Gerek sinema öncesi geçmişi gerekse sinema kariyerindeki tercihler hesaba katıldığında 1970’lerde Amerikan sinemasına damgasını vuran kuşağın belki de en ilginç mensubu Paul Schrader’dır.
1955 yılında daha 14 yaşındayken annesiyle gittiği film setinde yönetmen Muharrem Gürses tarafından keşfedildi, sonra da Faruk Kenç'in yönettiği "Kaybolan Gençlik" filmiyle sinemaya başladı.
Canlı canlı yenmek… İster vahşi bir yamyam tarafından olsun, ister beyni çıkarmak için kararlı adımlarla yaklaşan bir zombi tarafından; Bernd Jürgen Brandes kafasına sahip olmayan herkesin korkacağı bir durum olsa gerek bu!
Korku filmleri içine dahil olan mizah 80’li yıllarda bariz bir şekilde kendini hissettirip, pek çok filmin içinde yer almış olsa da konumuz korku/komediler değil de, korkunun komedilerini yapan komedi takımlarıdır. İşte bu durumda tarih 40’lı yılları gösterir.
Fritz Lang, 1890 yılında Viyana’da dünyaya geldi. Gençlik yıllarında babasının izinden giderek önce mimarlık, ardından da Paris ve Münih’te resim eğitimi aldı.
Bilimkurguya sıradan bir seyircinin gözünden bakarsak bu filmlerin genelde ikiye ayrıldığını görürüz; karanlık bir gelecek tasvirine sahip distopik işler ve düş gücünün bilimkurguya olanak tanıdığı ölçüde yapılan fütüristik güzellemeler...
Marksizm ve Erken Dönem Sinema: Marksist ideoloji Birleşik Devletler film endüstrisi tarafından nefretle karşılanır, ancak bu bakış açısı bazı Amerikan filmlerinde kendini gösterir.
çocuk şarkıcı/oyuncu filmlerinin konuları neredeyse aynıdır. Ölen ya da hapse giren babalar, kardeşlerinin yokluğunda yengesine göz diken amcalar, namus cinayeti işleyip hapse giren kardeşler, kaderin sillesini yeyip, çocuklarına kol kanat geremeden kötü yola düşen anneler, havalı partilerde uyuşturucu ya da kadın tüccarlarının
III. Bölüm MAFYA FİLMLERİ ve YENİ DALGA 90’lı yılları hatırlayın; Hollywood’un pahalı stüdyolarından b-film platolarına kadar tüm dünyada bir “suç filmleri” rüzgarı esmekteydi. Bu, 70’lerde başlayan akımın artçısıydı kimi eleştirmenlere göre. Mafya – devlet ilişkileri, polis ajanları, gizli ajanlar, fahişe görünümlü dedektifler,
Linda Williams korku türünü, pornografi ve melodram ile birlikte üç bedensel janrdan biri olarak tanımlar. Ona göre “perdede görünen kadınlar geleneksel olarak, zevk, korku ve acının vücut bulmuş hali olma işlevini görmüşlerdir” (“Film Bodies: Gender, Genre, Excess”).