Through The Looking Glass (1976)

Through The Looking Glass için sanat filmiyle pornonun iç içe girdiği nadide örneklerden biri diyebiliriz. Artık kolay kolay rastlamamıza imkan olmayan türde bir film…

Başrolünde Vogue kapak kızı Catherine Burgess’ın (Erhardt) olduğu, Jonas Middleton’ın yönettiği, müziklerini 13. Cuma filmlerinden tanıdığımız Harry Manfredini ve Arlon Ober’in yaptığı, ensest seks sahneleri, cinsel travmalar ve süpernatürel boyutlara doğru uzanan içeriğiyle Through The Looking Glass, uzun süredir ‘keşfettiğim’ tartışmasız en iyi film oldu!

Önce filmin isminden başlayalım isterseniz. Asıl olarak Through The Looking Glass, Lewis Caroll’un 1871’de Alis Harikalar Diyarında’ya devam olarak yazdığı romanın ismi. Günümüzde popüler kültüre baktığımızda da bu ismin birçok yerde kullanıldığını görüyoruz. Mesela Lost’un 3. sezon final bölümü, Jefferson Airplane’in 99 yılında yayınlanan albümü, Star Trek: Deep Space 9’ın 95 yılındaki bir bölümünün ismi gibi… Lewis Caroll’un bu devam romanındaki ayna teması ve daha birçok sembolizm, bu filmin de temelini oluşturuyor. Filmde tavan arasındaki bir boy aynasının içinden bambaşka mistik ve fantastik bir dünyaya açılan bir kapı görüyoruz. İşte filmin ismi de bu sebeple Through The Looking Glass…

Catherine, yaşadığı köşkte, lüks ve sıkıcı hayattan bunalmış yalnız bir kadındır. Özellikle iç dünyasında kocası ve arkadaşlarından kopmaya başlayan Catherine, geceleri gizlice çıktığı tavan arasındaki boy aynasında kendiyle konuşmaktadır. Gece kaçamakları esnasında aynadaki yansımasına karşı yapığı bu monologlar giderek kendiyle bir flörte ve cinselliğe yönelmeye başlar. Bir gece aynadaki yansıması Catherine’den bağımsız olarak hareket etmeye ve onunla konuşmaya başlar. Gerçeklik, hayal ve fantazinin sınırları bulanıklaştıkça Catherine önce aynadaki kendi yansımasıyla, daha sonra da yine aynada beliren ölmüş babasıyla flört etmeye, hatta sevişmeye başlar. Ancak geceler ilerledikçe olaylar çok daha karanlık ve korkunç yerlere doğru gidecektir…

Aynanın içinde öte dünyaya uzanan hikayesiyle Through The Looking Glass, bir ara Walerian Borowczyk, sonlara doğru Alexandro Jodorowsky’yi kıskandıracak sahneler sunuyor. Çocukluğumuzun korkunç ama büyüleyici çizgi filmi Clementine’den hatırlayacağınız bazı unsurlar da cabası!

Filmdeki en sevdiğim akıllara zarar detaylardan biri, Catherine’in aynadan geçerek bir çocukluk kız arkadaşıyla seviştiği sahnedeki kızın, şimdiki zamanda Cathrine’lerin evindeki hizmetçiyle aynı aktris tarafından oynanıyor olması, ve bu hizmetçi kızın da biryandan kendi erkek kardeşiyle seks yapıyor olması… Farklı şekillerde yorumlanmaya açık, başdöndürücü bir detay. Bir başka hayran kaldığım teknik detay ise kamera kadının içine en az bir karış, hatta daha da fazla girmesi. Gaspar Noe’nın hasta olacağı (ve muhtemelen biliyor olduğu) bir kompozisyon…

Through The Looking Glass çoktan kapanmış ve şimdilik de bir daha kolay kolay gelmeyecekmiş gibi görünen bir dönemin en değerli örneklerinden biri. Günümüzün 1 milyon dolar bütçeli Pirates (2005) gibi dev porno filmlerinden çok başka bir kafada, çok sofistike ve derin bir film Through The Looking Glass. Bir kere, bırakın interneti, videonun bile olmadığı zamanda çekilen bir porno filmden bahsediyoruz. Yani sinemadan başka biryerde porno seyretmenize imkan olmayan dönemler (yazarken içimi bir karanlık kapladı). Through The Looking Glass, ilk olarak New York’un o ünlü World Theater’ında gösterime girmiş. Hani o Deep Throat’un (1972) ve birçok başka porno filmin ilk defa mainstream’e kabul edildiği sinema salonu. Filmde yakın çekim hardcore cinsel organ ve birleşme sahneleri olmasına rağmen film, erotizmden önce kesinlikle sanatsal ve felsefi kaygılar taşıyan bir film. Zaten bu şekilde sunulunca hardcore cinsel içerik daha da heycanlandırıcı bir hale geliyor, orası da apayrı bir konu. Filmi kütüphanemde Behind The Green Door (1972), The Devil in Miss Jones (1973), The Image (1975) ve La Bete (1975) gibi klasiklerin yanına keyifle yerleştirdim.

Bu başka hiçbir filmde kolay kolay rastlayamayacağınız unsurların buluştuğu avangard porno-sanat-fantastik filmi Öteki Sinema arşivlerine kazandırmaktan büyük keyif duyduğumu belirtmeliyim. Üzerindeki Ron Jeremy Seal of Approval’ı (Ünlü Porno yıldızı Ron Jeremy’den onaylıdır mührü) da unutmadan : )

Not: Filmle ilgili tek eksi filmin orjinal DVD menüsünün ucuzluğu. Sanki sıradan bir porno film gibi filmdeki seks sahnelerinden birkaç kare ve filmden tamamen alakasız bir yazı fontu, filmi beraber izleyeceğiniz (kız/erkek) arkadaşlarınız karşısında sizi rezil edecek cinsten. Bir açıklama yapmanız kaçınılmaz olacak.

 Not 2: Çok enteresan bir detay; filmin New York’ta ilk gösterildiği World Theater’da filmden önce bir de Warner Bros çizgi filmi gösteriliyormuş. Bombastik!

Yazar hakkında: Can Evrenol

2007 yazında tamamen kendi imkanlarıyla, doğup büyüdüğü mahallede, arkadaşlarının da yardımıyla çektiği SANDIK adlı kısa film, ''Fantasia Film Festival'', ''BIFFF'' ve ''Frightfest'' ve dünyanın en önde gelen korku ve fantastik film festivallerine seçildi. Londra’da Middlesex Üniversitesi’nde ''Moving Image'' master'ı yaptı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir