Kozmik Mizah, Anlamsız İzah: Asteroid City (2023) 1 – Asteroid City 2023 2

Kozmik Mizah, Anlamsız İzah: Asteroid City (2023)

Türkiye’yi hayli zamandır kıskacına alan hemen her şeyde bölünme alışkanlığı, elbette Barbie ve Oppenheimer filmlerinde de devam edecekti. Üstelik ateşli savunucular veya tutkuyla karşı çıkanlar, sinefil filan değil ha, derinlik ve katman meselelerine pek gelemeyen genel izleyici, ekseriyetle. Oysa ikisi de gişe filmi, bariz pembe olan ticari iş, diğeri sanat sineması değil yani, aldanmayın, kandırılmayın. Ünlü oyuncularla, yüksek bütçelerle, profesyonel organizasyon ve tanıtımlarla, müşterisini memnun etme gayretinde olan projeler bunlar, büyük anlamlar yüklemeye gerek yok, benden söylemesi.

Öte yandan Christopher Nolan algısı, sizde festival filmi hissi uyandırıyorsa, bilemem. Ancak tipik holigan gibi davranıp, seyretmediği filmler hakkında kendince yargı dağıtanların çokluğu harbiden çile, harbiden ıstırap, üstüne basa basa bunu söylemeli. Ben filmi zaten izlemem deyip, diğerinin izleyicisine mitralyöz gibi aşağılama, hakaret ve küfrü seri şekilde tarayan insanların varlığı ve kanırtma meyilli ısrarları, hayattan soğuma sebebimiz resmen.

Ama bunların bir bölümü gülünçlük denemeleri, nezaketi, mesafe korumayı, insan gibi davranmayı bilmediğimiz için şakalaşıyoruz hunharca diyenler olabilir, olmasın mümkünse. Hah! Unutmadan, Oppenheimer filmine gitmeden, okuma engellisi, yazma heveslisi insanlara, külliyat, neşriyat önerisi getiren bir kısım samimi arkadaşın, özverisine ve dirayetine alkış tutuyorum. Bu saflıkla yaşamak da zor olsa gerek. Hayda. Ben bambaşka bir şey anlatacaktım, konuyu darmadağın ettim bile. Evet, mevzumuz Asteroid City (Asteroit Şehir), tüm efendiliğimle ve saygı çerçevesinde seyretmeye çabaladım filmi, inanın sarmasa da olay örgüsünün, örgü peynirine dönüşmesine rağmen Wes Anderson’un eski filmleri hatırına, offf poff ederek bitirdim.

Kozmik Mizah, Anlamsız İzah: Asteroid City (2023) 4 – Asteroid City 2023 3

Tamam, tiyatro gibi düşünüyorsun sinemayı, tamam, pastel renkler önemli, tamam, ruhsuz karakterleri seviyorsun, tamam, simetri senin olmazsa olmazın, lakin birader sen tırt bir senaryoyla, salt yıldızlar geçidine mi güveniyorsun, baktım olmadı, kesinkes sinematografim kurtaracak beni mi diyorsun acep kendi kendine. Sorması ayıp, içine sinema sevdası düşmüş gençlere seni şuursuzca öven bizlere bunu niye yapıyorsun? Asteroid City filmini as as bayrakları diye gökyüzü mertebesine çeken, mantık ve tutarlılık peşine düşmeyen elbette vardır, zaten bu yüzden zevkler ve renklerin bambaşka olması güzel, yine de enerjisi düşmüş görünen Wes arkadaşı, belki gittiği bu tarifsiz yoldan çevirebiliriz diye, işte umuyor insan, kendince. (Şaka şaka, filmi çok sevdim, sizi deniyordum diyeceğimi düşünen yoktur umarım.)

Barbie ile Oppenheimer geçici çetesini, pür-heves halleri durulur ve kendi aralarındaki çatışmaya kısa bir mola verirlerse şayet, absürt, deneysel, hakkıyla görsel ve haliyle stilize olan biricik kentimiz Asteroid’e katabiliriz, hurra hurra diyerek birlikte takılabiliriz hatta. Derinlikli dramayı burada arama, bizler bu üslubun büyük fanlarıyız, biz bu yola baş koyduk diyen yönetmen odaklı özel izleyiciye lafım yok, çünkü 10 üzerinden 10’luk bir film, bu bir başyapıt, bu klasik, bu kült diyenleri gördüm, tartışacak bir durum yoktu, yav he he deyip geçmedim, sanırım ben kozmik mizahtan pek anlamıyorum dedim, ergen dâhiler, uzaylılar, aile ve aşk arasındaki zorlama kimyayı çözme işini onlara bıraktım.

Bu arada Wes Anderson ve filmlerini gerçekten severim. Dokuz sene önce The Grand Budapest Hotel (Büyük Budapeşte Oteli) hakkında, siyasetle mizahı, absürtle ayrıntıyı harmanlayan ve sıra dışı bir atmosfer yakalamayı başaran Wes Anderson, yine görsel bir güzellik sunuyor seyirciye ve ötesinde bu benim ustalık filmim diyor, demiştim. Hatta 16 sene önce, Anderson’un The Darjeeling Limited (Küs Kardeşler Limited Şirketi) için geliyor gelmekte olan diye söylenmiştim. Bakın, elmalar ile armutları karıştırmayalım, yeri gelmişken Yaman Tilki’yi de hunharca savunurum. Ancakkkkkk. Misal Asteroid City’de sonlara doğru bir sahne var, anlamadığını söyleyen aktöre, “Önemli değil” deniyor, “Sadece hikâyeyi anlatmaya devam et”. Anlamsızlığın farkında olanlar (yönetmen), anlama çabasında olanları (fanatik olmayan Anderson seyircileri), bir parça anlamaya çalışmalı, kanımca.

Zanaatına saygı duyduğun özgün bir rejisörden beklentim de ziyadesiyle büyük, ne edeyim? Tüm ünlü aktör ve aktrisleri gerekirse toplamayıver, bize sihrin görsellik kadar, metinden de geldiğini yine ve yeniden göster. Kalıcı hisler istiyorum bir sinemasever olarak, ertesi gün unutacağım filmleri zaten haddinden fazla izliyorum, lakin o yönetmenlerin hiçbirinin adı Wes Anderson değil!

Öteki Sinema için yazan: Alper Turgut

blank

Yazar hakkında: Misafir Koltuğu

blank
Öteki Sinema ekibine henüz katılmamış ya da başka sitelerde yazan dostlarımız her fırsatta harika yazılarla sitemize destek veriyor. Size de okuması ve paylaşması kalıyor...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir