The Way of The Dragon

Bu defa bir filmden değil ama aynı türe ait tüm filmlerin toplamından daha önemli bir hadise olan bir “film sahnesi”nden bahsetmek istiyorum.

18407069Filmlerini izlediğim ilk çekik gözlü “dövüş filmi” kahramanı Bruce Lee (Burij li) değildi. Daha isimsiz ya da uyduruk isimli onlarcasını izledikten ve hatta bir sürü klonunu gördükten sonra tanıştım orjinal Lee filmleri ile…

Big Boss” hiç bir zaman benim için çok büyük bir anlam ifade etmedi. “Enter the Dragon” ise, taklitlerini önce izlemiş olmamdan kaynaklı olabilir, bazı parlak anlarına rağmen vasat bir filmdi.

Yarım kalmış ve dublör desteği ile tamamlanmış “The Game of the Dead” bana Bruce’in gerçekten büyük olduğunu ispatlayan ilk filmdi ama onun neden bir efsaneye dönüştüğünü anlamama yetmemişti. Karışık bir sıralama sonucu seyrettiğim ve ne yazık ki sona kalan Bruce Lee filmi “The Way of the Dragon”u izleyene kadar da bunu tam olarak  idrak edebilmiş değildim. Ama “The Way of the Dragon” daha sonra basiretsizce taklit edilse bile asla aslının yanına yaklaşılamayacak bir “efsanevi sinema anı” barındırıyordu.  Muhteşem bir kapışma: Lee Vs. Norris yani Batı vs. Doğu…

Bir üçüncü dünyalıya ve özellikle Asyalı sinema seyircisine perdede verilmiş en büyük ödüldür bu kapışma… Batı uygarlığının simgesel merkezi Roma’nın yine simgesel değeri büyük Kolezyumunda, eski çağ gladyatörlerinin sakin vahşiliği ile gerçekleşecek ve ufak tefek  Asyalının dev gibi bir batı savaşçsını evire çevire dövmesini, tadını çıkara çıkara göstererek, sarı tenlerin altında birikmiş acı dolu yüzyılların intikamını alan bir kapışma… Filmin tamamı bu sahneyi çekmeye adanmıştır. Lee bu kutsal savaşı yüceltmek adına filmin ilk 30 dakikasında hiç dövüşmemiştir ki bu o dönemde çekilen bir dövüş filmi için çok sıradışı bir durumdur. Filmin tek kurbanı yani Lee’nin elinden filmde ölen tek kişi de yine Norris olacaktır. (Bu film ayrıca Norris’in oynayıp da sonunda öldüğü tek filmdir.)

Bazıları filmin çekildiği 1972 yılında Norris’in henüz adı sanı duyulmamış ve herhangi bir derecesi olmadığı için bu kapışmanın Bruce açısından abartılmış bir zafer olduğunu söylerler. Fakat bu yanlıştır: Chuck Norris bu tarihe kadar, 1966’da ulusal Karate şampiyonu, 1967’de ABD Karate şampiyonu, aynı yıl dünya ortasiklet karate şampiyonu, 1968’de Dünya profesyonel ortasiklet karate şampiyonu ve Kuzey Amerika Şampiyonu olmuş çok popüler bir dövüş sanatları uygulayıcısı idi.

Uzun boylu, mavi gözlü ve sarışın Aryan savaşçı Norris “batıdan intikam alan asyalı” için en doğru isimdi ve mücadelenin büyüklüğüne uygun olarak da herhangi bir Lee filminde ustaya en fazla darbe vuran kişi olmuştur. (Çoğu Lee dövüşü rakibin saldırısı ile başlarve Bruce’un karşı atağıyla biter.)

Dövüşün seyri, güçlerin realitedeki izdüşümlerine denk gelecek şekilde yürür. Önce Norris, Lee’yi hiç umursamadan savunma alır ve açığını yakaladığı anda bu küçük adamı yere yıkar. Yüzünde her daim alaycı bir gülümseme vardır. Bu gülüş aslında Çin merkezli uzakdoğu’ya yüzyıllardır ticaret bahanesiyle gelen beyaz adamın sahtekarlığının ve zalimliğinin sembolüdür. Ama Lee kalkar ve beklenmedik darbeler indirir. Bir süre sonra gülüşün yerini şaşırma ve sonuna doğru çaresizlik almıştır. Milyarlarca Çinli için bu bir zaferdir. Sonunda batı diz çökmüş, Doğunun savaşçısı onu Batı uygarlığının tam ortasında öldürmüştür. Belki de ekonomik olarak giderek kalkınan ve tüm pazarları işgal ederek büyüyen Çin’e ait bir ön kehanettir bu ve doğulunun asıl hırsını gösterir.

Lee kafasındakini perdeye geçirme konusunda çok başarılı olmuş ve bizim gibi seyircilere Sinema tarihinin en iyi mücadelelerinden birini izletmiştir. Alt metinlerinden bihaber olarak izlense dahi müthiş keyifli olan bu savaşı bir de bu gözle izleyin isterseniz…

Yazar hakkında: Murat Tolga Şen

Çocukluğu Samsun'da eniştesinin müdürü olduğu sinemada film izleyerek, film parçalarına oyuncak merceğinde bakarak geçti. 2005 yılının sonunda "Öteki Sinema" yı kurdu. Beyazperde, Cinedergi ve Medyaradar'da yazıyor. Motor, yelken ve fotoğraf tutkunu... Film izlemeyi ve filmler hakkında yazmayı herşeyden daha çok seviyor.

3 Yorumlar

  1. murat bey bir lee hayranı olarak ve filmle ilgili okudğum şimdiye kadar en güzel yazı bu olmalı.Tebrik ederim.Muhteşem.

  2. Seyrettiğim en iyi döğüş sahnesi. Döğüşün hakemi vede hareketlerin belirleyicisi minik yavru kedi ise, Bruce Lee nin hayvanlara olan sevgisinden olsa gerek filmde oynamış sanırım :) Nitekim her filminde bir hayvan rol almıştır.
    8 dakikalık bu muhteşem dövüş gibi Kerim Abdul Cabbar ile yaptığı dövüşte aklımdan çıkmayan efsanevi bir başka dövüş sahnesidir Bruce Lee nin.

  3. Enter the Dragon filmi her zaman Lee’nin zirve filmidir.Türkiyede Ejderin Üç Fedaisi adıyla tüm 70li ve 80li yıllarda gösterilen tek karate filmidir.Bu filmde estetik varsa da yeterli değildir.Norris’i şöhret yapması dışında…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: