’li yıllarda çizgi roman yayıncılığında çığır açmış olan EC, yalnızca Mad çizgi romanını mizah dergisi adı altında yayınlamaya devam ederek ayakta kalabildi.

Yıllar sonra 1971’de Comics Code tekrar değerlendirilmeye alındı ve bazı kurallarda yumuşatmaya gidildi. Örneğin vampir ve kurt adam hikayeleri geri dönebilmişti ama zombiler hala tabuydu. Marvel, yayınlarında zombilere “zuvembie” adını koyarak bu sansürden kurtulmaya çalıştı. 80’li yıllardan sonra ise artık pek çok yayınevi Comics Code’a aldırmadan çizgi roman yayınlamaya başlamıştı.

Bu yıllar boyunca zaman zaman ilk TFTC’nin yeniden basımları okunmaya devam ediyordu. Çizgi romanın yeni sayıları çıkmıyordu ama efsanesi hafızalardaki yerini koruyordu. Ünü dünyanın pek çok ülkesine yayılmış durumdaydı. TFTC’nin ilk sinema uyarlaması da kendi ülkesinde değil, İngiltere’de yapıldı…

SİNEMA

Tales from the Crypt (1972)

Tales from posters004Bir turist grubu eski yer altı mezarlarını gezmektedir. İçlerinden beş tanesi gruptan ayrı düşüp kaybolur, sonunda da bir odada kısılı kalır. Odada Cryptkeeper belirir ve neden orada bulunduklarını hepsine beş ayrı öykü halinde anlatır.

Filmde Cryptkeeper, etleri pörsümeye yüz tutmuş korkunç bir hortlak değil, biraz nemrut da olsa nur yüzlü bir amcadır. Konuşma ve tavırları da Cryptkeeper’ın enerjik, delidolu karakterinden çok uzaktır. Cryptkeeper’ın sevilmesinin asıl nedeni olan alaycı konuşma tarzı, yaratıcı söz oyunları, anlattığı öykülerdeki karakterlerin halleri ve yaşadıklarıyla dalga geçmesi gibi özellikler çıkarılmıştır. Bir korku filminde yer alacak kara mizahın korku öğesinin etkisini azaltacağı düşünülmüş olabilir. Fakat bu haliyle filmin atmosferi, TFTC ve kardeş dergilerinden alınmış beş öyküyü kullansa da, sıradan bir korku filmini andırır.

Filmin bu eksik kalmış yönüne rağmen uyarlanan beş öykü de çizgi romana oldukça sadık kalmaya çalışmıştır ve genel olarak huzursuzluk duygusunu vermeyi başarır. Şiddet ve kan içeren durumlar çok fazla olmasa da öykülerden birinde, ortaya saçılmış, parçalanmış organlar bile görülür.

Tales from the crypt004

Joan Collins’in kocasını soğukkanlı bir şekilde şömine maşasıyla öldürdüğü, Peter Cushing’in ölümüne neden olan adamdan söktüğü kalple şiir yazdığı, Barbara Murray’in daha fazla acı çekmesin diye kocasını katanayla (Japon Samuray kılıcı) parçaladığı sahneler filmin en iyi anlarıdır.

The Vault of Horror (1973)

Tales from posters005İkinci TFTC filmi yine aynı yapımevi tarafından çekildi. Fakat bu filmde öyküleri sunan Cryptkeeper ya da başka bir anlatıcı bulunmaz. Bu işi öykülerdeki kahramanlar kendileri yaparlar.

Bir asansöre binen 5 adam zemin kata geldiklerinde çıkışı olmayan bir odaya ulaşırlar. Odanın ortasında sanki onlar için hazırlanmış olan yuvarlak masanın etrafına dizilmiş sandalyelere oturup rüyalarını anlatmaya başlarlar. Bulundukları durumu pek önemsemeden sohbete başlamaları ve birbirlerine korkunç rüyalarını anlatmalarının saçmalığı ortada olağanüstü bir durum olduğunu sezdirir. Her birinin anlattığı rüyalar filmi oluşturan beş öyküdür. Öykülerin anlatımı ilk film düzeyindedir. Özellikle, evindeki eşyaların düzeni konusundaki takıntısı yüzünden karısına eziyet çektiren adam ve eserlerinin değeri konusunda onu aldatan sanat tacirlerinden intikam almak için vudu büyüsü yaptıran ressamın olduğu bölümler dikkate değerdir.

Tales from the crypt002

The Vault of Horror’da dikkat çeken bir özellik de filmin beş kahramanının hepsinin erkek olmasıdır. İlk filmde de baş kadın karakter olarak yalnızca Joan Collins vardır ama bu filmdeki tüm kadınlar erkeklerin kurbanı olup onlardan intikam alan kişiler olarak yer alırlar.

Demon Knight (1995)

Tales from posters003Tales from the Crypt dizisi, çizgi romanın havasını asıl yansıtan yapım olmuştu. Cryptkeeper’in eğlenceli sunumuyla açılan dizi, öyküyle devam ediyor ve yine çizgi romandaki gibi Cryptkeeper’ın yorumlarıyla son buluyordu. Dizinin jeneriğinde kamera terk edilmiş eski bir eve doğru ilerliyor, Danny Elfman’ın muhteşem müziği eşliğinde evin mahzenine kadar iniyor ve yaklaştığı tabuttan Cryptkeeper’ın fırlamasıyla jenerik sonlanıyordu.

Demon Knight da aynı şekilde açılır. Dizinin popüler olmasından sonra ABD’deki bu ilk TFTC sinema uyarlaması 1995 yılında gösterime girdi. Film aslında dizinin daha uzun olan bir bölümü gibi tasarlanmıştı. Diziyle aynı jenerikle başlıyor ve Cryptkeeper’ın bu sefer yönetmen rolünde olduğu prologla devam ediyordu. Öykü ise çizgi romandan uyarlanmamış olup özgün bir senaryoydu. İçinde İsa peygamberin kanı bulunan bir anahtarı taşıyan bir adamla, anahtarı ondan almaya çalışan bir şeytan uşağının mücadelesini anlatan film, kilise eskisi bir otelde geçiyordu. Fakat bu filme TFTC dizisinin en kötü bölümlerinden biri olarak bakmak gerek. Hemen tüm korku filmi klişelerini barındırıp bunların hiçbirini yaratıcı şekilde kullanmayan, sürpriz bir son da barındırmayan film yalnızca Billy Zane’in oyunu, şeytani yaratıklar, kopan uzuvlar, kesilen kafalar ve de asıl olarak filmin başındaki ve sonundaki Cryptkeeper bölümleriyle anılmayı hak ediyor.

Tales from the crypt003En sonda filmin yönetmeni rolündeki Cryptkeeper’ın, çıkardığı işten dolayı yapımcılar tarafından giyotine gönderilmesi de ironik bir durumdu.

Bordello of Blood (1996)

Tales from posters001Bordello of Blood’da öykünün merkezinde bir önceki filmdeki gibi kutsal anahtar vardır. Indiana Jones’a özenmiş bir cüce olan Vincent, “dünyanın en kötü kadını” vampir Lilith’in mezarını bulur ve yanında getirdiği Lilith’e ait kalbi iskelete yerleştirerek onu canlandırır. Bu kalbin neden ve nasıl onda olduğu, Lilith’in mezarını gösteren haritayı nerden bulduğunu vs. sormak gereksizdir. Kutsal anahtarla Lilith’i kontrolüne alır ve birlikte vampir kadınların çalıştığı bir randevu evi açarlar. Lilith gelen müşterileri tuzağa düşürerek onları da kölesi yapar. Kimin kimi kontrol ettiği ya da bu insanların asıl amaçlarının ne olduğunu anlamaya çalışmak boşa vakit kaybı olur. Lilith gibi müthiş zengin ve sayısız anlatım olanakları sunan mitolojik bir karakter, yalnızca fettan bir vampir olarak kullanılıp harcanır. Karakterlerin karşılaştıkları olağanüstü durumlar karşısında azıcık şaşırmaya bile tenezzül etmediği berbat oyuncu yönetimi hemen göze çarpar. Öyle ki, filmin ana konusu olan kaybolan kardeşini arayan kız kardeş, onun bir vampire dönüştüğünü gördüğünde en ufak bir şaşkınlık/üzüntü/korku tepkisi vermez. Filmde yalnızca, içine “kutsanmış su” doldurulmuş su tabancalarıyla vampir hayat kadınlarına toplu katliam yapıldığı ve ortalığın mezbahaya döndüğü sahne özellikle anmaya değer.

Tales from the crypt005

Bu filmin başında önceki filmdeki gibi dizideki jenerik yoktur. Ama Crypt Keeper yine en formda haliyle filmin açılış ve kapanışına imzasını atar.

Ritual (2001)

Tales from posters002Bordello of Blood filminin gişede başarısız olması üzerine ABD’de gösterimi iptal edilen Ritual, yalnızca DVD olarak yayınlandı.

Bu film de önceki iki Amerikan uyarlaması gibi çizgi romanlardaki öyküleri kullanmayan özgün bir senaryoya sahipti. Jamaika’da geçen ve vudu büyüleri üzerine kurulu film TFTC filmleri içinde en sıkıcı ve başarısız olanıdır.

TFTC filmleri genel olarak, dizinin çizgi romandaki kısa hikayeleri yine kendi kısa süresi içinde uyarlayarak kazandığı başarıyı yakalayamamıştır.

“DEHŞET” ÖYKÜLERİNİN ZAFERİ

Tales from the Crypt dizisi, 1981 yılında hakkın rahmetine kavuşmuş olan Fredric Wertham’dan intikam alırcasına, televizyonda hiçbir sansürü tanımadan yayınlanan ilk yapım oldu. Kablolu bir kanalda yayınlanıyor olmasının avantajını kullansa da o güne kadar bu denli şiddet, kanlı sahneler, korkutucu imgeler ve cinsellik içeren bir yapım televizyonlarda yer almamıştı. Bu devrimci yapısı TFTC’yi en sevilen televizyon şovlarından biri haline getirdi ve birbirinden bağımsız hikayelerden oluşan bir korku dizisi için oldukça uzun bir süre olan 7 sezon/93 bölüm boyunca devam etmesini sağladı.

TFTC dizi uyarlamasından 40 yıl önce sansür tarafından yok edilmişti. Çocukların suça yönelimi; aile içi ve okul eğitiminde, toplumsal ve ekonomik olgularda aranmayıp çizgi romanlar günah keçisi ilan edilmişti.

Comics Code yarım asır boyunca bir kara leke olarak çizgi roman yayıncılığının üzerinde kaldı. TFTC, TV dizisi formatında da olsa bu sansürü tanımayıp çizgi romanın havasını bir bütün olarak aslından bile iyi yansıttığı için başarılı oldu.

2010 yılında, Comics Code’un ortaya çıkmasına büyük katkılar sağlamış olan Fredric Wertham’ın, Masumun Ayartılması kitabı için yaptığı araştırma ve belgeler kamuoyuyla paylaşıldı. Bu belgelerde Wertham’ın pek çok kanıtı kendisi ürettiği, verileri bilerek abarttığı, gerçekleri ve araştırma sonuçlarını kendi tezini desteklemek için manipüle ettiği ortaya çıktı… Comics Code 2011 yılında tamamen yürürlükten kaldırıldı.

 

Yazar hakkında: Murat Kirisci

1979 yılında Aydın’da doğdu. İstanbul Üniversitesi Radyo-TV Bölümünü birincilikle bitirdikten sonra Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Sinema-TV bölümünden 2008 yılında mezun oldu. 2000 yılında ilk kısa filmi olan “Bebek”le Altın Portakal Jüri Ödülü ve Seyirci Ödüllerini kazandı. 2006’da ilk 3D animasyon filmi olan “Gazap”, IAF İstanbul Uluslararası Animasyon Festivali Jüri Ödülü ve Yıldız Kısa Film Festivali En İyi Animasyon Film ödüllerini aldı. Senaryo ve yönetmenlik çalışmalarının yanında 2013’ten beri Öteki Sinema’da sinema üzerine yazılar yazıyor.

2 Yorumlar

  1. Değeri bilinmeyen yapımlardan biri olan Tales From The Crypt’i çok iyi anlatmışsınız. Teşekkürler.

  2. Tales from the Crypt eşsiz özellikleri olan bir yapımdı, değeri belli. Yeni kuşaklar tarafından keşfedildikçe bu daha iyi anlaşılacaktır. Yorumunuza teşekkürler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: