Troll 2 (1990)

The Room ve Birdemic’ten sonra geceyarısı gösterimi fenomenine dönüşmüş kült “iyi kötü filmler” serimiz Troll 2 ile sonuçlanıyor. Neyseki Troll 2, The Room ve Birdemic gibi mekanım San Francisco’da geçmiyor, “Koydaki şehir” yerine Utah’ın çölle kaplı kasabalarından birinde çekilmiş.

Öteki Sinema için yazan: Oktay Ege Kozak

1990 yılında vizyona girdiğinden beri Troll 2’nin dünya çapında tonlarca hayranı var ve her geçen yıl popülaritesi büyüyor. Günümüzde bile Amerika başta olmak üzere dünyanın her köşesinde geceyarısı gösterimleri devam ediyor. Her geceyarısı filminde olduğu gibi hayranları en favori karakterleri (Veya konu Troll 2 olunca en favori goblinleri) olarak giyinip beyazperdeye filmin gülünesi repliklerini bağıra çağıra tekrarlayıp rastgele plastik eşyalar fırlatıyor.

Troll 2’den önce ve sonra senaryo yazarı eşi ile toplam 23 film yönetmiş İtalyan korku “auteur”ü Claudio Fragasso’nun imzasını taşıyan Troll 2, ismine rağmen aslında ilk Troll filmi ile uzaktan yakında alakası olmayan bir felaket. Aslına bakarsanız filmdeki şaka dükkanından alınmış maskelerle şuursuzca sağa sola koşan cücelerin canlandırdığı yaratıklar troll bile değil, hikayeye göre vejeteryan goblinler (Evet, doğru okudunuz).

Sinemanın en uyuz veletlerinden biri olan Joshua (Dünyanın en kötü çocuk oyuncusu Michael Stephenson), ölü dedesinin hayaleti tarafından ailesinin Nilbog isimli (Goblin’in tersten yazılmışı, Fragasso gerzek seyirci için uzun uzun açıklıyor sonradan) esrarengiz bir kasabaya taşınmamasını, kasabanın vejeteryan goblinlerle dolu olduğunu uyarır.

Joshua’nın ailesini Nilbog’dan uzak tutmak için (Aralarında akşam yemeğine işemek te olan) türlü çabaları nafile kalır ve birbirinden yeteneksiz oyunculardan oluşan aile Nilbog’a taşınır. Bir süre sonra kurbanlarını önce yeşil bitkilere çevirip sonra yiyen Goblinler, hayatımda gördüğüm en abartılı performansı sergileyen kötü cadı Creedence’ın (Neyseki Troll 2’den sonra başka filme bulaşmamış olan Deborah Reed) liderliğinde Joshua’nın ailesini terörize eder.

The Room ve Birdemic gibi acayiplikler abidesi, gerçek “iyi kötü film”lerin yanında Troll 2 aslında o kadar akılda kalan bir kült film değil. Bir kaç istenmeyerek komik olduğu belli absürd sahnenin yanında direk videoda piyasaya çıkan düşük bütçeli korku filmlerinden çok ta farklı ve özellikli olduğunu düşünmüyorum. Bu tür filmlerin çoğunu izlemedim ama mesela Leprechaun Getto’da gibi bir filmin teknik olarak Troll 2’den daha başarılı olduğunu sanmıyorum.

Fakat yine de Troll 2, iyi tarafını bulması zor, rezil bir film, orası doğru. Hatta ara sıra istenmeden güldürüyor veya kafa karıştırıyor. Joshua, ailenin akşam yemeğine işedikten sonra babasının “Misafirperverliğin üzerine işeyemezsin!” diye bağırması mesela. Veya nereden geldiği bilinmeyen patlamış mısırlı seks sahnesi kült film hayranlarını bayağı tatmin edecektir.

Troll 2’yi daha ilgi çekici yapan bir diğer öğe Joshua’yı canlandıran Michael Stephenson’un yönettiği, 2009 yılında vizyona giren belgesel Best Worst Movie. Joshua’nın babasını canlandıran, gerçek hayatta dişçi olan George Hardy’nin, Troll 2 geceyarısı gösterimleri ve korku filmi fuarlarında yaşadığı sürreal deneyimleri takip eden bu şahane belgesel, ayrıca Troll 2 gibi bir felaketin nasıl olup ta seyirciyle buluştuğunu, filmin yapım aşamasını da derinden inceliyor.

Best Worst Movie’nin en ilgi çekici sahneleri George’un korku fuarlarındaki maceralarında oluşuyor. Ta seksenli yıllarda mesela Elm Sokağında Kabus 5’te yan rol oynamış, sonra da popüler kültürden kaybolmuş türde aktörlerin 2000li yılların sonunda bile halen imzalı resim satıp bir kaç kuruş kazanmak için gittiği bu fuarlarda kült sinemanın daha karanlık ve patetik tarafını görüyoruz. Bu sahnelerde belgeselin süresi boyunca hayranlara durmadan “Misafirperverliğin üzerine işeyemezsin” repliğini heyecanla tekrarlayan George Hardy’nin artık yorulduğunu ve acayip şöhretinden bıktığını görüyoruz.

Diğer yandan başka amaçlarla çekilip bambaşka nedenlerle popüler olan bu tür filmlerin yönetmenlerinin ünleri hakkında neler hissettiğini de yönetmen Fragasso aracılığı ile de görüyoruz. Troll 2’nin halen anlaşılmamış bir şaheser olduğunu savunan Fragasso, bir gösterimde filmle alay eden oyunculara “Köpekler, hainler!” diye bağırıyor. Gösterimden önce sinemaları pas geçip direk videoya çıkan filminin 35 milimetre kopyasını ilk defa gördükten sonra neredeyse gözlerinin yaşarmasına sinemacılar olarak empati duymamak mümkün değil.

Eğer imkanınız olursa Troll 2 ve ardından Best Worst Movie mükemmel bir iki film birden olacaktır, kült sinema 101 dersi misali.

Best Worst Movie Fragman

The Room ve Birdemic Yazıları:

http://www.otekisinema.com/the-room-2003/

http://www.otekisinema.com/birdemic-shock-and-terror-2010/

www.oktayegekozak.wordpress.com

Yazar hakkında: Misafir Koltuğu

Öteki Sinema ekibine henüz katılmamış ya da başka sitelerde yazan dostlarımız her fırsatta harika yazılarla sitemize destek veriyor. Size de okuması ve paylaşması kalıyor...

3 Yorumlar

  1. Hımmm değişik bişiye benziyo film izlemek lazım.

  2. İnceleme için teşekkürler. Filmin Türkçe altyazısını hazırladım ve altyazı sitelerine ekledim. Kimse bu filmden mahrum kalmamalı! :)

  3. Yigilante Kocagöz

    Oh my Goooooooooooood!!!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: