The Little Girl Who Lives Down the Lane (1976)

LGWLDTL1-624x472

Türkçe adıyla “Yolun Sonundaki Küçük Kız”, Jodie Foster ve Martin Sheen’in başrollerini paylaştığı etkileyici bir gerilim filmi.

Öteki Sinema için yazan: Gülnur Karakaş Tandoğan

Jodie Foster, filmde 13 yaşındaki Rynn’ı canlandırıyor. Rynn, şair olan babası ile İngiltere’den Amerika’ya taşınmış ve burada küçük bir kasabaya yerleşmişlerdir. Yaşından büyük davranan ve yaşayan Rynn’ın şüpheli tavırları birçok kişinin dikkatini çekmektedir. Bir Halloween gecesiyle açılışını yapan filmin bir diğer önemli kahramanı ise, pedofili kimliğiyle kasabada nam salmış Frank’tir (Martin Sheen). Sık sık Rynn’ı rahatsız eden Frank, aynı zamanda kızın yaşadığı evin sahibinin oğludur. Kasaba sakinlerinin Rynn’ı sürekli yalnız görmesi, genç kızın sırlarla dolu hayatına daha yakından bakma gayretini de beraberinde getirecektir…

Filmin çekilmesinden 2 yıl önce yayınladığı kendi romanını senaryolaştıran Laird Koenig, bu uğraşısını hakkıyla yerine getirmiş. Keza film, oldukça sağlam bir senaryoya sahip. Gerilimi doğru yerlerde tırmandıran, soru işaretlerini elden bırakmayan ve merak uyandırıcı dokudaki senaryo, aynı zamanda ciddi alt metinlere de yer veriyor. Asi ve bağımsız karakterdeki Rynn’ın kendini diğer insanlardan ötekileştirmesinin altında, insanların kendisini başkalarından farklı hissedebilme serbestliğinin olması gerektiği vurgulanmakta. Örneğin Rynn, yaşıtları gibi okula gitmek, onların yaptığı rutinleri yapmak istememektedir. Bu tercihi ise “muhafazakar” Amerika’nın muhafazakar kırsalında ilgiyle takip edilecektir.

Jodie Foster

Rynn’ın inatçılığını, soğukkanlığını ve soğukluğunu yansıtması bakımından Jodie Foster’ın oyunculuğu tek kelimeyle etkileyici. Canlandırdığı karakterle yaşıt 13 yaşındaki Foster, ister istemez kendi 13 yaşımızı düşündürtüyor. Oyunculuk zekası dendiğinde bayrağı en önde taşıyan isimlerden kendisi. Bu filmle birlikte aynı sene içinde Taxi Driver ve Freaky Friday’de de oynayan aktris, belki de oyunculuk hayatının en etkileyici rollerine imza atıyor 76 senesinde. Bir de küçük bir dipnot: Taxi Driver’da olduğu gibi burada da, oyuncunun çıplak göründüğü sahnelerde dublörlüğünü ablası Connie Foster yapmıştır.

Filmin gerilim düzeyi, özellikle birkaç sahne düşünüldüğünde oldukça yüksek. Bunda en büyük katkı ise şüphesiz Martin Sheen’e ait. Göründüğü her sahneyle birlikte aklımızı başımızdan alabilecek, evlerden uzak olsun dediğimiz bir pedofili hastasını, oyuncu yaşıyor adeta. Canlandırması zor bir karakterin hakkından zorlanmadan geliyor. Belki Sheen’in en bilinen rollerinden biri değil, ancak “Frank”in beyazperdedeki en korkunç figürlerden biri olmasında oyuncunun katkısı unutulmamalı.

Film, Macar asıllı yönetmen Nicolas Gessner’in neredeyse en bilinen işi. Daha çok televizyon filmleriyle tanınan yönetmenin buradaki başarısı, atmosfer söz konusu olduğunda daha da göze çarpmakta. Tüm “hayati” olaylar Rynn’ın yaşadığı evin salonunda meydana geliyor. Mekanın bu açıdan kısıtlı tutulmasını, oyunculukların da katkısıyla dezavantaj olmaktan kurtarıyor Gessner. Hatta filmin atmosfer yaratma konusunda en iyi işlerden biri olmasının yolunu açıyor. Filmde kullanılan Chopin’in 1 No’lu Piyano Konçertosu’nun da bu duruma katkısı yadsınamaz elbette.

Kanada-Fransa ortak yapımıyla hayata geçirilen film, hafızalara kazanan manevralarıyla, Jodie Foster ve Martin Sheen’in mükemmel oyunculuklarıyla ve ürküten atmosferiyle, hatırlanabilirliğini de artırıyor. Çocuk odaklı korku ve gerilim filmlerinin bir çoğunda olduğu gibi karakterini yetişkin gibi düşünen ve davranan, üstün zekalı bir çocuk tasviri aracılığıyla derinleştirmeyi başarıyor. Aynı zamanda Jodie Foster’ın oyunculuk gelişiminde en az Taxi Driver kadar bahsi geçmesi gereken bu filmin, özellikle psikolojik gerilim türünün peşindeki seyirciler için es geçilmemesi gereken bir hazine değerinde olduğunu da belirtmek gerek.

Yazar hakkında: Gülnur Karakaş Tandoğan

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir