Istoria 52 / Şüphe (2008)

Sadece seyirciyi ve onun tepkilerini düşünerek sinema yapamazsınız. O zaman sinemanın zanaat ve sanat dengesini bozup, endüstriyel bir ürün vermiş olursunuz ki buna da en çok bizim gibi sinema hakkında yazan adamlar kızar. Ama seyirciyi tamamen yok da sayamazsınız! Çünkü sizin sinemasal ifadenezi anlamlandıracak kişi seyircidir. Eğer bunu dikkate almazsanız yapmış olduğunuz şeyin adı film değil mastürbasyondur ve duvara sıçrattığınız zavallı spermlerinizi görmek dışında yapacak bir sürü işimiz var!

Tüm bu zehirli giriş dün basın gösteriminde seyrettiğim komşu Yunanistan’dan gelen genç yönetmen Alexis Alexiou’ya ait Istoria 52 / Şüphe filmi için… Şüphe hakkında uzun uzadıya konuşup filmi bir şekilde önemsemeye gerek de yok aslında…

Arkadaşlarıyla yedikleri yemekten sonra Penelope ve Iasonas bir ilişkiye başlarlar. Bir gün Iasonas uyandığında Penelope’nin ortalıktan kaybolduğunu görür; ancak olan bitene bir anlam veremez. Yeni sevgilisinin kayboluşu, oldukça içine kapanık olan Iasonas’ı çaresizliğe sürükler, akıl sağlığını bozarak onu karmaşık sanrılara iter.

1976 doğumlu bu genç yönetmenin uyuşturucu ya da içki etkisi altındayken çok parlak olduğunu düşündüğü bir fikri 96 dakikalık oldukça zorlayıcı bir sinema deneyimine dönüştürmesini izleyip çıktık salondan. “Zorlayıcı” kelimesinin ise şu an gösterilmekte olan “Antichrist” ya da çok yakında bir fenomen haline dönüşecek “The Human Centipede” filmindeki gibi bir cazibe içermediğini de baştan belirteyim. Yine de finale kadar yönetmenin hızlıca bir kavşaktan dönüp filmini kurtarmasını bekledik durduk ama nafile… Tatsız, tuzsuz, abartılmış bir stilizasyondan medet uman, hiç de gerçek karakterler barındırmayan bir film bu… 25 dakikalık bir alacakaranlık hikayesi olsa belki sevilebilirdi ama bu haliyle çok zor…  Filmdeki fikrin esin kaynağı sayılabilecek yazar Philip K. Dick’i mezarında ters çevirmekten başka bir işe yaramayacaktır.

Film önümüzdeki hafta vizyona giriyor. The Shining’in efsanevi Jack Torrance’sının (Jack Nicholson) çakma versiyonunu merak ediyorsanız (Bu rolü oynayan aktör Yorgos Kakanikis bizim Tardu Flordun’a da çok benziyor) ve 1,5 saat boyunca devam eden histerisine katlanabileceğinizi düşünüyorsanız görebilirsiniz fakat uyarmadı demeyin, en tahammülkar sinefili bile canından bezdirecek kadar sıkıcı ve anlamsız bir deneyim bu…

Yazar hakkında: Murat Tolga Şen

Çocukluğu Samsun'da eniştesinin müdürü olduğu sinemada film izleyerek, film parçalarına oyuncak merceğinde bakarak geçti. 2005 yılının sonunda "Öteki Sinema" yı kurdu. Beyazperde, Cinedergi ve Medyaradar'da yazıyor. Motor, yelken ve fotoğraf tutkunu... Film izlemeyi ve filmler hakkında yazmayı herşeyden daha çok seviyor.

Bir yorum var

  1. sözlükte “bakayım millet ne demiş şu filme” derken öteki sinema linkini gördüm. iyi de oldu hani. sevgili murat tolga şen sıkılmış ama bakın bizleri kurtardı işte. bu filme gidecek zamanı başka bir filme kullanabilirim gönül rahatlığı ile.
    selamlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: