Kadınlar Korkutuyor: XX / Korku Tüneli (2017)

Korku Tüneli, Türk sinema seyircisinin alışık olmadığı (ya da sevmediği) türden bir yapım, 4 kısa korku hikayesinden oluşan bir seçki… Bu filmlerin ortak özelliği de hepsinin kadın sinemacılar tarafından yönetilmiş olması. Bu dörtlünün arasında Jennifer’s Body ve Aeon Flux gibi uzun metraj gişe filmlerini yönetmiş Karyn Kusama da var.

Yine de beklentiniz tavanda olmasın zira ortada çok pırıltılı bir sonuç yok. District Nine’nın yönetmeni Neill Blomkamp, Oats Studios’u kurup Youtube ortamında muhteşem kısa korku-bilimkurgu filmlerini bedavaya yayınlarken insan sinemaya gittiğinde de sarsılmak istiyor. Ama Korku Tüneli’ndeki hikayelerin ve bunları filme çeken sinemacıların gücü standart ötesi bir iş çıkarmaya müsait değil.

Filmlerin birbiriyle tematik bir bağı yok. Stop-motion bir animasyon ile aralarında geçiş yapılıyor. 4 filmin ilki olan “The Box”, aynı zamanda seçkinin en iyisi… Trenle eve dönen bir ailenin karşısına bir yabancı çıkıyor, ailenin küçük erkek çocuğu fazla meraklı ve adamın elindeki kutuda ne olduğunu öğrenmek istiyor, annesinin itirazına rağmen yabancının da hoşgörüsüyle kutuya bakıyor ve sonra çocuğa bir haller oluyor! Yemeden içmeden kesiliyor ki bu önce kız kardeşine sonra da babasına sirayet eden bir salgına dönüşüyor. Sonu pek bir yere bağlanamasa da ilginç ve atmosferik bir gizem öyküsü olmayı başarıyor. The Box, yazdıkları bir sürü uzun metraj korku filminin senaryosunu da oluşturan romancı Jack Ketchum’a ait bir öykü…

Diğer filmler için aynı olumlu cümleleri kurmak zor.  St. Vincent’in yönettiği “The Birthday Cake” için korku komedi denemesi diyebiliriz, seçkinin en zayıf halkası… Roxanne Benjamin’in elinden çıkan “Don’t Fall” ise benim de izlemekten hoşlandığım bir “şehirli züppeler doğanın kucağına gelir ve hayatlarının en kötü tecrübesini yaşarlar” hikayesi ama sırtını fena halde klişelere yaslıyor. Kamp yapmaya giden 4 arkadaşın başına gelecekleri onlar yaşamadan önce kolayca tahmin edebiliyorsunuz. Birkaç zıplatma efektiyle olduğundan daha iyi görünmeye çalışıyor. Benim dışımda izleyen herkesin en çok beğendiği, son film “Her Only Living Son”da da bir pırıltı yok. Karyn Kusama şişirilmiş vasat bir sinemacı olduğunu bir kez daha gösteriyor. Özellikle bu kısayı sinemada izlemektense TV’de görmeyi tercih ederim ki zaten filmi öyle izledim!

Korku Tüneli, bir ay içinde karşıma çıkan 2. Netflix filmi… Stakelander’ı da, bu filmi de evimde izleme konforuna sahiptim ve ilginç bir şekilde filmler yaz vizyonunda sinemalarımıza da uğradılar. Stakelander, Türkiye salon gösteriminden bir süre önce ülkemiz arşivinden çıkarıldı ama Korku Tüneli an itibariyle Netflix’ten de izlenebilir.

Kadın sinemacıların elinden çıkan 4 kısa korku filmi… Korku Tüneli bu cümleden daha fazla bir anlam üretemiyor. Bir zamanların Alacakaranlık Hikayeleri tadında işler ancak korku filmi meraklılarının dişinin kovuğuna bile gitmez. Bu tür seçkilerde bir sonraki hikayenin ne olacağını merak ederek finale kadar bir şekilde ilerliyorsunuz, buna rağmen Korku Tüneli’ndeki 80 dakikalık gezinti benim için oldukça sıkıcı bir deneyime dönüştü. VHS’deki gibi sarsan, şaşırtan bir tarafı yok. Kadın günlerinde, misafir gelince ikram edilen şık ama lezzetsiz bir pasta… İzleyecek başka film bulamadıysanız, bir şans verebilirsiniz.

[email protected]

Yazar hakkında: Murat Tolga Şen

Çocukluğu Samsun’da eniştesinin müdürü olduğu sinemada film izleyerek, film parçalarına oyuncak merceğinde bakarak geçti. 2005 yılının sonunda “Öteki Sinema” yı kurdu. Beyazperde, Cinedergi ve Medyaradar’da yazıyor. Motor, yelken ve fotoğraf tutkunu… Film izlemeyi ve filmler hakkında yazmayı herşeyden daha çok seviyor.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir