Metin Demirhan öldü sananlara…

Yazan: 02 Kasım 2009  
Kategori: Kavram - Kuram

http://static.ideefixe.com/images/242/242750_2.jpg21 Şubat 2009… Kanal D stüdyoları… Saat geceyarısını çoktan geçmiş… Okan Bayülgen’in hazırladığı Disko Kralı’nın konukları stüdyoda hararetli bir şekilde “Erotik Türk Sineması”nı tartışıyorlar. Aslında tartışmaktan öte, yere yatırmış tekmelemeye çalışıyorlar. O dönemin ve o furyanın fenomen erkek oyuncusu Aydemir Akbaş ile aslında bir “erotik star” olmayan fakat Killing serisinde canlandırdığı fettan kadın karakteri ile o kadınların cisimleşmiş hali olarak stüdyoda bulunan Mine Soley çok kibar ve biraz da mahçup bir şekilde gelen eleştirileri karşılamaya çalışıyorlar… Asıl oyuncular sayılabilecek Zerrin Egeliler, Arzu Okay, Figen Han gibi isimler akıllıca davranıp başlarına gelecekleri sezdikleri için programa katılmamışlar… Daha ilk dakikalardan itibaren kıymeti isminden menkul bazıları ise ortalığı boş bulmuş bir şekilde ve bizim insanımıza has bir özellik olan “bilmediği sevmediği şeylerden herkes adına nefret etme” patavatsızlığı ile aradan geçen 30 yıla rağmen aslında pek de bilmedikleri bir konuda ahkam kesiyorlar ve Stüdyonun demirbaşı sayılabilecek (Aynı zamanda 4 erotik filmde rol almış) bir isim de onlara arka çıkıyor! Bir de üniversite tezini “Erotik Türk Sineması” üzerine vermiş bir kızımız var ki hiç konuşmamasından bu tezin bizim lise’de son gün hazırladığımız abuk dönem ödevleri gibi bir şey olduğunu anlıyorum.

3 gün önce… Hayatım sakince akıp giderken akşam üstü mail kutuma düşmüş bir e-posta ile irkiliyorum. Başlarda “Öteki Sinema” bloguna olan tutkumu bilen bir arkadaşın yolladığı bir şaka zannettiğim şey giderek ciddileşiyor, verilen telefonu arıyorum; karşımda “Makina” ekibinden Aziz Kedi… “Seks furyası ile ilgili bir program yapıyoruz, katılırsanız çok seviniriz…” diyor, “Elbette, teşekkürler…” deyip kapatıyorum ve sıradanlığıma karışmış bir kafa ile dönüveriyorum.

http://1.bp.blogspot.com/_MqlO8j9krao/SQ3y3KlxyNI/AAAAAAAAAw0/lxtt5bkl4KU/s400/metin+demirhan.JPG“Neden ben?” sorusu ilk aklıma gelen şey oldu. Evet, blogda “seks furyası” üzerine çok yazı yazıp o insanlara takdir-i iade etme amacı taşıyorduk ama koskoca Türkiye’de, ulusal bir TV’nin yayınına çıkıp konuşabilecek çok daha başka insanlar da olmalıydı… Aklıma ilk gelen isimler “Erotik Türk Sineması” kitabının yazarları kıymetli Giovanni Scognamillo ile rahmetli abimiz Metin Demirhan oldu. Bu gecikmiş yayına mutlaka katılması gereken asıl isimler onlardı… Başka hiç kimse, amaçlanan “Erotik sinema ile Türk insanını barıştırma” gayretini başaramazdı çünkü… Onların teknik bilgisi ve sinema sevgisi olmadan böyle bir konu tartışıldığında ortalık karışırdı ve karıştı da…

Karın ağrıları, yemeden içmeden kesilme ve kafamda “Sevgili Okan o öyle değil aslında böyle!” ile geçen binlerce hayali konuşmadan sonra “Türk Seks Sineması” konulu “Disko Kralı” başlamak üzere… Evden çıkmadan önce, epey yanlış bir zamanlama ile (programa çıkmama 8 saat kala!) 2 şişe birayı, Metin Demirhan’ın mantar panomda ki resmine bakıp “Senin için abi” deyip hızlıca kafama dikerek içiverdim.

Yayın başladığında ilk çıkan grupta değildim ve aslında son yarım saatte Bayülgen’in önündeki notlarda tesadüfen ismimi görmesiyle çağırması olmasa, programın tamamını kulisteki monitörden izlemek zorunda kalabilirdim. (Arada sırada gelip benimle sohbet ederek sıkıntımı geçiren Aziz ve kız arkadaşına teşekkürler…)

Fakat aslında son derece ızdıraplı anlardı… İçeride arkadaşları dövülürken eli kolu bağlanmış biri gibi hissediyordum ve sürekli “Ah orada bir Metin abi olacaktı, nasıl yerdin sen o lafları!” diye söyleniyordum ki ancak, ölmüş ama yaşayanların hayatını hala anlamlandırabilen birinin başaracağı bir şey yaşandı; Stüdyonun elektirikleri kesildi! Öyle ki mecburen verilen reklam arasına rağmen bir türlü gelemeyen elektirikler yüzünden yayın karanlıkta başladı ve az önce gemi azıya almış bir çok değerli! eleştirmen-yazarın 30 yıl öncesinin sinemasını pataklama isteği bu sayede sonlanmış oldu. İnanıyorum ki bu Metin’in bir işareti idi… O sıkıntı biraz daha devam etseydi Metin’in iyiden iyiye cisimleşerek adamın boynunu gövdesinden bile ayırabileceğini düşündüm sonradan… (Masada yuvarlanan bir kafa, kanlar fışkıran bir vucut, panik içinde kaçışan izleyicilere ve gür bir Demirhan Kahkahası… Tam da Metin abinin seveceği bir sekans)

n531423389_223678_846

Öncesinde ya da sonrasında Disko Kralı’nda bu tarz bir “elektirik kesilmesi” vakası yaşanmadı, o yüzden bu olaya gayet “supernatural” bir yaklaşım getirebiliyorum ki zaten böyle bir şeyi öteki tarafa geçenlerden sadece Metin Demirhan başarabilirdi! O işareti de aldıktan sonra programda yer alabildiğim sürece tüm çabam Metin’in anlatmaya çalıştığı şeyleri savunmak adına oldu… Elbette orada ki varlığım ancak Metin Ağabeyin gölgesi kadar kıymetlenmiş olabilir…

Metin Demirhan ölümünün 2. yılında hala bizlerle… O ölmedi. Tüm büyük ve iyi insanlar gibi ilham ve işaret vermeye devam ediyor ve bazı insanların ölümünün sadece fiziksel bir yokluk olabileceğini ispatlıyor. Yıldönümünde mutlaka şerefine içeceğim. Öte tarafta binlerce fantastik ögenin tepesindeki tahtında oturup bizleri izlerken hayal ediyorum seni ağabey… Çok yaşa sen sinema yazanların Kralı!

Yazarımız: Murat Tolga Şen

Murat Tolga Şen tarafından yazılmış 489 Öteki Sinema yazısı var..

Çocukluğu Samsun'da eniştesinin müdürü olduğu sinemada film izleyerek, film parçalarına oyuncak merceğinde bakarak geçti. 2005 yılının sonunda "Öteki Sinema" yı kurdu. Sitede editörlük yaparken bir yandan da Beyazperde, Cinedergi ve Medyaradar'da yazıyor. Motor, yelken ve fotoğraf tutkunu... Film izlemeyi ve filmler hakkında yazmayı herşeyden daha çok seviyor.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Yorumlar

"Metin Demirhan öldü sananlara…" için 10 yorum

  1. can evrenol tarafından 02 Kasım 2009 01:22 tarihinde 

    Saygıyla anıyoruz!

  2. Masis Üşenmez tarafından 02 Kasım 2009 09:59 tarihinde 

    Metin Demirhan gibi bir ismin bu şekilde aramızdan ayrılmış olması hala inanılası gelmiyor bana. Hele de onun sahip olduğu parayla ölçülemeyecek değerdeki arşivin ne hale geldiğini duyan biri olarak anısına yapılan saygısızlığı da kınıyorum.

  3. tolga demirtaş tarafından 02 Kasım 2009 13:27 tarihinde 

    sahibinden.com’da arşivinin nadide parçaları kısım kısım satılmakta.

  4. Murat Tolga Şen tarafından 02 Kasım 2009 15:06 tarihinde 

    Bu arşivin heba olması kısmını ben bilmiyorum arkadaşlar… Biraz açabilir misiniz?

  5. Ali Murat Güven tarafından 03 Kasım 2009 05:34 tarihinde 

    Ah Metin… Güzel kardeşim Metin… Çok erken gittin… Halbuki daha yeni açılıyorduk… Bak ne güzel, HD kameralar da ucuzlamaya başlamıştı. 1980′lerin Türkiye’sinde, gariban semtimiz Gaziosmanpaşa’dan bakınca gözümüze oldukça ütopik görünen bütün o hayallerimizin yolunu açmıştı Youtube, internet ve dijital teknoloji…
    Tek tesellim, şimdi artık Sony’nin bile yapamayacağı kadar hassas, insan aklının tasavvur edemeyeceği kadar kaliteli olan öte âlem kameralarıyla çalışıyor olman…
    Bilesin ki seni unutmuyoruz, unutturmuyoruz.

  6. Masis Üşenmez tarafından 03 Kasım 2009 10:12 tarihinde 

    Yasin’in dediği gibi işte arşivi çarçur ediliyor üstadın. Başka bir ülkede olsa müzede falan değerlendirilirdi bu kaynak.

  7. Sinematik tarafından 03 Kasım 2009 21:19 tarihinde 

    Merhaba

    Çok güzel bir yazı olmuş. Ben yorumları okurken bir noktayı tam olarak anlayamadım arşivinin çok pahalıya mı satıldığına mı dikkat çekiliyor?? yoksa arşivin dağıtılıp satıldığından mı?

    Masisin isteği çok güzel ama o arşivi satın olacak mercii/makam kim olmalı? :) Zengin bir işadamı dışında alternatif gelmiyor aklıma…

  8. tolga d. tarafından 03 Kasım 2009 22:37 tarihinde 

    ben o arşivden bir kaç dvd ve vhs kaset edindim

  9. Masis Üşenmez tarafından 04 Kasım 2009 10:23 tarihinde 

    Sinematik dediklerinin ikisi de problem. Metin’in hayatını vererek hazırladığı dev arşiv birdaha birleşmemek üzere dağılıyor önemli olan bu. 2.si de o arşivden kalanları bari birarada tutmak isteyenlere de uçuk fiyatlar söyleniyor. Gün geçtikçe daha da eriyor :(

  10. Sinematik tarafından 05 Kasım 2009 16:13 tarihinde 

    Masis, sana işin duygusal yönden katılıyorum yani ben de kendi dagılmadan arşivimi bırakacak birkaç kişi isterim :( yani o açıdan aynen öye …. o emek ve göznuru

    Ancak Metin ekonomik zorluklarla boğuşuyordu zaten Ölümünde bu durum var, 4-5 kişi olayı duyurduk çağrı yaptık o dönemde hatırlarsan. Yeşil kart durumuda vardı. Ben açıkcası arşivinin satışa çıkacagını bekliyordum. Bu noktada bize düşen o arşive birlikte sahip çıkmaya çalışmak olabilir. Akbabalık yapmadan onu düzgünce yaşatmak. Anlamayan birilerinin elinde olmaktansa onu yaşatacak insanların arasında bölünmüş olması ve mali olarakta ailesine bir destek olmak bence en güzeli olur.


Yorumunuzun yanında istediğiniz resmin görünmesini istiyorsanız gravatar edinin!