CGI Hayvanat Bahçesi: Aslan Kral (2019)

1995 yılında gösterilen ve klasik animasyon filmlerinin son başarılı temsilcilerinden biri olan The Lion King’i sinemada heyecanla izleyen çocuklar şimdi 30’lu yaşlardalar. Disney, bir kuşağa daha bu Afrikalı hayvan Hamlet hikayesini izletmeye karar verdi ve ortaya 250 milyon USD bütçeli bir animasyon harikası çıktı. CGI hayvanlar göz kamaştırıyor, bazen bir animasyon değil de NG Wild belgeseli izlediğinizi dahi düşünüyorsunuz!

Peki, bu yeterli mi yoksa yeni Aslan Kral filmi de bir kuşağı sinemaya çekip iyi gişe yapabilecek meziyetlere sahip mi? Orijinal filmi sadece ülkemizde 800 binin üzerinde bilet sattığı düşünülürse, iddianın büyüklüğü anlaşılacaktır. En iyisi, filmi hikaye ve teknik başarım açısından değerlendirip iki uç sonuca ulaşmak…

Yeni Aslan Kral’ımızın hikayesinde giriş-gelişme ve sonuç kısmında değişen bir şey yok. Klasik Hamletvari öyküleme aynen korunmuş. Özeti birkaç cümle ile çıkarılabilecek bir film var karşımızda; hayvanların kralı Mufasa, kardeşi Scar’ın tuzağıyla ölür ve veliahtı Simba sürülür. Bir süre hayta tiplerle takılan Simba döner ve amcasını yenerek krallığın başına geçer. Bitti.

İşte hepsi bu ve bunun farkında olan Disney, ilk filmi 88 dakikada güzelce paketleyip ortaya hoş bir aile animasyonu çıkarmıştı ama bu filmin süresi 30 dakika daha uzun! O sürede olup biten yeni bir şeyler var mı, hayır yok! Yaratıcı ekip bu süreyi adeta yeni arabasına binip mahallede turlayan ergenler gibi hava atarak kullanıyor. Ulaştıkları animasyon kalitesinin havası bu… Açıkça yazıyorum, Steven Spielberg’in Jurassic Park’ı ile başlayan animasyon hayvan filmleri macerasında hiç bu kadar gerçek görünen bir film izlememiştim. Aslanların kaslarındaki seğirmeden, yağmur yağarken yelelerinden süzülen damlalara kadar her şey muhteşem görünüyor. Disney elindeki bu imkanı Youtube videoları ile ünlenen deepfake teknolojisi ile birleştirirse seneye Bruce Lee’nin yeni filmini bile izleriz!

Ama işte hikaye… Anahtar kelime bu! Orijinal filmin senaryosu da orijinal değildi, güçlü bir Hamlet esinlenmesi içeriyordu, daha ona gelene kadar bir sürü film aynı konuyu işledi durdu. O çok sevdiğimiz Star Wars serisinin bile en büyük numarası baba ile amca figürlerinin motivasyonunu değiştirmekti (zavallı Luke Skywalker, tarihin en kafası karışık Hamlet’i) ama geçen 25 yılda da yine aynı öykü şablonunu kullanan o kadar çok film izledik ki, mesela Guy Ritchie’nin 2017’de çekip izlettiği, King Arthur: Legend of the Sword… Hep aynı şey, kral baba, haris amca, tuzak, ölüm, sürgün ve dönüp intikam alarak tacı ele geçirme…

Doğal olarak, Yeniden çevrim Aslan Kral, hikaye tarafında bir geliştirme olmayınca eskisi kadar yeni bir şey olarak algılanmıyor. Aslında eski filmin sadece ev sinemasına çıkan bir devam macerası var, adı The Lion King II: Simba’s Pride ve daha grift bir öykülemeye sahip. Keşke şu 118 dakikalık süreyi iki filmi birleştirerek yeni bir film ortaya çıkarmak için harcasalardı. Üstelik Disney bunu yaptı! 2004 yılında piyasaya sürdükleri The Lion King 1½ ilk iki filmin hikayesini Domuz Pumbaa ve mirket Timon’un perspektifinden aktarıyordu. C3PO ve R2D2’nun gözünden Star Wars izlemek gibi bir şey bu ve bana göre asıl kazılması gereken maden bu idi ama Disney’in de vardır planları, hele de yeni online platformu yayına geçmeye hazırlanırken…

Söylenecek çok fazla şey, yapılacak güçlü bir alt metin okuması yok. Yeni Aslan Kral filmi CGI animasyonunda ulaştığı nokta ile göz kamaştırıyor. Ne ILM ne Weta, The Jungle Book filminin görsel efektlerinden de sorumlu olan MPC (Moving Picture Company), işi bambaşka bir noktaya taşımış! Kendi yaptıkları dahil her şey çizgi film gibi görünüyor ama belki de öyle görünmesi yeğdir bilemiyorum çünkü yeni Aslan Kral’ın kahramanları konuşmasa birer fabl karakteri olduklarını anlayamayacağız! Disney burada risk almış ve bence 45 milyona mal edip neredeyse 1 milyar kazandığı ilk filmin gişesine yaklaşamayacak bile… Jon Favreau da iyice CGI hayvan filmi yönetmeni oldu çıktı! Orman Kitabı’nda doyamamış demek ki CGI aslana, kaplana.

Yazının başında dediğim gibi; Aslan Kral kuşağı büyüdü, evlendi, çocuk sahibi oldu. Onların elinden tutup filme götürecek ve kendi anılarını tazeleyecekler mi, hep birlikte göreceğiz ama bu film, mutlaka sinemada izlenmesi gereken bir deneyim. 4K ev sineması versiyonunu merakla bekliyorum. Belki de bu kadar ince eleyip sık dokumaya gerek yok, tadını çıkarmak gerek. Hakuna Matata! İyi seyirler…

murattolga@gmail.com

Yazar hakkında: Murat Tolga Şen

Yazmaya 2003 yılında DivxTR’de başladı ve halefi olan Divx Planet forumlarında “Raven” takma adıyla devam etti. Divx Planet'te bir forum köşesi olarak başlayan Öteki Sinema'yı, 2005 yılında blog olarak devam ettirdi. 2010 yılının başında Beyazperde.com sitesinin eleştirmen kadrosuna katıldı. Aynı dönemde Yeni Harman ve Fotografya dergileri için sinema makaleleri kaleme aldı, online sinema dergisi Cinedergi için dosyalar hazırladı. 2012’de Medyaradar sitesinin sinema yazarlığı ve TV eleştirmenliği görevini üstlendi. Aynı zamanda lisanslı bir yelken sporcusu olan yazar, bir dönem TYF (Türkiye Yelken Federasyonu) yarış fotoğrafçılığı görevini yaptı. 2014 yılında Sinemerkez Akademi’de eğitmenlik yaptı ve akademinin Kocaeli yapılanmasının direktörlüğünü üstlendi. 2014-2016 yılları arasında Okan Bayülgen’in Dada Dandinista adlı TV programının yazı grubunu yönetti. Okan Bayülgen’in yönettiği Eğlenceli Cinayetler Kumpanyası adlı tiyatro oyununda rol aldı. 2017-2018 arasında Antalya Sinema Derneği’nin danışmanlığını yaptı. OFCS (Online Film Critics Society) topluluğuna üye olan yazar, Öteki Sinema, Beyazperde ve Medyaradar'da yazmaya, Eğlenceli Cinayetler Kumpanyası'nda oynamaya ve davet edildiği okullarda sinema üzerine seminerler vermeye devam ediyor.

Bak bunu da seversin...

Amerikan Rüyasına Muhalif: The Simpsons

“Denemek başarısızlığa atılan ilk adımdır!” The Simpsons, Amerikan rüyasına sonuna kadar muhalif ve bir o kadar da aykırıydı.

2 Yorumlar

  1. Ben filmi 27 temmuz’da Kadiköy Rexx’te seyrettim, belki gereksiz bir yeniden çevrim olabilir ama öyle izlenmeyecek kadar da kötü değil. Orjinal filmde yer almayan 2-3 sahnede eklenmiş; Mesela Nala’nın Simba’yı bulmak için Pride Rock’ı nasıl terkettiği gibi.

    Ayrıca eleştirinizde “Ne Zeta…” demişsiniz, o stüdyonun ismi “Weta” olacaktı.

  2. Catherine Weta Jones :)
    Ben de “izlenmeyecek kadar kötü bir film” demiyorum zaten. Maddi hatayı düzelttiğin için teşekkürler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir