Eli Baltalı Oyuncular!

‘Vampir Avcısı: Abraham Lincoln’ için ana rolü oynayacak kişiyi belirlemek çok da kolay değildi. Oynayacak aktörün hem dramatic hem de aksiyonu bol sahnelerin üzerinden gelebilme gerekliliği dışında, aynı zamanda 16. Başkan’ın o yaşlardaki haline de benzemeliydi, bir takım protez eklemeleriyle olsa da…

Seth Grahame-Smith’in hikayesi başkanın 4 ayrı dönemini birden yansıttığı için, durum daha da zorluydu. Yapımcı Jim Lemley ve yönetmen Timur Bekmambetov filmi yaparken zevkle değindikleri gibi; “Öylesine bir isme yükleyemezdik çünkü bunların yaşandığına dair inandırıcılığı olması gerekiyordu” diyor Lemle. “Bu benim bildiğim bir oyuncu ve şimdi de Abraham Lincoln’u oynuyor demek yerine… Büyük bir isim de olabilirdi ama asıl istediğimiz kim oynarsa oynasun bu rolle özdeşleşmesiydi.”

“20-55 yaş arasını, hem de ikna edici şekilde oynayabilecek birisi olmalıydı. 40 yaşınsaysanız hareketleriniz ve vücudunuzun ağırlık merkezi değişir. O yüzden oynayabilecek kişilerin tüm bir listesini çıkarttığınızda pek uzun bir liste olmuyor. Quentin Tarantino’nun Inglourious Basterds oyuncu seçimleri sırasında söylediklerini hatırlıyorum; Christoph Waltz’u bulmasa işinin çok zor olduğunu söylüyordu. Bizim için de böyle oldu. Ben Walker olmasaydı, filmi yapmamız çok zorlaşacaktı. Birisi “gidip bu çocuğu New York’ta bir görün, Bloody Bloody Andrew Jackson adlı oyunda yer alıyor” demişti. Biz de New York’a uçup oyunu gördük ve sahiplendik. Sonra hemen onunla çalışmaya başladık. Makyajsız haliyle New York’ta, Los Angeles’ta buluşup makyaj sanatçısı Greg Cannom onu Abraham’a dönüştürmeden önce çalışılabilecek ne varsa çalışıyorduk. , the make-up artist made him Abraham Lincoln. Sonunda bize gelip ünlü ‘Gettysburg Address’ konuşmasının okumasını yaptığında, hepimizin tüyleri diken diken oldu. İnanılmazdı.”

Walker bu kısım için Bekmambetov ve ekibinin izlemeye geleceğini öğrendiğinde çok da heyecanlanmamasının sebebini şöyle dile getiriyor; “Beni seçeceklerini pek düşünmediğim için ‘ne yapalım, umarım gösteriden hoşlanırlar bari’ diye düşünmüştüm.” diyor ve gülüyor. “Zaten kesin başka birine önerirler, ünlü bir film yıldızına falan. Beni seçmeleri zor iş gibiydi. O yüzden de çok baskı hissetmedim. O sırada Timur ile tanışacak olmaktan çok mutluydum. Filmlerini çok severim. NIGHT WATCH ve DAY WATCH beni benden alan filmlerdir. O yüzden tanışacağımıza çok mutluydum ve yaptığım işi beğenmesini umuyordum. Tabii korkmak muhallebi çocuklarına özgüdür!”

Rolü almasındaki paylardan biri de bu tavrı oldu. Lincoln’un vampire mitolojisi ile birleştirilmesi konusunda da Walker çıkacak sonuca dair oldukça güven doluydu. “Filmi görene kadar bekleyin çünkü bizim film araştırmaları sırasında okuduklarımızı henüz bilmiyorsunuz. Bunu mantıksal bir çerçevede ortaya da koyabilirim çünkü Lincoln hakkında okudukça, onun ne kadar çok yönlü bir insane olduğunu keşfettim. Farklı versiyonları olan birisi; politik Lincoln, karısıyla paylaştığı yüzüyle Lincoln ve annesinin ölümüyle ortaya çıkan bir Lincoln. Bu yüzden de geceleri bambaşka, gündüzleri başka biri olduğu fikri çok da alakasız gelmiyor. Hele de onun hakkında daha fazla şey öğrendikçe bu boşluk daha da daralıyor.”

Yönetmenini övmekten kendi alıkoyamıyor; “Çok profesyonel 6 yaşında biriyle çalışmak gibi; hayal gücü ve yaratıcılık anlamında çocukluk. Sete gittiğinizde bir yönde ilerleyecek sanarken, hayal gücü o kadar karmaşık ve geniş ki, size birden bambaşka bir yöne itiyor, spontane ve insane üstü bir performansla ilerliyor. İşin bu kısmı da çok heyecan katıyor , özeliikle işbirliği kısmı. Siz yürürken o tam olarak ne istediğini çok iyi biliyor oluyor ve o esnada bunu beraber türetiyorsunuz. Her haliyle kendisiyle çalışmak çok ama çok büyük bir mutluluk.”

Her başarılı vampir avcısının arkasında bir eğitmen vardır (doğuştan vampir avcısı olan Buffy’nin bile). Lincoln’un eğitmeni de insanların kanına susamaktan ve insanlara karşı tavrından bıkmış usanmış olan 500 yaşındaki vampir Henry Sturgess’dir. Bu rol için yapımcılar kariyeri MAMMA MIA, AN EDUCATION (AŞK DERSİ) ve çok beğeni kazandığı THE DEVIL’S DOUBLE gibi filmlerle süslü olan Dominic Cooper’ı seçtiler. Fakat Cooper senaryoyu eline ilk aldığında fikri pek de kabullenmemişti ve; “Aynen şöyle dedim, ‘Bunu okumayacağım, iyi günler’” İlk etapta ona şaka gibi gelmişti. Kitabı okuyan birisine bahsettiğimde kitabın çok iyi olduğunu söyledi, ben de içimden ne saçma diye düşündüm ama kendim okumaya başladığım an…

Kendisini insane yönüyle hiç tanımıyoruz. İngiltere’deki eğitim dönemimde, onunla ilgili bilgiler bulup ne muhteşem biri diye düşünür ve hayatta neler yaptığını araştırırdım. Sonra kitap ve senaryoyu aynı anda okudum. Kitap fikirler ve konseptler anlamında çok zengin ve film için hangi kısımlarını seçeceklerini merak ediyordum, bunu filme nasıl yedireceklerini de. Senaryonun gerçekten enteresan olan tüm dinamikleri ve karakterleri barındırdığını gördüğümde hemen ben de bu işin bir parçası olmak istedim. Çünkü kendisini çok ciddiye almıyordu, çok ciddi bir biyografik yapıt değildi ama aynı zamanda onun hakkında çok şey öğrenmenizi de sağlıyordu. Ayrıca Timur’un inanılmaz bir görüsü olduğunu düşünürüm, aksiyon sahne çekimlerini de çok seviyorum. Aksiyonu kimsenin çekemediği gibi çekiyor. Tabii üzerine bir de Tim Burton’ın akıl almaz hayalgücü var.”

Dişi sivri bu yaratıkların çekiciliğine de dikkat eçkiyor: “Vampirlerde çok seksi olan bir şey var. Sonsuza kadar yaşayacak olmanın gizemli bir yanı var ve sanırım hepimiz gizliden gizliye bunu istiyoruz aslında. Hepimiz onların büyüsüne kapılabiliyoruz. Çoğu trajik figürler ve içinde bulundukları durumdan kurtulmak istiyorlar. Onları oynamanın yüzlerce yolu var..” Cooper’a gore Sturgess rolünü üstlenebilmenin asıl öğelerinden biri, çok yaşlı bir yaratığı canlandırabilme kısmıydı. “500 yıl yaşayan biri sıkılmış bir kişilik olmalı. Dünyanın tüm zenginliklerini görmüş, çok paralara sahip olmuş, bir erkeğin hayal edebileceği her türlü zevki yaşamış ve herşeyi denemiş birisi olsa gerek. İşte bu yüzden o kadar uçlarda bir karakter ve hayatına bir heyecan katmak için uğralıyor. Hayatında hiç bulamadığı aşkı bulmaya çalışır gibi. Aynı zamanda çok zeki ve çok da iyi bir eğitmen. Fakat çok karanlık bir yanı ve çaresizlikleri de var..”

Cooper dövüş sahneleri için çalışmaya başladığında kendisi de bir o kadar çaresiz haldeydi. “Hergün dövüş eğitimi alıyordum ve çoğunluğu da balta eğitimiydi. Sanırım Timur beni elimde baltayla ilk gördüğünde hayal kkırıklığı yaşadı. Eğitmenler tabii ki kusursuzdu fakat kendin çalışıp yaptığında her zaman daha iyi oturuyor. Bu yüzden çok fazla çalışmanın önemli olduğunu düşünüyorum. Ve Timur sahnelerde ve hareketlerde değişiklik yaptığında, bu değişime 10 dakika içinde çalışıp alışıp, dövüş sahnesine geçebiliyorsun. Ne yaptığını biliyor olman gerekiyor.”

Yazı: James White

Yazar hakkında: Öteki Sinema

Öteki Sinema editörleri Prometheus'un David'i gibi... Siz uyurken bile, hoşunuza gidecek yazıları buluyor, itinayla hazırlıyor ve yayına sunuyor. Öteki Sinema çalışıyor!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir