Filmde her şey mevcuttur, fakat hiçbir şey tehlikeli değildir. Evet, Hayır, Belki, tekil bir başarısızlık örneğinden çok, platform çağının romantik komedi anlayışının tipik bir
Go adlı gilmi ile birçok festivalden ödülle dönen yönetmen Isao Yukisado’nun bu filmi sadece Japonya’da 100 milyon doları geçen bir hasılat ve gişe rekoru kırmıştır. Film, lirik anlatımı ve trajik öyküsüyle, Japon gerçekçiliğinin yanında Asya’nın o gerçekçiliğini de gözler önüne seriyor.
2008 Tayland yapımı Chocolate(Fury olarak da biliniyor) farklı bir dövüş sanatları aksiyonu. Prachya Pinkaew‘in yönettiği yapımın farkı ise Yanin “Jeeja” Vismistananda‘nın başrolde otistik bir kızı canlandırması. Filmin konusuna gelirsek Thai ve Japon yakuza çeteleri karşı karşıya gelmiştir. Japon çetenin lideri Masashi Thaylandlı
Soom / Breath: ‘Zaman’ kavramına karşı bir hayli takıntılı yönetmen Kim Ki-duk, yine zaman üzerinden giderek değişik ve ses getiren bir filme imza atmış.
Kirli Harry Callahan, teşkilatın pis işlerini seve seve üstlenmesinden olsa gerek, lakabına uygun bir biçimde kente asayişi getirirken, soğuk ve mesafeli tavırları ve azınlıklara olan agresif yaklaşımıyla bir bütün oluşturuyordu.
Humanoids from the Deep, hiç aksamayan temposu ile eğlence katsayısı yüksek bir film. Filmin seksist söylemi bir kısım izleyeni rahatsız edebilir, ama en nihayetinde bu bir istismar filmi.
Bir araba tekerleği düşünün ki adı “Robert” olsun, sebepsizce canlanarak sahip olduğu telekinetik güç ile önüne gelen canlı cansız her şeyi patlatsın. İşte Rubber!
Gran Torino, Ölüm ile yaşam arasındaki farktan, ırklar ve kimlikler arasındaki çatışmalara, onların getirdiği sınırlara ve dokunulmazlıklara ait çok başarılı bir film...
Altına Hücum, Chaplin ustanın beni bu yapımla hatırlayın dediği 1925 tarihli 95 dakikalık sessiz filmidir. Altına hücum o tarihte çekildiğinde, Little Tramp 10 yıldır sinema tarihinin en ünlü kurgu kahramanıydı ve artık usta işi bir şeyler yapması gerekiyordu. Ve yaptı da!
Aki Kaurismäki için Leningrad Kovboyları hiç kuşkusuz filmografisinde en önemli noktalardan birini işgal etmektedir. Buradaki sinemasal tercihleri, kendisinin sonraki projelerinin de pek çoğuna sinmiştir.
Fantastik sinemanın mihenk taşlarından Maymunlar Cehennemi'nin ön bölümü olan Rise of the Planet of the Apes, uzun süredir izlediğimiz en keyifli filmlerden biri.