Film Eleştirmeni Olmak İsteyen Gençleri Uyarıyorum!

Eğer hala o niyette birileri varsa diye… Film eleştirmeni olmak isteyen gençlere son uyarımdır; olmayın!

Çünkü kimsenin sizin film okumalarınıza, sektör eleştirilerinize (bunu ancak cesur ve aptal olanlarınız yapar) ihtiyacı yok!

Bu işten para kazanamayacağınızı artık çoktan anlamışsınızdır ancak “para mühim değil, kıymet verilsin yeter, hem benim anam-babam zengin” diyenlerdenseniz, ortada öyle bir kıymet verme hali de kalmadı.

Çünkü ülkemizde yaşayan insanlar birbirlerinin boğazını sıkıp canını çıkarmak için uğraşırken, herkese daha çok mermi-mayın-bomba gerekirken kim ne yapsın filmleri izleyip de eleştiren çokbilmişleri?

Sosyal medyada sinema haberlerini takip eden biriyseniz, fark ettiniz; Türk sinemasıyla ilgili tüm haberler, Milano’dan, Venedik’ten, Toronto’dan geliyor. Emin Alper Abluka’yı anlatıyor, Can Evrenol’un (bizim tayfadandır) Baskın filmi Midnight Madness kısmında büyük beğeni topluyor vs.

Bazı şanslı sinema yazarlarımız var, bütçe denkleştirip gidiyorlar bu festivallere, Kerem Akça ve Selin Gürel gibi, biz de onlardan alıyoruz haberi… Yazdıkları filmler hakkında meraklanıyoruz ancak kurabileceğimiz cümle şu; “vizyona girdiğinde izleriz.”

Neden? Çünkü film eleştirmenlerinin çalışma alanları festivallerdir. Festival yoksa olanına da gidemiyorsan, malası olmayan bir sıva ustasısın. Git evinde uyu…

Bakın, 51. Altın Portakal ile başlayan lanet devam ediyor. Adana’nın filmleri sadece jüriye gösterme kararından sonra Edirne’nin Film festivali de seçim sonrasına ertelenmiş, Antalya zaten Kasım’ın sonuna gitmişti. Van’da yapılan film festivali de erteleme açıkladı. Bildiğiniz gibi, son İstanbul Film Festivali ve Ankara Film Festivali de gösterim iptalleriyle doluydu.

Düşünüyorum da son bir yılda sakatlanmadan ve gösterim iptali yapmadan başlayıp biten tek festival, Uluslararası Malatya Film Festivali… Oysaki sinema sanatının festival ayağı kurumamalı. Onca emekle çekilen filmler buralarda da gösterilemiyorsa eyvah! derim çünkü festival filmleri söz konusu olduğunda vizyonda salon bulmak hepten hayal artık.

“Protesto yaparken abartmayalım, festival makinesini bozmayalım” demiştim, şimdi o dediğim günleri yaşıyoruz. Emin Alper’in son filmi Abluka’yı İtalyanlar (Venedik’te) izliyor ama Türk sinemaseverler avucunu yalıyor. Ne güzel değil mi?

Son haber ise şu: Altın Koza gösterim yapmaya karar verdi. Adanalı sinemaseverler gidip filmleri izleyebilecekler ancak filmleri yapanlar ve onlarla bu filmler üzerine söyleşi vs. yapacak olanlar çağırılmıyor. Neden? Çünkü gerek yok!

Belediye festivallerinin sinemayı falan umursadığı yok, o işler festival komitesindeki bu işe gönül vermiş arkadaşlar sayesinde yapılabiliyor yoksa bir belediye başkanının en çok sevdiği şey bahane bulup bu pahalı organizasyonu iptal etmek! Bazen de fırsat ayağa geliyor işte…

2010 yılında yapılan Altın Koza Film Festivali’nin basın toplantısına katılmak üzere Adana’ya gitmek için havaalanı yolundayken, “özür dilerim Mavi Marmara gemisine yapılan saldırı nedeniyle basın toplantısını iptal ediyor, festivali erteliyoruz” telefonuyla bu işlerin memlekette nasıl döndüğünü anlamıştım.

Türkiye hiçbir zaman huzurlu bir ülke olmayacak. Deprem olacak, yangınlar çıkacak, binalar çökecek, gemiler batacak, devlet şehirleri kuşatacak, teröristler yolları havaya uçuracak.

TDK, festival şenliktir demektir diyor. Şen olmayan bir ülkede şenlik yapamazsınız. Böyle bir iklimde film izlemek bile suçluluk duymayı gerektirir, bir de tutup o filmin eleştirisini yazacaksınız, sosyal medyada paylaşacaksınız. Birbirinin gözünü oyan onca insan içinde “bakın güzel bir film izledim” diyeceksiniz.

Dedirtmezler…

Vizyondaki filmlerin %90’ı çöp, sinemaya gitmeniz için de çok bir bahaneniz yok aslına bakarsanız. O zaman ne yapıyoruz; video çılgınlığı zamanlarına geri dönüyoruz! Alıyoruz DVD’lerimizi, evimizde paşa paşa seyrediyoruz, fikirlerimizi de eşimizle dostumuzla paylaşıyoruz.

Başka nasıl olacaktı ki? Bu ülkenin film festivallerinin bile eleştirmenlere ihtiyacı yokken…

MURAT TOLGA ŞEN – [email protected]

Yazar hakkında: Murat Tolga Şen

Çocukluğu Samsun'da eniştesinin müdürü olduğu sinemada film izleyerek, film parçalarına oyuncak merceğinde bakarak geçti. 2005 yılının sonunda "Öteki Sinema" yı kurdu. Beyazperde, Cinedergi ve Medyaradar'da yazıyor. Motor, yelken ve fotoğraf tutkunu... Film izlemeyi ve filmler hakkında yazmayı herşeyden daha çok seviyor.

Bir yorum var

  1. Ağzına sağlık. Olanlara hepimiz üzülüyoruz ama sinema bir sanattır. Ama dediğiniz gibi çoğu kişi eğlence olarak görüyor. Konser değil ki bu ertelensin.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: