Earthquake / Deprem (1974)

Uyarı: Bu yazı Spoiler içermektedir!!!

Film, esasoğlanı mühendis Charlton Heston, devamlı tartıştığı ama çalıştığı şirketin sahibinin kızı da olan Ava Gardner, Galaktikanın Adaması Lorne Greene, her gördüğümde James Hetfield’in babası olduğunu düşündüğüm George Kennedy, Filmin Çıtırı geleceğin Star Trek kaptanı Geneviève Bujold ve kıvırcık saçlı kalsa en güzel kadın oyunculardan birisi olarak ele alabileceğim dallas öncesi Victoria Principal ve daha ismini buraya yazmaya üşendiğim pek çok oyuncusu ile Hollywood’un mekanı Los Angeles’ta yaşanan büyük bir depremini anlatıyor. Filmin Oscar ve Golden Globe ödüllerine sahip olması ise cabası.  Bu filmi Yunanca, İtalyanca, Türkçe, İngilizce ve Almanca  dillerinde izlediğim için benim için en farklı dilde izlediğim film ünvanını taşıyor.

Bir çok sinema kitabına ve yazarına göre 1970li yıllar Felaket Filmlerinin altın yılları idi. O dönem kalabalık kadrolu ve önemli oyuncuların sıra sıra dizildiği filmler çevriliyordu. Bu filmler içinde bence öne çıkan filmlerin başında EarthQuake (Deprem) filmi geliyor. Bugün teknolojik olarak tv filmlerinde kullanılan teknolojinin yanına bile yaklaşamayan bir dönem içinde deprem filmi , önemli ayrıcalıklara sahip. Bilgisayar efektleri ile  bizlere sunulan 2012 gibi görsel bir şölen (konusu için aynı şeyi söyeleyemeyiz) tabiki değil. Film içinde yer alan deprem sahnelerinin çoğu maketler kullanılarak bizlere sunulmuş. Bu benim için ilk Star Wars uzay gemileri ile bugün bilgisayarda yapılan uzay gemileri arasındaki kadar net bir fark bu. Tabi bu nedenle özellikle Los Angeles’ı yeniden yaratmak için oldukça emek harcanmış.  Bunların yanı sıra en iyi ses oscar’ı alan film sensurround sistemi ile sinemalarda oynamış, işte bu açıdan dönemi için önemli bir anlam da taşıyor.

Deprem filmini 2011 yılında izlediğimiz zaman bizi güldürecek (CGI öncesi sonuçta) ve bize saçma gelebilecek pek çok sahne olmasına rağmen 2012 veya Day after tomorrow gibi filmler kadar saçma bulmuyoruz. Deprem filmi için 70deki en iyi felaket filmi diyemem ama filmi bir “felaket film klasiği” olarak ele alabiliriz. Ayrıca  senaryo ve oyunculukları gözönünde bulundurduğumuzda günümüzde yapılan felaket filmlerine göre geçer not alması gerekiyor. Film aslında dönemin bütün klişelerini de bünyesinde barındırıyor ve film eleştirmenleri tarafında sevilmeyen bir film ancak iyi bir gişe elde etmiş ve dünyanın dört bir tarafından satın alınmış , hattahala televizyonlarda oynatılıyor. Bunun yanı sıra falaket filmlerin sevenlerin arşivinde mutlaka bulunması gereken bir yapım.

Filmde beğendiklerim:

1- Deprem filmi yapımcıları felaket filmlerinin ne olursa olsun felaket anları için eğitici birer film olduğu gerçeğinden kopmamışlar. Günümüzde de şekilde eğitici olabilen filmlere gereksinim var. Mesela yaşanacak bir Istanbul depremini düşünerek pek çok felaket filminin Türkiyede çekilmesi gerekiyor bence. Bu yüzden bu film bütün gişe kaygılarına rağmen önemlidir de. Deprem sırasında gaz kaçağı olabileceğinin altını çizdiği sahne trajikomiktir.

2- Ana konu yaşanacak ve yaşanan bir deprem olmasına rağmen film, yan hikayelerinde de  birşeyler anlatmaya çalışıyor. Babanın oğlunu veya kızını kurtarması gibi klişeler yerine daha düzgün bir senaryoya sahip. Bazı noktalarda film daha yavaş ilerlese de en azından ilgi çeken hikayeler var. Mesela Psikopat ve ezik Asker karakteri filmin ilginç bir yanı. İleride Shaft olarak izleyeceğimiz Richard Roundtree’nin motorsiklet sahneleri gibi alakasız ama akılda kalan sahneler var.

3- Film ile alakası olmamasına rağmen Bardaki sarhoş karakteri ile unutulmaz bir performans gösteren Walter Matthau…

4- Filmin esasoğlanının filmin sonunda ölüyor olması;

Daha sonra bunun filmin senaryosunda olmadığını ve Heston’ın isteği üzerine değiştirilip karakterin öldüğünü öğrendim. Heston ahlakçı bir bakış açısı ile karısını aldatan bir erkeğin ölmesi gerektiğini düşünmüş. Kontratında senaryoya müdahele edebileceği de yazdığı için son sahne onun isteği ile değiştirilmiş. Çelişkiler içerisinde pek çok karakteri canlandıran Heston  Soylent Green ve Omega Man filmlerinde de ölmüştü. Biraz anti kahraman tavrı gibi olduğunu düşünsem de daha sonra Heston’ın ahlakçı bakış açısını öğrenince bu durumdan biraz soğudum.

5- Filmde dinin özellikle de Hrıstiyanlığın gözümüzün içine sokulmuyor olması.

6- Bu tip felaket filmlerinde çocukların tehlikede olması ve kurtarılması bir klişedir ancak en azından bu filmde o sahneler kısa tutulmuş. izleyenleri kıl eden minik çocuk ızdırabını yaşatmıyorlar.

Filmde Beğenmediklerim:

1- Akıllara zarar veren Asansör kazası ve kan efekti.

2- Deprem  sırasında panik içindeki insanların daha doğrusu figürasyonun inandırıcılıktan uzak olması.

3- Charlton Heston eşini oynayan Ava Gardner’ın yaşı. Bu filmi izleyen herkesi rahatsız eden bir durum.  Öyle bir durum ki bu Greene ile Gardner’ın evli olup çocuklarının Heston olması bile daha inandırıcı olacaktır.

4- Anlamadığımız bir sebepten dolayı pek çok hastanın hastanenin garajına götürülmeleri.  Kapalı alana götürülülenler artçı depremle birlikte ölüyor. Bu bana pek mantıklı gelmedi.

5- Cam düşme sahnesi: Kadının kafasına çok daha önceden saplanıyor ve bu bariz belli oluyor.

Film üzerine bazı notlar:

Filmde deprem anında yıkılmış Los Angeles görüntülerinden bazıları 1980 deki Galactica dizisinde kullanılmış (Cylonların dünyaya geldiği sahneler)

Deprem sırasında sinemada oynayan film: High Plains Drifter – Clint Eastwood

Filmde kullanılan Sensound isimli ses sistemi ile izleyicilere gerçek bir felaket film  hissi verilmek istenilmiş. Ancak bu sistem önden 2-3 sıra koltuğun kaldırılmasına ve yapısal bazı zararlara sebebiyet verdiği için çok uzun ömürlü olmamıştır.

Ava Gardner filmde babasını oynayan Lorne Greene’den 7 yaş küçük.

Walter Matthau film kredilerinde Walter Matuschanskyasky olarak ismini yazdırmıştır. Bu filmde oynamak için tek şartıdır.

Los Angeles Şehir Meclis binası War of the Worlds filmi gibi yıkılmış gösteriliyor.

Heston’ın canlandırdığı Stewart Graff karakteri için düşünülen diğer isimler: Paul Newman , Steve McQueen, John Voight, James Caan, James Brolin ve  Burt Reynolds.

Filmin TV için yapılmış bir versiyonu var. Bu versiyonda 30 dakika ilave edilmiş ve bir de uçak sahnesi eklenmiş.

Filmin Bütçesi 8 milyon dolar civarında…

Yönetmen: Mark Robson

Senaryo: George Fox ve  Mario Puzo

Oyuncular: Charlton Heston, Ava Gardner, George Kennedy, Lorne Greene, Geneviève Bujold, Richard Roundtree, Marjoe Gortner, Barry Sullivan, Lloyd Nolan, Victoria Principal

2 Yorumlar

  1. yapım yıllarını düşünürsek oldukça başarılı..zaten ödüllerlede karşılığını almış

  2. Türkiye’de de depremle ilgili olarak Türkan Şoray-Kadir İnanır’ın filmi vardı “Deprem” diye. (Yanılmıyorsam bu konuda çekilen nadir filmlerden birisi.)… Aslında Türkiye’de de çekilmesi gerek bir konu/türdür bu deprem ama ilginçtir bizim sinemacılarımız buna yanaşmıyor. Sanırım “aman, kim uğraşacak şimdi onunla” gibi bir yaklaşım var.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: