Cannon: 80’lerin En Şahane Film Stüdyosunun Acıklı Öyküsü

http://upload.wikimedia.org/wikipedia/tr/b/bd/Cannon_Films.jpg80′ler gerçekten de çılgın ve tuhaf bir dönemdi… Özellikle batı toplumları için özgürlük arayışı ve sosyal bilinç kazanma gayreti ile geçen 60′lar ve 70′lerden sonra tekrardan 1950′li yılların eğlence duygusu topluma hakim olmaya başlamıştı. Herşey; kıyafetler, yemekler, müzik ve sinema… Uçuk, kaçık ve renkli!

Teknolojinin de yeni bir döneme girmesi ile modern ve tuhaf ama oldukca eğlenceli bir 10 yıl geçirdik diyebilirim. 80′lerin tuhaflıklarının çoğu gençlik albümlerinin arka köşelerine atılmış olsa da dönem sinemasının örnekleri her zaman mutlu bir yüz ifadesi ile anılır ve fırsat buldukca ve bir yerlerde rastlandıkca, eski bir dostla kavuşmuş gibi tekrar tekrar izlenir. Majör stüdyoların, “Geleceğe Dönüş” serisi gibi yüksek bütceli yapımların yanında 80′ler sinemasının ana hatlarını belirleyen ve “Break Dance” “Death Wish” “He Man” “Alan Qutermain” gibi özellikle video’da patlamış  nabza şerbet  filmlerin yapımcısı Cannon Group ve yöneticileri  Menahem Golan ve Yoram Globus’u analım istedim.

Yıl 1979… Menahem Golan (asıl adı Menahem Globus, Golan soyadını İsrailde bulunan Golan tepelerinden almış) ve kıvırcık saçlı kuzeni Yoram Globus ABD’den alınan ve İsrail’de gösterilen filmleri getirmek için harekete geçmişti. Kuzenlerin 70′lerin başında bir iki ucuz film yapma gayreti dışında pek kayda değer işleri yoktu… Saygısız ve edepsiz bir gençlik komedisi olan fakat ne gariptir ki ülkemizde bile gösterilen ve beğenilen Popsicle limon, Golan ve Globus tarafından yapıldı ve arkadaşları Boaz Davidson tarafından yöneltildi. Film (daha sonra seriye dönüştü) İsrail’de büyük bir hit oldu ve Dünyanın geri kalanında da hatırı sayılır bir izleyici buldu.

1977′de yaptıkları Operation Thunderbolt ise en iyi yabancı film Oscar’ına aday olmuştu. Amerikalılar iki kuzeni bu film yüzünden gereğinden fazla ciddiye aldı ve MGM hemen bir anlaşma önerdi. Kuzenler filmlerini dışarıda pazarlamak ve hatta uluslararası vizyon için film yapma olanağı bulmuştu.

Ürettikleri filmler niteliksizliklerine rağmen eşsiz bir dokuya sahipti. Dönem sinemasının ve özellikle video izleyicisinin tüm ihtiyaçlarını karşılıyordu ve agresif pazarlama taktikleriyle pahalı filmler kategorisinde pazarlanıyordu. 70’lerin yorgun yüzleri ve yeni starlar Cannon filmlerinde boy gösteriyor, Amerikan halkının nabzına uygun kahramanlar yaratılıyordu. Amerikan Ninja serileri ve Chuck Norris‘in 1984-86 arasında yaptığı tüm filmler gibi…

Golan’ın hayali yeni bir büyük film stüdyosu yaratmaktı ve şirket merkezi İsrail’de olmasına rağmen Holywood’dan yönetilen stüdyolardan daha verimliydiler. Büyük stüdyolar son 10 yılda 125 film pazarlamışken Cannon sadece 1986 yılında 43 film yapmıştı!  Cannon’un iş modeli o zamanlar için çok yeniydi. Kuzenler şirketi küçük bir stüdyo için aşırı derecede başarılı yaptı. Golan, saldırgan bir satıcıydı.  Bir çok kez henüz sadece bir afişten yada fikirden ibaret olan filmleri sattı. Bu şekilde filme daha başlamadan kar ediyor ve  filmleri bu para ile çekerek ilginç bir finansman modeli yaratıyordu. (70’lerdeki Yeşilçam kafasına benziyor!)

Golan ve Globus işlerini genişletmek için bu defa uluslararası bir sinema salonları zincirini satın aldı ve bu sayede hem kendi filmlerinin salon bulma sorununu çözdüler. Ayrıca pek çok eski filmin video gösterim hakkını satın alarak ve afiş (bazen de isim) revizyonundan geçirerek bu filmleri denizaşırı ülkelere (mesela Türkiye) pazarladılar. Şirket kazandığı paralarla güçlenmeye ve kuzenler şımarmaya başlamışken daha pahalı ve riskli projelere giriştiler ve mucizevi bir şekilde kazandıkları paranın çoğunu bu yolda heba ettiler.  Örnek vermek gerekirse Dönemin gözde yönetmenlerinden Tobe Hooper‘in yönettiği Life Force adlı Uzaylı vampir filmi (Bence çok başarılı bir filmdir bu arada…) 30 milyon $ bütçesine rağmen sadece 10 milyon $ getirebildi.

Cannon’un büyük filmlere geçişi şirkete ne prestij ne de para getirdi. Kuzenler bunu bir yenilgi olarak algılamayı reddettiler ve pahalı filmlere para yatırmayı sürdürdüler. Zamanın yıldız oyuncusu Stallone’yi “Over the Top”da bir bilek güreşcisi yaptılar.  Serinin en zayıf halkası sayılan ve iflah olmaz fanların bile nefret ettiği “Superman 4″ü çektiler ve Rocky 4’le yıldızı parlamış ama oyunculuk adına hiç bir ışıltı vermeyen Dolph Lundgren‘i He-Man yaparak sinema tarihinin en büyük gişe çöküşlerinden birini gerçekleştirmeyi başardılar.

Ama daha da kötüsü, pahalı filmler sıkıntının sadece bir parçasıydı. Kuzenler Amerikanın güneyinde gösterim ve pazarlama yapabilmek için İngiliz şirketi EMI-Thorn’u ve  Elstree Studios’u satın aldı. Hemen ardından da iki büyük uluslararası sinema salonu zincirinin daha alımı yapıldı. Golan stüdyoyu desteklemek için bazı video haklarını 1986 yılında Warner Bros’a devretti ve 25 milyon $ aldı. Kötü gidişatın film çevrelerinde duyulduğu günlerde bir söyleşisinde şöyle der: “Bizim tek suçumuz sinemayı ve filmleri sevmekti. Bizi polo müsabakalarında ya da tenis kortlarında göremezsiniz. Biz 7 gün 24 saat, ofisimizde işimizin başındayız.” Gerçekten sinemasal yaklaşımları bu iki delişmen kuzeni diğer B filmi yapımcılarından ayrı bir yere koyuyordu.

Cannon Group sayesinde B filmleri büyük bütçelere ve uluslararası gösterim şansına kavuştular fakat Kuzenlerin giderek daha pahalı yapımlara yönelmesi ve yaptıkları alımlar yüzünden Cannon, 80’lere sıkışmış bir prodüksiyon firması ve çoğunun sadece video kasetlerde hatırladığı bir logo olarak kaldı.

Bazı Cannon filmleri: 10 to Midnight, 2 Pick-Up, Africa Express (1989) African Express (1989) Alien from L.A. (1987) Odeon (1987) American Ninja (1985) American Ninja 2: The Confrontation (1987) American Ninja 3: Blood Hunt (1989) American Ninja 4: The Annihilation (1991) American Ninja V (1993) American Ninja 5 (1993) (USA) Appointment with Death (1988) Assassination (1987) Beauty and the Beast (1987) Bloodsport (1988) Borrower, The (1991) Braddock: Missing in Action III (1988) Breakin’ (1984) Castaway (1987) Cobra (1986) Dangerously Close (1986) Death Wish 3 (1985) Death Wish 4: The Crackdown (1987) Doin’ Time on Planet Earth (1988) Down Twisted (1987) 5.1/10 (41 votes) Exterminator 2 (1984) 2.8/10 (86 votes) Fifty/Fifty (1993) 4.3/10 (35 votes) 50-50 (1993) Firewalker (1986) Fool for Love (1985) Frog Prince, The (1988) Going Bananas (1987) My African Adventure (1987) (USA) Grace Quigley (1984) Ultimate Solution of Grace Quigley, The (1984) Guess What We Learned in School Today? (1970) Hanoi Hilton, The (1987) Hellbound (1993) Hot T-Shirts (1979) Journey to the Center of the Earth (1989) King Solomon’s Mines (1985) Kinjite: Forbidden Subjects (1989) Lifeforce (1985) Masters of the Universe (1987) Mata Hari (1985) Mercenary Fighters (1987) Freedom Fighters (1987) Messenger of Death (1988) Missing in Action (1984) Murphy’s Law (1986) Naked Cage, The (1986) Wild Cage (1986) Naked Face, The (1984) Nana (1982) Nana, the True Key of Pleasure (1982) (UK) Nana: La vera chiave del piacere (1982) (Italy) Outlaw of Gor (1989) Outlaw, The (1989/II) Over the Top (1987) Rescue Me (1993) Street Hunter (1993) (USA) Sahara (1983) Salsa (1988) Savage Weekend (1979) Upstate Murders, The (1979) Shy People (1987) Surrender (1987)

Yazar hakkında: Murat Tolga Şen

Çocukluğu Samsun'da eniştesinin müdürü olduğu sinemada film izleyerek, film parçalarına oyuncak merceğinde bakarak geçti. 2005 yılının sonunda "Öteki Sinema" yı kurdu. Beyazperde, Cinedergi ve Medyaradar'da yazıyor. Motor, yelken ve fotoğraf tutkunu... Film izlemeyi ve filmler hakkında yazmayı herşeyden daha çok seviyor.

7 Yorumlar

  1. Bir Robocop seksiligi yok mudur CANON’un bu kult logosunda?…

  2. Kesinlikle vardır :)
    Cannon Films’le ilk olarak Samsun ‘Cenk Koray Video’ klübünde karşılaşmıştım. Allan Quetirmain’ler, Amerika 3000’ler Invasion USA’lar derken en tuttuğum yapım şirketi olmuştu. Cannon logosu olan bir video kasedi gözüm kapalı kiralardım. Cannon olmasaydı 80’ler eksik kalacaktı orası kesin.

  3. Cenk Koray Video klubunu biraz acar misin?

  4. Ergenliğimde, ailem Kocaeli’de oturmasına rağmen teyze kızından kopamadığım için (birlikte büyüdük) Samsun’da lise öğrenimime devam ediyordum. Samsun’un en büyük video kiralamacısının adı ise ‘Cenk Koray video’ idi. Çok profesyonel ve şık bir işletme idi. Orayı hep ‘Lost Boys’da bulunan videocuya benzetirdim. En iyi filmleri onlar getirir ve o dönem yasaklı olan ‘Evil Dead’ gibi filmleri ‘yalnız seyretmeyin gençler!’ diye uyararak tezgah altından verirlerdi. Cenk Koray’ın bir akrabasınındı ya da ortaklarından biri Cenk Koray’dı sanırım. (Samsunludur kendisi)

  5. tesekkur ederim.

  6. yukarıda teksas katliamı 2 yok canon sütüdyosunun en unutulmaz filmlerinden biridir.

  7. Cannon çocukluğumun favorilerindendir ki, hala bu film şirketinin filmlerini görürsem izlerim. Başlıkta hiç geçmemiş -Trt zamanında verilmiş- bir Hansel & Gretel filmi vardır Cannon’ın: http://www.youtube.com/watch?v=xl5wQFGdEzs linkinden izleyebilirsiniz. Bunun dışında ünlü Cannon filmleri için de: http://muzzybluezzy.blogspot.com/2010/05/cannon-movies.html linkine bakabilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: