Drive Angry 3D (2011)

Hollywood söz konusu olduğunda artık şartlı refleks vermeye başladığımızı düşünmeye başlamanın arifesindeyim. Ne zaman bir yeniden çevrim olsa artık ufaktan kabak tadı vermeye başlayan “Hollywood tıkandı mirim” geyikleri yapılır. Bir diğer geyikse her Nicholas Cage’in her filminde “abuk filmlerle kariyerini bitirdi” cümlesini tekrar etmektir.

Bunların haklı sebepleri var elbette. Hollywood önümüze bu sebepler koymaktan bıkmadı ki biz bunları söylemekten sıkılalım? İşin garibi, incelemeye konu olan filmin yeniden çevrim veya 1000 küsur yıl sonra gelen bir devam filmi olmamasına rağmen her iki geyiği de tetiklemiş olması. Peki Drive Angry 3D (İntikam Yolu) gerçekten göründüğü kadar kötü bir film mi?

John Milton adlı esrarengiz bir adam, Peder Jonah King önderliğinde şeytana tapan bir tarikatın peşine düşmüştür. 2 gece sonra, tam dolunayda Lousiana’da olması gerekmektedir. Yol üzerinde durduğu bir kafede yeni nişanlanmış olan Piper’la tanışır. Kendisini yanına alması için arabasını sabote eder, sonra ortaya çıkıp tamir etme numarasıyla Piper’ın kendisini bir yere kadar bırakmasını sağlar. Evine gelen Piper, nişanlısını yatakta başka bir kadınla yakalayıp bir de üstüne dayak yiyince Milton olaya müdahale eder. Artık Piper, artık John Milton’un yoldaşı olmuştur. İkili birlikte Louisiana’ya doğru yol alırken Piper, Milton hakkında garip şeyler fark eder. Kullandığı kelimeler 20 – 30 yıl öncesinden kalmadır. Teknolojideki gelişmelerden habersizdir. Eski model arabaları tercih etmektedir. Zaman içerisinde John Milton’un ölüp cehenneme gittiği, ancak torununu kızını öldüren Jonah King’in elinden kurtarmak için cehennemden kaçtığını öğrenir. Torunu dolunayda Louisiana’da şeytana kurban edilecektir. Tabii hem kanun güçleri, hem de cehennemden kaçanları geri götürmekle görevli olan Muhasebeci işlerini hiç kolaylaştırmayacaktır.

Drive Angry 3D filminde kamera sürekli Nicholas Cage’in yanında olmasına rağmen olayları Piper’ın gözünden görüyoruz. Senaryo kötü ama “fiyasko” demek abes kaçar biraz çünkü bazı şeyler güzel kotarılmış. Tiplemeler (karakter denebilir mi bilemiyorum) bir yere kadar gerçekçi çizilmiş. Söz gelimi John Milton, Piper’ın arabasına ancak o şekilde binebilir. Ancak Piper’ın daha dün tanıştığı Milton’a “sayende hayatım anlam kazandı, sonuna kadar seninleyim” gibisinden süslü laflarla gözünü kapatıp tehlikelere atılması komiklik sınırlarını zorluyor. Piper’ın hayatını anlamlandıran şeyin fütursuzca şiddet uygulamaya bahane olması, bu komediyi daha da derinleştiriyor. Ve fakat Drive Angry’nin bu konuda çok geçerli bir özrü var: Bu bir istismar filmi. Kiç bir film. İçerdiği gerekli gereksiz çıplaklık ve sevişme sahneleriyle, tek cümlelik “taşı gediğine koyarım” replikleriyle, saçmalık sınırlarını zorlayan aksiyon sahneleriyle, içerdiği şiddet dozuyla bu tanımı sonuna dek hak ediyor. İşte bu noktada filmin adının sonundaki “3D” takısı film hakkındaki algıyı biraz bozuyor. Geçenlerde Hong Kong sinemalarında gösterime giren “Sex and Zen” adlı porno film için üçüncü boyut ne kadar gerekliyse, bu film için de o kadar gerekli ve filmi olduğundan farklı bir şeymiş gibi göstermeye çalışıyor.

Filmin işçiliğiyse dökülüyor. 3B efektler, 2. boyuta indirgenince zaten kötü görünüyor ama aksiyon sahneleri de kotarılamamış. Bu sahnelerin belini en çok büken şey efektler değil, kötü kurgu. Bunun 1 numaralı sorumlusu olarak yönetmen koltuğunda oturan Patrick Lussier’i görüyorum. İleri doğru giderken takla atmaya başlayan arabalar bir anda olduğu yerde yuvarlanmaya başlıyor. Havadayken benzin deposu alev alan bir başka araba infilâk etmek için yere konup tamamen durmayı bekliyor. İşçilik konusundaki sorunlar oyunculukta da devam ediyor. Başta Nicholas Cage olmak üzere tüm oyuncular o kadar kötü ki, biraz en renkli karakterin kendisine düşmüş olmasının da etkisiyle Muhasebeci rolündeki William Fichtner hiç çabalamadan “filmin en iyisi” unvanını kazanıyor.

Tüm bunları alt alta yazıp toplayınca bir “suçlu keyif” filmi çıkıyor karşınıza. Sinema hakkında bildiğiniz hemen her şeye ihanet etmesine rağmen izlemekten garip bir haz alıyorsunuz. Bunun keyfin sebebi giriş paragrafında bahsettiğim önyargılar nedeniyle çok olumsuz bakmanıza rağmen filmin beklentinizin üzerine çıkması olabilir. Drive Angry’nin en büyük sorunu ne olacağına karar verememiş olması. Her kareye buram buram sinmiş olan “kiç film” kokusu filme karakter kazandırırken olduğundan farklı algılanmasına sebep olan ve büyük ihtimalle film bütçesinin büyük bölümünü emen 3B gibi gereksiz saçmalıklar Mevlâna’nın güzel sözünün önemini bir kez daha gözler önüne seriyor: Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol.

Yazar hakkında: Kaan Zanbakcı

1976, İstanbul doğumlu. Sinema denen sanatın ne kadar büyülü bir şey olduğunu 1986’da, Şişli Site sinemasında izlediği Return of the Jedi ile farkına vardı. 10 yıldır çevirmenlik yapıyor. Önce Divxplanet bünyesinde, ardından Öteki Sinema’da film eleştirileri yazdı. Sender’in açtığı senaryo atölyelerine katıldı. Hayalî İcraat adında bir bilimkurgu/fantastik sinema sitesi hazırladı ancak o büyüklükte bir siteyi tek başına hazırlamanın zorlukları, hosting firmasının saçmalıklarıyla birleşince 6 yılda büyük mesafe kat eden, 800’ü aşkın makale içeren sitesini kapadı ve Öteki Sinema’ya geri döndü.

2 Yorumlar

  1. fragmanini seyretigimde beni umutlandirmis bir filmdi drive angry filmdeki dodge charger hatrina sadece 30 dakika katlanabildim .insanlarin vurulma sahneleri tam bir rezalet,filmin sonunu gormedigim icin digerleri hakkinda birsey diyemiyorum .merak ettigim bir sey var ,nicholas cage ,bu senaryoyu okuyup nasil kabul etmis bu filmde oynamayi?

  2. çok güzel özetlenmis. Ancak böyle bir filmde nicolasin isi ne dediğimizde para doğru cevap:) nicolas bu filmde olmasa kimse dönüp bakmaz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: