The Omega Man (1971)

Günümüzde Gravity gibi bilim kurgu filmleri eleştirmenler tarafından önemseniyor olsa da ben hala 1950-1990 arası bilimkurgu filmleri kafasını daha çok seviyorum. Charlton Heston’ın bende sempati yaratmasının en önemli sebebi de o dönemde Maymunlar Gezegeni, Soylent Green ve Omega Man gibi bilim kurgu klasiklerine el atmış olması.

Omega Man günümüzde çevrilse oldukça negatif eleştiriler alabilecek bir film olabilir ancak filmin 1971 yılında çekilmis olması bile benim için yeterli bir referans. Omega Man, Richard Matheson’ın I Am Legend romanından uyarlanmış bir film. Aynı romandan yapılan ilk uyarlama Vincent Price’lı The Last Man on Earth. Kitaptan son uyarlanan film ise kitap ile aynı ismi taşıyan Will Smith’li I Am Legend idi.

Omega Adam filmi üzerine görüşlerime geçmeden önce bir uyarıda bulunmak isterim. Bundan sonra yazacaklarım filmi izlememişler için film hakkında oldukça fazla sürprizbozan içeriyor.

The Omega Man 1

Film 1975 yılında yaşanan bir nükleer savaştan sonra dünyaya yayılan biyolojik bir felaket sonrası dünyada kalan son yaşayan insanı konu alıyor. Daha doğrusu film afişlerinde dünyada tek bir insan kaldığını duyuruyor. Tek insanlı bir dünya vadeden filmin belki de en garip kısmı hakkında yürütülen ve afiş ve dvd kapağında yazanlar çünkü Omega Man filminin ortalarında oldukça kalabalık bir film halini alıyor.

Heston’ın ray ban gözlükleri ile kızmızı arabasında bomboş Los Angeles sokaklarında dolaşması ile açlıan film aslında daha 2. dakikasından Heston’ın yanlız olmadığını ve düşmanları olduğunu gösteriyor. Filmin başinda tek başına yaşayan Omega Adamın rutinlerini ögrenirken çiçek çocuklara ve Woodstock’a yapılan güzel göndermeden sonra havanın kararması ile ilgili tehlikeden haberdar ediliyoruz. Film burada fazla uzatmıyor ve düşmanlarla evinin girişinde karşılaşıyoruz ve bütün bunlar ilk 5 dakika içerisinde oluyor.

Omega Adam oldukça düzenli ve hazırlıklı bir adam. Ancak sayısal üstünlük ve her gece yapılan saldırılara karşın 2 yıl evine nasıl girilemediği benim için bir muamma oldu. Özellikle yan evlerden neden atlanmadığı ve girilmediğini çözemedim ancak filmdir diye bu noktayı es geçtim. Ayrıca ana enerji motorunun sadece 3 kilitle ve bir garajda olması bana pek mantıklı gelmedi. Gerçi mantıksız gelen bu durum filmin sonunda evin en zayıf noktası olarak karşımıza çıkıyor.

The Omega Man 2

Tek başına geçirdiği 2 yıl boyunca muhabbet ettiği en yakın dostu sezar’ın büstü ve dışarıda onu sinirlendirmeye çalışan virüsten etkilenmiş ve yeni insanlık olarak tanımlayacağımız Aile olmuş Omega Adam’ın. Heston yanlız bir adamı başarıyla canlandırıyor. Vampirlerle dolu bir dünyada eskiyi baz alarak yaşantısını sürdürmeye direnen bir bilimadamının felaket sırasında yaşadıkları bize flashbackler ile anlatılıyor.

Oldukça hızlı gelişen hikayede günlük rutinlerini yapan Neville aile ismi aslında vampir olan yeni insanlar tarafından yakalanıyor. Burada hikaye ortaçağa göndermeler yapıyor. Put kırıcılık ve sonrası batı kilisesinin engizisyon mahkemesi tadında bir suçlamadan sonra yakılmak üzere iken Omega Man’in aslında tek canlı kalan adam olmadığını görüyoruz.

Kurtarıcıları onları diğer virüs bulaşmamış çocukların yanına götürüyor tabi filme bu noktada bir de esas kadın dahil oluyor. Neville 2 yılın getirdiği açlıkla çesitli kurlar yapıyor siyahi Lisa’ya. Tabi o sırada Lisa’nın virüs bulaşan kardeşini kurtamayı da ihmal etmiyor. İşte filmin özellikle bu bölümleri mantık hataları ve kopukluklarla dolu. Sonuçta çok derin bir film olmamasına rağmen Neville, Lisa ve erkek kardeş üçgeni, aşk hikayesi ve olayların gelişimi oldukça basit ilerliyor. Özellikle bu kısımlarında Kotte bir orijinal Star Trek bölümü izliyorum hissi uyandırdı ben de.

The Omega Man 3

Ayrıca filmde oldukça fazla sembolojiye yer verilmiş olması ve filmin sonunda çocukları kurtarmak için kendini feda eden Neville’in çarmıha gerilmiş gibi olmuş olması gibi numaralar 2000’li yıllarda pek bir çocuksu kalıyor.

Heston’ın Maymunlar Gezegeni, Soylent Green ve Omega Man filmlerinde bir apokaliptik üçleme yaptığından bahsedebiliriz. Maymunlar Gezegeni’nin 2. bölümünde karşılaştığı nükleer silaha tapan grup ile Aile çok benzer. O noktada Heston’lı filmler kendini tekrar eden bir film var karşımızda ancak dediğim gibi oldukça fazla mantık hatasına ve klişelerine rağmen izlemekten keyif aldığım bir film. Maymunlar Gezegeni’ne nazaran oldukça iyimser bir bilim kurgu filmi Omega Adam.

Film sizi fazla düşündürtmüyor, mesajını veriyor ancak film o kadar hareketli ki keyif alarak ve patlamış mısırınızı yiyerek neşeli ve fazla kazmayan bir 98 dakika vadeden bu filmi bence retro bir bilimkurgu filmi olarak arşivinize katmalısınız.

Last Man On Earth is not Alone…

The Omega Man poster

Yazar hakkında: Utku Uluer

1974'te Moda'da doğdu. İtalyada yaşıyor. Italyanca ve Ingilizce dillerinde profesyonel turist rehberliği yapıyor. 1994 yılında Doğuş FM de Katiller de Ağlar müzik programı ile başlayan DJ'lik tutkusu DJ Legoman ismiyle farklı bir noktaya taşındı. 2007 yılında Sinematik yeşilçam sitesini kurdu, O zamandan beri Sinematik Yeşilçam ve Öteki Sinema'da kafasına göre yazmaktadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir