American Horror Story (2011)

Glee ve Nip/ Tuck gibi iki aykırı işle TV tarihine geçen ikili Ryan Murphy ve Brad Falchuk, birlikteliklerinin üçüncü meyvesi olan “American Horror Story” ile yeni sezona bomba gibi girdiler. Murphy ve Falchuk’un önceki işlerinden de bildiğimiz insanın içindeki çarpıklığa olan takıntıları bu sefer korku öğeleri ile bir üst seviyeye çıkıyor.

“American Horror Story” klasik lanetli ev konsepti ile yola çıkan bir yapım. Dizi açılışında bizi evle ve önceki kurbanları ile tanıştırırken, günümüze dönerek yeni yerleşen ailenin hayatına da ortak ediyor.

Ben (Dylan McDermott), Vivien (Connie Britton) ve tek kızları Violet (Taissa Farmiga) Boston’da yaşadıkları aldatma, çocuk düşürme gibi travmaları aşmak ve yeni bir başlangıç yapmak için L.A.’e taşınırlar. Ancak taşındıkları evde kendilerinden önceki sahipleri intihar etmiştir, ev bu yüzden oldukça düşük bir fiyata satılmaktadır. Klasik ergenlik problemleri yaşayan Violet’in ısrarı ile evi tutarlar. Dr. Ben psikiatri tedavilerine evin bir odasında devam ederken, Vivien de evi derleyip toparlamaya kendisini adar. Ancak daha ilk dakikadan küçük problemleri Down sendromlu Addy evde belirir ve Vivien’e “öleceksin!” der. Yan komşuları Constance (Hala oldukça güzel olan Jessica Lange)’in kızı olan Addy’nin ev ile ilginç bir bağı vardır.

Evin eski hizmetçisi Moira yaşlı bir kadın olmasına rağmen bizim çapkın doktora 20’lerinde çıtır bir kızıl afet olarak görünmektedir. Ancak asistanı ile yaşadığı ilişkide yakayı ele veren Ben, Vivien’in neden böyle yarı çıplak fransız temizlikçi kıyafeti ile dolaşan bir kadını işe aldığını anlamamasına rağmen karısını takdir eder. Ancak odada masturbasyon yapmayı da ihmal etmez.

İlk bela Violet’in okulda kendisine saran, sürekli dalaştıkları uyuşturucu bağımlısı bir kızdır. Ben’in öldürme saplantılı genç hastası ile arkadaş olan Violet, kızı alt kata uyuşturucu vaadi ile indirir. Çocuk burada kızı terörize etmek ister, ancak etraf karardığında odada başka bir kötülük olduğu anlaşılacaktır…

İlk iki bölümü ile konseptini anladığımız dizi, aslında aileden çok evin geçmişi ve yarattığı kaos üzerinde duracak gibi. Önce açılışta geçmişe gidip yaşanan bir cinayeti görüyoruz, daha sonra günümüze geçip o cinayetin yansıması olan hayaletlerin evde yarattığı kaosu ya da intikam alma hikayelerini izliyoruz.

Bu yapı ile ortaya çıkan hayalet temizlikçi, ürkütücü yan komşu, evde ailesini katledip kendisi yarı yanmış olarak kurtulan ve Ben’e gitmesi için yalvaran Larry karakteri, Dr.un saplantılı hastası, Sado Mazo deri kıyafetlerle bir anda ortaya çıkan adam hep soru işaretleri olarak duruyor. Hikaye geliştikçe kim gerçek, kim hayalet yavaş yavaş anlaşılacaktır. Ancak aradaki boşluklar iyi doldurulacak mı, yoksa dizi uzasın diye yapılan numaralar hikayeye zarar mı verecek yavaş yavaş ortaya çıkar.

Şu an için gizemini koruyan bu ürkütücü ev, işin erbabı olmuş kalemlerin elinde ve iyi oyuncular ile gerilimli bir hikaye vaad ediyor. Ancak dizi tabii ki herkese uygun değil. Çok rahatsız edici sahneler var, ancak kısa sürüyor, gerilim daha çok psikolojik. En azından abartılı bir şiddete maruz bırakılmayacağımız aşikar. Ancak True Blood gibi cinselliğe fazlaca yer verip hikayeden uzaklaşmaması tek dileğim.

Daha ilk iki bölümden bir çok klasik filme ve sahneye atıfta bulunuldu. Rosemary’nin Bebeği, Cinnet bunlardan sadece bir kaçı. Gelişen bölümler bu yönden korku filmi sevenler için süprizlere gebe olacaktır.

“American Horror Story” yapı itibari ile güzel bir hikaye ancak dediğim gibi evin gizemine yoğunlaşılır ise seyir zevki artacaktır. Yoksa yeni gelen ailenin hikayesi olacaksa kısa zamanda sıkabilir.

Şu anki bölümlerde asıl kötülüğün evdeki hayaletler mi yoksa dışarıdan gelen tehlikelere evin verdiği tepki mi tam da belli değil. Ki bana sorarsanız ikinci dediğim şekilde dizi evrilecek ve yeni aile bu duruma uyum sağlayacak. Ama bekleyip göreceğiz. Ne demişler ev alma komşu al. Ama Harmon ailesi ikisini seçerken de yanlış yaptı.

Yazar hakkında: Masis Üşenmez

1979 İstanbul doğumlu yazar ilk sinema deneyimini Superman ve Star Wars’la yaşayıp kendini çizgi roman ve bilim kurgu dünyasına atar. 2006 yılında "Öteki Sinema" kadrosuna katılır ve sitenin gelişiminde önemli rol üstlenir. Halen Öteki Sinema'da editörlük ve Cinedergi'de yazarlık yapmaktadır.

6 Yorumlar

  1. Ben sevmedim : )

  2. Yazı diziden daha iyi olmuş :)

  3. Ben bağımlısı oldum neden bilemem. Adından da anlaşılacağı gibi tek ev çok hikaye ve bu hikayeler de malumunuz amerikan korku klasiklerine türlü atıflarda bulunan malzemelere sahip. Şu ana kadar iyi gidiyor ama dengesinin epey muallakta kaldığını düşünüyorum yani her an yerin dibine de batabilir, ufaktan ufaktan bir klasiğe de dönüşebilir. Imdb’de nail olduğu 8.5 biraz abartılı bir puan. İzleyici de biraz sazan mıdır nedir? Yahu daha dur Terra Nova konusundaki hüsranın bu kadar tazeyken 9’ları 10’ları havaya böyle savurmak ayıp değil mi? e ayıp tabi!

  4. inanamıyorum,nasıl beğenmezsiniz! klişelerin arasından düzeni çıkarmış bu dizi! sleepover’dan beri takip ettiğim evan da cabası. sanırım tate karakterine aşık oldum.

  5. burak yıldız

    bence diziyi bitirmeden bu kötü diye damga vurmayın ben bitirdim ve şu an 2. sezonu yayında 2. sezonda konu kökünden değişmiş durumda ayrı bir dizi gibi ama oyuncular aynı. ben şahsen aşırı beğendim uzun zamandır böyle bir dizi arıyodum american horror story i buldum şiddetle tavsiye ederim ki 2. sezonu da 2 bölüm yayınladı bence bu sezonu da gayet iyi hem konu daha korkutucu malzemeleri çok .

  6. 2. sezona (yani American Horror Story: Asylum’a) ait, Yigilante Kocagöz’ün kaleme aldığı ilk izlenimleri şu linkten okuyabilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: