Gençliğimiz Bile Dijital: Gemini Man (2019)

Usta sinemacı Ang Lee’nin yönettiği sıkı aksiyon filmi Gemini Man bugünden itibaren ülkemiz sinemalarında gösterilecek. Proje kağıt üstünde, yaşı geçmiş bir Hollywood yıldızının “daha ölmedim, bende çok iş var” çığlıkları attığı klişe bir aksiyon filmi gibi duruyor ancak izlediğinizde anlayacaksınız ki çok daha fazlası var!

Will Smith, gişe sineması açısından önemli bir aktör. Komplekssiz bir oyunculuk anlayışı var. Onu, Bad Boys ya da Men in Black serilerinde cepten oynayan bir aksiyon adamı olarak izledik ama The Pursuit of Happyness ya da Seven Pounds gibi filmlerde de performansını bambaşka bir yere taşıyabildiğine de şahidiz. İyi ama bu 51 yaşına gelmiş bir yıldızın sert bir aksiyon filmini sırtlanmasına bahane mi? Olmayabilir elbette ama Hollywood aksiyon sinemasının bugünlerde başı dertte. Genç oyuncular kalıcı başarılar elde edemiyor ve biraz da bu yüzden Hollywood aksiyon dağının zirvesinde 57 yaşındaki Tom Cruise ve 55 yaşındaki Keanu Reeves oturuyor. Bu kıyasla bakarsanız Will Smith genç bile sayılır. Aksiyon filmlerine bilet alanlar, 80’lerden, 90’lardan alışık oldukları yüzleri izlemeyi seviyorlar ve bu yüzden olsa gerek 73 yaşındaki Slyvester Stallone hala Rambo filmi çekiyor, çekmekle kalmıyor bir de 65 milyon USD’lik gişe yapıyor.

Gemini Man, Hollywood’un yaşlanan ve yerleri doldurulamayan aksiyon yıldızlarını yeniden piyasaya sürme deneyi gibi bir şey aslında. Bu deney tutarsa yakında çok acayip şeyler izleyebiliriz. 30’lu yaşlardaki Harrison Ford’un oynadığı bir Han Solo macerasına ya da yine genç bir Mel Gibson’ı barındıran Lethal Weapon’a hayır der misiniz? Ben demem, hele de son Han Solo filmini izledikten sonra…

Gemini Man bu deneyi, Charls Bronson’lı The Mechanic’ten apartma senaryoyu Mission Impossible ve Terminator soslarına bulayarak yediriyor. Will Smith’in canlandırdığı elit bir suikastçi olan Henry Brogan “bu kadar adam öldürdüğüm yeter” deyip emekli olmaya kalkınca, bağlı olduğu çok aşırı gizli birim tarafından ortadan kaldırılmaya çalışılıyor. Adamın muadili yani onunla başedebilecek kimse olmadığından birimin başı yıllar önce yaptığı kirli bir laboratuvar çalışmasına başvuruyor ve 51 yaşındaki Henry’i öldürmesi için 23 yaşındaki klonunu gönderiyor. Klon da olsa o benim evladım sayılır diyen Henry, hem kendi canını korumaya hem de klon Henry’nin vesayetini almaya çalışıyor. Klonun ise pek merhametli davrandığını söyleyemem, ileride babası olacak adamı motosikletle dövmek (nasıl oluyor diye sormayın, gidin izleyin) dahil her eziyeti yapıyor ama baba yüreği kolay kolay vazgeçmez! Bu curcunaya da şahit olarak Danny (Mary Elizabeth Winstead) adındaki güzel bir gizli servis ajanını yazıyorlar. Yine bir Hollywood klişesi olan yaşlı adama düşen genç kız aromasının bu filmde eser miktarda kullanıldığını söyleyebilirim. Amerikan kadın hakları sözcüleri bu aralar buna çok dikkat ediyor. Yapımcıların da ürktüğü belli. Gemini Man’in oldukça aseksüel bir film olduğunu rahatlıkla yazabilirim.

51 yaşındaki Henry’i yine 51 yaşındaki Will Smith canlandırdığından işi kolay ama 23 yaşındaki Henry’nin durumu ne? Will Smith’e benzeyen genç bir aktör ya da aktörlük yapmaya hevesli yeteneksiz oğlu mu oynuyor? Hayır, bu rolde de yine Will Smith’i izliyoruz. Makyajla falan değil yüz tarama tekniğiyle yakalanan mimiklerinin tamamen dijital genç bir yüz olarak kullanılması ve performansına aktarılmasıyla oluşturulmuş yarı dijital bir aktör var karşımızda… Hollywood bu kez gerçekten dijital bir oyuncu yaratmayı başarmış!

Bu işlerden çok iyi anlamakla ve CGI efektlerin çiğliğinden nefret etmekle övünen ben bile bu tekniği çok inandırıcı buldum. Karanlık ya da aydınlık, uzak ya da yakın bütün çekimlerde genç -dijital- Will Smith’i izliyoruz. Yapımcıların Yüzüklerin Efendisi’ndeki Gollum ya da Maymunlar Cehennemi filmleriyle ısındıkları iş öyle bir noktaya gelmiş ki Allah gecinden versin aktörün başına bir şey gelse bile yapımcıların umurunda olmaz, Gemini Man’e bir sürü devam filmi çekerler. Will Smith gibi on yıllardır kamera karşısında olan bir oyuncunun datası ile bunu yapmak gayet mümkün. Birkaç yıl sonra değil, bugün bile mümkün!

Film boyunca dijital Will Smith izlediğime şaşırırken bir yandan da pek matah bir şeymiş gibi sunulan HFR (high frame rate) tekniğine sitem ettim. Böyle şeyleri Netflix falan yapsın bence, bu tekniğin sinemada yeri yok ve sinemanın büyüsünü yerle bir edip filmleri bir BBC dramasına çeviriyor. Yiğidi öldürüp hakkını yemeyeceğim; HFR tekniği 3D hissini çok güçlendiriyor ama bana kalırsa 3D’nin de azalarak bitmesi gerek.

Yüz tarama teknolojisi ile yaratılan genç Will Smith, HFR 3D derken eninde sonunda bunun bir film olduğunu hatırlamak gerek. Gemini Man, finalde Babam ve Oğlum’u aratmayarak gereksiz duygusallaşıyor ancak aksiyon sahneleri çok iyi. Sıkılmadan izlenen ama kolay tahmin edilebilen bir hikayesi var. Motosiklet sekansına ve finaldeki boss fight’a bayıldım. Will Smith aksiyon sahneleri söz konusu olduğunda Tom Cruise ya da Keanu Reeves kadar iyi. Yakında yeni Bad Boys filmini izleyeceğiz, aktörün bu form tutmuş haliyle sürükleyici bir seyir yaratacağından şüphem yok. Filmi Ang Lee için bir başarı saymıyorum ama Hollywood böyle bir deney yapacaksa en doğru isim yine o olacaktı. 2003 yılında çekilen ve yine dijital bir karakter üzerine kurulu olan Hulk filmini hatırlayın!

Gemini Man, yaşlı Hollywood aksiyon yıldızlarının bayrağı kendi dijital gençliklerine teslim ettiği tuhaf hisler yaşatan ve ilginç çıkarımlar yapmama sebep olan bir iş. Hikayesiyle değil ama teknik olarak başardığıyla önemli bir iş, belki de bir milat. Kim bilir?

İyi seyirler…

Yazar hakkında: Murat Tolga Şen

Yazmaya 2003 yılında DivxTR’de başladı ve halefi olan Divx Planet forumlarında “Raven” takma adıyla devam etti. Divx Planet'te bir forum köşesi olarak başlayan Öteki Sinema'yı, 2005 yılında blog olarak devam ettirdi. 2010 yılının başında Beyazperde.com sitesinin eleştirmen kadrosuna katıldı. Aynı dönemde Yeni Harman ve Fotografya dergileri için sinema makaleleri kaleme aldı, online sinema dergisi Cinedergi için dosyalar hazırladı. 2012’de Medyaradar sitesinin sinema yazarlığı ve TV eleştirmenliği görevini üstlendi. Aynı zamanda lisanslı bir yelken sporcusu olan yazar, bir dönem TYF (Türkiye Yelken Federasyonu) yarış fotoğrafçılığı görevini yaptı. 2014 yılında Sinemerkez Akademi’de eğitmenlik yaptı ve akademinin Kocaeli yapılanmasının direktörlüğünü üstlendi. 2014-2016 yılları arasında Okan Bayülgen’in Dada Dandinista adlı TV programının yazı grubunu yönetti. Okan Bayülgen’in yönettiği Eğlenceli Cinayetler Kumpanyası adlı tiyatro oyununda rol aldı. 2017-2018 arasında Antalya Sinema Derneği’nin danışmanlığını yaptı. OFCS (Online Film Critics Society) topluluğuna üye olan yazar, Öteki Sinema, Beyazperde ve Medyaradar'da yazmaya, Eğlenceli Cinayetler Kumpanyası'nda oynamaya ve davet edildiği okullarda sinema üzerine seminerler vermeye devam ediyor.

Bak bunu da seversin...

Gerçekten Kötüler mi? Suicide Squad (2016)

Suicide Squad gürültülü ve oyalayıcı bir film. Senaryosu ve karakter yaratımı çizgi romandaki kadar felsefe yüklü ve karanlık değil ama derdi bilet satmak olan bir Hollywood prodüksiyonunun sınırlarına gitmeyi başarmış.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir