Moon (2009)

Moon: Tek kişilik dev kadro!

http://www.otekisinema.com/wp-content/uploads/2009/10/afis3.jpg

Ay… Dünya’nın uydusu. Dünya’nın çevresinde attığı tur bir zaman ölçüsü olarak kabul ediliyor. Mitolojide yeri var. İnsanların üzerinde etkisi olduğuna inanılıyor. 2009 yılında çevrilen bu filmle Ay, yeni bir anlam kazandı. Orası artık sistem eleştirisinin mekânı. Ay…

Gelecekte insanlık, Dünya’da baş gösteren enerji sıkıntısını çözmek için Ay’a gitmiş. Burada taşların arasında bulunan Helium-3 gazını çıkararak tüm enerji sorunlarını çözmüştür. Bu iş için Lunar Industries tarafından kurulan ve Dünya’yla iletişim bağlantısı aylardır kesik olduğu için Jüpiter üzerinden tek yönlü olarak ulaşılabilen Sarang üssünde tek kişi çalışmaktadır: Sam Bell. Üste ondan başka sadece Gerty adında yapay zekâ vardır. Sam Bell evli ve bir çocuk babasıdır. 3 aydır görmediği ailesi burnunda tütmektedir. Neyse ki kontratının bitmesine ve dünyaya dönmesine, eşi Tess’le hiç görmediği kızı Eve’ye kavuşmasına sadece 2 hafta kalmıştır. Ancak hiç beklenmedik bir şey olur. Eşi Tess’le arasının bozulması yüzünden dikkati dağınık olan Bell, kaza geçirir ve Ay aracını maden kazıcıya çarpar.

Sam Bell uyanır. Gerty kaza geçirdiğini söyler. Maden kazıcılardan biri hareket etmemektedir ama üssün dışa açılan kapılarının hepsi kilit altındadır. Sam Bell, uyguladığı sabotajla kapıları açtırmayı başarır. Hareket etmeyen kazıcıya gittiğinde bir Ay aracının çarparak yolunu tıkadığını görür. Aracın içine girdiğinde ne görsün? Bizim Sam Bell. Ölümü bekliyor. İki Sam Bell de birbirlerinden neden iki tane olduğunu merak ediyor ve araştırmaya başlıyorlar. Açığa çıkan gerçekler, hayatlarının bir yalandan ibaret olduğunu ortaya koyuyor.

http://www.otekisinema.com/wp-content/uploads/2009/10/m04.jpg

Bu paragraf, filmin konusu hakkında sürprizbozan (spoiler) bilgiler içermektedir.

Moon’un bilim-kurgusal hikâyesi derin bir sistem eleştirisi içeriyor. Sarang üssünün sahte, steril beyazlığı, kirli kapitalizmin pazarlamayla tüketimi arttırmak için yarattığı sahte duyguları vurguluyor adeta. Sam Bell’lerin klon çıkması, aslında sistemin insanı ne hale getirdiğini simgeliyor. Herkes aynı. Herkes insani umutlarla, robot gibi çalışarak yaşıyor. Burada insani umut, klonları hayatta tutmak için gösterilen havuç, karısı ve kızının gönderdiği söylenen görüntülü mesajlar. Dahası da var. 1. Sam Bell’in durumundan ve daha sonra üs kayıtlarından izlediğimiz daha eski klonların halinden anladığımız kadarıyla klonların ömrü 3 yıl. Bu sürenin sonunda dünyaya gittiklerini zannederek küçük bir kabinin içine giriyorlar, ancak burada imha ediliyorlar. İmha edilmeseler de ölecekler zaten. Bu “kullan-at” işçi modeli, sistemin vahşetini gözler önüne seriyor. Amacı insan olmayan, paradan başka hiçbir şeye ve başarı ölçüsüne yer vermeyen liberal kapitalizmin insan üzerindeki etkisi filmde geniş bir yer bulmuş ve gayet güzel ifade ediliyor. Böyle bir ortamda insana insan gibi davranan şeyin bir yapay zekâ olması düşündürücüdür. Gerty, Lunar Industries’te insancıl olan tek şey. Bir diğer şeyse 2 işçinin güçlerini birleştirmeye karar verdikten sonra sistemin kendi aleyhlerine çalıştığını öğrenmeleri ve onu yıkmaya çalışmaları. Dahası, biraz Gerty’nin yardımıyla da olsa bunu başarmaları. Bu noktada ister istemez insanın aklına Karl Marx’ın “dünyanın tüm işçileri, birleşin” lafı geliyor. Birlikte dünyayla iletişimi kesen sinyal bozucuları keşfedip sistemi yıkıyorlar, yine birlikte yaptıkları plan sayesinde içlerinden biri kaçıyor ve sistemin vahşetini tüm dünyaya ilan ediyor. Sistemse kendisini yalan ve dezenformasyonlarla savunuyor.

http://www.otekisinema.com/wp-content/uploads/2009/10/m05.jpgFilmi tek başına sırtlayan aktör Sam Rockwell, kariyerinin en akılda kalıcı performanslarından birine imza atıyor. Rol, Rockwell için özel yazılmış. 1. Sam Rockwell’in yalnızlık yorgunluğunu ve fiziksel durumunu aktarmakta son derece başarılı. 2. klonun toy saldırganlığını da aynı başarıyla vermiş Rockwell. Başka bir deyişle, 2 Sam Bell arasındaki fark çok belirgin ve Rockwell’in performansı ikisini de inandırıcı kılıyor. Rockwell’e sesiyle eşlik eden ünlü aktör Kevin Spacey, 2001’deki HAL9000’e gönderme niteliği taşıyan Gerty’ye can veriyor. Filme en çok katkı yapan isimse, şüphesiz yönetmen Duncan Jones. David Bowie’nin mahdumu olan Jones’un bu filmden sonra adını duyuracağına şüphe yok. Filmde yarattığı dramatik yapı ve duygu takdire şayan. Görüntü efektleri için bilgisayar yerine maketleri tercih olması da. Ama en ilginci, filmi her şeyiyle sadece 5 milyon dolara çıkarmış olması.

2009 bilim-kurgu yılı oldu. Bütçesi yüz milyonlarca doları bulan 2012 gibi bir çöp ve Avatar gibi bir teknoloji demosu izledik. Ama 2009’un iz bırakan bilim-kurgu filmleri düşük bütçeli, bağımsız yapımlar oldu. Yasak Bölge 9 (District 9), Pandorum ve Yol (The Road) gibi Ay da (Moon) senenin en başarılı filmlerinden ve bu filmlerin 2009’un “piyasa” bilim-kurgularından çok daha kalıcı olacaklarına inanıyorum. Moon, kült doğmuş bir film.

Not: Murat Kızılca’nın yazdığı diğer “Moon” kritiğini buradan okuyabilirsiniz.

Yazar hakkında: Kaan Zanbakcı

1976, İstanbul doğumlu. Sinema denen sanatın ne kadar büyülü bir şey olduğunu 1986’da, Şişli Site sinemasında izlediği Return of the Jedi ile farkına vardı. 10 yıldır çevirmenlik yapıyor. Önce Divxplanet bünyesinde, ardından Öteki Sinema’da film eleştirileri yazdı. Sender’in açtığı senaryo atölyelerine katıldı. Hayalî İcraat adında bir bilimkurgu/fantastik sinema sitesi hazırladı ancak o büyüklükte bir siteyi tek başına hazırlamanın zorlukları, hosting firmasının saçmalıklarıyla birleşince 6 yılda büyük mesafe kat eden, 800’ü aşkın makale içeren sitesini kapadı ve Öteki Sinema’ya geri döndü.

2 Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir